O şeker hastasıdır ve körlükten muzdariptir.He is diabetic and suffers from blindness.
Böylece insanlar cassava yiyebilirler ve bu onları körlükten koruyabilir.And then people would be able to eat it and they'd be able to not go blind.
Şimdi, bu çocuğun gözlerine zoom yaptığımda körlük nedenini görebilirsiniz.So, as I zoom in to the eyes of this child, you will see the cause of his blindness.
Kendimize sorabiliriz, adalet nedir, ve adalet kör müdür, ya da körlük adalet mi?We can ask ourselves, what is justice, and is justice blind, or is justice blindness?
Körlük, aynı şey.Blindness, the same thing.
Bu istemli körlüktü.It was willful blindness.
Şu günlerde bir çok istemli körlük var.There's a lot of willful blindness around these days.
İstemli körlükle ilgili çalışılan şirketlerde şuna benzer sorular sorulabilir,Companies that have been studied for willful blindness can be asked questions like,
Çok fazla körlük.It's a lot of blindness.
RAB sizi delilikle, körlükle, şaşkınlıkla cezalandıracak.Yahweh will strike you with madness, and with blindness, and with astonishment of heart;
Kur'ân onlara göre bir körlüktür. Sanki onlar uzak bir yerden çağrılıyorlar (da duymuyorlar).They are those one calls to from far away.
Gerçek körlük, gözlerin körlüğü değil; göğüslerdeki gönüllerin körlüğüdür.It is not the eyes alone that do not see, oblivious are the hearts within their breasts.
İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır ve o, onlara bir körlüktür.But as for those who do not believe: there is heaviness in their ears, and it is blindness for them.
İman etmeyenlerin ise kulaklarında bir ağırlık vardır ve o (Kur'an), onlara karşı bir körlüktür.But as for those who do not believe: there is heaviness in their ears, and it is blindness for them.
Kim görürse kendisi yararına, kim körlük ederse kendisi zararına...Whoever sees, it is to the benefit of his soul; and whoever remains blind, it is to its detriment.
İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır. Ve Kur'an, onlar için bir körlüktür.But as for those who do not believe: there is heaviness in their ears, and it is blindness for them.
Artık kim hakkı görürse faydası kendisine, kim de körlük ederse zararı kendisinedir.Whoever sees, it is to the benefit of his soul; and whoever remains blind, it is to its detriment.
İman etmeyenlerin kulaklarında ise bir ağırlık vardır. Kur'ân onlara göre bir körlüktür.But as for those who do not believe: there is heaviness in their ears, and it is blindness for them.
Kim görürse kendi yararına, kim körlük ederse kendi zararınadır.Whoever sees, it is to the benefit of his soul; and whoever remains blind, it is to its detriment.
Ve Kur'an, onlar için bir körlüktür. Böylelerine, çok uzak bir mekândan seslenilmektedir."Such are called to from afar.
Ve Kur'an, onlar için bir körlüktür.As for those who do not believe, they are deaf and blind.
Skolyoz, körlük ve araknodaktili SendromuMultiple Congenital Abnormalities and Mental Retardation Syndrome
İstem Dışı Körlük TeorileriTheories of inattentional blindness
İstem Dışı Körlük Kavramını Ortaya Çıkaran DeneylerExperiments demonstrating inattentional blindness
Algı ve İstem Dışı Körlük: Gündelik hayattan bir deneyimPerception and inattentional blindness: a real-world experiment
Sabitlenmeye rağmen körlükBlindness despite fixation
İstem dışı (dikkatsiz) körlükInattentional blindness
Dikkat Dikkat kontrolü istem dışı körlük farkındalık Ön özenli işlemeAttention Attentional control Inattentional blindness Mindfulness Pre-attentive processing
Hastalık binlerce kişiyi öldürmese de körlük ve şekil bozuklukları gibi çeşitli sekeller bıraktı.There were thousands who survived but were disfigured or blinded.
IMDb'de Blindness filmogren - Körlük FilmiIMDb Filmdatabas Bioprogrammet.nu
Körlük bilgeliği simgeler.Sosiaalinen älykkyys Tunneäly.
Körlük bilgeliği simgeler.Vidya adalah pengetahuan.
Ama daha sonra Roku geçici körlük yaşadı ve Sozin onu ölüme terk ederek oradan uzaklaştı.Akhirnya, saat Roku sekarat dan meminta bantuan Sozin, Sozin malah meninggalkannya dan membiarkannya mati.
Böylece insanlar cassava yiyebilirler ve bu onları körlükten koruyabilir.A ľudia by to potom mohli jesť a nemuseli by oslepnúť.
Böylece insanlar cassava yiyebilirler ve bu onları körlükten koruyabilir.Così molte persone potrebbero mangiare e correre meno il rischio di diventare cieche.
Böylece insanlar cassava yiyebilirler ve bu onları körlükten koruyabilir.Depois, as pessoas vão poder comê-la e deixam de cegar.
Böylece insanlar cassava yiyebilirler ve bu onları körlükten koruyabilir.És akkor az emberek megehetik, és képesek lesznek nem megvakulni.
Böylece insanlar cassava yiyebilirler ve bu onları körlükten koruyabilir.Iar apoi oamenii îl vor putea mânca fără să orbească.
Böylece insanlar cassava yiyebilirler ve bu onları körlükten koruyabilir.I wtedy ludzie będą mogli go jeść i nie będą ślepnąć.
Böylece insanlar cassava yiyebilirler ve bu onları körlükten koruyabilir.그러면, 사람은 카사바를 먹을 수 있게 되고, 눈이 멀지 않게 될 겁니다. [카사바를 주식으로 먹고 시력을 잃은 사건이 있었음]
Böylece insanlar cassava yiyebilirler ve bu onları körlükten koruyabilir.Les gens pourraient en manger et ainsi ne plus devenir aveugles.
Böylece insanlar cassava yiyebilirler ve bu onları körlükten koruyabilir.Pak to lidé budou moct jíst, aniž by oslepli.
Böylece insanlar cassava yiyebilirler ve bu onları körlükten koruyabilir.Und dann könnten die Leute das essen und würden nicht blind werden.
Böylece insanlar cassava yiyebilirler ve bu onları körlükten koruyabilir.Y entonces la gente podría comerla y podrían evitar quedar ciegos.
Böylece insanlar cassava yiyebilirler ve bu onları körlükten koruyabilir.Zodat mensen ervan kunnen eten zonder blind te worden.
Böylece insanlar cassava yiyebilirler ve bu onları körlükten koruyabilir.Και τότε οι άνθρωποι θα μπορούν να την τρώνε και δε θα τυφλώνονται.
Böylece insanlar cassava yiyebilirler ve bu onları körlükten koruyabilir.И после хората ще могат да го ядат и да не ослепяват.
Böylece insanlar cassava yiyebilirler ve bu onları körlükten koruyabilir.И тогда люди смогут его есть, но не будут слепнуть.
Böylece insanlar cassava yiyebilirler ve bu onları körlükten koruyabilir.ואז אנשים יוכלו לאכול אותו ולא להתעוור.
Böylece insanlar cassava yiyebilirler ve bu onları körlükten koruyabilir.وعندها سيكون بامكان الناس أكلها دون أن يصابوا بالعمى .
Böylece insanlar cassava yiyebilirler ve bu onları körlükten koruyabilir.飢えなくなります
Bu cehalet değildi. Bu istemli körlüktü.Ez nem tudatlanság volt, hanem szándékos vakság.
Bu farklı fareler insanları etkileyen farklı türdeki körlükleri tanımlayan çeşitli mutasyonlar.Con chuột này có sự biến đổi khác mà biểu thị cho các loại mù lòa ở con người.
Bu farklı fareler insanları etkileyen farklı türdeki körlükleri tanımlayan çeşitli mutasyonlar.Estos ratones son mutaciones diferentes que semejan distintos tipos de ceguera que afectan a los humanos.
Bu farklı fareler insanları etkileyen farklı türdeki körlükleri tanımlayan çeşitli mutasyonlar.이 다른 쥐는 돌연변이인데, 사람에게 영향을 미치는 맹목과는 다른 종류를 나타냅니다.
Bu farklı fareler insanları etkileyen farklı türdeki körlükleri tanımlayan çeşitli mutasyonlar.Naše myši měly mutace odpovídající různorodým formám lidské slepoty.
Bu farklı fareler insanları etkileyen farklı türdeki körlükleri tanımlayan çeşitli mutasyonlar.Questi topi sono il risultato di differenti mutazioni che replicano diversi tipi di cecità umana.
Bu farklı fareler insanları etkileyen farklı türdeki körlükleri tanımlayan çeşitli mutasyonlar.Te myszy należą do różnych mutacji, odpowiadających rodzajom ślepoty dotykającej ludzi.
Bu farklı fareler insanları etkileyen farklı türdeki körlükleri tanımlayan çeşitli mutasyonlar.Тези различни мишки са различни мутации, които илюстрират различни видове слепота, които засягат хората.
Bu farklı fareler insanları etkileyen farklı türdeki körlükleri tanımlayan çeşitli mutasyonlar.Эти мыши представляют разные мутации, которые отображают разные виды человеческой слепоты.