jole ile cümle
jole kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Fıstık ezmesi ve jöle, lütfen.Peanut butter and jelly, please.
En çok üzüm jölesinden hoşlanırım.I like grape jelly best.
O jöleyi seviyor.He likes jelly.
Onun hoşlandığı jöledir.What he likes is jelly.
Bu jöleler güzel.These jellies are nice.
Tom çok sayıda jöleli börek yedi.Tom ate too many jelly donuts.
Tom kendine bir fıstık ezmeli ve jöleli sandviç yaptı.Tom made himself a peanut butter and jelly sandwich.
Kim jöle istiyor?Who wants jello?
Ben kahve, tost ve jöle istiyorum.I want coffee, toast, and jelly.
Bir fıstık ezmeli ve jöleli sandviç yedim.I had a peanut butter and jelly sandwich.
Tom bir fıstık ezmesi ve jöle sandviç yaptı.Tom made a peanut butter and jelly sandwich.
O, saçına jöle sürer.Tom puts gel in his hair.
Tom öğle yemeği için bir fıstık ezmesi ve jöleli sandviç yedi.Tom had a peanut butter and jelly sandwich for lunch.
Tom Mary'ye bir fıstık ezmeli jöle sandviç yaptı.Tom made Mary a peanut butter and jelly sandwich.
Tom jöleli çöreği sever.Tom likes jelly donuts.
Tom saçına jöle çaldı.Tom put gel in his hair.
Oğlan Dişi Cinsiyet Eril bitki Eril hamilelik Erkek Erillik Beyefendi ^ Creighton, Jolene.Boy Female Gender Male plant Male pregnancy Man Masculinity Gentleman Creighton, Jolene.
Avustralya'da, kurbağalar şeklindeki jöle şekeri 1930'lardan beri çok popüler olmuştur.In Australia, jelly confectionery in the shape of frogs has been very popular since the 1930s.
Joleen, erkek kardeşi James’den yardım ister.He idolizes his brother, James.
Avustralya'da, diş şeklindeki jöle şekerlemeleri 1930'lardan beri çok popüler olmuştur.In Australia, jelly confectionery in the shape of teeth has been very popular since the 1930s.
Khanom thuai talai (Tayca: ขนมถ้วยตะไล) - Buharda pişmiş tatlı hindistan cevizi jölesi ve krema.Khanom thuai talai – steamed sweet coconut jelly and cream.
Halka şeklindeki jöleli şekerler genellikle şeker veya ekşi toz ile kaplıdır.Ring-shaped gummi is often covered in sugar or sour powder.
Jöle, reçel veya şurup yapılır.It is eaten raw or made into jelly or jam.
İlk malzememiz aromasız jöle.The first ingredient I use is unflavored jello.
Yılın büyük bir kısmında jöleli bir çöreğe benziyordum.I was like a glazed doughnut for most of the year.
Hey, bana o yeşil jölelerden verir misin? - Polisle başın yine dertte mi?Hey, would you give me one of them yellowjelly bear claws I like?
Lütfen onları açıp içindeki jöle şekerleri elinize alın.Please open them and take the jelly bean in your hands.
Ve jöle şekeri ağzınıza atın ve bir ya da iki kez çiğneyin.And put that small bean in your mouth and chew it once or twice.
Bicky bir jöle gibi yüksek bir rüzgar sarstı.Bicky rocked like a jelly in a high wind.
Çok az bir noktadan diğerine hareket eder jöle balık gibi kargaşa.He moves from point to point with as little uproar as a jelly fish.
Diye güldü Bu jöle dolu bir kase gibi salladı.That shook when he laughed, like a bowl full of jelly.
Propolis ve royal jöle, kozmetik, krem, losyon, tonik ve dudak balsamında kullanılır.Propolis and royal jelly is used in cosmetics, creams, lotions, tonics and lip balms.
Gwapyeon, meyvelerle yapılan jöle benzeri bir yaz tatlısıdır.Dasik, literally "tea food", is a bite-size sweet that is normally accompanied by tea.
Burma tofu Jöle Jidou liangfen Konjac Laping Liangfen Liang pi TangpyeongchaeBurmese tofu Jelly Jidou liangfen Konjac Laping Liangfen Liang pi Tangpyeongchae
Meyveler jöle, reçel, sos ve marmelat yapmakta kullanılabilir.It ranges from southern Europe to western Asia.
Dolgu malzemesi olarak çikolata, pastacı kreması, meyve veya jöle kullanılabilir.Il peut être mangé tel quel, ou avec de la glace, du chocolat ou des fruits.
Ne biçim bir bok sizin bu balık jölesi.¡Qué mierda esta gelatina de pescado vuestra!
Bazı taze meyve çeşitleri ve işlenmemiş meyve suları, jöle tatlıları ile uyumlu değildir.Comer frutos secos no engorda, los frutos secos no están asociados con una mayor ganancia de peso.
Ne biçim bir bok sizin bu balık jölesi.Какая гадость эта ваша заливная рыба.
Joleen, erkek kardeşi James’den yardım ister.Керри отправляется на помощь лейтенанту Джеймсу.
Jöleli şekerler ilk kez Almanya'da başladı.Măgarii alimentează morile pentru prima dată în Grecia.
Evinden kovulan Joleen Reedy’nin 11 yaşındaki kızı Tara ile birlikte kalacak bir yere ihtiyacı vardır.Joleen Reedy férjét letartoztatják, így kénytelen kiköltözni a lakásból 12 éves lányával együtt.
Sıvı türü kolay tutuşup yanan hareketsizleşmiş toksin jöledir.Το υγρό άζωτο είναι μια συμπαγής και εύκολα μεταφερόμενη πηγή αερίου αζώτου χωρίς συμπίεση.
Khanom thuai talai (Tayca: ขนมถ้วยตะไล) - Buharda pişmiş tatlı hindistan cevizi jölesi ve krema.Kanom tan (Thai: ขนมตาล): kue kelapa.
Avustralya'da, kurbağalar şeklindeki jöle şekeri 1930'lardan beri çok popüler olmuştur.צפרדעים - באוסטרליה מייצרים סוכריות גומי בצורת צפרדעים משנות השלושים.
Taşındıktan hemen sonra Joleen gider.Скоро след това Йовин бяга.
Meyveleri C vitamini yönünden son derece zengin olup reçel, marmelat, jöle vs. yapımında da kullanılır.Plod je znan po visoki vsebnosti vitamina C in se uporablja za pripravo čaja in marmelade.
Avustralya'da, diş şeklindeki jöle şekerlemeleri 1930'lardan beri çok popüler olmuştur.Australijoje nuo maždaug 1930 m. buvo labai populiarūs dantų pavidalo guminukai.
Bicky bir jöle gibi yüksek bir rüzgar sarstı.Bicky au zguduit ca un jeleu într-un vânt puternic.
Bicky bir jöle gibi yüksek bir rüzgar sarstı.Bicky cullato come una gelatina in un forte vento.
Bicky bir jöle gibi yüksek bir rüzgar sarstı.Bicky houpal jako želé v silném větru.
Bicky bir jöle gibi yüksek bir rüzgar sarstı.Bicky húpal ako želé v silnom vetre.
Bicky bir jöle gibi yüksek bir rüzgar sarstı.Bicky가 높은 바람에 젤리처럼 끝내 줬지.
Bicky bir jöle gibi yüksek bir rüzgar sarstı.Bicky kołysał się jak galareta wieje silny wiatr.
Bicky bir jöle gibi yüksek bir rüzgar sarstı.Bicky làm rung chuyển như một thạch trong một cơn gió cao.
Bicky bir jöle gibi yüksek bir rüzgar sarstı.Bicky mengguncang seperti jeli dalam angin tinggi.
Bicky bir jöle gibi yüksek bir rüzgar sarstı.Bicky rázta meg, mint a zselé a nagy szélben.
Bicky bir jöle gibi yüksek bir rüzgar sarstı.Bicky rockade som en gelé i en hög vind.
Bicky bir jöle gibi yüksek bir rüzgar sarstı.Bicky rockte wie ein Gelee in ein starker Wind.
Bicky bir jöle gibi yüksek bir rüzgar sarstı.Bicky rokkasi kuin hyytelö korkean tuuli.