Mezarını buluşumuz, ironik ve yakışır bir şekilde böyle oldu.Takto sme, ironicky a veľmi náležite, našli jeho hrob.
Mezarını buluşumuz, ironik ve yakışır bir şekilde böyle oldu.Αυτός ήταν, ειρωνικά και πολύ αρμοδίως, ο τρόπος που βρήκαμε τον τάφο του.
Mezarını buluşumuz, ironik ve yakışır bir şekilde böyle oldu.По ирония на съдбата много съответстващ беше начинът, по който намерихме неговия гроб.
Mezarını buluşumuz, ironik ve yakışır bir şekilde böyle oldu.Это было иронично и весьма подобающе, то как мы наши его могилу.
Mezarını buluşumuz, ironik ve yakışır bir şekilde böyle oldu.היתה זו גם, באופן אירוני אבל מאוד הולמת, הדרך שבה מצאנו את קברו.
Mezarını buluşumuz, ironik ve yakışır bir şekilde böyle oldu.الآن ذلك كان ، بغرابة وبدقة شديدة ، الطريقة التي وجدنا فيها قبره .
Mezarını buluşumuz, ironik ve yakışır bir şekilde böyle oldu.皮肉かつ とてもぴったりですが 彼の墓を見つけられたんです 当時の慣習で
Norden vizörüyle ilgili en önemli ironi de bu.Asta e ironia cea mai mare când vine vorba de vizorul Norden.
Norden vizörüyle ilgili en önemli ironi de bu.A to je právě největší ironie ze všech, které provázejí zaměřovač Norden.
Norden vizörüyle ilgili en önemli ironi de bu.En dat is de opperste ironie in verband met de Norden-bommenrichter.
Norden vizörüyle ilgili en önemli ironi de bu.E questa è la beffa più grande, quando si parla del mirino di Norden.
Norden vizörüyle ilgili en önemli ironi de bu.És ez a legironikusabb, amikor a Norden bombacélzóról beszélünk.
Norden vizörüyle ilgili en önemli ironi de bu.Esta é a maior ironia da mira Norden.
Norden vizörüyle ilgili en önemli ironi de bu.Et voila la plus grande ironie quand il s'agit du viseur Norden.
Norden vizörüyle ilgili en önemli ironi de bu.그리고 그것은 노든 폭격조준경에 대한 가장 아이러니한 이야기입니다
Norden vizörüyle ilgili en önemli ironi de bu.Och det är den största ironin när det kommer till Nordens bombsikte.
Norden vizörüyle ilgili en önemli ironi de bu.To największa ironia w historii celownika Nordena.
Norden vizörüyle ilgili en önemli ironi de bu.Und das ist die größte Ironie des Ganzen, wenn es um das Norden-Bombenzielgerät geht.
Norden vizörüyle ilgili en önemli ironi de bu.Và đó chính là điều trớ trêu lớn nhất trong mọi thứ khi nói đến thiết bị ngắm bom Norden.
Norden vizörüyle ilgili en önemli ironi de bu.Και αυτή είναι η μεγαλύτερη ειρωνεία απ' όλες όσον αφορά τον κατευθυντή Νόρντεν.
Norden vizörüyle ilgili en önemli ironi de bu.И в этом заключается самая большая ирония, когда речь идет о бомбовом прицеле Норден.
Norden vizörüyle ilgili en önemli ironi de bu.І в цьому - вся іронія історії про приціл Нордена.
Norden vizörüyle ilgili en önemli ironi de bu.Това е най-голямата ирония, когато говорим за механизма на Нордън.
Norden vizörüyle ilgili en önemli ironi de bu.וזו האירוניה הגדולה מכל כשזה מגיע לכוונת של נורדן.
Norden vizörüyle ilgili en önemli ironi de bu.وهذه هي " سخرية " الامر عندما يأتي الامر لخصوص موجه نوردن للقنابل
Norden vizörüyle ilgili en önemli ironi de bu.最大の皮肉と言えるでしょう 米空軍が15億ドル投じた爆撃照準器が
Oldukça ironik.Ziemlich ironisch.
Oldukça ironik.Αρκετά ειρωνικό.
Oldukça ironik.Είναι κάπως ειρωνικό.
Oldukça ironik.Assez ironique.
Oldukça ironik.Bastante irónico.
Oldukça ironik.Beetje ironisch.
Oldukça ironik.C'est plutôt ironique.
Oldukça ironik.Che ironia.
Oldukça ironik.E' ironico in un certo senso.
Oldukça ironik.Felettébb irónikus.
Oldukça ironik.Foarte ironic.
Oldukça ironik.Ironia sorţii...
Oldukça ironik.Ironické, a myslím že také velmi názorné.
Oldukça ironik.Irónico e também, creio eu, bastante revelador.
Oldukça ironik.Khá là khôi hài.
Oldukça ironik.꽤 역설적이죠.
Oldukça ironik.Meio irónico.
Oldukça ironik.Nogal ironisch eigenlijk.
Oldukça ironik.Rätt ironiskt.
Oldukça ironik.Sangat ironis.
Oldukça ironik.Trochę ironiczne.
Oldukça ironik.Trochu irónia.
Oldukça ironik.Доста иронично.
Oldukça ironik.Ирония судьбы, да и только.
Oldukça ironik.Какая нелепость.
Oldukça ironik.Цілковита іронія.
Oldukça ironik.די אירוני.
Oldukça ironik.إنه أمر مثير للسخرية
Oldukça ironik.يبدو الامر مضحكاً ..
Oldukça ironik.皮肉かつ、それは象徴的だと思います。
Onlar, çölün ortasında marul yetiştiriyor üstten suyu fışkırtarak şimdi, ironik duruma bakın, mühtemelenA ukáže sa, že pestujú šalát uprostred púšte, zhora naň rozprašujú vodu.
Onlar, çölün ortasında marul yetiştiriyor üstten suyu fışkırtarak şimdi, ironik duruma bakın, mühtemelenEstão a cultivar alface no meio do deserto utilizando água pulverizada de cima.
Onlar, çölün ortasında marul yetiştiriyor üstten suyu fışkırtarak şimdi, ironik duruma bakın, mühtemelenKiderül, hogy salátát termelnek a sivatag közepén, vizet permetezve rájuk.
Onlar, çölün ortasında marul yetiştiriyor üstten suyu fışkırtarak şimdi, ironik duruma bakın, mühtemelen알고 보면 사막 한 가운데에서 물을 뿌려서 양배추를 기르고 있습니다. 신기한 것은 이 양배추들이 아마