Ana içeriğe geç
Sözlük

izleme ile cümle

izleme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
İlerleyen bölümlerde Simon'u izlemekten sorumludur.För andra betydelser, se Passe Simon.
Fakat ben televizyon izlemezdim."(Du får inte titta på TV.)
Y1 ve Y2 bağlantı noktaları arasında (geri bildirim döngüsü) bir başka izleme devresi vardır.Ytterligare en övervakningskrets ligger mellan anslutningspunkterna Y1 och Y2 (återkopplingskrets).
Aynı birikimi ve geleneği izlemektedir.Samma seder och bruk återspeglas.
Bunlar, zamanında (JIT) üretime hassas izleme sayesinde olanak sağlamaktadır.Vid viloplatsen kan den tidvis falla i ett stelt tillstånd (torpor).
İzleme yoluyla öğrenme. b.Får köras på B-körkort.
Video oyunları oynamayı ve TV izlemeyi sever.Han älskar att spela videospel och tittar alldeles för mycket på TV.
Evlerine girdikten sonra, Simpsonlar televizyon izlemek için kanepeye otururlar.De anländer ungefär samtidigt och ska ta plats i soffan för att se på TV.
Maçları ortalama 20.000 kişi izlemektedir.Dessa matcher lockar regelmässigt fler än 20,000 åskådare.
Dünya koruma izleme merkezi, önceden ortaklaşa IUCN, UNEP tarafından idare edilen bağımsız bir organizasyondu.WDPA är ett gemensamt projekt som drivs av UNEP och IUCN.
Bu sahneleri izlemek özellikle çocuklar için eğlenceli.Handledarna tycker att det är roligt att arbeta med barn.
Taraftarlar maçları hep beraber aynı tribünde yan yana izlemektedirler.Publiken kunde därmed följa alla matcher samtidigt.
Bu filmi mutlaka izlemelisin.Dessa personer får man sedan följa i filmen.
Üyeleri ütopyayı oluşturan bir dini geleneğe inanmak ve izleme ihtiyacı duyar.Polisen behöver veta religion för att kontrollera efterlevnad.
Eşgüdümlü Evrensel Zaman'ı (UTC) 6 saat geriden izlemektedir.Dess normaltid definieras som sex timmar efter UTC (koordinerad universell tid).
Birkaç saat içinde ayağa kalkarak annelerini izlemeye başlarlar.Nyfödda ungar kan efter några timmar följa sin moder på egna ben.
Bu tanıma süreci sürekli gelişerek devam edecek bir seyir izlemektedir.Det är viktigt att förstå att denna process fortgår kontinuerligt.
Merry ile Pippin'i kaçıran orakları izlemek zorundadırlar.Urukerna kidnappar Merry och Pippin.
Ressam cezalandırılmadı fakat kilise hareketlerini yakından izlemeye başladı.Församlingborna gick inte med på förslaget utan satte genast igång med att reparera kyrkan.
5 bin kişi izlemeye geliyor.Den rymmer cirka 5 000 åskådare.
(Maç izlemek cinayet değildir)".Jag är inte ledsen för mitt brott").
Böylece onları izlemeye gelen kalabalık coştu.Натовп збігався дивитися на них.
GPS izleme ünitesi Araç takip sistemiGPS спостереження за вантажними вагонами
Video oyunları oynamayı ve TV izlemeyi sever.Грає на піаніно та любить дивитись телевізор.
Seri eleştirmenlerden olumlu yorumlar aldı ve gençler ile yetişkinlerin izlemesi gelişmiştir.Серіал отримав позитивні відгуки від критиків і чимало фанів серед підлітків та дорослих.
Peter Pettigrew ise bu olayları izlemekten zevk alırdı.Петро про себе дивувався тому, що відбулося.
3 aylık olduklarında yavrular annelerini avlanırken izlemeye başlarlar.У три місяці дитинча починає ходити на полювання разом з мамою.
Onu izlemek hoşuma gidiyordu.Бути живим йому подобалось.
Optimizasyon ayrıca izleme ağ kalitesi ile video kalitesi bozulması ile elde edilir.Оптимізація додатково досягається завдяки погіршенню якості відео в залежності від якості з'єднання.
Uygun olan epik şairin anlattıklarını dinlemekten çok eserin kendisini izlemekti.Вони читають вірші великого поета саме так, як почувають самі.
İzlemek değil tanışmak için".«Треба слухати, але не підслухувати».
Yine de bu garip ziyaretçiyi bir kez olsun izlemeyi kabul eder.Несподівано для себе вона погоджується на запрошення випадкового знайомого.
İlerleyen bölümlerde Simon'u izlemekten sorumludur.Вона відповідає за спостереження за Саймоном пізніше в серіалі.
Amerikan Karşıtı Faaliyetleri İzleme Komitesi'nce tanıklığına başvuruldu.Там він давав свідчення на засіданні Американського слідчого комітету.
Evlerinin yakınına bir buz pisti yapılınca o ve annesi patencileri izlemeye gitti.Поруч з його будинком відкрилась ковзанка, і Дайсуке з мамою пішов подивитись на хокеїстів та фігуристів.
Basketbol izlemeyi severim.Я люблю дивитися баскетбол.
Tom neredeyse hiç TV izlemez.Том майже ніколи не дивиться телевізор.
TV izlemek istiyorum.Мені б хотілося подивитися телевізор.
TV izlemem.Я не дивлюся телевізор.
Tom, futbol izlemekten hoşlanır.Том любить дивитися футбол.
Tom TV izlemedi.Том не дивився телевізор.
Hitachi, elektrotların şeklini en iyi duruma getirerek (Super IPS) izleme açısı bağımlılığını da geliştirdi.Společnost Hitachi dále zlepšila závislost pozorovacího úhlu optimalizací tvaru elektrod (Super IPS).
Bu sistemlerin bilimsel çalışma öyküsü birkaç farklı araştırma eğilimi izlemektedir.Historie vědeckého studia těchto systémů vychází z několika různých pramenů.
Fakat ben televizyon izlemezdim.""Minulou noc jsem se díval na televizi.
3D filmleri izlemek için geliştirilen ilk yöntemdir.Na první pohled vypadá natáčení 3D filmů jako snadná věc.
Forum'un sonunda katılımcılar, UEFA Şampiyonlar Ligi Finalini izleme geleneğini yerine getirdi.Na závěr fóra všichni účastníci tradičně navštívili finále Ligy mistrů UEFA.
Bu sahneleri izlemek özellikle çocuklar için eğlenceli.Společnost se orientovala hlavně na zábavu pro děti.
Bu iki şekildeki yargılama da kaynak izleme hatalarına meyillidir.Oba způsoby čtení byly náchylné k chybám.
O sırada, Desmond uzaktan otomobili içinde onları izlemektedir.Tentokrát však Humbert opakovaně zjišťuje, že jsou sledováni neznámým autem.
Bu tanıma süreci sürekli gelişerek devam edecek bir seyir izlemektedir.Z pozorování se zdá, že tento proces může opakovat do nekonečna.
Bir gece topluca karar verip banyodaki kızları gizlice izlemeye karar verirler.Musí přikročit k radikálnímu řešení, ukrýt dívku v koupelně.
Japon Dışişleri Bakanlığı Japon Vakfı ile birlikte çalışmalar yaparak ülke tanıtımında etkin rol izlemektedir.Japonské týmy by měly mít přímou spolupráci s evropskými kolegy na tomto atraktivním projektu.
Trey Parker daha önce bu diziyi hiç izlememişti.Thurston Moore: Už dlouho jsem se necítil tak spokojený.
Yazmayı, okumayı, fotoğraf çekmeyi, film izlemeyi seviyor ve ailesiyle vakit geçirmekten hoşlanıyor.Autorka miluje čtení knih, vyšívání, zahradničení a ráda také tráví čas se svými vnoučaty.
Robin ise bir bankın arkasına saklanmış olanları izlemektedir.Jen Barber zajímá, co se skrývá za tajemnými červenými dveřmi.
İzlemek değil tanışmak için".Proč se na mě nedíváš?"
İzleme yoluyla öğrenme. b.Podle pokusných zjištění (B.
Arada küçük farkları olsa da klasik cadıcılık yöntemlerini izlemektedir.KOČKA: Abych vám vyhověla, použiji tradičních metod.
İzleyiciler, genelde tek bir izlemeyle görsel şakaları fark etmeyebilirler.Český divák proto nemusí pochopit kontext některých vtipů.
Aynı birikimi ve geleneği izlemektedir.Lpí se na dodržování tradic a zvyků.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod