körkuyu ile cümle
körkuyu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Şu anda muhtemelen çevresindekiler içindeki korkuyu seziyorlar.Bây giờ những người đó có lẽ đang nhìn thấy mặt xấu của Seung Jo.
Şu anda muhtemelen çevresindekiler içindeki korkuyu seziyorlar.Ces gens ne doivent certainement voir que sa peur pour l'instant.
Şu anda muhtemelen çevresindekiler içindeki korkuyu seziyorlar.Die mensen zien nu waarschijnlijk gewoon zijn angst.
Şu anda muhtemelen çevresindekiler içindeki korkuyu seziyorlar.Im Moment werden diese Leute wahrscheinlich einfach sein Entsetzen sehen.
Şu anda muhtemelen çevresindekiler içindeki korkuyu seziyorlar.Just nu dom där personerna testar honom.
Şu anda muhtemelen çevresindekiler içindeki korkuyu seziyorlar.Proprio ora queste persone staranno vedendo il suo aspetto esteriore.
Şu anda muhtemelen çevresindekiler içindeki korkuyu seziyorlar.Sekarang orang-orang mungkin hanya melihat ketakutannya.
Şu anda muhtemelen çevresindekiler içindeki korkuyu seziyorlar.Ti ljudje so verjetno prav zdaj priča njegovemu strahu.
Şu anda muhtemelen çevresindekiler içindeki korkuyu seziyorlar.Właśnie teraz ci ludzie widzą jego strach.
Şu anda muhtemelen çevresindekiler içindeki korkuyu seziyorlar.Αυτή τη στιγμή αυτοί οι άνθρωποι μάλλον τον βλέπουν φοβισμένο.
Şu anda muhtemelen çevresindekiler içindeki korkuyu seziyorlar.Сейчас эти люди видят, наверно, в нем только страх.
Tecavüz, korkuyu aşılayan ve tüm bölgelerdeki nüfusu azaltan bir çeşit savaş silahı olarak kullanılıyor.A nemi erőszak fegyverként lett használva, félelmet generálva, nagy területeket elnéptelenítve.
Tecavüz, korkuyu aşılayan ve tüm bölgelerdeki nüfusu azaltan bir çeşit savaş silahı olarak kullanılıyor.Cưỡng bức được dùng như 1 thứ vũ khí chiến tranh, gieo rắc sợ hãi và chết chóc toàn bộ vùng đất.
Tecavüz, korkuyu aşılayan ve tüm bölgelerdeki nüfusu azaltan bir çeşit savaş silahı olarak kullanılıyor.Gwałtu służy jako broń, wywołuje strach i wyludnia całe okolice.
Tecavüz, korkuyu aşılayan ve tüm bölgelerdeki nüfusu azaltan bir çeşit savaş silahı olarak kullanılıyor.강간은 전쟁에서 무기의 하나로 사용되었지요. 공포감을 조성하고 전 지역에서 사람들이 도망나가도록 합니다.
Tecavüz, korkuyu aşılayan ve tüm bölgelerdeki nüfusu azaltan bir çeşit savaş silahı olarak kullanılıyor.La violación se usa como arma de guerra para infundir miedo y despoblar áreas enteras.
Tecavüz, korkuyu aşılayan ve tüm bölgelerdeki nüfusu azaltan bir çeşit savaş silahı olarak kullanılıyor.Lo stupro è usato come arma di guerra, che infonde terrore e spopola intere aree.
Tecavüz, korkuyu aşılayan ve tüm bölgelerdeki nüfusu azaltan bir çeşit savaş silahı olarak kullanılıyor.Vergewaltigung wird als Kriegswaffe eingesetzt, um Furcht einzuflößen und ganze Landstriche zu entvölkern.
Tecavüz, korkuyu aşılayan ve tüm bölgelerdeki nüfusu azaltan bir çeşit savaş silahı olarak kullanılıyor.Verkrachting wordt gebruikt als wapen in de oorlog, brengt angst en ontvolkt hele gebieden.
Tecavüz, korkuyu aşılayan ve tüm bölgelerdeki nüfusu azaltan bir çeşit savaş silahı olarak kullanılıyor.Violul e folosit ca armă de război, insuflând teamă şi depopulând zone întregi.
Tecavüz, korkuyu aşılayan ve tüm bölgelerdeki nüfusu azaltan bir çeşit savaş silahı olarak kullanılıyor.Znásilňovanie je nástrojom vojny, vyvoláva strach a vyľudňuje celé oblasti.
Tecavüz, korkuyu aşılayan ve tüm bölgelerdeki nüfusu azaltan bir çeşit savaş silahı olarak kullanılıyor.Ο βιασμός χρησιμοποιείται ως εργαλείο στον πόλεμο, διαχέοντας τον φόβο και ερημώνοντας ολόκληρες περιοχές.
Tecavüz, korkuyu aşılayan ve tüm bölgelerdeki nüfusu azaltan bir çeşit savaş silahı olarak kullanılıyor.Зґвалтування використовується як зброя, що сіє страх та знелюднює цілі місцевості.
Tecavüz, korkuyu aşılayan ve tüm bölgelerdeki nüfusu azaltan bir çeşit savaş silahı olarak kullanılıyor.Насилването се изпозлва като оръжие, което внушава страх и обезлюдява цели райони.
Tecavüz, korkuyu aşılayan ve tüm bölgelerdeki nüfusu azaltan bir çeşit savaş silahı olarak kullanılıyor.Насилие во время войны используется как оружие, вселяющее страх и вынуждающее людей бежать со своих земель.
Tecavüz, korkuyu aşılayan ve tüm bölgelerdeki nüfusu azaltan bir çeşit savaş silahı olarak kullanılıyor.אונס משמש כנשק במלחמה, מחדיר פחד ומורא וגורם לנטישה של אזורים שלמים.
Tecavüz, korkuyu aşılayan ve tüm bölgelerdeki nüfusu azaltan bir çeşit savaş silahı olarak kullanılıyor.الاغتصاب تم استخدامه كسلاح في الحرب، بغرس الرُعب وتهجير مناطق كاملة.
Tecavüz, korkuyu aşılayan ve tüm bölgelerdeki nüfusu azaltan bir çeşit savaş silahı olarak kullanılıyor.人々を立ち退かせるための手段として レイプが行われています この鉱石を巡る争いは
Ve bu korkuyu tanıdım, "Bu adil mi?" ve "Bir iş bul!" korkusu.A zrazu som spoznala ten strach - "Je to fér?" a "Nájdi si prácu."
Ve bu korkuyu tanıdım, "Bu adil mi?" ve "Bir iş bul!" korkusu.Dan saya mengenali ketakutannya yang mirip "Apakah ini adil?" dan "Cari kerja!"
Ve bu korkuyu tanıdım, "Bu adil mi?" ve "Bir iş bul!" korkusu.E eu reconheci aquele medo do "Isto será justo?" e "Vai mas é trabalhar!"
Ve bu korkuyu tanıdım, "Bu adil mi?" ve "Bir iş bul!" korkusu.E ho riconosciuto la paura di " Tutto questo è giusto?" e "Trovati un lavoro".
Ve bu korkuyu tanıdım, "Bu adil mi?" ve "Bir iş bul!" korkusu.Et j'ai reconnu sa peur de " Est-ce juste ? " et " Trouve-toi un boulot. "
Ve bu korkuyu tanıdım, "Bu adil mi?" ve "Bir iş bul!" korkusu.Felsimertem a félelmét az "Igazságos ez?" és "Szerezz munkát." mondatoktól.
Ve bu korkuyu tanıdım, "Bu adil mi?" ve "Bir iş bul!" korkusu.Ich erkannte diese Angst wieder, die sagt: "Ist das fair?" und "Such dir einen Job."
Ve bu korkuyu tanıdım, "Bu adil mi?" ve "Bir iş bul!" korkusu.Ik herkende die angst van: is dit eerlijk? en: 'Zoek een baan.'
Ve bu korkuyu tanıdım, "Bu adil mi?" ve "Bir iş bul!" korkusu.'이건 공평한 걸까'와 '제대로 된 일자리나 찾아봐'에 대한 두려움은 제게 낯익은 것이었습니다.
Ve bu korkuyu tanıdım, "Bu adil mi?" ve "Bir iş bul!" korkusu.Och jag kände igen hans rädslor "Är detta rättvist?" och "Skaffa jobb."
Ve bu korkuyu tanıdım, "Bu adil mi?" ve "Bir iş bul!" korkusu.Og jeg genkendte hans frygt for "giver det her mening?" og "få dig et arbejde".
Ve bu korkuyu tanıdım, "Bu adil mi?" ve "Bir iş bul!" korkusu.Poznala jsem jeho strach toho, jestli "je to fér?" a "najdi si práci".
Ve bu korkuyu tanıdım, "Bu adil mi?" ve "Bir iş bul!" korkusu.Și am recunoscut teama lui de "e cinstit?" și "la muncă cu tine!"
Ve bu korkuyu tanıdım, "Bu adil mi?" ve "Bir iş bul!" korkusu.Tunnistin hänen pelkonsa, "Onko tämä reilua?" ja "Menisit töihin."
Ve bu korkuyu tanıdım, "Bu adil mi?" ve "Bir iş bul!" korkusu.Và tôi đã nhận ra nỗi sợ của anh ta về "Điều này có công bằng không?" và " Hãy đi kiếm một công việc."
Ve bu korkuyu tanıdım, "Bu adil mi?" ve "Bir iş bul!" korkusu.Y reconocí su temor de "¿Es esto justo?" y "Consigue un trabajo".
Ve bu korkuyu tanıdım, "Bu adil mi?" ve "Bir iş bul!" korkusu.Znałam ten jego strach: 'Czy to uczciwe?', 'Znajdź sobie pracę!'
Ve bu korkuyu tanıdım, "Bu adil mi?" ve "Bir iş bul!" korkusu.Και κατανοώ τον φόβο της μορφής "Είναι δίκαιο;" και "Βρες καμιά δουλειά."
Ve bu korkuyu tanıdım, "Bu adil mi?" ve "Bir iş bul!" korkusu.И разпознах страха му от "Справедливо ли е това?" и "Намери си работа!"
Ve bu korkuyu tanıdım, "Bu adil mi?" ve "Bir iş bul!" korkusu.Мне хорошо знаком этот страх перед "Это справедливо?" и "Найди работу!"
Ve bu korkuyu tanıdım, "Bu adil mi?" ve "Bir iş bul!" korkusu.Я впізнала його відчуття страху, яке промовляло: "Чи справедливо це?" і "Знайди собі роботу".
Ve bu korkuyu tanıdım, "Bu adil mi?" ve "Bir iş bul!" korkusu.ואני זיהיתי את החשש שלו, של "האם זה הוגן?" ו"תמצאי לך עבודה".
Ve bu korkuyu tanıdım, "Bu adil mi?" ve "Bir iş bul!" korkusu.وأنا ميزت خوفه ب "هذا عدل؟" و "احصل على وظيفة".
Ve bu korkuyu tanıdım, "Bu adil mi?" ve "Bir iş bul!" korkusu.そうこうする内に うちのバンドの人気は上がっていき
Ve nefretle dolusunuz, korkuyu hissediyorsunuz.A iba cítite zlosť, cítite strach.
Ve nefretle dolusunuz, korkuyu hissediyorsunuz.Cítili byste hněv a cítili byste strach.
Ve nefretle dolusunuz, korkuyu hissediyorsunuz.Dan Anda hanya merasa marah dan takut.
Ve nefretle dolusunuz, korkuyu hissediyorsunuz.És teli vagy haraggal és félelemmel.
Ve nefretle dolusunuz, korkuyu hissediyorsunuz.Et vous ressentez la colère et vous ressentez la peur.
Ve nefretle dolusunuz, korkuyu hissediyorsunuz.Je voelt gewoon woede en je voelt angst.
Ve nefretle dolusunuz, korkuyu hissediyorsunuz.당연히 분노를 느끼고, 두려움를 느끼게 되겠죠.
Ve nefretle dolusunuz, korkuyu hissediyorsunuz.Och ni känner bara ilskan och ni känner skräcken.