Ana içeriğe geç
Sözlük

iter ile cümle

iter kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Hafifçe iterseniz, paralelkenara dönüşür.Можно надавить и будет параллелограмм.
Hafifçe iterseniz, paralelkenara dönüşür.Трохи натиснемо і виникає паралелограм.
Hafifçe iterseniz, paralelkenara dönüşür.דוחפים אותו קצת וזה הופך למקבילית.
Hafifçe iterseniz, paralelkenara dönüşür.تدفعه قليلا، ويصبح متوازي أضلاع.
Hafifçe iterseniz, paralelkenara dönüşür.でもこれでは不安定です
Hava,test tübünün dışında yer alan civa üstünde basınç uygular ve civayı aşağıya iter. -Detta kommer att trycka ner på (enbart) ytan av qvicksilvern på denna teströr.
- Hava,test tübünün dışında yer alan civa üstünde basınç uygular ve civayı aşağıya iter. -Isso vai ser empurrando para baixo sobre a superfície do mercúrio do lado de fora do tubo de ensaio.
Hava,test tübünün dışında yer alan civa üstünde basınç uygular ve civayı aşağıya iter. -Ta bude tlačit na povrch rtuti z vnějšku zkumavky.
- Hava,test tübünün dışında yer alan civa üstünde basınç uygular ve civayı aşağıya iter. -Тя ще изтласква въздуха към повърхността на живака от външната страна на епруветката.
Hava,test tübünün dışında yer alan civa üstünde basınç uygular ve civayı aşağıya iter. -המשקל הזה לוחץ על שטח הכספית שמחוץ למבחנה, כלפי מטה.
İlki şuydu helyum atomları birbirlerine değdikleri zaman, birbirlerini iterler.Az első az volt, hogy mikor a hélium atomok érintkeznek, akkor visszaverődnek.
İlki şuydu helyum atomları birbirlerine değdikleri zaman, birbirlerini iterler.Das Erste war, dass, wenn Heliumatome einander abstossen, wenn sie einander berühren.
İlki şuydu helyum atomları birbirlerine değdikleri zaman, birbirlerini iterler.De eerste was dat wanneer heliumatomen elkaar raken, ze elkaar afstoten.
İlki şuydu helyum atomları birbirlerine değdikleri zaman, birbirlerini iterler.Den första var att när heliumatomer nuddar varandra så repelleras de.
İlki şuydu helyum atomları birbirlerine değdikleri zaman, birbirlerini iterler.El primero era que cuando los átomos de helio se tocan, se repelen.
İlki şuydu helyum atomları birbirlerine değdikleri zaman, birbirlerini iterler.Il primo era che, quando gli atomi di elio si toccano, si respingono.
İlki şuydu helyum atomları birbirlerine değdikleri zaman, birbirlerini iterler.제일 첫번째는 헬륨 원자는 서로 맞닿으면 밀어내려 한다는 것입니다.
İlki şuydu helyum atomları birbirlerine değdikleri zaman, birbirlerini iterler.Le premier était que quand les atomes d'hélium se touchent, ils se repoussent.
İlki şuydu helyum atomları birbirlerine değdikleri zaman, birbirlerini iterler.O primeiro era que, quando os átomos de hélio se tocam, repelem-se.
İlki şuydu helyum atomları birbirlerine değdikleri zaman, birbirlerini iterler.Primul a fost că atunci când atomii de heliu se ating între ei, se resping.
İlki şuydu helyum atomları birbirlerine değdikleri zaman, birbirlerini iterler.Według pierwszej zasady atomy helu odpychają się, gdy są blisko siebie.
İlki şuydu helyum atomları birbirlerine değdikleri zaman, birbirlerini iterler.Yang pertama adalah saat bersentuhan, atom-atom helium itu saling tolak menolak.
İlki şuydu helyum atomları birbirlerine değdikleri zaman, birbirlerini iterler.Η πρώτη ήταν ότι, όταν τα άτομα ηλίου ακουμπούν μεταξύ τους, απωθούνται.
İlki şuydu helyum atomları birbirlerine değdikleri zaman, birbirlerini iterler.Первое было то, что, когда атомы гелия соприкасаются, они отталкиваются.
İlki şuydu helyum atomları birbirlerine değdikleri zaman, birbirlerini iterler.Първият беше, че когато хелиевите атоми се докосват, те се отблъскват.
İlki şuydu helyum atomları birbirlerine değdikleri zaman, birbirlerini iterler.העקרון הראשון היה שכאשר אטומי הליום נגעו אחד בשני, הם דוחים אחד את השני.
İlki şuydu helyum atomları birbirlerine değdikleri zaman, birbirlerini iterler.وكانت الاولى ان ذرات الهيليوم عندما تتلامس فانها تتنافر
İlki şuydu helyum atomları birbirlerine değdikleri zaman, birbirlerini iterler.接触すると お互いに反発しあうことから この時の波動関数がゼロになるはずだと予想できます
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.cầm giữ đức tin và lương tâm tốt. Mấy kẻ đã chối bỏ lương tâm đó, thì đức tin họ bị chìm đắm:
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.cầm_giữ đức_tin và lương_tâm tốt . Mấy kẻ đã chối_bỏ lương_tâm đó , thì đức_tin họ bị chìm_đắm :
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.con fede e buona coscienza, poiché alcuni che l'hanno ripudiata hanno fatto naufragio nella fede
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.conservando a fé, e uma boa consciência, a qual alguns havendo rejeitado, naufragando no tocante � fé;
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.idet du har Tro og en god Samvittighed, hvilken nogle have stødt fra sig og lidt Skibbrud på Troen;
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.idet du har tro og en god samvittighet; den har somme kastet fra sig og lidt skibbrudd på sin tro;
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.믿음과 착한 양심을 가지라 어떤 이들이 이 양심을 버렸고 그 믿음에 관하여는 파선하였느니라
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.Mając wiarę i dobre sumienie, które niektórzy odrzuciwszy, szkodę podjęli w wierze;
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.Maje víru a dobré svědomí, kteréžto někteří potrativše, zhynuli u víře.
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.majúc vieru a dobré svedomie, ktoré odstrčiac niektorí od seba stroskotali čo do viery,
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.manteniendo la fe y la buena conciencia, la cual algunos desecharon y naufragaron en cuanto a la fe
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.Megtartván a hitet és jó lelkiismeretet, melyet némelyek elvetvén, a hit dolgában hajótörést szenvedtek;
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.säilyttäen uskon ja hyvän omantunnon, jonka eräät ovat hyljänneet ja uskossaan haaksirikkoon joutuneet.
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.şi să păstrezi credinţa şi un cuget curat, pe care unii l-au pierdut, şi au căzut din credinţă.
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.εχων πιστιν και αγαθην συνειδησιν, την οποιαν τινες αποβαλοντες εναυαγησαν εις την πιστιν
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.имея веру и добрую совесть, которую некоторые отвергнув, потерпели кораблекрушение в вере;
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.И тъй, искам мъжете да се молят на всяко място, като издигат ръце свети, а не гневни и препирливи,
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.маючи віру і добру совість, котру деякі відкинувши, од віри відпали.
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.לאחז באמונה וברוח הטובה אשר יש מאסים בה ותשבר אנית אמונתם׃
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.ولك ايمان وضمير صالح الذي اذ رفضه قوم انكسرت بهم السفينة من جهة الايمان ايضا
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.常 存 信 心 、 和 無 虧 的 良 心 . 有 人 丟 棄 良 心 、 就 在 真 道 上 如 同 船 破 壞 了 一 般
İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar.常 存 信心 、 和 無虧 的 良心 . 有 人 丟棄 良心 、 就 在 真 道上 如同 船 破壞 了 一般
Kabuklarini terketmeye, dürüst olmak ve beraberce spontan yasama riskini almaya iter.Il les pousse à quitter leurs coquilles et risquer d'être honnête et spontané entre eux.
"Karşıt yükler çeker, aynı yükler iter."같은 극끼리는 물리친다."
"Karşıt yükler çeker, aynı yükler iter."las iguales se repelen".
"Karşıt yükler çeker, aynı yükler iter.""Противоположные заряды притягиваются, одинаковые заряды отталкиваются".
"Karşıt yükler çeker, aynı yükler iter."מטענים דומים נדחים."
"Karşıt yükler çeker, aynı yükler iter."والشحنات المتمائلة تتنافر"
Kazanılmış ve ödenmiş medya müşterileri huniye iter.Aún tenemos publicidad ganada y publicidad pagada encausando los clientes hacia el embudo.
Kazanılmış ve ödenmiş medya müşterileri huniye iter.마찬가지로 무료 및 유료 매체를 이용해 고객을 끌어들이죠
Kazanılmış ve ödenmiş medya müşterileri huniye iter.Nadal posiadamy bezpłatne oraz płatne media, które sprowadzają nam klientów do tego lejka.
Kazanılmış ve ödenmiş medya müşterileri huniye iter.لا نزال نملك وسائل إعلام مملوكة ومدفوعة تجلب العملاء للقمع،
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod