Onun parayı çaldığını itirafı ailesini şaşkına çevirdi.His admission that he had stolen the money astonished his family.
İntikam bir acı itirafı.Revenge is a confession of pain.
Yapacak bir itirafım var.I have a confession to make.
Bir itirafım var.I have a confession.
Biz Tom'un imzalanmış itirafına sahibiz.We have Tom's signed confession.
Tom bu itirafı gönüllü olarak imzaladı mı?Did Tom sign that confession voluntarily?
Eğer doğru değilse o itirafı neden imzaladın?Why did you sign that confession if it wasn't true?
Neden itirafı imzaladın?Why did you sign the confession?
Hukuk işkence altında itirafı kabul etmiyor.The law does not accept confession under torture.
Tom itirafı imzalamamalıydı.Tom shouldn't have signed a confession.
Tom'un itirafı herkesi şok etti.Tom's confession shocked everybody.
Tom itirafı kendi isteğiyle imzalamadı.Tom didn't sign the confession voluntarily.
Ridgway'in itirafından önce yetkililer onu 49 cinayetten sorumlu tutuyordu.Before Ridgway's confession, authorities had attributed 49 murders to the Green River Killer.
Bild gazetesi bir başlık yaptı: "Zschaepe'nin itirafı - mazeretler dışında!".Bild ran a headline "Zschaepe's confession - nothing but excuses!"
19:24 Aşarların itirafını ekinin dördüncü ve yedinci yıllarında oku Deut.19:24 To read the confession of tithes every fourth and seventh year — Deut.
Bir itirafım var: ben basitlik adamı değilim.I have a confession: I'm not a man of simplicity.
PARIS Bu baba itirafı yapmak zorunda gel?PARlS Come you to make confession to this father?
Ama itirafım bu değildi.But that is not my confession.
Daha önce gizledikleri ortaya çıktığı için (bu itirafı yapıyorlar).But no. What they were hiding has now become clear to them.
Hem savunma hem de savcılık söz konusu itirafın anlaşmalı olarak yapıldığı iddialarını reddediyor.Both the defence and the prosecution have denied speculation that her move was part of a deal.
Erişim tarihi: 23 Ekim 2009. ↑ "Dinç Bilgin´in itirafı medyayı sarstı".Erişim tarihi: 23 Ekim 2009. ↑ "Dinç Bilgin´in itirafı medyayı sarstı" .
[2] İşkence itirafı kaldırıldı ve Hofacker, Volksgerichtshof huzurunda yargılandı.He was found guilty of treason and sentenced to death.
Tutuklanması ve hapishane itirafıArrest and jailhouse confession
Ridgway'in itirafından önce yetkililer onu 49 cinayetten sorumlu tutuyordu.Ridgway konnte seine Mordserie fortsetzen und gestand schließlich bis heute 49 Morde.
Fakat Sandrina tekrar bu itirafından rücu eder.Miss Marple stellt das Geständnis jedoch sofort infrage.
İlk romanı "La Confession de Claude" (Claude’un İtirafı) 1865'te basıldı.Эта неудача послужит основной его первого романа «Исповедь Клода» (1865).
Onun kendi itirafı ile Irving iyi bir öğrenci değildi ve baro sınavından ancak 1806'da geçebilmişti.Ele reconhecia que não era um bom aluno, e quase não passou na prova de admissão em 1806.
Ben de öldürdüm" diyerek, suç itirafında bulunduğu belirtildi.Zij verklaarde: “Er is reden aan te nemen dat een misdrijf is gepleegd.
Öykünün ilk kelimesi olan "Evet!", anlatıcının suçunu itirafı gibidir.Pierwsze słowo historii "Prawda" jest przyznaniem się do winy.
İlk romanı "La Confession de Claude" (Claude’un İtirafı) 1865'te basıldı.Ця невдача послужить основою його першого роману «Сповідь Клода» (1865).
Özge Gürel'in seslendirdiği Kahramanımsın şarkısı, sezonun "Aşk İtirafı" bölümünde belirmiştir.Lagu andalan Brother Where You Bound adalah lagu bertemakan Perang Dingin.
Ben de öldürdüm" diyerek, suç itirafında bulunduğu belirtildi."Họ ép anh ta vào đó thỏa thuận nhận tội.
Öykünün ilk kelimesi olan "Evet!", anlatıcının suçunu itirafı gibidir.故事的第一个单词,“对!”,不承认罪行。
Onun kendi itirafı ile Irving iyi bir öğrenci değildi ve baro sınavından ancak 1806'da geçebilmişti.הוא הודה כי לא היה תלמיד טוב ובקושי עמד בבחינות לשכת עורכי הדין בשנת 1806.
Ama itirafım bu değildi.Aber das ist nich meine Beichte.
Ama itirafım bu değildi.Ja też. Ale to nie jest moje wyznanie.
Ama itirafım bu değildi.하지만 이건 제가 고백하려고 했던 게 아니에요.
Ama itirafım bu değildi.Mas essa não é a minha confissão.
Ama itirafım bu değildi.Men det är inte vad jag vill bekänna.
Ama itirafım bu değildi.Mutta se ei ole tunnustukseni vaan tämä:
Ama itirafım bu değildi.Pero esa no es mi confesión.
Ama itirafım bu değildi.To však nieje moje priznanie.
Ama itirafım bu değildi.Но я не в этом хотела признаться.
Ama itirafım bu değildi.Я теж. Але це не моя зізнання.
Ama itirafım bu değildi.私の告白は<br/>私は健康心理学者で
Bir itirafım var: ben basitlik adamı değilim.Am o confesiune: nu sunt un om al simplităţii.
Bir itirafım var: ben basitlik adamı değilim.Devo farvi una confessione: non sono un uomo di semplicità.
Bir itirafım var: ben basitlik adamı değilim.Egy vallomás: nem vagyok az egyszerűség embere.
Bir itirafım var: ben basitlik adamı değilim.Ich habe ein Geständnis für Sie: Ich bin kein Mann der Einfachheit.
Bir itirafım var: ben basitlik adamı değilim.Ik moet iets bekennen: ik ben geen man van eenvoud.
Bir itirafım var: ben basitlik adamı değilim.Jeg har en tilståelse: jeg er ikke et enkelt menneske.
Bir itirafım var: ben basitlik adamı değilim.고백할 것이 있는데 전 사실 단순함의 아버지가 아닙니다.
Bir itirafım var: ben basitlik adamı değilim.Les tengo una confesión: Yo no soy un hombre de simplicidad.
Bir itirafım var: ben basitlik adamı değilim.Mais je dois l'avouer : je ne suis pas un homme de simplicité.
Bir itirafım var: ben basitlik adamı değilim.Musím se přiznat: Nejsem člověk jednoduchosti.
Bir itirafım var: ben basitlik adamı değilim.Muszę wyznać: nie jestem człowiekiem prostoty.
Bir itirafım var: ben basitlik adamı değilim.Имам едно признание: не съм човек на простотата.
Bir itirafım var: ben basitlik adamı değilim.Мне нужно вам признаться, что я не всегда отдаю предпочтение простоте.
Bir itirafım var: ben basitlik adamı değilim.עלי להתוודות: אינני אדם של פשטות.
Bir itirafım var: ben basitlik adamı değilim.سوف أعترف لكم: انا لست من النوع البسيط.