iyileşti ile cümle

iyileşti kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
İyileştiriciler, zindan veya yağma (raid) gurubunun gizli kahramanlarıdır.의역하여 묘족천(妙足天) · 지족천(知足天) · 희락천(喜樂天) 또는 희족천(喜足天)이라고도 한다.
İyileştikten sonra çalışmaya devam edeceğim.이듬해 대사면 때 회복되었다.
Ulusal hastalık sigorta sistemi tüm vatandaşların sağlık kalitesini iyileştirmektedir.개인적 차원의 의료비 절감은 국가전체의 후생증진과 건강보험 재정 절감으로 이어진다.
Mayına bastığı için yaralanan dizini iyileştirebilmek için para gerekliydi.그의 하반신 마비를 치료하기 위한 돈을 마련하기 위해서였다.
Seward da saldırıya uğradı, ancak iyileşti.하지만 코우시가 다시 마음을 고쳐먹자 그녀도 또한 회복되었다.
Öncelikle yaşlıların yaşam koşullarını iyileştirme hedefi takip edilmektedir.우선 백성들의 삶의 질을 개선해야 된다고 보았다.
Bununla birlikte şehir hızla iyileşti.עם זאת העיר הצליחה להתאושש במהרה.
Ancak,kısa sürede iyileşti.עם זאת, לאחר זמן קצר הוא החלים.
Ama zamanla iyileşti.כך נרפאה באופן זמני.
Kahve onu iyileştirmiş.הוא ריפא אותן.
Reparifors: Bu büyü büyücüyü iyileştirebilmek için kullanılır.ארתור מציע לרפא אותו באמצעות כישוף.
Fuller'ın bedeni hiçbir zaman iyileştirilemedi.גופתה של פולר לא נמצאה מעולם.
Bu deneme ve iyileştirme döngüsü yeterince güçlü bir inhibitör bulunana kadar tekrar edilir.מסלול בדיקה ושיפור זה חוזר אז עד ליצירה של מעכב בעל השפעה מספקת.
Oğlunun karakterinin gelişimini takip etti ve yöneticilik tarzını iyileştirmesini sağladı.הוא טיפל בחולה והצליח לייצב את מצבו.
Büyüsünü; iyileştirme, koruma ve saldırı için kullanır.לאינואה כוח לשלוט ב-6 פקודים, המשמשים לה להתקפה, להגנה ולריפוי.
İlgilenen herhangi kişi kayıt olduktan sonra iyileştirmeler yapabilir veya yeni makaleler oluşturabilir.Всеки заинтересуван може да направи подобрения или създаде нови статии след регистрация.
General olarak imparator, kendi savaş becerilerini iyileştiren yeteneklere sahip olur.Като военачалник императорът придобива умения, които подобряват бойните му способности.
Yakınında iyileştici etkisi ile bilinen bir spa termal tesisi vardır.Наблизо има и аязмо – лечебен извор.
Bitkileri iyileştirir.Растението се лечебно.
Safran lifleri yataklara serpilmiş ve melankoli krizlerini iyileştirmek için sıcak çaylarla karıştırılmıştır.Шафранови нишки са разпръсквани по леглата и слагани в горещи чайове като лек срещу пристъпи на меланхолия.
Çalışanın, şirketin büyümesine ve iyileştirilmesine yardım etmesini sağlar.Подходът позволява на работниците да подпомогнат растежа и развитието на компанията.
Yusuf onu iyileştirmek için gömleğini gönderir.Богородица, която му обещава да го излекува.
İyileştiklerinde ise cezalarını tamamlamak için tekrar hapishaneye gönderildiler.След освобождаването от затвора е реабилитиран.
Bununla birlikte şehir hızla iyileşti.Градът обаче скоро се съвзема.
Enfeksiyon iyileştikten sonra, tipik olarak izi kalır.След излекуване на инфекцията, обикновено остава белег на повърхността.
Kahve onu iyileştirmiş.Смятало се е, че водата му е лековита.
Ancak,kısa sürede iyileşti.No vrlo brzo se uspješno oporavila.
İyileştirme oranı %87 civarında bulunurken komplikasyon oranı %3'e kadar çıkabilmektedir.Stopa izlječenja ovim postupkom iznosi oko 87%, a do komplikacija dolazi u do 3% postupaka.
Bürokrasiyi iyileştirmiş ve vatandaşlık ve senato tutanaklarını daha etkin hale getirmiştir.Unaprijedio je birokraciju i pojednostavnio pravila o dobivanju građanstva i senatorske časti.
Bitkileri iyileştirir.Biljka je ljekovita.
O sırada sahilde Jack'in iyileştirmeye çalıştığı polis kendine gelmiştir ve Jack'e "O nerede?" diye sorar.Natrag na plaži, maršal se budi tijekom operacije i upita Jacka: "Gdje je ona?"
Komünistler ayrıca eşitlik ve toplumsal adaletin iyileştirilmesi üzerine vaatte bulundular.Obećali su također jednakost i socijalnu pravdu.
Mali durumunu iyileştirdi.No fra Blago je ozdravio.
Liraglutid kan şekeri seviyelerini iyileştirir..Klinčić može smanjiti razinu šećera u krvi. .
Elrond parçayı temizledi ve yarayı iyileştirdi.Azucena ga je našla i izliječila mu rane.
SMB yazıcı kuyruğuna yazdırmayı iyileştirir.Vilenik će pokušati izliječiti Pisnika.
16 Mayıs 2012'de Üretimin İyileştirilmesi Bakanı (Sanayi Bakanı) olmuştur.National Cancer Institute (2012) pristupljeno 16. svibnja 2012.
Örneğin "Врачу, исцелися сам" (Vrachu, istselisya sam - "Hekim, kendini iyileştir", cf. yalın "врач", vrach)."Ljeto, jesen, rat." (h)i Ἰατρέ, θεράπευσον σεαυτόν• Iatre therapeuson seauton; "Liječniče, liječi se sam!"
Dediğine göre Spoffor onu hipnotize ederek iyileştirmeye çalışmıştı.Prometej je rekao da zna kako će ga izliječiti.
Kesin iyileştirme amacıyla ameliyat hastaların sadece %20'sinde mümkündür.Chirurgická liečba s cieľom vyliečiť ochorenie je možná len u približne 20% prípadov.
Hiçbir iyileştirme çabaları sonuç vermedi.Pokusy o vyliečenie boli bezvýsledné.
İyileştiklerinde ise cezalarını tamamlamak için tekrar hapishaneye gönderildiler.Po návrate z väzenia bol plne rehabilitovaný.
Protestolar nedeniyle mahkûmların durumları biraz iyileştirildi.Podmienky ostatných väzňov sa tak mierne zlepšili.
Bitkileri iyileştirir.Liečivá rastlina.
O da özeldir ve canlıları iyileştirebilme yeteneği vardır.Zistil, že má schopnosť liečiť ľudí.
İyileştikten sonra eski formuna tekrar kavuştu.Po prepustení však znova dosiahol svoju vrcholnú formu.
Kahve onu iyileştirmiş.Linderman ho vyliečil.
Pankreas başında bulunan kanserlerde Whipple ameliyatı en çok denenen iyileştirme amaçlı ameliyattır.Metódou voľby pri chirurgickej resekcii karcinómu v hlave pankreasu je Whippleova operácia.
Aktörün felci tamamen iyileşti ve film kariyerine geri döndü.Filmová práca ho omrzela a vrátil sa späť k maľbe a fotografii.
Host Havalimanı'nı iyileştirmek için yapılan çalışmalar 2011 sonlarında başladı.Štartovacie okno pre let k Marsu sa skončilo začiatkom decembra 2011.
Arkadaşlarımızdan biri sıhhiye olduğu için yaralandığımız zaman onu çağırıp kendimizi iyileştirebiliyoruz.Zdravotník má na starosti lekárničku a keď sa niečo stane, tak ošetrenie zranenia.
İyileştirme oranı %87 civarında bulunurken komplikasyon oranı %3'e kadar çıkabilmektedir.Za uspešnost postopka so ugotovili, da je približno 87% za število zapletov višini pa do 3%.
Antik Mısır hekimleri iyileştirme becerileriyle antik Yakın Doğu'da ünlendiler.Staroegipčanski zdravniki so zaradi svojih spretnosti sloveli po celem Bližnjem vzhodu.
Ancak,kısa sürede iyileşti.V nekaj dneh je ozdravela.
Bürokrasiyi iyileştirmiş ve vatandaşlık ve senato tutanaklarını daha etkin hale getirmiştir.Izboljšal je državno upravo in uredil vlogi državljanov in senatorjev.
Bu özellik yakıt kullanımı azaltmaya yardımcı olur ya da uçuşun çeşitli aşamalarında ivmelenmeyi iyileştirir.S tem zmanjšamo porabo goriva za nekaj procentov ali pa povečamo dolet letala.
Yaklaşık yetmiş yıldır putlara tapıyor ve kendisini iyileştirmeleri için yalvarıyordu fakat iyileşmemişti.Bil je v bolnišnicah in vsi smo ga podpirali, da bi se ozdravil, vendar se ni.
Hayvanları iyileştirmiş ve bir hücrede yaşamıştır.Oblačili so se v živalske kože in živeli v votlinah na otoku.
Onu pigmeler bulur ve iyileştirir.Ptolomejci so ga vzdrževali in izboljšali.
Oğlunun karakterinin gelişimini takip etti ve yöneticilik tarzını iyileştirmesini sağladı.Ji prižiūrėjo sūnaus charakterio vystimąsi ir pagerino valdymo toną.

İlgili Sayfalar