istiyorsunuz ile cümle
istiyorsunuz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Şimdi, gerçekten şu an size şunu söylememi mi istiyorsunuz?Что вы в самом деле хотите, чтобы я сказал сейчас?
Şimdi, gerçekten şu an size şunu söylememi mi istiyorsunuz?אתם באמת רוצים שאומר לכם,
Şimdi, gerçekten şu an size şunu söylememi mi istiyorsunuz?الآن، هل تريدونني أن أقول لكم، أخبركم
Şimdi, gerçekten şu an size şunu söylememi mi istiyorsunuz?「誓って言うが 私は子どもを 蹴飛ばしたりしないよ」
Şimdi size bir sorm var: Ne istiyorsunuz=Mijn vraag aan jullie is: waar wacht je nog op?
Şimdi size bir sorm var: Ne istiyorsunuz=И я хочу спросить вас, чего же вы ждете?
Şimdi size bir sorm var: Ne istiyorsunuz=Тому, ось моє запитання до вас: на що ви чекаєте?
Siz bu toprakları ve ondan daha önemli olan içindekileri istiyorsunuz.Aku menginginkan bumi dan apa yang ada di dalamnya.
Siz bu toprakları ve ondan daha önemli olan içindekileri istiyorsunuz.I vil have jorden og det, der er i den.
Siz bu toprakları ve ondan daha önemli olan içindekileri istiyorsunuz.Mi? A fontosabb területeket akarjátok és ez az oka.
Siz bu toprakları ve ondan daha önemli olan içindekileri istiyorsunuz.Ni vill ha marken och det som finns i den.
Siz bu toprakları ve ondan daha önemli olan içindekileri istiyorsunuz.Quieren la tierra y lo que más les importa, lo que está en ella.
Siz bu toprakları ve ondan daha önemli olan içindekileri istiyorsunuz.Wat? - Jij wil de grond en nog liever wat er in zit.
Siz bu toprakları ve ondan daha önemli olan içindekileri istiyorsunuz.- Τι; - Θέλετε το υπέδαφός της, βασικά.
Siz bu toprakları ve ondan daha önemli olan içindekileri istiyorsunuz.Искам земята и това, което е в.
Siz bu toprakları ve ondan daha önemli olan içindekileri istiyorsunuz.Искате земята или по-скоро това, което e в нея.
Siz bu toprakları ve ondan daha önemli olan içindekileri istiyorsunuz.,אתם רוצים את הארץ, ויותר חשוב .אתם רוצים את מה שיש בה
Siz bu toprakları ve ondan daha önemli olan içindekileri istiyorsunuz.أنتم تريدون الأرض و الأهم من ذلك تريديون ما فيها
Siz de ellerinizi serbest bırakacak bir şey istiyorsunuz.Đó sẽ không phải là chỗ bạn đang nhìn hay là nơi bạn đang giao tiếp bằng mắt với người khác.
Siz de ellerinizi serbest bırakacak bir şey istiyorsunuz.그래야 앞을 볼 때 가리지 않고
Siz de ellerinizi serbest bırakacak bir şey istiyorsunuz.Takže nebude tam, kde sa pozeráte.
Siz de ellerinizi serbest bırakacak bir şey istiyorsunuz.כדי שהתמונות לא יהיו במקום שאליו אתם מסתכלים
Siz de ellerinizi serbest bırakacak bir şey istiyorsunuz.كي لا يكون حيث تنظر
Siz de ellerinizi serbest bırakacak bir şey istiyorsunuz.アイコンタクトの
"Siz de Irak'ın başına gelenleri mi istiyorsunuz?"Apakah Anda ingin melihat situasi seperti di Irak?
"Siz de Irak'ın başına gelenleri mi istiyorsunuz?"Các bạn có muốn thấy một tình trạng tương tự như ở Iraq?
"Siz de Irak'ın başına gelenleri mi istiyorsunuz?"Chcete to, čo sa deje v Iraku?
"Siz de Irak'ın başına gelenleri mi istiyorsunuz?"Chcielibyście takiej sytuacji, jak w Iraku?"
"Siz de Irak'ın başına gelenleri mi istiyorsunuz?"Chtěli byste takovou situaci jako v Iráku?
"Siz de Irak'ın başına gelenleri mi istiyorsunuz?"Gostariam de estar como o Iraque?
"Siz de Irak'ın başına gelenleri mi istiyorsunuz?"이라크의 상황을 보고 싶은가요?
"Siz de Irak'ın başına gelenleri mi istiyorsunuz?"Olyan helyzetet szeretnétek, mint az iraki?
"Siz de Irak'ın başına gelenleri mi istiyorsunuz?"¿Quieren repetir la situación de Irak?
"Siz de Irak'ın başına gelenleri mi istiyorsunuz?"Vorreste vivere nel vostro paese quello che è successo in Iraq?"
"Siz de Irak'ın başına gelenleri mi istiyorsunuz?"Vreți să vedeţi aceeaşi situaţie ca în Irak?
"Siz de Irak'ın başına gelenleri mi istiyorsunuz?"Willen jullie dezelfde situatie als in Irak zien?
"Siz de Irak'ın başına gelenleri mi istiyorsunuz?"Wollt ihr die selbe Situation wie im Irak haben?
"Siz de Irak'ın başına gelenleri mi istiyorsunuz?"Θέλετε να βιώσετε την κατάσταση του Ιράκ;
"Siz de Irak'ın başına gelenleri mi istiyorsunuz?"Искате ли да изживеете ситуацията в Ирак?"
"Siz de Irak'ın başına gelenleri mi istiyorsunuz?"Хотите повторение Ирака?
"Siz de Irak'ın başına gelenleri mi istiyorsunuz?"Чи хочете ви побачити таке саме як в Іраку?
"Siz de Irak'ın başına gelenleri mi istiyorsunuz?"האם תרצו לראות מצב כמו עירק?
"Siz de Irak'ın başına gelenleri mi istiyorsunuz?ھل تريدون أن تشھدوا حالة عراقية في بلادكم؟
"Siz de Irak'ın başına gelenleri mi istiyorsunuz?「内戦や分派抗争を見たいか?」
Size imkansız olduğu söylenen birşeyi yapmak istiyorsunuz.Anda termotivasi untuk melakukan sesuatu yang menurut orang lain tidak mungkin dilakukan.
Size imkansız olduğu söylenen birşeyi yapmak istiyorsunuz.Bạn có sức mạnh để làm những điều mà ai cũng đều cho là không thể.
Size imkansız olduğu söylenen birşeyi yapmak istiyorsunuz.C'è qualcosa che vi spinge a fare ciò che tutti vi hanno detto che è impossibile fare.
Size imkansız olduğu söylenen birşeyi yapmak istiyorsunuz.Coś was kieruje by osiągnąć coś co każdy uważał za niemożliwe.
Size imkansız olduğu söylenen birşeyi yapmak istiyorsunuz.É-se levado a fazer alguma coisa que toda a gente te disse que era impossível.
Size imkansız olduğu söylenen birşeyi yapmak istiyorsunuz.Hivatottak arra, hogy megtegyenek bizonyos dolgokat, amikről mindenki más azt állította, hogy lehetetlen.
Size imkansız olduğu söylenen birşeyi yapmak istiyorsunuz.Je bent gedreven om iets te doen, en iedereen zegt dat het onmogelijk is.
Size imkansız olduğu söylenen birşeyi yapmak istiyorsunuz.당신은 모든 사람이 불가능하다고 말한 그 무언가를 하고자 하는 의욕이 넘치죠.
Size imkansız olduğu söylenen birşeyi yapmak istiyorsunuz.Něco vás nutí do něčeho o čem ostatní říkají, že je nemožné
Size imkansız olduğu söylenen birşeyi yapmak istiyorsunuz.Ni är drivna att göra något som alla intalat er är omöjligt.
Size imkansız olduğu söylenen birşeyi yapmak istiyorsunuz.Se sienten movidos a hacer algo que todo el mundo les ha dicho que es imposible.
Size imkansız olduğu söylenen birşeyi yapmak istiyorsunuz.Sie sind gezwungen, etwas zu tun, wovon Ihnen jeder sagt, dass es unmöglich ist.
Size imkansız olduğu söylenen birşeyi yapmak istiyorsunuz.Ste hnaní spraviť niečo, čo vám niekto vraví, že je nemožné.
Size imkansız olduğu söylenen birşeyi yapmak istiyorsunuz.Teitä ajaa sisäinen pakko tehdä jotakin, jota muut pitävät mahdottomana.
Size imkansız olduğu söylenen birşeyi yapmak istiyorsunuz.Vă împinge să faceți ceva ce toți v-au spus că este imposibil.
Size imkansız olduğu söylenen birşeyi yapmak istiyorsunuz.Vous êtes poussés à faire quelque chose que tout le monde a jugé impossible.