Tom'un gerçekten yapmak istediği evde kalmak ve televizyon izlemekti.What Tom really wanted to do was stay at home and watch TV.
Tom görünmeden Mary'yi izlemeyi oldukça kolay buldu.Tom found it fairly easy to follow Mary without being seen.
Tom'un yaptıklarını izlemekten daha iyi yapacak işlerim var.I've got better things to do than to keep track of what Tom's doing.
Tom onu birinin izlediği hissini atlatamadı.Tom couldn't shake the feeling that someone was watching him.
Tom ve Mary filmi izlerken patlamış mısır yediler.Tom and Mary ate popcorn while watching the movie.
O korku filmi çok korkunçtu ve onu izledikten sonra uyuyamadım.That horror movie was very scary and I couldn't sleep after watching it.
TV izlemem.I don't watch TV.
Akşam yemeğinden sonra yapabileceğim tek şey televizyon izlemektir.The only thing I can do after dinner is watch television.
Tom'un akşam yemeğinden sonra yapmayı sevdiği tek şey TV izlemektir.The only thing Tom likes to do after dinner is watch TV.
Tom'un köpeği onu eve kadar izledi.Tom's dog followed him into the house.
Tom cinayet silahında parmak izlerini bırakmaktan kaçınmak için eldivenler giydi.Tom wore gloves to avoid leaving his fingerprints on the murder weapon.
Tom Mary'ye televizyonda beyzbol izlemeyi ne kadar çok sevdiğini söyledi.Tom told Mary how much he enjoyed watching baseball on TV.
Tom o filmi izlemememizi önerdi.Tom suggested that we not watch that movie.
Tom tüm öğleden sonrayı havaalanında inip kalkan uçakları izleyerek geçirdi.Tom spent all afternoon at the airport watching the airplanes land and take off.
Tom en son ne zaman bir film izlediğini hatırlayamadığını söyledi.Tom said that he couldn't remember the last time he saw a movie.
Tom İngilizce filmler izlerken İngilizce altyazıları okumayı sever.Tom likes to read English subtitles while watching movies in English.
Tom televizyonda izlediği hakkında seçicidir.Tom is particular about what he watches on TV.
Tom televizyon izlemeye ilgisini kaybetti.Tom has lost interest in watching TV.
Tom neredeyse hiç TV izlemez.Tom hardly ever watches TV.
Tom'un böylesine büyük bir izleyicinin önünde konuşma hakkında hiç endişesi yoktu.Tom had no qualms at all about speaking in front of such a large audience.
Tom akarsuyu birkaç kilometre izledi.Tom followed the stream for a couple of kilometers.
Tom Mary'nin talimatlarını izledi.Tom followed Mary's instructions.
Tom içgüdülerini izledi.Tom followed his instincts.
Tom televizyon izlerken uykuya daldı.Tom fell asleep watching TV.
Tom bugünlerde çok TV izlemiyor.Tom doesn't watch TV very much nowadays.
Tom TV izlemekten başka bir şey yapmak istemiyor.Tom doesn't want to do anything but watch TV.
Tom şiddet filmlerini izlemekten hoşlanmaz.Tom doesn't like watching violent movies.
Tom şiddet filmleri izlemeyi sevmiyor.Tom doesn't like watching violent movies.
Tom daha gençken çok televizyon izlemedi.Tom didn't watch much television when he was younger.
Tom aldığı tavsiyeyi izlemeye karar verdi.Tom decided to follow the advice he'd received.
Tom sadece yanında oturup Mary'ye zorbalık yapılmasını izleyemedi.Tom couldn't just sit by and watch Mary being bullied.
Tom Mary'nin nehrin aşağısına doğru sürüklenişini izlemekten başka bir şey yapamadı.Tom could do nothing but watch Mary being swept down the river.
Tom kesinlikle onun ne yaptığını bilmediği izlenimini verir.Tom certainly gives the impression that he doesn't know what he's doing.
Tom kesinlikle yarın orada olmayı planlamadığı izlenimini verdi.Tom certainly gave the impression that he wasn't planning on being there tomorrow.
Tom kesinlikle izleyiciyi hayal kırıklığına uğratmadı.Tom certainly didn't disappoint the audience.
Polislerin kapı tokmağında buldukları tek parmak izleri Tom'unkilerdi.The only fingerprints that the police found on the doorknob were Tom's.
Tom korku filmleri izlemekten zevk alıyor gibi görünüyor.Tom seems to enjoy watching horror movies.
Çocuklar yetişkinleri izlerler.Children watch adults.
Filmi izledin mi?Did you watch the movie?
Küçük erkek kardeşim TV izler.My younger brother watches TV.
Tom onları dikkatli bir şekilde izledi.Tom watched them carefully.
Tom onları dikkatlice izledi.Tom watched them carefully.
Tom biraz televizyon izlemek istediğini söyledi.Tom said he wanted to watch a little TV.
Ormanı izle!Watch the forest!
Ev ödevimi bitirdikten sonra televizyonda beyzbol izledim.After I finished my homework, I watched baseball on TV.
Ben ödevimi bitirdikten sonra televizyonda beyzbol izledim.I watched baseball on TV after I finished my homework.
Bana anlattığını kelimesi kelimesine izledim.I followed what you told me word for word.
Bugün TV'de izlemeye değer hiçbir şey yok.There's nothing worth watching on TV today.
Bazı insanlar her akşam televizyon dizilerini izlediler.Some people watched TV serials every evening.
Tom ve Mary'nin birlikte izlediği filmin mutlu bir sonu vardı.The movie that Tom and Mary watched together had a happy ending.
Bu filmi izlemek istiyorum.I want to watch this film.
Bilinç birinin izlediği bilgidir.Conscience is the knowledge that someone is watching.
Bu gece televizyon izledin mi?Have you watched television tonight?
Bu sıkıcı oyunu izlemekten usandım.I've gotten tired of watching this boring game.
Babam televizyon izlerken sık sık uyuyakalıyor.My father often falls asleep while watching television.
Onlar her ay bir kez maç izlemeye giderler.They go to watch a play once every month.
Oğlanlar dil becerileri konusunda kızları izler.Boys trail girls in language skills.
Yaralar iyileşir, izleri kalır.Wounds heal, scars remain.
Ben kuşları izlemeyi seviyorum.I love watching birds.
Felicja TV izlemeyi seviyor.Felicja likes to watch TV.