Britanya halkı:Britanyalı kardeşlerimize karşı da saygıda kusur etmiş değiliz.우리는 또한 영국의 형제 자매에게도 주의를 환기시키는 데 부족함이 없었다.
Yirmi küsur atı çaldılar.20개 지방 자치체를 관할한다.
"Edis: Kusura bakmasınlar kendime sanatçı diyorum".그리고 자신을 공연인이 아닌 예술가로 여겼다."고 말했다.
Ruhlarındaki kusurları üzerinden onları kontrolü altına almıştır.자신의 눈을 빼앗은 소우지에 대해 앙심을 품고 있다.
"Kusur korkusuyla suç işliyoruz".“나는 죄와 싸우겠다.
Kusurlu olmalarını istedim."'꼭 완결은 내고 싶다'고 밝혔다.
2 Kusurlu bir kompozisyon.2차 감수분열의 오류로 생긴다.
"Bir boğa ile iki kusursuz koç al. Koçu sen kes.“된장과 간장, 두마리 토끼 한번에 잡기”. 《한겨레》.
Ancak sigorta şirketinin sağladığı hizmetlerde meydana gelen kusurlardan acente sorumlu tutulmaz.그러나 금융·보험업자가 행하는 공익신탁의 신탁재산에서 발생하는 수익금액에 대해서는 교육세를 부과하지 않는다.
Versiyon 1.0, ciddi güvenlik kusurlarından dolayı hiçbir zaman piyasaya sürülmemiştir.גרסה 1.0 לא פורסמה מעולם בשל פגמים חמורים.
Pratik olarak kusursuz bir dengeyi sağlamak hemen hemen imkânsızdır.בפועל, זה כמעט בלתי אפשרי לשמור על איזון מושלם.
Kristal yapıları anlamak kristalografik kusurları anlamak için önemli bir önkoşuldur.הבנת מבני הגבישים הוא תנאי הכרחי חשוב להבנת פגמים קריסטלוגרפיים.
İnsanlığında kusur etme.אינך יכול לשנות את הטבע האנושי.
Kütüphane, yapıda bulunan kusurlar sebebiyle Mart 2007'de kapatıldı.הספרייה נסגרה לאחר שנה, בחודש מרץ 2007 בשל ליקויי בנייה חמורים.
"Kusura bakma.עמ' לב.
Kusursuz Seviye Digimon.מציאת מיקום מתאים.
Winnie'nin konuşkanlığının tersine, kılıbık Willie kusurlu sayılabilecek kadar az konuşur.בניגוד חמור לפטפטנות של ויני, וילי הוא לקוני עד שיתוק.
Korolyov öldükten sonra, Mişin Baş Tasarımcısı oldu ve kusurlu N1 roketi programı ortaya çıktı.לאחר מות קורוליוב הוביל מישין את תוכנית N-1 שהתגלתה כלקויה.
Kusurlu olmalarını istedim."אני צריך שזה יהיה מושלם!"
Descartes ve Spinoza’dan ayrı olarak, Leibniz’in kusursuz bir üniversite geçmişi vardır felsefe üzerine.שלא כמו דקארט ושפינוזה, לייבניץ רכש ידע מקיף ויסודי בפילוסופיה באוניברסיטה.
Ek olarak, manuel yaklaşım bazı kesin kusurları ortaya çıkartmada her zaman etkili olmayabilir.בנוסף, הגישה הידנית לא תמיד אפקטיבית במציאת פגמים מסוג מסוים.
Bu sayede kusursuz bir atış yapılmasını sağlar.Там тя бива наградена за отлична стрелба.
Başkanın konuşması kusursuz, çıkarcı, buyurgan bir küstahlıktadır.Речта на президента е изискана, обмислена и несъмнено арогантна.
Test otomasyonu bu tip kusurları bulmada etkili test etme tiplerini mümkün kılar.Автоматизираното тестване дава възможност за ефективното провеждане на такъв тип тестове.
R47: Doğum kusurlarına neden olabilir.R64: Може да причини увреждане на здравето на кърмачета.
Mükemmellik, eksiksiz ve kusursuz olma durumunu ifade eden bir kavramdır.За прекрасно започва да се счита това, което е ясно, разумно и лишено от прекалена сложност.
Wimshurst'un ise bu kusurları yoktur.Този път Миоко няма късмет.
"Böyle kusursuzluk beklemiyorduk".Така опитите ми излязоха несполучливи..."
Ürün kusurları müşteriye kadar ulaşmasına izin verilen hatalardır.При него даден продукт се произвежда чак след поръчка на клиент.
Repertuarını kusursuz çalar.Непрекъснато обогатява репертоара си.
Mükemmellik, eksiksiz ve kusursuz olma durumunu ifade eden bir kavramdır.Slučajnost je apsolutna, savršena, bezrazložnost.
Kusursuz, doğru bir adamdır.Plemenit je i pošten čovjek.
Romanları teknik açıdan kusurludur.Ilustracija sa tehnikama.
Birinin kusuru söylenince üzülürse gıybet olur.Kada vidite nešto usamljeno, postanete tužni.
Karanlığın yılı olan 2029 yılında gezegenin yöneticileri olan akıllı makineler kusursuz bir plan yaparlar.V Roku temnoty, 2029 vymysleli vládcovia planéty Zem jedinečný plán.
Ama kusura bakmazsanız görüntü dışında sanatla pek ilgisi yok.Mimo nazerania nie je priestor celkom ničím.
400 küsur hektar alana yayılmıştır.Rozprestieral sa na ploche dvesto hektárov.
Yazılı çevirmeler yapılabilir, fakat genellikle kusurlu olurlar ve böylece yazım çok değişebilir.Ano, triky môžu byť prekladané, no potom sa môže stať, že dôjde k miernemu nedorozumeniu.
Mükemmellik, eksiksiz ve kusursuz olma durumunu ifade eden bir kavramdır.Bolo povedané, že túžobne odhodlanie je buď dokonalé alebo nedokonalé.
Kütüphane, yapıda bulunan kusurlar sebebiyle Mart 2007'de kapatıldı.Avšak klub bol rozpustený roku 2007, kvôli existenčným problémom.
Kusursuz, doğru bir adamdır.Prý charakter a správný chlap .
Kusurlu olmalarını istedim."My chceme dač dokonalého zaviesť“.
Yani insanlarda bulunan tüm kusurlar onlarda da bulunuyordu.Med vsemi ljudmi je ta usoda doletela tudi tebe.
Kusurlu şiirler, biliyorum.Tai puikūs poetiniai palyginimai.
Tam çevirisi Kusursuz Cinayet anlamındadır.Pagrindinė versija yra užsakomoji žmogžudystė.
20.Bölüm Kusursuz Seviye!20-ojoje nuobodžios lygiosios.
İnsanlığında kusur etme.Nevengia žmogaus artumo.
On-on beş gün içinde donanmayı kusursuz şekilde ortaya çıkartmazsan artık kendin bilirsin.Prireikus per penkias dienas toks laivas įgyja visiškai sukomplektuotą įgulą.
Zırhının kalınlığından ötürü kusurları da bulunuyordu.Per jį išryškėjo artilerijos svarba.
Onun eserlerinde yarattığı dünya yaşadığına göre çok daha kusursuzdu.Dar jam gyvam esant jo kūriniai susilaukė didelės šlovės.
Kusursuz sistem olamamaktadır.Programos nėra protai.
Dört yılda 50 küsur kitap yayınlamıştır.Per 50 metų išleista 46 absolventų laidos.
Versiyon 1.0, ciddi güvenlik kusurlarından dolayı hiçbir zaman piyasaya sürülmemiştir.Versiooni 1.0 ei avalikustatud tõsise programmeerimisvea tõttu.
Ürün kusurları müşteriye kadar ulaşmasına izin verilen hatalardır.Nimelt veast saab defekt, kui toode jõuab kliendini.
Ancak bu eserler tamamen kusursuz değildiler.Sest asjad vähemalt näivad üsna ebatäiuslikud.
Birey, algısal veya tanıma kusurunu kabul ettiği zaman, terapi çeşitlerinden birisi önerilebilir.Kui indiviid mõistab oma taju või äratundmise puudujääke, siis saab soovitada ravi.
O kusursuz biri.Ta on üleni täiuslik.
"Malzeme kusurları".Materjalide kogumik".
1571 yılında Manila Asya bölgesindeki kusursuz üsleri olmuştu.1571 asutasid nad Hispaania Ida-India keskusena Manila.
Ancak sigorta şirketinin sağladığı hizmetlerde meydana gelen kusurlardan acente sorumlu tutulmaz.Alati on ka riske, mida kindlustusseltsid ei kindlusta.