köşesinde ile cümle
köşesinde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Hepinizin bunu aklınızın bir köşesinde tutmanız ve kendinizi buna göre ayarlamanız gerekiyor.Pour qu'elles soient gravées dans vos cervaux et que vous puissiez agir en fonction.
Hepinizin bunu aklınızın bir köşesinde tutmanız ve kendinizi buna göre ayarlamanız gerekiyor.Şi toţi trebuie să îl aveţi întipărit în minte şi să vă organizaţi în funcţie de el.
Hepinizin bunu aklınızın bir köşesinde tutmanız ve kendinizi buna göre ayarlamanız gerekiyor.Und Sie alle müssen dies in Ihrem Gehirn eingebettet haben und sich daran ausrichten.
Hepinizin bunu aklınızın bir köşesinde tutmanız ve kendinizi buna göre ayarlamanız gerekiyor.Và tất cả các bạn cần khắc sâu chúng vào đầu và nhớ được nó.
Hepinizin bunu aklınızın bir köşesinde tutmanız ve kendinizi buna göre ayarlamanız gerekiyor.Všichni byste si je měli vtisknout do paměti a přijmout je jako svoji výchozí platformu.
Hepinizin bunu aklınızın bir köşesinde tutmanız ve kendinizi buna göre ayarlamanız gerekiyor.Και πρέπει όλοι σας να την εμπεδώσετε και να οργανώσετε τις ζωές σας σύμφωνα με αυτή
Hepinizin bunu aklınızın bir köşesinde tutmanız ve kendinizi buna göre ayarlamanız gerekiyor.И все мы должны внедрить его в свой мозг и организовать свою жизнь соответственно.
Hepinizin bunu aklınızın bir köşesinde tutmanız ve kendinizi buna göre ayarlamanız gerekiyor.І кожен з вас мусить мати це закарбованим в голові та відповідно організувати своє життя.
Hepinizin bunu aklınızın bir köşesinde tutmanız ve kendinizi buna göre ayarlamanız gerekiyor.וכולכם צריכים לזכור את זה טוב ולהתארגן מסביב לזה.
Hepinizin bunu aklınızın bir köşesinde tutmanız ve kendinizi buna göre ayarlamanız gerekiyor.ويحتاج كلكم لأن يخزنها في عقله ولتنظيم أنفسنا حولها.
Hepinizin bunu aklınızın bir köşesinde tutmanız ve kendinizi buna göre ayarlamanız gerekiyor.それに合わせて準備をする必要があります 我々はその実現に取り組んでいます
Her ayaklığın dört köşesinde de kendinden dört destek vardı.Aan alle vier de hoeken van de onderstellen zaten handvaten, die ook één geheel vormden met het onderstel.
Her ayaklığın dört köşesinde de kendinden dört destek vardı.A spravil štyri pliecka na štyri uhly každého podstavca; jeho pliecka boly z neho, z podstavca.
Her ayaklığın dört köşesinde de kendinden dört destek vardı.Bila so tudi štiri držala na štirih spodnjih voglih vsakega stojala, ki so izhajala iz stojala samega.
Her ayaklığın dört köşesinde de kendinden dört destek vardı.Były też cztery ramiona na czterech rogach każdego podstawka, z którego wychodziły one ramiona.
Her ayaklığın dört köşesinde de kendinden dört destek vardı.Có bốn con bọ ở nơi bốn góc của mỗi viên táng và liền với táng .
Her ayaklığın dört köşesinde de kendinden dört destek vardı.Có bốn con bọ ở nơi bốn góc của mỗi viên táng và liền với táng.
Her ayaklığın dört köşesinde de kendinden dört destek vardı.Der var en Bæream på hvert Stels fire Hjørner, og Bærearmene var i eet med Stellet;
Her ayaklığın dört köşesinde de kendinden dört destek vardı.Det var fire bærearmer på de fire hjørner av hvert fotstykke; bærearmene var i ett med fotstykket.
Her ayaklığın dört köşesinde de kendinden dört destek vardı.És négy vállacskát csinált mindenik talp négy szegletén; magából a talpból jöttek ki a vállacskák.
Her ayaklığın dört köşesinde de kendinden dört destek vardı.Fyra bärarmar funnos på vart ställ, i de fyra hörnen; bärarmarna voro gjorda i ett stycke med sitt ställ.
Her ayaklığın dört köşesinde de kendinden dört destek vardı.Havia quatro suportes aos quatro cantos de cada base, os quais faziam parte da própria base.
Her ayaklığın dört köşesinde de kendinden dört destek vardı.Il y avait aux quatre angles de chaque base quatre consoles d`une même pièce que la base.
Her ayaklığın dört köşesinde de kendinden dört destek vardı.받침 네 모퉁이에 어깨 같은 것 넷이 있는데 그 어깨는 받침과 연하였고
Her ayaklığın dört köşesinde de kendinden dört destek vardı.La cele patru colţuri ale fiecărei temelii erau nişte poliţe dintr'o bucată cu temelia.
Her ayaklığın dört köşesinde de kendinden dört destek vardı.Neljä olkapäätä oli kussakin telineessä, sen neljässä kulmassa; olkapäät olivat yhtä telineen kanssa.
Her ayaklığın dört köşesinde de kendinden dört destek vardı.Quattro sporgenze erano sui quattro angoli di ciascuna base; la sporgenza e la base erano di un sol pezzo
Her ayaklığın dört köşesinde de kendinden dört destek vardı.También los cuatro soportes de las cuatro esquinas de cada base salían de la misma base
Her ayaklığın dört köşesinde de kendinden dört destek vardı.Tolikéž čtyři raménka na čtyřech úhlech podstavku každého, z něhož ta raménka vynikala.
Her ayaklığın dört köşesinde de kendinden dört destek vardı.Und die vier Achseln auf den vier Ecken eines jeglichen Gestühls waren auch am Gestühl.
Her ayaklığın dört köşesinde de kendinden dört destek vardı.Και ησαν τεσσαρες ωμοι εις τας τεσσαρας γωνιας εκαστης βασεως και οι ωμοι ησαν συνεχεια της βασεως.
Her ayaklığın dört köşesinde de kendinden dört destek vardı.При четирите ъгъла на всяко подножие имаше четири рамена, и рамената бяха част от самото подножие.
Her ayaklığın dört köşesinde de kendinden dört destek vardı.Четыре выступа на четырех углах каждой подставы; из подставы выходили выступы ее.
Her ayaklığın dört köşesinde de kendinden dört destek vardı.וארבע כתפות אל ארבע פנות המכנה האחת מן המכנה כתפיה׃
Her ayaklığın dört köşesinde de kendinden dört destek vardı.واربع اكتاف على اربع زوايا القاعدة الواحدة واكتاف القاعدة منها.
Her ayaklığın dört köşesinde de kendinden dört destek vardı.每 座 四 角 上 都 有 盆 架 、 是 與 座 一 同 鑄 成 的
Her ayaklığın dört köşesinde de kendinden dört destek vardı.每 座 四 角 上 都 有 盆架 、 是 與座 一 同 鑄成的
Holmes, "Bir bakayım" ben "köşesinde duran ve hat boyunca bakarak dedi."Déjame ver", dijo Holmes, de pie en la esquina y mirando a lo largo de la línea, "I
Holmes, "Bir bakayım" ben "köşesinde duran ve hat boyunca bakarak dedi."Fammi vedere", ha detto Holmes, in piedi in un angolo e uno sguardo lungo la linea: "Io
Holmes, "Bir bakayım" ben "köşesinde duran ve hat boyunca bakarak dedi."Haluan nähdä," sanoi Holmes, seisoo nurkassa ja vilkuillen linjarakenteet, "I
Holmes, "Bir bakayım" ben "köşesinde duran ve hat boyunca bakarak dedi."어디 보자,"홈즈 내가 "모퉁이에 서서 라인을 따라 반짝이기는했다
Holmes, "Bir bakayım" ben "köşesinde duran ve hat boyunca bakarak dedi."Lassen Sie mich sehen", sagte Holmes, an der Ecke stehen und schaute entlang der Linie:
Holmes, "Bir bakayım" ben "köşesinde duran ve hat boyunca bakarak dedi."Για να δω", είπε ο Χολμς, που στέκεται στη γωνία και ανακλώμενη κατά μήκος της γραμμής, "I
Holmes, "Bir bakayım" ben "köşesinde duran ve hat boyunca bakarak dedi."תן לי לראות," אמר הולמס, עומד בפינה והביטה לאורך הקו, "אני
Holmes, "Bir bakayım" ben "köşesinde duran ve hat boyunca bakarak dedi."دعني أرى" ، وقال هولمز ، والوقوف في الزاوية ونظرة عابرة على طول الخط ، "أنا
Holmes, "Bir bakayım" ben "köşesinde duran ve hat boyunca bakarak dedi.ここの家の順番を覚えておくだけで好きである。
İki köşesinden kırparsanız, bir yavru timsahın ağzına benzer.A čo urobíte je, že takto vystrihnete dva konce, a vzniknú tým také malé krokodýlie ústa.
İki köşesinden kırparsanız, bir yavru timsahın ağzına benzer.Fazemos dois entalhes na extremidade. Parece a boca de um crocodilo bebé.
İki köşesinden kırparsanız, bir yavru timsahın ağzına benzer.Je knipt twee hoekjes af, en dit wordt de bek van een babykrokodil.
İki köşesinden kırparsanız, bir yavru timsahın ağzına benzer.그걸 가지고 무엇을 하느냐면 여기있는 양쪽 끝을 그냥 찝으면 이것은 아기 악어의 입처럼 되지요.
İki köşesinden kırparsanız, bir yavru timsahın ağzına benzer.Wystarczy uciąć te dwa rogi. Wygląda teraz jak pyszczek małego krokodyla.
İki köşesinden kırparsanız, bir yavru timsahın ağzına benzer.Все что нужно сделать - срезать наискосок ее концы Получится что-то вроде пасти крокодила.
İki köşesinden kırparsanız, bir yavru timsahın ağzına benzer.Все, що треба зробити - зрізати її кінці навскоси. Отримаємо щось схоже на крокодилячу пащу.
İki köşesinden kırparsanız, bir yavru timsahın ağzına benzer.חותכים בשתי הפינות וזה הופך למין פה של תנין.
İki köşesinden kırparsanız, bir yavru timsahın ağzına benzer.وما تقوم به هو فقط قرص الجانبين هنا، فتصبح فم تمساح للأطفال.
İki köşesinden kırparsanız, bir yavru timsahın ağzına benzer.子ワニの口みたいになります 口にくわえて吹いてみます
İşaret parmağıyla tabağımın köşesindeki üç tane pirinç tanesini göstererek dedi ki "Temizle."3粒のご飯粒を指さしてこう言いました 「まだ残ってる」(笑)
İşaret parmağıyla tabağımın köşesindeki üç tane pirinç tanesini göstererek dedi ki "Temizle."A arătat spre boabele de orez de pe fundul farfuriei, și a zis:
İşaret parmağıyla tabağımın köşesindeki üç tane pirinç tanesini göstererek dedi ki "Temizle."A tálam alján maradt három szem rizsre mutatott, és azt mondta: "Mindet".
İşaret parmağıyla tabağımın köşesindeki üç tane pirinç tanesini göstererek dedi ki "Temizle."Él señaló los tres granos de arroz al fondo del tazón, y dijo: