köşesine ile cümle
köşesine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Dünyanın dört bir köşesine nasıl göçtüğümüze dair kabaca bir taslak.Es un simple boceto de cómo migramos alrededor del planeta.
Dünyanın dört bir köşesine nasıl göçtüğümüze dair kabaca bir taslak.È una traccia molto rozza di come siamo migrati nel mondo.
Dünyanın dört bir köşesine nasıl göçtüğümüze dair kabaca bir taslak.Het schetst op een heel ruwe manier hoe we ons verspreid hebben.
Dünyanın dört bir köşesine nasıl göçtüğümüze dair kabaca bir taslak.이것은 우리가 지구에서 어떻게 이주했는지에 대한 매우 조잡한 스케치였습니다.
Dünyanın dört bir köşesine nasıl göçtüğümüze dair kabaca bir taslak.Yang kita punya adalah sketsa kasar tentang bagaimana kita bermigrasi di planet ini.
Dünyanın dört bir köşesine nasıl göçtüğümüze dair kabaca bir taslak.Много груба скица, на това как сме мигрирали из планетата.
Dünyanın dört bir köşesine nasıl göçtüğümüze dair kabaca bir taslak.זה רק שרטוט גס של מסלולי הנדידה,
Dünyanın dört bir köşesine nasıl göçtüğümüze dair kabaca bir taslak.وهو مسودة غير مصقولة لهجراتنا حول العالم،
Dünyanın dört bir köşesine nasıl göçtüğümüze dair kabaca bir taslak.サンプルを採ったのは数千人
Dünyanın o köşesine petrol kaygılarımızla bakmayı bırakalım.안정과 안보의 환상에 대한 관심에 바탕을 두고 세계의 특정 지역을 생각하는 것에서
Dünyanın o köşesine petrol kaygılarımızla bakmayı bırakalım.מהחשיבה על חלק זה של העולם במונחים של אינטרסי נפט,
Dünyanın o köşesine petrol kaygılarımızla bakmayı bırakalım.من التفكير في تلك البقعة من العالم وفقا للمصالح النفطية
Dünyanın o köşesine petrol kaygılarımızla bakmayı bırakalım.産油国であるとか 安定した国家であるという幻想から
Efodun iki köşesine tutturulmuş omuzluklar yaparak birleştirdiler.Csinálának hozzá összekötött vállkötõket: a két végükön kapcsolák össze.
Efodun iki köşesine tutturulmuş omuzluklar yaparak birleştirdiler.De gjorde skulderstykker som blev festet til hverandre; med dem blev den hektet sammen i begge ender.
Efodun iki köşesine tutturulmuş omuzluklar yaparak birleştirdiler.Derpå forsynede de den med Skulderstykker til at hæfte på; den blev hæftet sammen ved begge Hjørner.
Efodun iki köşesine tutturulmuş omuzluklar yaparak birleştirdiler.fizeram-lhe ombreiras que se uniam; assim pelos seus dois cantos superiores foi ele unido.
Efodun iki köşesine tutturulmuş omuzluklar yaparak birleştirdiler.Họ may hai đai vai ê - phót , đâu hai đầu dính lại .
Efodun iki köşesine tutturulmuş omuzluklar yaparak birleştirdiler.Họ may hai đai vai ê-phót, đâu hai đầu dính lại.
Efodun iki köşesine tutturulmuş omuzluklar yaparak birleştirdiler.I-au făcut nişte umărari cari se împreunau cu el, aşa că la cele două capete ale lui, efodul era legat cu ei.
Efodun iki köşesine tutturulmuş omuzluklar yaparak birleştirdiler.에봇을 위하여 견대를 만들어 그 두 끝에 달아 서로 연하게 하고
Efodun iki köşesine tutturulmuş omuzluklar yaparak birleştirdiler.Le hicieron hombreras que se juntaban sobre él en sus dos extremos, para poderse unir
Efodun iki köşesine tutturulmuş omuzluklar yaparak birleştirdiler.Náplecníky mu spravili, spojené; na oboch svojich koncoch bol spojený.
Efodun iki köşesine tutturulmuş omuzluklar yaparak birleştirdiler.Naramienniki przytem porobili tak, aby się jeden z drugim spoić mógł; na dwu krajach ich spajały się.
Efodun iki köşesine tutturulmuş omuzluklar yaparak birleştirdiler.Náramky u něho udělali tak, aby se jeden s druhým spojiti mohl; na dvou krajích svých spojoval se.
Efodun iki köşesine tutturulmuş omuzluklar yaparak birleştirdiler.Naredili so za naramnik dva poramna dela, ki sta se spenjala; na svojih dveh koncih se je sklepal v eno.
Efodun iki köşesine tutturulmuş omuzluklar yaparak birleştirdiler.On y fit des épaulettes qui le joignaient, et c`est ainsi qu`il était joint par ses deux extrémités.
Efodun iki köşesine tutturulmuş omuzluklar yaparak birleştirdiler.Schulterstücke machten sie an ihm, die zusammengingen, und an beiden Enden ward er zusammengebunden.
Efodun iki köşesine tutturulmuş omuzluklar yaparak birleştirdiler.Sesudah itu dibuat dua tali bahu pengikat efod yang dijahitkan pada sisinya
Efodun iki köşesine tutturulmuş omuzluklar yaparak birleştirdiler.Siihen tehtiin yhdistettävät olkakappaleet; molemmista päistänsä se kiinnitettiin niihin.
Efodun iki köşesine tutturulmuş omuzluklar yaparak birleştirdiler.Till den gjorde man axelstycken, som skulle fästas ihop; vid sina båda ändar fästes den ihop.
Efodun iki köşesine tutturulmuş omuzluklar yaparak birleştirdiler.Εκαμον επωμιδας συναπτας δι' αυτο συναπτομενας επι των δυο ακρων αυτου.
Efodun iki köşesine tutturulmuş omuzluklar yaparak birleştirdiler.И сделали у него нарамники связывающие; на обоих концах своих он был связан.
Efodun iki köşesine tutturulmuş omuzluklar yaparak birleştirdiler.Направиха му презрамки, които да се връзват, за да се държи заедно на двата края,
Efodun iki köşesine tutturulmuş omuzluklar yaparak birleştirdiler.כתפת עשו לו חברת על שני קצוותו חבר׃
Efodun iki köşesine tutturulmuş omuzluklar yaparak birleştirdiler.وصنعوا له كتفين موصولين. على طرفيه اتّصل.
Efodun iki köşesine tutturulmuş omuzluklar yaparak birleştirdiler.又 為 以 弗 得 作 兩 條 相 連 的 肩 帶 、 接 連 在 以 弗 得 的 兩 頭
Efodun iki köşesine tutturulmuş omuzluklar yaparak birleştirdiler.又 為以 弗得 作 兩條 相連 的 肩帶 、 接連 在 以弗 得 的 兩頭
En sonunda 11. günde havalanabildik ve arka arkaya giden 2 helikopter beni buzulun köşesine bıraktı.드디어 11일째 아침에 모든 문제가 해결되어 - 헬리콥터 2대에 모든 장비를 실고 종렬비행으로 날아갔지요 -- 그리고는 유빙구역의 가장자리에 저를 내려놓고
En sonunda 11. günde havalanabildik ve arka arkaya giden 2 helikopter beni buzulun köşesine bıraktı.לבסוף, בבוקר היום ה11, קיבלנו אור ירוק, העמסנו את המסוקים- שני מסוקים טסים במבנה-- שהורידו אותי בקצה גוש הקרח.
En sonunda 11. günde havalanabildik ve arka arkaya giden 2 helikopter beni buzulun köşesine bıraktı.ヘリコプターに荷物を詰め込み-2機のヘリコプターを飛ばしました- 群集した氷の際に僕を降ろしました ヘリコプターがいる間に大急ぎで45分ほど
Grafiğin sağ üst köşesine bakarsanız, bugün milyonda 385 partiküle çıktığımızı görebilirsiniz.바로 지금, 여러분이 이 그래프의 우측 상단을 보시면 현재는 385ppm 이라는걸 아실 수 있습니다.
Grafiğin sağ üst köşesine bakarsanız, bugün milyonda 385 partiküle çıktığımızı görebilirsiniz.Ahora, si ven en la parte superior derecha del gráfico, estamos en 385 partes por millón.
Grafiğin sağ üst köşesine bakarsanız, bugün milyonda 385 partiküle çıktığımızı görebilirsiniz.En ce moment, si vous regardez en haut à droite du graphique, nous en sommes à 385 ppm.
Grafiğin sağ üst köşesine bakarsanız, bugün milyonda 385 partiküle çıktığımızı görebilirsiniz.În prezent, vedeți în colțul dreapta sus în grafic, suntem la 385 părţi per milion.
Grafiğin sağ üst köşesine bakarsanız, bugün milyonda 385 partiküle çıktığımızı görebilirsiniz.Jeśli spojrzycie w prawy górny róg wykresu, zobaczycie, że obecnie mamy 385 cząsteczek na milion.
Grafiğin sağ üst köşesine bakarsanız, bugün milyonda 385 partiküle çıktığımızı görebilirsiniz.Most, ha a grafikon jobb felső részére néznek. 385 milliomod szintnél járunk.
Grafiğin sağ üst köşesine bakarsanız, bugün milyonda 385 partiküle çıktığımızı görebilirsiniz.Nu, als je kijkt naar het bovenste rechtergedeelte van die grafiek, staan we op 385 delen per miljoen.
Grafiğin sağ üst köşesine bakarsanız, bugün milyonda 385 partiküle çıktığımızı görebilirsiniz.Oben rechts sieht man: wir sind jetzt bei 385 ppm.
Grafiğin sağ üst köşesine bakarsanız, bugün milyonda 385 partiküle çıktığımızı görebilirsiniz.Oggi, se guardate alla parte in alto a destra del grafico, siamo a 385 parti per milione.
Grafiğin sağ üst köşesine bakarsanız, bugün milyonda 385 partiküle çıktığımızı görebilirsiniz.В момента, ако погледнете горната дясна част на онази графика, сме на 385 части на милион.
Grafiğin sağ üst köşesine bakarsanız, bugün milyonda 385 partiküle çıktığımızı görebilirsiniz.Теперь посмотрите на правый верхний угол диаграммы.
Grafiğin sağ üst köşesine bakarsanız, bugün milyonda 385 partiküle çıktığımızı görebilirsiniz.כעת, אם תביטו אל הפינה הימנית העליונה של הגרף, אנחנו נמצאים ב-385 חלקים למיליון.
Grafiğin sağ üst köşesine bakarsanız, bugün milyonda 385 partiküle çıktığımızı görebilirsiniz.الآن تماما , إذا نظرتم في الجهة اليمنى من ذلك الرسم البياني , نحن في 385 جزء من المليون .
Grafiğin sağ üst köşesine bakarsanız, bugün milyonda 385 partiküle çıktığımızı görebilirsiniz.今は385ppmです 正常な自然の変動領域から、遥かに遠く外れているんです
Havuzu ise tapınağın güneydoğu köşesine yerleştirdi.A aşezat marea în partea dreaptă, la miazăzi-răsărit.
Havuzu ise tapınağın güneydoğu köşesine yerleştirdi.A more umiestil na pravej strane na východ oproti juhu.
Havuzu ise tapınağın güneydoğu köşesine yerleştirdi.A morze postawił po prawej stronie na wschód słońca ku południowej stronie.
Havuzu ise tapınağın güneydoğu köşesine yerleştirdi.A tengert pedig helyhezteté jobbkéz felõl napkeletre, délnek ellenébe.
Havuzu ise tapınağın güneydoğu köşesine yerleştirdi.Bejana ditempatkan dekat sudut tenggara Rumah TUHAN