JULIET Tatlı, bu yüzden isterim:جولييت الحلو ، لذلك قلت :
JULIET Tatlı, bu yüzden isterim:まだ私はずっと大切にして汝を強制終了する必要があります。おやすみなさい、おやすみなさい!別れは、そのような甘い悲しみだ
Kalp ağrısı ve gözyaşları dinsin isterim.Ça m'ira si la souffrance et les larmes s'arrêtent.
Kalp ağrısı ve gözyaşları dinsin isterim.Szeretném, ha a szívfájdalom és a könnyek végetérnének.
Kalp ağrısı ve gözyaşları dinsin isterim.توقفي عن شعور بالاسف لا تبكي مجددا
Kardeşler, şunu bilmenizi isterim: Başıma gelenler daha çok Müjdenin yayılmasına yaramıştır.A chcę, bracia! abyście wiedzieli, iż to, co się ze mną dzieje, na większe pomnożenie Ewangielii wyszło.
Kardeşler, şunu bilmenizi isterim: Başıma gelenler daha çok Müjdenin yayılmasına yaramıştır.A chcem, aby ste vedeli, bratia, že to, čo sa so mnou dialo, napokon bolo viac na prospech evanjelia,
Kardeşler, şunu bilmenizi isterim: Başıma gelenler daha çok Müjdenin yayılmasına yaramıştır.Chciť pak, bratří, abyste věděli, že to pokušení, kteréž mne obklíčilo, k většímu prospěchu evangelium přišlo,
Kardeşler, şunu bilmenizi isterim: Başıma gelenler daha çok Müjdenin yayılmasına yaramıştır.Desidero che sappiate, fratelli, che le mie vicende si sono volte piuttosto a vantaggio del vangelo
Kardeşler, şunu bilmenizi isterim: Başıma gelenler daha çok Müjdenin yayılmasına yaramıştır.Hỡi anh em, tôi muốn anh em biết rằng điều xảy đến cho tôi đã giúp thêm sự tấn tới cho đạo Tin Lành,
Kardeşler, şunu bilmenizi isterim: Başıma gelenler daha çok Müjdenin yayılmasına yaramıştır.Hỡi anh_em , tôi muốn anh_em biết rằng điều xảy đến cho tôi đã giúp thêm sự tấn_tới cho đạo Tin_Lành ,
Kardeşler, şunu bilmenizi isterim: Başıma gelenler daha çok Müjdenin yayılmasına yaramıştır.Jeg vil at I skal vite, brødre, at det jeg har oplevd, heller har tjent til evangeliets fremme,
Kardeşler, şunu bilmenizi isterim: Başıma gelenler daha çok Müjdenin yayılmasına yaramıştır.Je veux que vous sachiez, frères, que ce qui m`est arrivé a plutôt contribué aux progrès de l`Évangile.
Kardeşler, şunu bilmenizi isterim: Başıma gelenler daha çok Müjdenin yayılmasına yaramıştır.형제들아 나의 당한 일이 도리어 복음의 진보가 된 줄을 너희가 알기를 원하노라
Kardeşler, şunu bilmenizi isterim: Başıma gelenler daha çok Müjdenin yayılmasına yaramıştır.Men jeg vil, I skulle vide, Brødre! at mine Forhold snarere have tjent til Evangeliets Fremme,
Kardeşler, şunu bilmenizi isterim: Başıma gelenler daha çok Müjdenin yayılmasına yaramıştır.Tudtotokra akarom pedig adni, atyámfiai, hogy az én dolgaim inkább elõmenetelére lõnek az evangyéliomnak;
Kardeşler, şunu bilmenizi isterim: Başıma gelenler daha çok Müjdenin yayılmasına yaramıştır.Vreau să ştiţi, fraţilor, că împrejurările în cari mă găsesc, mai degrabă au lucrat la înaintarea Evangheliei.
Kardeşler, şunu bilmenizi isterim: Başıma gelenler daha çok Müjdenin yayılmasına yaramıştır.Želim pa, da spoznate, bratje, da je pripomoglo še bolj v prospeh evangeliju to, kar me je zadelo,
Kardeşler, şunu bilmenizi isterim: Başıma gelenler daha çok Müjdenin yayılmasına yaramıştır.Θελω δε να εξευρητε, αδελφοι, οτι τα συμβαντα εις εμε συνετρεξαν μαλλον εις προοδον του ευαγγελιου,
Kardeşler, şunu bilmenizi isterim: Başıma gelenler daha çok Müjdenin yayılmasına yaramıştır.Желаю, братия, чтобы вы знали, что обстоятельства мои послужили к большему успеху благовествования,
Kardeşler, şunu bilmenizi isterim: Başıma gelenler daha çok Müjdenin yayılmasına yaramıştır.Хочу ж, щоб ви, браттє, зрозуміли, що те, що сталось менї, більш на користь благовістя вийшло,
Kardeşler, şunu bilmenizi isterim: Başıma gelenler daha çok Müjdenin yayılmasına yaramıştır.והנני מודיע אתכם אחי כי אשר מצאתני היתה אך ליתרון הבשורה׃
Kardeşler, şunu bilmenizi isterim: Başıma gelenler daha çok Müjdenin yayılmasına yaramıştır.ثم اريد ان تعلموا ايها الاخوة ان اموري قد آلت اكثر الى تقدم الانجيل
Kardeşler, şunu bilmenizi isterim: Başıma gelenler daha çok Müjdenin yayılmasına yaramıştır.弟 兄 們 、 我 願 意 你 們 知 道 、 我 所 遭 遇 的 事 、 更 是 叫 福 音 興 旺
Kardeşler, şunu bilmenizi isterim: Başıma gelenler daha çok Müjdenin yayılmasına yaramıştır.弟兄們 、 我願意 你 們 知道 、 我 所 遭遇 的 事 、 更是 叫 福音 興旺
Kastettiğim, sizi bilmem ama, ben o kadar parayı yatırmadan önce birçok ev görmek isterim.Cioè, non so voi, ma io voglio vedere molte case prima di rimetterci del denaro.
Kastettiğim, sizi bilmem ama, ben o kadar parayı yatırmadan önce birçok ev görmek isterim.Enfin, je ne sais pas pour vous, mais moi je veux voir plusieurs maisons avant d'y investir autant d'argent.
Kastettiğim, sizi bilmem ama, ben o kadar parayı yatırmadan önce birçok ev görmek isterim.Ich will viele Häuser anschauen, bevor ich so viel Geld da rein stecke.
Kastettiğim, sizi bilmem ama, ben o kadar parayı yatırmadan önce birçok ev görmek isterim.그래서 많은 돈을 지불하기 전에 많은 집을 보려고 하겠죠.
Kastettiğim, sizi bilmem ama, ben o kadar parayı yatırmadan önce birçok ev görmek isterim.Nie wiem jak wy, ale ja chcę najpierw obejrzeć różne domy zanim zainwestuję dużo pieniędzy.
Kastettiğim, sizi bilmem ama, ben o kadar parayı yatırmadan önce birçok ev görmek isterim.Nu ştiu cum faceţi voi, dar eu vreau să văd a mulţime de case înainte să investesc mulţi bani în ea.
Kastettiğim, sizi bilmem ama, ben o kadar parayı yatırmadan önce birçok ev görmek isterim.Quiero decir, no sé ustedes, pero yo visito muchas casas antes de gastarme tanto dinero.
Kastettiğim, sizi bilmem ama, ben o kadar parayı yatırmadan önce birçok ev görmek isterim.Totiž, nevím jak vy, ale než do domu vrazím tolik peněz, chci jich vidět co nejvíc.
Kastettiğim, sizi bilmem ama, ben o kadar parayı yatırmadan önce birçok ev görmek isterim.Ý tôi là, tôi không biết bạn thế nào nhưng tôi muốn xem thật nhiều nhà trước khi bỏ ra bằng đó tiền.
Kastettiğim, sizi bilmem ama, ben o kadar parayı yatırmadan önce birçok ev görmek isterim.Не знаю, как вы, а я хочу посмотреть много домов, прежде чем вложу в это так много денег.
Kastettiğim, sizi bilmem ama, ben o kadar parayı yatırmadan önce birçok ev görmek isterim.אבל אני רוצה לראות הרבה בתים לפני שאשקיע כל כך הרבה כסף בזה.
Kastettiğim, sizi bilmem ama, ben o kadar parayı yatırmadan önce birçok ev görmek isterim.يتوجب على أن أقارن بين عدد كبير من المنازل قبل أن أدفع مبلغاً كبيراً لشراء أحدها.
Kastettiğim, sizi bilmem ama, ben o kadar parayı yatırmadan önce birçok ev görmek isterim.私はそのレベルの大金を払うなら 色々見て決めたいですから 金融システムについて考えるなら
'Kraliçe-kroket oynamak gün? 'Ben çok isterim,' Alice, dedi"Chciałbym to bardzo," powiedziała Alice,
'Kraliçe-kroket oynamak gün? 'Ben çok isterim,' Alice, dedi'Jeg kan lide det meget, "sagde Alice,
'Kraliçe-kroket oynamak gün? 'Ben çok isterim,' Alice, dedi'Je l'aime beaucoup ", dit Alice,
Marshall McLuhan'a geri atmak isterim.마샬 맥루한 얘기로 돌아가고 싶어요.
Marshall McLuhan'a geri atmak isterim.שחוו ממש שינוי כה גדול,
Marshall McLuhan'a geri atmak isterim.الجمهور الذي كان يمر بتطورات كثيرة في تلك الفترة،
Matt Rhoades'e ve liderliğini üstlendiği kampanya takımına teşekkür etmek isterim.Je veux remercier Matt Roades et l'équipe dédié de la campagne qu'il dirigeait.
Matt Rhoades'e ve liderliğini üstlendiği kampanya takımına teşekkür etmek isterim.Quiero agradecer a Matt Rhoades y la dedicada campaña de equipo que él lideró.
Matt Rhoades'e ve liderliğini üstlendiği kampanya takımına teşekkür etmek isterim. (tezahurat, alkışlar)Θέλω να ευχαριστήσω το Ματ Ρόουντς και την τόσο αφοσιωμένη ομάδα που σχημάτισε.
Matt Rhoades'e ve liderliğini üstlendiği kampanya takımına teşekkür etmek isterim.Voglio ringraziare Matt Rhoades ed il devoto team che lui ha guidato nella campagna.
Matt Rhoades'e ve liderliğini üstlendiği kampanya takımına teşekkür etmek isterim.وأود أن أشكرمات رودس وفريق الحملة المكرسة التي قاد.
- Mavi. - Sizi Oviedo'ya davet etmek isterim.Aş vrea să vă invit pe amândouă să veniţi cu mine la Oviedo.
- Mavi. - Sizi Oviedo'ya davet etmek isterim.J'aimerais vous inviter toutes les deux à m'accompagner à Oviedo.
- Mavi. - Sizi Oviedo'ya davet etmek isterim.أود أن أدعو كلتيكما لتأتيا معي لـ أوفييدو
Müşteri adı altında, bunu kimlere sattığınızı bilmek isterim.A che tipo di clienti lo stai vendendo.
Müşteri adı altında, bunu kimlere sattığınızı bilmek isterim.Chcę wiedzieć komu będziesz to sprzedawać, kim będą twoi odbiorcy?
Müşteri adı altında, bunu kimlere sattığınızı bilmek isterim.Ich will wissen, an wen Sie das Ding verkaufen. Wer sind die Kunden?
Müşteri adı altında, bunu kimlere sattığınızı bilmek isterim.Ik wil weten aan wie je dit verkoopt, welke klanten.
Müşteri adı altında, bunu kimlere sattığınızı bilmek isterim.Je veux savoir à qui vous vendez ça, en termes de clients.
Müşteri adı altında, bunu kimlere sattığınızı bilmek isterim.고객이라는 관점에서 누구에게 팔지도 궁금합니다.
Müşteri adı altında, bunu kimlere sattığınızı bilmek isterim.Quiero saber a quién venden, en clientes.
Müşteri adı altında, bunu kimlere sattığınızı bilmek isterim.Tôi muốn biết bạn bán nó cho ai, tôi đang nói đến khách hàng.