Ne istiyorsanız yapın." demesini istemezdim."Esta es la tabla rasa, señor arquitecto. Haga lo que le plazca."
Ne istiyorsanız yapın." demesini istemezdim."Ez egy tabula rasa, építész úr. Csináljon amit akar."
Ne istiyorsanız yapın." demesini istemezdim."Signor architetto, ecco per lei una tabula rasa. Faccia quello che vuole".
Ne istiyorsanız yapın." demesini istemezdim."Tábua rasa, senhor arquiteto. Faça o que bem entender."
Ne istiyorsanız yapın." demesini istemezdim."이것이 tabula rasa(백지설)입니다. 당신 원하는대로 하십시오"
Ne istiyorsanız yapın." demesini istemezdim."To tabula rasa, rób co chcesz".
Ne istiyorsanız yapın." demesini istemezdim."Начинайте с чистого листа, господин архитектор. Делайте, что хотите."
Ne istiyorsanız yapın." demesini istemezdim."Това е табула раза, господин архитект. Правете, каквото поискате."
Ne istiyorsanız yapın." demesini istemezdim."זאת טבולה ראסה, אדון אדריכל-- תעשה מה שבא לך."
Ne istiyorsanız yapın." demesini istemezdim."هذه أرض فضاء سيدي المعماري...افعل بها ماشئت"
Ne istiyorsanız yapın." demesini istemezdim.そこからは何も良いものは生まれません
Normalde asla istemezdim ama... ...başka çarem yok.Normaal gezien leen ik nooit van iemand, Maar nu heb ik echt geen andere oplossing.
Normalde asla istemezdim ama... ...başka çarem yok.Normalmente non chiedo mai prestiti, ma non ho alcuna altra soluzione.
Normalde asla istemezdim ama... ...başka çarem yok.Vlastne si nikdy nepožičiavam... ...ale nemám iné riešenie.
Normalde asla istemezdim ama... ...başka çarem yok.Vlastně si nikdy nepůjčuji... ...ale nemám jiné řešení.
Normalde asla istemezdim ama... ...başka çarem yok.- Żadnych?
Normalde asla istemezdim ama... ...başka çarem yok.Аз обикновено не вземам заеми, но нямам друго решение.
Normalde polis memurları hapishane görevi yapmak istemezler.Általában rendőrök nem akarnak ilyesmit csinálni.
Normalde polis memurları hapishane görevi yapmak istemezler.Biasanya polisi tidak mau bekerja di penjara.
Normalde polis memurları hapishane görevi yapmak istemezler.De obicei ofiţerii de poliţie nu vor să facă închisoarea.
Normalde polis memurları hapishane görevi yapmak istemezler.Di solito gli ufficiali di polizia non vogliono andare alla prigione.
Normalde polis memurları hapishane görevi yapmak istemezler.일반적으로 경찰관은 교도소에서 일하기를 원하지 않죠.
Normalde polis memurları hapishane görevi yapmak istemezler.Normaal doen politieofficieren geen gevangeniswerk.
Normalde polis memurları hapishane görevi yapmak istemezler.Normalement, les policiers ne veulent pas des prisons.
Normalde polis memurları hapishane görevi yapmak istemezler.Normalmente, los policías no quieren ir a las cárceles.
Normalde polis memurları hapishane görevi yapmak istemezler.Normalmente, os agentes não querem ir trabalhar para a prisão.
Normalde polis memurları hapishane görevi yapmak istemezler.Normalnie policjanci nie chcą służyć w więzieniu.
Normalde polis memurları hapishane görevi yapmak istemezler.Obyčajne policajní dôstojníci nechcú ísť do väzenia.
Normalde polis memurları hapishane görevi yapmak istemezler.Obyčejní policejní důstojníci nechtějí jít do vězení.
Normalde polis memurları hapishane görevi yapmak istemezler.Thường thì các sĩ quan cảnh sát không muốn làm ở trại giam.
Normalde polis memurları hapishane görevi yapmak istemezler.Üblicherweise wollen Polizisten keine Einsätze in Gefängnissen machen.
Normalde polis memurları hapishane görevi yapmak istemezler.Συνήθως οι αστυνόμοι δεν θέλουν να πάνε στη φυλακή.
Normalde polis memurları hapishane görevi yapmak istemezler.Зазвичай, офіцери поліції, не хочуть працювати у в'язниці.
Normalde polis memurları hapishane görevi yapmak istemezler.Как правило, офицеры полиции не хотят работать в тюрьмах.
Normalde polis memurları hapishane görevi yapmak istemezler.Обикновено полицаите не искат да работят в затвор.
Normalde polis memurları hapishane görevi yapmak istemezler.בד"כ שוטרים לא רוצים לשרת בכלא.
Normalde polis memurları hapishane görevi yapmak istemezler.عادة ضباط الشرطة لا يرغبون بتعيين في السجن.
Normalde polis memurları hapishane görevi yapmak istemezler.私を刑務所に閉じ込めれば
O çirkin kabloların aşağıya sarkmasını istemezsiniz.Anda tidak ingin kabel yang jelek itu keluar.
O çirkin kabloların aşağıya sarkmasını istemezsiniz.Các bạn không muốn mấy sợi dây xấu xí kia thõng xuống.
O çirkin kabloların aşağıya sarkmasını istemezsiniz.Je wilt niet geen lelijke draden die er onderuit steken.
O çirkin kabloların aşağıya sarkmasını istemezsiniz.Ki akar csúf vezetéket ide?
O çirkin kabloların aşağıya sarkmasını istemezsiniz.Man will doch nicht, dass diese hässlichen Kabel runterhängen.
O çirkin kabloların aşağıya sarkmasını istemezsiniz.Nie chcecie tym wstrętnych zwisających kabli.
O çirkin kabloların aşağıya sarkmasını istemezsiniz.Non volete quegli orrendi cavi penzolanti.
O çirkin kabloların aşağıya sarkmasını istemezsiniz.Nu vreti ca aceste cabluri urate sa atarne in jos.
O çirkin kabloların aşağıya sarkmasını istemezsiniz.Δε θέλετε αυτά τα άσχημα καλώδια να κατεβαίνουν κάτω.
O çirkin kabloların aşağıya sarkmasını istemezsiniz.Не ви трябват онези грозни спускащи се кабели.
O istemezdi sanırım. Bunun yerine trenime binerdim.Maar dan bedacht ik dat ze toch niet zou willen en stapte in de trein.
O istemezdi sanırım.Ea nu şi-ar dori asta, aş crede.
O istemezdi sanırım.Ella no lo hubiera querido, pensaba.
O istemezdi sanırım.그녀는 내가 그러지 말기를 바란다, 또한 나는 생각했지.
O istemezdi sanırım.Nie chciałaby, bym tak zrobił, sądziłem.
O istemezdi sanırım.Non avrebbe voluto, pensavo.
O istemezdi sanırım.Sie hätte mich nicht gelassen, dachte ich damals.
O istemezdi sanırım.Но она бы не захотела, думал я.
O istemezdi sanırım.Тя не би искала да го сторя, си мислех.
O istemezdi sanırım.אבל אני חושב שהיא לא היתה רוצה בזה.
O istemezdi sanırım.هي لاترد مني ذلك , فكرت
Olduğun yerde kal. Göğsünü kabart, yalnızca gözlerinin içine bak ve belki senle mücadele etmek istemez."Kijk hem pal in de ogen en maak je zo groot mogelijk en misschien wil hij wel niet met je vechten."