kötüye ile cümle
kötüye kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Kötüye, ‹‹Suçsuzsun›› diyen yargıcı Halklar lanetler, uluslar kınar.Aquele que disser ao ímpio: Justo és; os povos o amaldiçoarão, as nações o detestarão;
Kötüye, ‹‹Suçsuzsun›› diyen yargıcı Halklar lanetler, uluslar kınar.Celui qui dit au méchant: Tu es juste! Les peuples le maudissent, les nations le maudissent.
Kötüye, ‹‹Suçsuzsun›› diyen yargıcı Halklar lanetler, uluslar kınar.Den som sier til den skyldige: Du er uskyldig, ham vil folkeslagene forbanne, ham vil folkene ønske ondt over;
Kötüye, ‹‹Suçsuzsun›› diyen yargıcı Halklar lanetler, uluslar kınar.Jika orang bersalah dinyatakannya tidak bersalah, maka hakim itu akan dikutuk dan diumpat oleh semua orang
Kötüye, ‹‹Suçsuzsun›› diyen yargıcı Halklar lanetler, uluslar kınar.Joka sanoo syylliselle: "Sinä olet syytön", sitä kansat kiroavat, kansakunnat sadattelevat.
Kötüye, ‹‹Suçsuzsun›› diyen yargıcı Halklar lanetler, uluslar kınar.Kdor pravi krivičniku: Pravičen si, klela ga bodo ljudstva, mrzeli narodi;
Kötüye, ‹‹Suçsuzsun›› diyen yargıcı Halklar lanetler, uluslar kınar.Kẻ nào nói với kẻ ác rằng : Ngươi là công_bình , Sẽ bị dân_tộc rủa_sả , và các nước lấy_làm gớm_ghiếc mình ;
Kötüye, ‹‹Suçsuzsun›› diyen yargıcı Halklar lanetler, uluslar kınar.Kẻ nào nói với kẻ ác rằng: Ngươi là công bình, Sẽ bị dân tộc rủa sả, và các nước lấy làm gớm ghiếc mình;
Kötüye, ‹‹Suçsuzsun›› diyen yargıcı Halklar lanetler, uluslar kınar.무릇 악인더러 옳다 하는 자는 백성에게 저주를 받을 것이요 국민에게 미움을 받으려니와
Kötüye, ‹‹Suçsuzsun›› diyen yargıcı Halklar lanetler, uluslar kınar.Kto hovorí bezbožnému: Si spravedlivý, toho budú preklínať ľudia, zúrivo sa budú na neho hnevať národy.
Kötüye, ‹‹Suçsuzsun›› diyen yargıcı Halklar lanetler, uluslar kınar.Mod den, som kender en skyldig fri, er Folkeslags Banden, Folkefærds Vrede;
Kötüye, ‹‹Suçsuzsun›› diyen yargıcı Halklar lanetler, uluslar kınar.Pe cine zice celui rău: ,,Tu eşti bun!`` îl blastămă popoarele, şi -l urăsc neamurile.
Kötüye, ‹‹Suçsuzsun›› diyen yargıcı Halklar lanetler, uluslar kınar.Se uno dice all'empio: «Tu sei innocente», i popoli lo malediranno, le genti lo esecreranno
Kötüye, ‹‹Suçsuzsun›› diyen yargıcı Halklar lanetler, uluslar kınar.Tego, który mówi niepobożnemu; Jesteś sprawiedliwy, będą ludzie przeklinać, a narody się nim brzydzić będą.
Kötüye, ‹‹Suçsuzsun›› diyen yargıcı Halklar lanetler, uluslar kınar.Toho, kdož říká bezbožnému: Spravedlivý jsi, klnouti budou lidé, a v ošklivost jej vezmou národové.
Kötüye, ‹‹Suçsuzsun›› diyen yargıcı Halklar lanetler, uluslar kınar.Wer zum Gottlosen spricht: "Du bist fromm", dem fluchen die Leute, und das Volk haßt ihn.
Kötüye, ‹‹Suçsuzsun›› diyen yargıcı Halklar lanetler, uluslar kınar.Τον λεγοντα προς τον ασεβη, Εισαι δικαιος, τουτον οι λαοι θελουσι καταρασθη και τα εθνη θελουσι βδελυττεσθαι
Kötüye, ‹‹Suçsuzsun›› diyen yargıcı Halklar lanetler, uluslar kınar.Който казва на нечестивия: Праведен си, Него народи ще кълнат, него племена ще мразят;
Kötüye, ‹‹Suçsuzsun›› diyen yargıcı Halklar lanetler, uluslar kınar.Кто говорит виновному: „ты прав", того будут проклинать народы, того будут ненавидеть племена;
Kötüye, ‹‹Suçsuzsun›› diyen yargıcı Halklar lanetler, uluslar kınar.אמר לרשע צדיק אתה יקבהו עמים יזעמוהו לאמים׃
Kötüye, ‹‹Suçsuzsun›› diyen yargıcı Halklar lanetler, uluslar kınar.من يقول للشرير انت صدّيق تسبّه العامة. تلعنه الشعوب.
Kötüye, ‹‹Suçsuzsun›› diyen yargıcı Halklar lanetler, uluslar kınar.對 惡 人 說 、 你 是 義 人 的 、 這 人 萬 民 必 咒 詛 、 列 邦 必 憎 惡
Kötüye, ‹‹Suçsuzsun›› diyen yargıcı Halklar lanetler, uluslar kınar.對惡 人說 、 你 是 義人 的 、 這人 萬民必 咒詛 、 列邦 必 憎惡
Kuraklığın kötüye gitmesiyle beslenme tarzlarını değiştirmek zorunda kaldılar.A seca continuou a piorar e eles foram forçados a uma nova dieta. Carne.
Kuraklığın kötüye gitmesiyle beslenme tarzlarını değiştirmek zorunda kaldılar.De droogte bleef erger worden, en ze werden in een nieuw dieet gedwongen.
Kuraklığın kötüye gitmesiyle beslenme tarzlarını değiştirmek zorunda kaldılar.Die Dürre nahm weiter zu und sie wurden zu einer neuen Kost gezwungen:
Kuraklığın kötüye gitmesiyle beslenme tarzlarını değiştirmek zorunda kaldılar. Et.La sequia siguió para empeorar, y se vieron forzados a adoptar otra dieta.
Kuraklığın kötüye gitmesiyle beslenme tarzlarını değiştirmek zorunda kaldılar. Et.הבצורת החמירה והם נאלצו להתפשר על מזון חלופי, בשר.
Kuraklığın kötüye gitmesiyle beslenme tarzlarını değiştirmek zorunda kaldılar. Et.肉である。[ 250万年前 ]
Kuraklığın kötüye gitmesiyle beslenme tarzlarını değiştirmek zorunda kaldılar.Kekeringan terus bertambah buruk, dan mereka terpaksa untuk memakan menu baru. Daging.
Kuraklığın kötüye gitmesiyle beslenme tarzlarını değiştirmek zorunda kaldılar.La sécheresse continua à empirer, et ils furent forcés à suivre un nouveau régime alimentaire.
Kuraklığın kötüye gitmesiyle beslenme tarzlarını değiştirmek zorunda kaldılar.La siccità ha continuato a peggiorare, e sono stati costretti in una nuova dieta.
Kuraklığın kötüye gitmesiyle beslenme tarzlarını değiştirmek zorunda kaldılar.Seceta s-a înrăutațit, forțându-i să treacă la un alt tip de hrană: Carnea.
Kuraklığın kötüye gitmesiyle beslenme tarzlarını değiştirmek zorunda kaldılar.Sucho bylo čím dál větší a byli nuceni začít novou dietu.
Kuraklığın kötüye gitmesiyle beslenme tarzlarını değiştirmek zorunda kaldılar.Susza nadal pogarszała się, i zostały one zmuszone do nowej diety.
Kuraklığın kötüye gitmesiyle beslenme tarzlarını değiştirmek zorunda kaldılar.Η ξηρασία συνέχισε να επιδεινώνεται, και αναγκάστηκαν να ακολουθήσουν μια νέα διατροφή... Κρέας.
Kuraklığın kötüye gitmesiyle beslenme tarzlarını değiştirmek zorunda kaldılar.Засуха продолжала усиливатся, и они были вынуждены питаться иначе.
Kuraklığın kötüye gitmesiyle beslenme tarzlarını değiştirmek zorunda kaldılar.Сушата продължавала да се увеличава и те били принудени да преминат на друга храна. Месо.
Madde 7Yetkinin kötüye kullanılmamasıArtigo 7o Ausência de abuso de poder
Madde 7Yetkinin kötüye kullanılmamasıArtikel 7Maktmissbruk
Madde 7Yetkinin kötüye kullanılmamasıČlen 7Zloraba položaja
Olaylar her zaman korkunç bir şekilde kötüye gider.As coisas dão sempre terrificamente errado.
Olaylar her zaman korkunç bir şekilde kötüye gider.Das geht meist schief.
Olaylar her zaman korkunç bir şekilde kötüye gider.Det går altid grueligt galt.
Olaylar her zaman korkunç bir şekilde kötüye gider.Dingen lopen altijd vreselijk mis.
Olaylar her zaman korkunç bir şekilde kötüye gider.항상 끔찍하게 잘못되고 말지요.
Olaylar her zaman korkunç bir şekilde kötüye gider.Las cosas siempre salen terriblemente mal.
Olaylar her zaman korkunç bir şekilde kötüye gider.Le cose finiscono sempre malissimo.
Olaylar her zaman korkunç bir şekilde kötüye gider.Les choses tournent toujours mal.
Olaylar her zaman korkunç bir şekilde kötüye gider.Lucrurile o iau mereu razna.
Olaylar her zaman korkunç bir şekilde kötüye gider.Mọi thứ luôn đi đến tồi tệ.
Olaylar her zaman korkunç bir şekilde kötüye gider.Vždycky to dopadne katastrofálně.
Olaylar her zaman korkunç bir şekilde kötüye gider.Wszystko zawsze źle się kończy.
Olaylar her zaman korkunç bir şekilde kötüye gider.Τα πράγματα πάντα καταλήγουν καταστροφικά.
Olaylar her zaman korkunç bir şekilde kötüye gider.Вечно всё идёт крайне плохо.
Olaylar her zaman korkunç bir şekilde kötüye gider.Нещата отиват в погрешен път.
Olaylar her zaman korkunç bir şekilde kötüye gider.דברים תמיד משתבשים להחריד.
Olaylar her zaman korkunç bir şekilde kötüye gider.دائماً تسير الأمور بشكل خاطئ فظيع.
Olaylar her zaman korkunç bir şekilde kötüye gider.どんな未来に住みたいか という選択に迫られていると感じます
Peki, işler ne kadar kötüye gidebilir?A quel point les dégâts peuvent-ils être graves?