köşesine ile cümle
köşesine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
İkişer tane altın yuva ve halka yaptılar. Göğüslüğün üst iki köşesine birer halka koydular.Cũng làm hai cái móc và hai cái khoanh bằng vàng , để hai khoanh nơi hai góc đầu_bảng đeo ngực ;
İkişer tane altın yuva ve halka yaptılar. Göğüslüğün üst iki köşesine birer halka koydular.Cũng làm hai cái móc và hai cái khoanh bằng vàng, để hai khoanh nơi hai góc đầu bảng đeo ngực;
İkişer tane altın yuva ve halka yaptılar. Göğüslüğün üst iki köşesine birer halka koydular.Derpå lavede de to Guldfletværker og to Guldringe og satte disse to Ringe på Brystskjoldets øverste Hjørner,
İkişer tane altın yuva ve halka yaptılar. Göğüslüğün üst iki köşesine birer halka koydular.Dibuat juga dua gelang emas yang dipasang di kedua ujung atas tutup dada itu
İkişer tane altın yuva ve halka yaptılar. Göğüslüğün üst iki köşesine birer halka koydular.Fecero due castoni d'oro e due anelli d'oro e misero i due anelli alle due estremità del pettorale
İkişer tane altın yuva ve halka yaptılar. Göğüslüğün üst iki köşesine birer halka koydular.또 금테 둘과 금고리 둘을 만들어 그 두 고리를 흉패 두 끝에 달고
İkişer tane altın yuva ve halka yaptılar. Göğüslüğün üst iki köşesine birer halka koydular.On fit deux montures d`or et deux anneaux d`or, et on mit les deux anneaux aux deux extrémités du pectoral.
İkişer tane altın yuva ve halka yaptılar. Göğüslüğün üst iki köşesine birer halka koydular.Sprawili też dwa haczyki złote, i dwa kolce złote, i przyprawili one dwa kolce do obu krajów napierśnika.
İkişer tane altın yuva ve halka yaptılar. Göğüslüğün üst iki köşesine birer halka koydular.Udělali také dva haklíky zlaté, a dva kroužky zlaté, a připjali ty dva kroužky na dvou krajích náprsníku.
İkişer tane altın yuva ve halka yaptılar. Göğüslüğün üst iki köşesine birer halka koydular.und zwei goldene Fassungen und zwei goldene Ringe und hefteten die zwei Ringe auf die zwei Ecken des Schildes.
İkişer tane altın yuva ve halka yaptılar. Göğüslüğün üst iki köşesine birer halka koydular.и сделали два золотых гнезда и два золотых кольца и прикрепили два кольца к двум концам наперсника;
İkişer tane altın yuva ve halka yaptılar. Göğüslüğün üst iki köşesine birer halka koydular.Направиха и две златни гнездица и две златни колелца, и туриха двете колелца на двата края на нагръдника.
İkişer tane altın yuva ve halka yaptılar. Göğüslüğün üst iki köşesine birer halka koydular.ויעשו שתי משבצת זהב ושתי טבעת זהב ויתנו את שתי הטבעת על שני קצות החשן׃
İkişer tane altın yuva ve halka yaptılar. Göğüslüğün üst iki köşesine birer halka koydular.وصنعوا طوقين من ذهب وحلقتين من ذهب وجعلوا الحلقتين على طرفي الصدرة.
İkişer tane altın yuva ve halka yaptılar. Göğüslüğün üst iki köşesine birer halka koydular.又 作 兩 個 金 槽 、 和 兩 個 金 環 、 安 在 胸 牌 的 兩 頭
İkişer tane altın yuva ve halka yaptılar. Göğüslüğün üst iki köşesine birer halka koydular.又 作 兩個 金槽 、 和 兩個 金環 、 安在 胸牌 的 兩頭
İşte, biz dört kişiyiz ve dünyanın dört köşesine dağılmış durumdayız.Deci suntem patru în cele patru colţuri ale lumii.
İşte, biz dört kişiyiz ve dünyanın dört köşesine dağılmış durumdayız.Donc nous sommes toutes les quatre aux quatre coins du monde.
İşte, biz dört kişiyiz ve dünyanın dört köşesine dağılmış durumdayız.Így négyen vagyunk a világ négy sarkában.
İşte, biz dört kişiyiz ve dünyanın dört köşesine dağılmış durumdayız.Inilah kami berempat di empat penjuru dunia.
İşte, biz dört kişiyiz ve dünyanın dört köşesine dağılmış durumdayız.Jest nas cztery w czterech krańcach świata.
İşte, biz dört kişiyiz ve dünyanın dört köşesine dağılmış durumdayız.네 명의 자매들은 각기 세계에 퍼져 있습니다.
İşte, biz dört kişiyiz ve dünyanın dört köşesine dağılmış durumdayız.Las cuatro estamos en cuatro esquinas del planeta.
İşte, biz dört kişiyiz ve dünyanın dört köşesine dağılmış durumdayız.My čtyři jsme ve čtyřech koutech země.
İşte, biz dört kişiyiz ve dünyanın dört köşesine dağılmış durumdayız.My štyri sme v štyroch kútoch zeme.
İşte, biz dört kişiyiz ve dünyanın dört köşesine dağılmış durumdayız.Portanto, somos quatro nos quatro cantos do mundo!
İşte, biz dört kişiyiz ve dünyanın dört köşesine dağılmış durumdayız.Quindi noi quattro siamo ai quattro angoli del mondo.
İşte, biz dört kişiyiz ve dünyanın dört köşesine dağılmış durumdayız.So sind wir vier in vier Ecken der Welt.
İşte, biz dört kişiyiz ve dünyanın dört köşesine dağılmış durumdayız.Vậy là bốn chị em tôi ở bốn phương trời khác nhau.
İşte, biz dört kişiyiz ve dünyanın dört köşesine dağılmış durumdayız.Wij vieren zitten dus in vier hoeken van de wereld.
İşte, biz dört kişiyiz ve dünyanın dört köşesine dağılmış durumdayız.Οπότε είμαστε εμείς οι τέσσερις στα τέσσερα σημεία του ορίζοντα.
İşte, biz dört kişiyiz ve dünyanın dört köşesine dağılmış durumdayız.Відтак ми четверо опинилися в різних куточках світу.
İşte, biz dört kişiyiz ve dünyanın dört köşesine dağılmış durumdayız.Така че ние сме четири сестри в четирите краища на света.
İşte, biz dört kişiyiz ve dünyanın dört köşesine dağılmış durumdayız.Так что мы все действительно в разных уголках мира.
İşte, biz dört kişiyiz ve dünyanın dört köşesine dağılmış durumdayız.וכך התפזרנו בארבע קצוות תבל.
İşte, biz dört kişiyiz ve dünyanın dört köşesine dağılmış durumdayız.لذلك نحن أربعة منا في أربع مناطق مختلفة من العالم.
İşte, biz dört kişiyiz ve dünyanın dört köşesine dağılmış durumdayız.両親は私にとって模範でしたから、
Kafamı yazdıklarımdan kaldırdım, ve odanın boş bir köşesine doğru konuşmaya başladım.Así que levante mi cara del manuscrito y dirigí mis comentarios a una esquina vacía del cuarto.
Kafamı yazdıklarımdan kaldırdım, ve odanın boş bir köşesine doğru konuşmaya başladım.Così alzai la mia faccia in su dal manoscritto e diressi i miei commenti ad un angolo vuoto della stanza.
Kafamı yazdıklarımdan kaldırdım, ve odanın boş bir köşesine doğru konuşmaya başladım.Felemeltem az arcom a kéziratból, egy üres sarokba néztem.
Kafamı yazdıklarımdan kaldırdım, ve odanın boş bir köşesine doğru konuşmaya başladım.Ich hob also meinen Blick vom Manuskript und sprach meinen Kommentar in Richtung einer leeren Ecke des Raums.
Kafamı yazdıklarımdan kaldırdım, ve odanın boş bir köşesine doğru konuşmaya başladım.Ik wendde me af van mijn manuscript en richtte me tot een lege hoek van de kamer.
Kafamı yazdıklarımdan kaldırdım, ve odanın boş bir köşesine doğru konuşmaya başladım.Jadi saya mengangkat wajah dari skrip dan memberikan komentar ke sudut kosong di kamar.
Kafamı yazdıklarımdan kaldırdım, ve odanın boş bir köşesine doğru konuşmaya başladım.Jag tittade upp från manuskriptet- -och riktade mig mot ett tomt hörn.
Kafamı yazdıklarımdan kaldırdım, ve odanın boş bir köşesine doğru konuşmaya başladım.J'ai levé la tête du manuscrit et adressé mes commentaires à un coin vide de la pièce.
Kafamı yazdıklarımdan kaldırdım, ve odanın boş bir köşesine doğru konuşmaya başladım.Ja niin minä nostin katseeni käsikirjoituksesta ja suuntasin kommenttini huoneeni tyhjään nurkkaukseen.
Kafamı yazdıklarımdan kaldırdım, ve odanın boş bir köşesine doğru konuşmaya başladım.그래서 저는 원고지로 부터 제 머리를 들고 제 작업실의 빈 구석을 향해 큰 소리로 외쳤지요.
Kafamı yazdıklarımdan kaldırdım, ve odanın boş bir köşesine doğru konuşmaya başladım.Mi-am ridicat privirea de pe manuscris si mi-am adresat comentariile catre un colt gol al camerei.
Kafamı yazdıklarımdan kaldırdım, ve odanın boş bir köşesine doğru konuşmaya başladım.Odvrátila som tvár od rukopisu, a svoje poznámky som nasmerovala do prázdneho kúta izby.
Kafamı yazdıklarımdan kaldırdım, ve odanın boş bir köşesine doğru konuşmaya başladım.Så jeg løftede mit hoved op fra manuskriptet og sendte mine kommentarer til et tomt hjørne af rummet.
Kafamı yazdıklarımdan kaldırdım, ve odanın boş bir köşesine doğru konuşmaya başladım.Uniosłam twarz znad rękopisu i zwróciłam się do pustego kąta pokoju.
Kafamı yazdıklarımdan kaldırdım, ve odanın boş bir köşesine doğru konuşmaya başladım.Vậy là tôi ngẩng mặt lên khỏi đống bản thảo và tôi chỉ thẳng vào 1 góc trống của căn phòng.
Kafamı yazdıklarımdan kaldırdım, ve odanın boş bir köşesine doğru konuşmaya başladım.Zvedla jsem hlavu od rukopisu a začala mluvit do prázdného rohu pokoje.
Kafamı yazdıklarımdan kaldırdım, ve odanın boş bir köşesine doğru konuşmaya başladım.Σήκωσα το πρόσωπό μου από το χειρόγραφο και απευθύνθηκα σε μια άδεια γωνία του δωματίου.
Kafamı yazdıklarımdan kaldırdım, ve odanın boş bir köşesine doğru konuşmaya başladım.Така че просто повдигнах лицето си от ръкописа и насочих коментарите си към един празен ъгъл в стаята.
Kafamı yazdıklarımdan kaldırdım, ve odanın boş bir köşesine doğru konuşmaya başladım.Я подняла голову от рукописи и адресовала свои комментарии пустому углу комнаты.
Kafamı yazdıklarımdan kaldırdım, ve odanın boş bir köşesine doğru konuşmaya başladım.Я просто відірвалась від своїх записів та звернулась до пустого кута кімнати.
Kafamı yazdıklarımdan kaldırdım, ve odanın boş bir köşesine doğru konuşmaya başladım.אז פשוט הרמתי את הפנים מהטקסט והיפנתי את ההערות שלי לפינה ריקה בחדר.
Kafamı yazdıklarımdan kaldırdım, ve odanın boş bir köşesine doğru konuşmaya başladım.إذاً قمت فقط بلفت رأسي من النص ووجهت تعليقاتي الى ناصية خاوية في الغرفة.
Kafamı yazdıklarımdan kaldırdım, ve odanın boş bir köşesine doğru konuşmaya başladım.部屋の片隅に話しかけたんです "ちょっと" と声に出して