Köşede yaşıyorum.I live right around the corner.
Odanın köşesinde bir televizyon var.There's a television in the corner of the room.
Fırsat her köşede.Opportunity is around every corner.
Tom Mary'yi bir köşeye itti.Tom pushed Mary into a corner.
Tom köşeye sıkıştırıldı.Tom was backed into a corner.
Tom'un köşe yazısı haftalık olarak çıkıyor.Tom's column appears weekly.
Yağmur yağdığında sokak köşesinde otobüse ya da arabaya binerim.I take the bus on the street corner or the car when it rains.
Tom tek başına köşede oturuyor.Tom is sitting in the corner all by himself.
Sami tek başına köşede oturuyor.Sami is sitting in the corner all by himself.
Tom köşede oturuyor.Tom is sitting in the corner.
Sanırım kendi kendimizi köşeye sıkıştırdık.I think we've painted ourselves into a corner.
Odanın köşesinde büyük bir dolap duruyordu.A large cupboard stood in the corner of the room.
Tom köşeyi dönmenin bir yolunu buldu.Tom has found an easy way to make money.
Bir üçgen üç köşeli ve üçgen şeklindedir.A triangle has three corners and is triangular.
Bir karenin dört köşesi ve dört kenarı vardır.A square has four corners and four sides.
Tom'un nasıl köşeyi döndüğünü biliyorum.I know how Tom got rich.
Tom'un evi tam köşede.Tom's house is just around the corner.
Eğer o köşede durursan, Tom muhtemelen senin burada olduğunu fark etmez bile.If you stand over in that corner, Tom won't likely even notice you're here.
Tom köşede bir masada kendi başına oturuyordu ve bir kitap okuyordu.Tom was sitting by himself at a table in the corner and was reading a book.
Sami köşede duruyordu.Sami was standing in the corner.
Sami köşede dayanıyordu.Sami was standing in the corner.
Sami, Leyla'yı bir sokak köşesinde bıraktı.Sami dropped Layla off on a street corner.
Sami köşeye park etti.Sami parked around the corner.
Sami hemen köşede oturuyor.Sami lives just around the corner.
Sami hemen köşede yaşıyor.Sami lives just around the corner.
Sami bir köşede oturdu.Sami sat in a corner.
Kısa yoldan köşeyi dönmek istiyorum.I want to get rich quickly.
Tom köşede oturdu.Tom sat in the corner.
Kısa yoldan köşeyi dönmek istiyor.He wants to get rich quick.
Tom'u köşeye sıkıştırdım.I trapped Tom.
Köşe oda istiyorum.I'd like a corner room.
Go oyunu, taşlar karelerin içine değil, kenarların köşe noktalarına konarak oynanır.Go is played on the points of the board, not on the squares.
Avrupa'nın her köşesinde bulundum.I've been to every corner of Europe.
Kalbimin bir köşesinde Tom'un haklı olduğunu biliyordum.Some part of me knew that Tom was right.
Bir küpün kaç köşesi vardır?How many vertices does a cube have?
Süt almak için köşedeki süpermarkete gidiyorum.I'm going to the corner supermarket to buy milk.
O zamandan beri Little A'Le'Inn'ın bir köşesinde yeniden açılmıştır.It has since re-opened in a corner of the Little A'Le'Inn.
"Gülşen, Erol Köse'yi savcıya şikâyet etti"."Gülşen, Erol Köse'yi savcıya şikâyet etti".
"Hande Yener - Sen Yoluna Ben Yoluma (Erol Köse - 2002)"."Hande Yener - Sen Yoluna Ben Yoluma (Erol Köse - 2002)".
Zamanla savaş Kolombiya’nın her köşesine yayıldı.With time, the war spread to every part of Colombia.
Yıllarca New York Post'ta "Strictly for Laughs" köşesinde yazdı.For many years, he wrote the Strictly for Laughs column in the New York Post.
Her birinin iki yüzeyi ve dört köşesi vardır.Each has two surfaces and four borders.
"HANDE YENER - Aşk Kadın Ruhundan Anlamıyor (Erol Köse - 2004)"."HANDE YENER - Aşk Kadın Ruhundan Anlamıyor (Erol Köse - 2004)".
Weiler, 2006'dan 2007'ye kadar Blog Herald'ta dijital medya konularında köşe yazarlığı yaptı.Weiler wrote a column on digital media-related topics at the Blog Herald from 2006 to 2007.
Lewis, yalnızca bir köşenin paylaşıldığı bir ara durum olarak B'yi de öne sürdü.An intermediate state B where only one corner is shared was also postulated by Lewis.
Bernard Maris, 68, ekonomist, editör, ve köşe yazarı.Bernard Maris, 68, economist, editor, and columnist.
İlk haftada Donghae’nin yatağının yanında köşede oturan tuhaf bir figür CCTV’de görünüyor.In the first week, a strange figure appears in the CCTV in a corner sitting beside Donghae's bed.
"Hande Yener - Nasıl Delirdim (Erol Köse - 2007)"."Hande Yener - Nasıl Delirdim (Erol Köse - 2007)".
Dr Nicola Davies: Nicola, 'Making of a monster' adlı köşe yazısında araştırmacı psikologdur.Dr Nicola Davies: Nicola is the investigative psychologist for the 'Making of a monster' column.
Theodote'a kör bırakılmış kocasıyla özel bir sarayda köşeye çekilmesine izin verildi.Theodote was allowed to retire to a private palace along with her blinded husband.
Lubovitz Yahudileri dünyanın dört bir köşesinden mezarına dua etmeye gelir.Lubavitcher Jews from all over the world come to pray at his grave.
1847 yılında Kaliforniya'da ilk devlet okulu meydanın güneybatı köşesinde açıldı.In 1847, the first public school in California was erected at the southwest corner of plaza.
İnanmıyorsanız, dedelerinize sorun da söylesinler, Köşektaş'lıların Herikli'lerin asileri olduğunu."Its truth is human, but you can hear it only from the mouths of puppets."
Kuzeydoğu köşesindeki Baylie şapeli 1662-69 yıllarında eklenmiş ve 1949 yılında tadilata uğramıştır.The Baylie chapel in the north-east corner was added 1662-9 and refitted in 1949.
22:11 Tarlanın bir köşesini devşirmeyip burayı fakirlere bırak Lev.22:11 To leave a corner of the field uncut for the poor — Lev.
Bir ideal köşe ile bir üçgen bir omega üçgen denir.A triangle with one ideal vertex is called an omega triangle.
Şöyle bir köşeye sıkışmış gibiydik.I felt like a prop in the corner.
Köşesinde, kendisinin ve üç arkadaşının ilişkilerinden bahsetti.She said of him and his followers.
Güneybatı köşesinde Salomon, Saul, La Gringa ve Escuba bulunmaktadır.Off the southwest corner are Salomon, Saul, La Gringa, and Escuba.
Yeni Şafak yazarı Abdulkadir Selvi de bu olayı köşesinde “Bunlar doğru şeyler değil.Yeni Şafak's author Abdulkadir Selvi wrote in his column: "These are not the right things.