kültür ile cümle
kültür kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Diğer kültürlerde de dahiler inanıyordu.Andere Hochkulturen hätten das auch getan.
Rusya Kültür Bakanlığı.Ministerium für Kultur der russischen Föderation.
Afet İnan ^ "Kültür Bakanlığı".Eglise Saint-Avit (fr) Französisches Kultusministerium.
Özellikle, bölgesel ekonomik ve kültürel gelişmeye önem verilmektedir.Besonderes Augenmerk wird auf die kulturellen und nationalen Unterschiede gelegt.
Kahire Mısır ve çevre ülkelerinin politik, ekonomik ve kültürel merkezi konumundadır.Kairo ist das politische, wirtschaftliche und kulturelle Zentrum Ägyptens und der Arabischen Welt.
Kürkçü, 2002 - 2007 arasında siyaset ve kültür dergisi Siyasi Gazete'yi çıkardı.Zwischen 2002 und 2007 veröffentlichte er das politisch-kulturelle Magazin Siyasi Gazete.
Kültürler kavramı ise, kültürün oluşum yönüne atıfta bulunmaktadır.Das Motto der Stiftung lautet Wir bauen auf Kultur.
Avlanacak balık stoklarının giderek azalması ülkeleri kültür balıkçılığına yönlendirmektedir.Strikte jährliche Fangquoten sollen die Bestände schützen.
Uzun zaman önce kültüre alınmıştır.Längengrad getrennt wurden.
Bağımsız benlik kurgusu bakış açısı, daha çok Amerika ve Batı Avrupa kültürlerini yansıtmaktadır.Nur das letztere Merkmal unterscheidet sie deutlich von nordamerikanischen und westeuropäischen Kulturen.
Bir ara kültür ortaya çıkmıştır.Die Art kommt gelegentlich in Kultur vor.
Bu dil farkı bir kenara koyulursa Kiyovalar ile Kiyova Apaçileri arasından kültürel bir fark bulunmaz.Außer durch die andere Sprache waren die Kiowa-Apachen nicht von den Kiowa zu unterscheiden.
İki ülke yakın tarihi ve kültürel mirası paylaşıyor.Beide Staaten haben sehr viele historische und kulturelle Gemeinsamkeiten.
Geyikli Baba gibi erenler halk kültüründe sıklıkla yer alır.Als Kulturfolger findet man sie sehr häufig in der Umgebung der Menschen.
Kilise restore edilerek 2007 yılından itibaren kültür merkezi ve kütüphane olarak hizmet vermeye başlamıştır.Die Kirche wurde ab 1993 saniert und ist seit 2002 ein Kommunikations- und Kulturzentrum.
2004 yılında Arap Kültür Başkenti ilan edildi.2004 war Sanaa arabische Kulturhauptstadt.
İnka Krallığı'ndan önce, gelişmiş şehir kültürü olan Chimú'nun başkenti Chanchan'dı.Vor dem Inkareich war Chan Chan als Hauptstadt der Chimú eine Großstadt mit entwickelter städtischer Kultur.
Yabancı kültürlerden gelmedir.Leben in fremden Kulturen.
Her yıl düzenli olarak yapılan Kültür Sanat Festivaline şehir dışından binlerce kişi katılmaktadır.Zum chinesischen Neujahrsfest versammeln sich hier regelmäßig viele Tausende.
1994 yılında Lizbon Avrupa Kültür Başkenti oldu.Im Jahr 1994 wurde Lissabon Kulturhauptstadt Europas.
Hürriyet, Kültür.Landschaft, Kultur...
Kültürlerarası çalışmaları, Kuzey Ren Vestfalya Eyalet Yönetimi tarafından desteklenmektedir.Seine interkulturelle Arbeit wird durch die Staatskanzlei des Landes Nordrhein-Westfalen unterstützt.
Spora verdiği önemi kültür ve sanat etkinliklerine de veriyordu.Von seiner Mutter erbte er auch sein Interesse an Sport und sozialer Verantwortung.
Araştırmacıların büyük bir kısmı Andronovo kültürünü bir Hint-Aryan kavimi olarak görmektedirler.Seine Ansichten zur indischen Kultur machen Ramanujan teilweise zu einer umstrittenen Figur.
Ayrıca burada birçok kültürel ve sosyal faaliyetler de yapılmaktadır.Hinzu kommen eine Reihe kultureller Aktivitäten und Veranstaltungen.
Buradaki Kültür Evi'ne de onun ismi verilmiştir.Das Kulturhaus seines Heimatdorfes wurde nach ihm benannt.
Kültür kuramları ile politik durumun bir ilgisi var mı?Inwieweit muss Rücksicht genommen werden auf die kulturbedingten Überzeugungen?
Kreuzberg sakinlerinin çoğunluğu Amerikan ya da Afro-Amerikan kültürü ile Türk kökenlidir.Die Hälfte der Mitglieder des ABGLT-Vorstandes sind afrikanischer oder amerikanisch-indianischer Abstammung.
2013 yılında Marsilya'yla birlikte Avrupa Kültür Başkenti oldu.Die Stadt war gemeinsam mit Marseille Kulturhauptstadt Europas 2013.
Manastır 1990'da Olağanüstü Önemde Bir Kültür Anıtı ilan edildi.Die Festung wurde im Jahre 1948 zu einem Kulturdenkmal von besonderer Wichtigkeit erklärt.
Artık Anadolunun bütününde homojen bir kültürden söz etmek söz konusu değildir.Man kann heute gar nicht mehr von einer Jugendkultur sprechen.
2001 yılından beri ilçe merkezinde Leblebi ve Kültür Festivali yapılmaktadır.Seit 2003 existiert mit dem Salzhof ein eigenes Kultur- und Veranstaltungszentrum.
İlçe halkının eğitim ve kültür düzeyi yüksektir.Politische Bildung und Kultur sind Schwerpunkte.
Höyükte 7 bin yıllık bir kültür süresinden söz edilmektedir.7000 Jahre geprägte Kulturlandschaft.
Yemek kültürü de değişmiştir.Auch der Geschmack änderte sich.
Kültürleşme sürecinde yaşanan değişimler grup düzeyinde ve bireysel düzeyde olabilmektedir.Interkulturalität kann sowohl auf individueller als auch auf organisationaler Ebene stattfinden.
Yönetimi, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından açıldığından bu yana yürütülmektedir.Es wird seitdem vom Tourismus- und Kultusministerium geleitet.
Film, Azerbaycan Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın siparişiyle çekilmiştir.Es ist heute eine Konzerthalle des aserbaidschanischen Ministeriums für Kultur und Tourismus.
Stavanger, Liverpool'la beraber 2008 Avrupa Kültür Başkenti'dirStavanger wurde im Jahr 2008 gemeinsam mit Liverpool der Titel Kulturhauptstadt Europas verliehen.
Parti örgütü Kültür Devrimi sırasında tamamen dağıtılmıştı.Die juristische Ausbildung war während der Kulturrevolution komplett eingestellt.
Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Eurimages'in katkılarıyla gerçekleştirilmiştir.Es wird vom israelischen Kultur- und Tourismusministeriums und der Stadt Eilat unterstützt.
Pek çok kültürde doğum günü kutlamalarına rastlanır.Wie wird Weihnachten in anderen Kulturen gefeiert?
Onun zamanından beri millî kültür simgesi olarak anılmaktadır.Er ist seit der Jungsteinzeit als Kulturbegleiter nachgewiesen.
Kıyı ve iç bölgeler arasında kültürel farklılıklar da vardı.Es gab sicherlich kulturelle Unterschiede zwischen den Darug des Westens und an der Küste.
İsrail kültürü ayrıca diasporadaki Yahudi tarihini de yansıtır.Äußerst wichtig ist ihr auch die Erinnerung an die jüdische Geschichte der Stadt.
Kendisi "otuz yıldan beri...en etkili olan Birleşik Devletler'deki tek kültür antropoloğu" olarak görülür.Er war „jahrzehntelang … der einzige Kunstträger von nationaler Bedeutung“.
Günümüzde (2012) saray, “kültür evi” olarak kullanımdadır.Noch heute (Stand 2014) wird der Turm als Wohngebäude genutzt.
Halkın kültür seviyesi ve ekonomik durum çok düşüktür.Das sozioökonomische Niveau der Bevölkerung ist gering.
Kisaengler, Joseon Hanedanı'nın geleneksel kültüründe önemli bir rol oynamıştır.In der sehr kleinen Berliner Wohnung hatte sie die herkömmliche Frauenrolle zu erfüllen.
Kültürlü bir ailede büyüdü, Divan kültürüyle yetişti.Er wuchs in einem kulturbegeisterten Elternhaus auf.
Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı bu projenin yürütülmesine izin vermedi.Das türkische Kultusministerium erteilte dafür aber keine Genehmigung.
Kültür ve Turizm Bakanlığınca müze kapsamında olup ziyaretçilere açıktır.Turm und Museum stehen für Besichtigungen offen.
Bu kavram günümüzde görsel kültür olarak da kullanılmaktadır.Dieses so geschaffene Ambiente nutzt man nun auch bei kulturellen Veranstaltungen.
İran'ın ise Zagreb'te büyüklçiliği ve kültür merkezi bulunmaktadır.Das kulturelle und politische Zentrum verlagerte sich nach Zagreb.
1946'da, Sovyetler Birliği'nin Kültür bakanlığına Josef Stalin tarafından getirildi.1946 wurde es auf Anordnung Josef Stalins durch das Bildungsministerium der UdSSR ersetzt.
Fransız kültürü ve diline büyük ilgi duyuyordu.Frankreichs Kultur und Sprache.
1987 yılında, Kırım Tatarları Kültür ve Yardımlaşma Derneği genel başkanlığı görevine geldi.1987 wurde er zum Bischofsvikar für Mission und Entwicklungshilfe ernannt.
Radikal. s. Kültür.Geschichte u. Kultur.
Goethe-Enstitüsü, Almanya'nın dünya çapında etkinlik gösteren kültür enstitüsüdür.Das Goethe-Institut e. V. ist das weltweit tätige Kulturinstitut der Bundesrepublik Deutschland.
Kültürünü aynı şekliyle muhafaza etmektedir.Sie haben am auffälligsten ihre Kultur bewahrt.