ize ile cümle
ize kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Karısı İzebel yanına gelip, ‹‹Neden bu kadar sıkılıyorsun? Neden yemek yemiyorsun?›› diye sordu.Nevastă-sa Izabela a venit la el, şi i -a zis: ,,Pentruce îţi este tristă inima şi nu mănînci?``
Karısı İzebel yanına gelip, ‹‹Neden bu kadar sıkılıyorsun? Neden yemek yemiyorsun?›› diye sordu.V tom přišedši k němu Jezábel žena jeho, řekla jemu: Proč tak smutný jest duch tvůj, že ani nejíš chleba?
Karısı İzebel yanına gelip, ‹‹Neden bu kadar sıkılıyorsun? Neden yemek yemiyorsun?›› diye sordu.V tom prišla k nemu Jezábeľ, jeho žena, a hovorila mu: Prečo je tvoj duch namrzený, a neješ chleba?
Karısı İzebel yanına gelip, ‹‹Neden bu kadar sıkılıyorsun? Neden yemek yemiyorsun?›› diye sordu."Wat is er toch aan de hand?" vroeg zijn vrouw Izébel hem. "Waarom eet je niet? Hoe kom je zo nukkig en boos?"
Karısı İzebel yanına gelip, ‹‹Neden bu kadar sıkılıyorsun? Neden yemek yemiyorsun?›› diye sordu.Wtem przyszedłszy do niego Jezabela, żona jego, rzekła mu: Przedże duch twój tak smutny, że nie jesz chleba?
Karısı İzebel yanına gelip, ‹‹Neden bu kadar sıkılıyorsun? Neden yemek yemiyorsun?›› diye sordu.И вошла к нему жена его Иезавель и сказала ему: отчего встревожен дух твой, что ты и хлеба не ешь?
Karısı İzebel yanına gelip, ‹‹Neden bu kadar sıkılıyorsun? Neden yemek yemiyorsun?›› diye sordu.Тогава жена му Езавел дойде при него та му рече: Защо е духът ти тъжен, та не ядеш хляб?
Karısı İzebel yanına gelip, ‹‹Neden bu kadar sıkılıyorsun? Neden yemek yemiyorsun?›› diye sordu.ותבא אליו איזבל אשתו ותדבר אליו מה זה רוחך סרה ואינך אכל לחם׃
Karısı İzebel yanına gelip, ‹‹Neden bu kadar sıkılıyorsun? Neden yemek yemiyorsun?›› diye sordu.فدخلت اليه ايزابل امرأته وقالت له لماذا روحك مكتئبة ولا تأكل خبزا.
Karısı İzebel yanına gelip, ‹‹Neden bu kadar sıkılıyorsun? Neden yemek yemiyorsun?›› diye sordu.王 后 耶 洗 別 來 問 他 說 、 你 為 甚 麼 心 裡 這 樣 憂 悶 、 不 喫 飯 呢
Karısı İzebel yanına gelip, ‹‹Neden bu kadar sıkılıyorsun? Neden yemek yemiyorsun?›› diye sordu.王后耶 洗別來問 他 說 、 你 為甚麼心裡這樣憂悶 、 不 喫飯呢
Navotun yaşadığı kentin ileri gelenleriyle soyluları İzebelin gönderdiği mektuplarda yazdıklarını uyguladılar.De stadsbestuurders voerden de opdracht van de koningin uit.
Navotun yaşadığı kentin ileri gelenleriyle soyluları İzebelin gönderdiği mektuplarda yazdıklarını uyguladılar.그 성 사람 곧 그 성에 사는 장로와 귀인들이 이세벨의 분부 곧 저가 자기들에게 보낸 편지에 쓴 대로 하여
Navotun yaşadığı kentin ileri gelenleriyle soyluları İzebelin gönderdiği mektuplarda yazdıklarını uyguladılar.Perintah Izebel itu dilaksanakan oleh para pemimpin dan tokoh-tokoh masyarakat Yizreel
Navotun yaşadığı kentin ileri gelenleriyle soyluları İzebelin gönderdiği mektuplarda yazdıklarını uyguladılar.ויעשו אנשי עירו הזקנים והחרים אשר הישבים בעירו כאשר שלחה אליהם איזבל כאשר כתוב בספרים אשר שלחה אליהם׃
Navotun yaşadığı kentin ileri gelenleriyle soyluları İzebelin gönderdiği mektuplarda yazdıklarını uyguladılar.那 些 與 拿 伯 同 城 居 住 的 長 老 貴 冑 得 了 耶 洗 別 的 信 、 就 照 信 而 行
Navotun yaşadığı kentin ileri gelenleriyle soyluları İzebelin gönderdiği mektuplarda yazdıklarını uyguladılar.那些 與拿伯 同城 居住 的 長老 貴冑 得 了 耶洗別 的 信 、 就 照 信 而行
"önceki gözlemcinin bakışından geriye kalan iz önceki gözlemcinin bakışından geriye kalan ize bakıyor.""die Spur des Blickes des vorherigen Betrachters die Spur des Blickes des vorherigen Betrachters anschaut."
"önceki gözlemcinin bakışından geriye kalan iz önceki gözlemcinin bakışından geriye kalan ize bakıyor."그 관찰자의 시선의 자취를 그대로 다시 따라가는 것입니다.
"önceki gözlemcinin bakışından geriye kalan iz önceki gözlemcinin bakışından geriye kalan ize bakıyor.""la señal que deja al mirar al observador previo mira a la señal que deja mirar al observador previo".
"önceki gözlemcinin bakışından geriye kalan iz önceki gözlemcinin bakışından geriye kalan ize bakıyor."הסימן שהושאר על ידי המבט של הצופה הקודם מביט בסימן שהושאר על ידי המבט של הצופה הקודם.
"önceki gözlemcinin bakışından geriye kalan iz önceki gözlemcinin bakışından geriye kalan ize bakıyor.""اليسار التتبعي بالبحث في المراقب السابق ينظر إلى اليسار التتبعي بالبحث في المراقب السابق "
"önceki gözlemcinin bakışından geriye kalan iz önceki gözlemcinin bakışından geriye kalan ize bakıyor."前の人が見たことによって残る痕跡」 その展示を見た人の履歴によって
Onlar Çin erişte yemekleri alacaklar ve onlardansadece Ramen-ize alacaklar중국 국수요리를 가져다가 라멘화 시켰습니다.
Onlar Çin erişte yemekleri alacaklar ve onlardansadece Ramen-ize alacaklarlấy các món ăn với mì của Trung Quốc làm theo kiểu Ramen.
Onlar Çin erişte yemekleri alacaklar ve onlardansadece Ramen-ize alacaklarהם לוקחים מנות נודלס סיניות, ופשוט מעבירים אותן ראמן-ציה.
Onlar Çin erişte yemekleri alacaklar ve onlardansadece Ramen-ize alacaklarيأخذون أطباق المعكرونة الصينية ، و يحولونها إلى طبق الرامين .
Onlar Çin erişte yemekleri alacaklar ve onlardansadece Ramen-ize alacaklarラーメン化するんですね これは、何て言うか
‹‹RAB İzebel için de, ‹İzebeli Yizreel Kentinin surları dibinde köpekler yiyecek› diyor.Aj o Jezábeli hovoril Hospodin a riekol: Psi budú žrať Jezábeľ medzi múrami Jizreela.
‹‹RAB İzebel için de, ‹İzebeli Yizreel Kentinin surları dibinde köpekler yiyecek› diyor.Ano i proti Jezábel mluvil Hospodin, řka: Psi žráti budou Jezábel mezi zdmi Jezreelskými.
‹‹RAB İzebel için de, ‹İzebeli Yizreel Kentinin surları dibinde köpekler yiyecek› diyor.Dan mengenai Izebel, TUHAN berkata bahwa badannya akan dimakan anjing di dalam kota Yizreel
‹‹RAB İzebel için de, ‹İzebeli Yizreel Kentinin surları dibinde köpekler yiyecek› diyor.De HERE heeft ook gezegd dat de honden van Jizreël uw vrouw Izébel zullen verscheuren bij de stadsmuur.
‹‹RAB İzebel için de, ‹İzebeli Yizreel Kentinin surları dibinde köpekler yiyecek› diyor.Domnul a vorbit şi despre Izabela, şi a zis: ,,Cînii vor mînca pe Izabela lîngă întăritura Izreelului.
‹‹RAB İzebel için de, ‹İzebeli Yizreel Kentinin surları dibinde köpekler yiyecek› diyor.Ðức Giê-hô-va cũng phán về Giê-sa-bên, mà rằng: Chó sẽ ăn thịt Giê-sa-bên tại thành lũy Gít-rê-ên.
‹‹RAB İzebel için de, ‹İzebeli Yizreel Kentinin surları dibinde köpekler yiyecek› diyor.Ðức_Giê - hô-va cũng phán về Giê-sa-bên , mà rằng : Chó sẽ ăn thịt Giê-sa-bên tại thành_lũy Gít-rê-ên .
‹‹RAB İzebel için de, ‹İzebeli Yizreel Kentinin surları dibinde köpekler yiyecek› diyor.És Jézabel felõl is szóla az Úr, mondván: Az ebek eszik meg Jézabelt Jezréel kõfala elõtt;
‹‹RAB İzebel için de, ‹İzebeli Yizreel Kentinin surları dibinde köpekler yiyecek› diyor.이세벨에게 대하여도 여호와께서 말씀하여 가라사대 개들이 이스르엘 성 곁에서 이세벨을 먹을지라
‹‹RAB İzebel için de, ‹İzebeli Yizreel Kentinin surları dibinde köpekler yiyecek› diyor.L`Éternel parle aussi sur Jézabel, et il dit: Les chiens mangeront Jézabel près du rempart de Jizreel.
‹‹RAB İzebel için de, ‹İzebeli Yizreel Kentinin surları dibinde köpekler yiyecek› diyor.Men også om Jesabel har HERREN talet og sagt: Hundene skal æde Jesabel på Jizre'els Mark!
‹‹RAB İzebel için de, ‹İzebeli Yizreel Kentinin surları dibinde köpekler yiyecek› diyor.Myöskin Iisebelistä on Herra puhunut sanoen: Koirat syövät Iisebelin Jisreelin muurin luona.
‹‹RAB İzebel için de, ‹İzebeli Yizreel Kentinin surları dibinde köpekler yiyecek› diyor.Också om Isebel har HERREN talat och sagt: Hundarna skola äta upp Isebel invid Jisreels murar.
‹‹RAB İzebel için de, ‹İzebeli Yizreel Kentinin surları dibinde köpekler yiyecek› diyor.Også om Jesabel har Herren talt og har sagt: Hundene skal fortære Jesabel ved Jisre'els voll.
‹‹RAB İzebel için de, ‹İzebeli Yizreel Kentinin surları dibinde köpekler yiyecek› diyor.Riguardo poi a Gezabele il Signore dice: I cani divoreranno Gezabele nel campo di Izreèl
‹‹RAB İzebel için de, ‹İzebeli Yizreel Kentinin surları dibinde köpekler yiyecek› diyor.Także i o Jezabeli rzekł Pan, mówiąc: Psy zjedzą Jezabelę między murami Jezreelskimi.
‹‹RAB İzebel için de, ‹İzebeli Yizreel Kentinin surları dibinde köpekler yiyecek› diyor.Também acerca de Jezabel falou o Senhor, dizendo: Os cães comerão Jezabel junto ao antemuro de Jizreel.
‹‹RAB İzebel için de, ‹İzebeli Yizreel Kentinin surları dibinde köpekler yiyecek› diyor.También de Jezabel ha hablado Jehovah diciendo: "Los perros comerán a Jezabel en la parcela de Jezreel
‹‹RAB İzebel için de, ‹İzebeli Yizreel Kentinin surları dibinde köpekler yiyecek› diyor.Tudi o Jezabeli je govoril GOSPOD in rekel: Psi bodo žrli Jezabelo ob obzidju jezreelskem.
‹‹RAB İzebel için de, ‹İzebeli Yizreel Kentinin surları dibinde köpekler yiyecek› diyor.Und über Isebel redete der HERR auch und sprach: Die Hunde sollen Isebel fressen an der Mauer Jesreels.
‹‹RAB İzebel için de, ‹İzebeli Yizreel Kentinin surları dibinde köpekler yiyecek› diyor.Също и на Езавел говори Господ, казвайки: Кучетата ще изядат Езавел при рова на Езраел.
‹‹RAB İzebel için de, ‹İzebeli Yizreel Kentinin surları dibinde köpekler yiyecek› diyor.Также и о Иезавели сказал Господь: псы съедят Иезавель за стеною Изрееля.
‹‹RAB İzebel için de, ‹İzebeli Yizreel Kentinin surları dibinde köpekler yiyecek› diyor.וגם לאיזבל דבר יהוה לאמר הכלבים יאכלו את איזבל בחל יזרעאל׃
‹‹RAB İzebel için de, ‹İzebeli Yizreel Kentinin surları dibinde köpekler yiyecek› diyor.وتكلم الرب عن ايزابل ايضا قائلا ان الكلاب تاكل ايزابل عند مترسة يزرعيل.
‹‹RAB İzebel için de, ‹İzebeli Yizreel Kentinin surları dibinde köpekler yiyecek› diyor.論 到 耶 洗 別 、 耶 和 華 也 說 、 狗 在 耶 斯 列 的 外 郭 、 必 喫 耶 洗 別 的 肉
‹‹RAB İzebel için de, ‹İzebeli Yizreel Kentinin surları dibinde köpekler yiyecek› diyor.論到耶 洗別 、 耶和華 也 說 、 狗 在 耶斯列 的 外郭 、 必喫耶 洗別 的 肉
Sonra İzebele, ‹‹Navot taşlanarak öldürüldü›› diye haber gönderdiler.A poslali k Jezábel, řkouce: Ukamenovánť jest Nábot a umřel.
Sonra İzebele, ‹‹Navot taşlanarak öldürüldü›› diye haber gönderdiler.Azután megizenék Jézabelnek, mondván: Megköveztetett Nábót, és meghalt.
Sonra İzebele, ‹‹Navot taşlanarak öldürüldü›› diye haber gönderdiler.Berita tentang pelaksanaan pembunuhan Nabot disampaikan kepada Izebel
Sonra İzebele, ‹‹Navot taşlanarak öldürüldü›› diye haber gönderdiler.Därefter sände de bud till Isebel och läto säga: »Nabot har blivit stenad till döds.»
Sonra İzebele, ‹‹Navot taşlanarak öldürüldü›› diye haber gönderdiler.Depois mandaram dizer a Jezabel : Nabote foi apedrejado e morreu.
Sonra İzebele, ‹‹Navot taşlanarak öldürüldü›› diye haber gönderdiler.Después enviaron a decir a Jezabel: "Nabot ha sido apedreado y ha muerto.