izliyorlar ile cümle
izliyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.Các đạo binh trên trời đều mặc vải gai mịn , trắng và sạch , cỡi ngựa_bạch theo Ngài .
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.Các đạo binh trên trời đều mặc vải gai mịn, trắng và sạch, cỡi ngựa bạch theo Ngài.
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.De hemelse legers volgen Hem op witte paarden; zij hebben kleren van zuiver wit linnen aan.
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.És mennyei seregek követik vala õt fehér lovakon, fehér és tiszta gyolcsba öltözve.
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.Gli eserciti del cielo lo seguono su cavalli bianchi, vestiti di lino bianco e puro
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.In vojske, ki so v nebesih, so šle za njim na belih konjih, oblečene v tenčico belo in čisto.
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.하늘에 있는 군대들이 희고 깨끗한 세마포를 입고 백마를 타고 그를 따르더라
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.Les armées qui sont dans le ciel le suivaient sur des chevaux blancs, revêtues d`un fin lin, blanc, pur.
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.Los ejércitos en el cielo le seguían en caballos blancos, vestidos de lino fino, blanco y limpio
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.Och honom följde, på vita hästar, de himmelska härskarorna, klädda i fint linne, vitt och rent.
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.Og Hærene i Himmelen fulgte ham på hvide Heste, iførte hvidt, rent Linklæde.
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.Og hærene i himmelen fulgte ham på hvite hester, klædd i hvitt og rent fint lin.
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.Oştile din cer Îl urmau călări pe cai albi, îmbrăcate cu in supţire, alb şi curat.
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.Seguiam-no os exércitos que estão no céu, em cavalos brancos, e vestidos de linho fino, branco e puro.
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.Und ihm folgte nach das Heer im Himmel auf weißen Pferden, angetan mit weißer und reiner Leinwand.
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.Και τα στρατευματα τα εν τω ουρανω ηκολουθουν αυτον εφ' ιππων λευκων, ενδεδυμενοι βυσσινον λευκον και καθαρον.
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.А війська, що на небі, йшли слїдом за Ним на білих конях, з'одягнені у виссон білий і чистий.
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.И воинства небесные следовали за Ним на конях белых, облеченные в виссон белый и чистый.
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.וצבאות השמים יצאים אחריו על סוסים לבנים מלבשים בגדי בוץ לבן וטהור׃
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.والاجناد الذين في السماء كانوا يتبعونه على خيل بيض لابسين بزا ابيض ونقيا
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.在 天 上 的 眾 軍 、 騎 著 白 馬 、 穿 著 細 麻 衣 、 又 白 又 潔 、 跟 隨 他
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.在 天上 的 眾軍 、 騎著 白馬 、 穿著 細 麻衣 、 又 白 又 潔 、 跟 隨他
Biliyorsunuz, benim hiç anlamadığım bir iştir. İki çocuk bir TED konuşmasını izliyorlar.TEDトークを見ている子が二人いました
Daha sonraları, artmaya başlıyor ve birbirlerini izliyorlar.Dan volgen ze elkaar eigenlijk en stijgen ze wat later in het decennium.
Daha sonraları, artmaya başlıyor ve birbirlerini izliyorlar.E poi continuano a seguirsi un po' lungo l'aumento che avviene più avanti nella decade.
Daha sonraları, artmaya başlıyor ve birbirlerini izliyorlar.Et elles continuent à se suivre en augmentant légèrement, plus tard dans la décennie.
Daha sonraları, artmaya başlıyor ve birbirlerini izliyorlar.그리고 나서는 두 가지가 같이 또 갑니다. 이 시대 후반에 가서는 조금 증가하기도 했고요.
Daha sonraları, artmaya başlıyor ve birbirlerini izliyorlar.Lalu kemudian keduanya saling berhubungan sedikit kenaikan dalam dekade itu.
Daha sonraları, artmaya başlıyor ve birbirlerini izliyorlar.Następnie podążają za sobą nieco wzrastając.
Daha sonraları, artmaya başlıyor ve birbirlerini izliyorlar.Și apoi de fapt evoluează concomitent puțin crescător către sfârşitul decadei.
Daha sonraları, artmaya başlıyor ve birbirlerini izliyorlar.Und dann folgen sie sich ein bisschen beim Anstieg später im Jahrzehnt.
Daha sonraları, artmaya başlıyor ve birbirlerini izliyorlar.Y luego se comportan de manera similar durante el incremento después en la década.
Daha sonraları, artmaya başlıyor ve birbirlerini izliyorlar.И затем они также следуют друг за другом во время увеличения позже в этом десятилетии.
Daha sonraları, artmaya başlıyor ve birbirlerini izliyorlar.Тогава те всъщност следват една друга, много малко се увеличават след това.
Daha sonraları, artmaya başlıyor ve birbirlerini izliyorlar.ולאחר-מכן הם עוקבים זה אחר זה קצת בעליה יותר מאוחר בעשור.
Daha sonraları, artmaya başlıyor ve birbirlerini izliyorlar.و بدءا فعلاً في تتبع بعضهما بعد ذلك في الارتفاع قليلاً في وقتٍ لاحق من العقد
Daha sonraları, artmaya başlıyor ve birbirlerini izliyorlar.後半に少し上昇しています この図から受ける直感と
Dennis, Dickson ve onların arkadaşları bizleri şu anda Nairobi'de izliyorlar.Denis, Dickson a ich priatelia nás v tomto momente sledujú v Nairobi, práve teraz.
Dennis, Dickson ve onların arkadaşları bizleri şu anda Nairobi'de izliyorlar.Dennis, Dickson en hun vrienden naar ons vanuit Nairobi. Op dit eigenste moment.
Dennis, Dickson ve onların arkadaşları bizleri şu anda Nairobi'de izliyorlar.Dennis, Dickson i jego przyjaciele oglądają nas w Nairobi.
Dennis, Dickson ve onların arkadaşları bizleri şu anda Nairobi'de izliyorlar.Dennis e Dickson e os seus amigos estão a ver-nos, em Nairobi, agora mesmo.
Dennis, Dickson ve onların arkadaşları bizleri şu anda Nairobi'de izliyorlar.Dennis et Dixon et leurs amis nous regardent, à Nairobi, à l'heure actuelle.
Dennis, Dickson ve onların arkadaşları bizleri şu anda Nairobi'de izliyorlar.Dennis och Dickson och deras vänner på oss, i Nairobi, just nu.
Dennis, Dickson ve onların arkadaşları bizleri şu anda Nairobi'de izliyorlar.데니스와 딕슨과 그들의 친구들이 우리를 보고 있습니다. 나이로비에서 바로 지금 말입니다.
Dennis, Dickson ve onların arkadaşları bizleri şu anda Nairobi'de izliyorlar.Деннис и Диксон, а также их друзья смотрят нас в Найроби. Прямо в эту минуту.
Dennis, Dickson ve onların arkadaşları bizleri şu anda Nairobi'de izliyorlar.ודניס ודיקסון וחבריהם צופים בנו מניירובי.
Dennis, Dickson ve onların arkadaşları bizleri şu anda Nairobi'de izliyorlar.ودينيس وديكسون واصدقائهم يشهدوننا في نيروبي .. الآن
Dennis, Dickson ve onların arkadaşları bizleri şu anda Nairobi'de izliyorlar.ナイロビで私たちのことを見ています みんな
"Gerçekten bizi izliyorlar ama beklentilerini karşılayamamaktan korkmamak elde değil.""Ci guardano veramente, e non possiamo non preoccuparci di essere all'altezza delle loro aspettative".
"Gerçekten bizi izliyorlar ama beklentilerini karşılayamamaktan korkmamak elde değil.""En serio, nos están viendo y no podemos evitar preocuparnos de que no llenemos sus expectativas".
"Gerçekten bizi izliyorlar ama beklentilerini karşılayamamaktan korkmamak elde değil.""국민들이 우리를 철저하게 지켜보고 있기 때문에 우리는 그들의 기대에 벗어나지 않도록 조심하지 않을 수가 없어요."
"Gerçekten bizi izliyorlar ama beklentilerini karşılayamamaktan korkmamak elde değil.""Naprawdę nas obserwują i nie możemy pozbyć się obawy, że nie uda nam się spełnić ich oczekiwań".
"Gerçekten bizi izliyorlar ama beklentilerini karşılayamamaktan korkmamak elde değil."Ne supraveghează, şi nu putem decât să ne îngrijorăm că nu ne vom ridica la nivelul aşteptărilor lor".
"Gerçekten bizi izliyorlar ama beklentilerini karşılayamamaktan korkmamak elde değil.""Opravdu nás sledují a my jsme zmítáni obavami, že nenaplníme jejich očekávání."
"Gerçekten bizi izliyorlar ama beklentilerini karşılayamamaktan korkmamak elde değil.""Вони й справді спостерігають за нами, і ми не можемо не хвилюватися, що ми не виправдаємо їхніх сподівань.
"Gerçekten bizi izliyorlar ama beklentilerini karşılayamamaktan korkmamak elde değil.""Те ни гледат и не можем да не се тревожим, че няма да можем да изпълним очакванията им."
"Gerçekten bizi izliyorlar ama beklentilerini karşılayamamaktan korkmamak elde değil."הם באמת צופים בנו ואנחנו לא יכולים שלא לדאוג מכך שלא נעמוד בציפיותיהם
"Gerçekten bizi izliyorlar ama beklentilerini karşılayamamaktan korkmamak elde değil.""إنهم يشاهدوننا حقا، ولا نستطيع إلا أن نقلق بأننا لن نسمو لمستوى توقعاتهم."
"Gerçekten bizi izliyorlar ama beklentilerini karşılayamamaktan korkmamak elde değil."その期待に応えられるかどうか とても不安になる" さらに印象的なのは
İki çocuk bir TED konuşmasını izliyorlar.2 đứa trẻ xem 1 TEDTalk.
İlgili Sayfalar