Onun kocası öldüğünde, içinden intihar etmek geldi.When her husband died, she felt like committing suicide.
Uçurumun üstünde duran bir adam boşluğa atlayarak intihar etmek üzereydi.A man standing on the cliff was about to commit suicide by jumping into the void.
Neden intihar etmek istiyorsun?Why do you want to commit suicide?
Neden Tom'un intihar etmek istediğini düşünüyorsun?Why do you think Tom wanted to commit suicide?
İntihar etmek istiyorum.I want to commit suicide.
Ben intihar etmek üzereydim.I was about to commit suicide.
Tom intihar etmekten vazgeçti.Tom ended up committing suicide.
Her sene Çin'de kadınlar, erkeklerden daha fazla sayıda intihar etmektedir.In China, more women than men die by suicide each year.
Kimseyi suçlamayın, sadece intihar etmek istedim."Do not accuse anybody, it is I that wished to commit suicide."
Piso, intihar etmek zorunda bırakıldı.Piso was ordered to commit suicide and so killed himself.
Bu olayın ardından Desmond, hâlâ umudu olduğuna karar vererek intihar etmekten vazgeçer.Desmond then realizes that there is still hope and decides not to kill himself.
Öyle ki intihar etmek istemiş onu dahi becerememişti.Although he had succeeded in killing her, he had failed to kill himself.
En sonunda zehir içerek intihar etmek isterler ve Madam Raquin'in önünde zehir içerler.They each then break down sobbing and reflect upon their miserable lives.
Her sene Çin'de kadınlar, erkeklerden daha fazla sayıda intihar etmektedir.So sterben in Australien jedes Jahr mehr Menschen durch Seewespen als durch Hai-Angriffe.
Kimseyi suçlamayın, sadece intihar etmek istedim."Tratamos de no ser asesinados, eso es todo.»
Bir gece Mae intihar etmek için kendini sulara bırakır.Nella notte, Naomi si suicida.
Öyle ki intihar etmek istemiş onu dahi becerememişti.Dopo si suicidò perché non sopportava la sua colpa.
Piso, intihar etmek zorunda bırakıldı.Доу У был вынужден совершить самоубийство.
Her sene Çin'de kadınlar, erkeklerden daha fazla sayıda intihar etmektedir.كل سنة، أمراض القلب تقتل الكثير من الأمريكيين أكثر من السرطان.
İntihar etmek istiyorum.أريد أن أنتحر
Öyle ki intihar etmek istemiş onu dahi becerememişti.O homem tentara suicidar-se, sem o conseguir.
Piso, intihar etmek zorunda bırakıldı.Strato pleegde zelfmoord.
Piso, intihar etmek zorunda bırakıldı.Därefter begick Alute självmord.
Her sene Çin'de kadınlar, erkeklerden daha fazla sayıda intihar etmektedir.За винятком Китаю, чоловіки здійснюють самогубства частіше, ніж жінки.
Piso, intihar etmek zorunda bırakıldı.Пізону було наказано вчинити самогубство.
Öyle ki intihar etmek istemiş onu dahi becerememişti.Він вважав, що не зможе зробити самогубства, але він помилявся.
Piso, intihar etmek zorunda bırakıldı.Dong a fost ulterior forțat să se sinucidă.
Bir gece Mae intihar etmek için kendini sulara bırakır.Neal még azon az éjszakán öngyilkosságba menekül.
Mülkü haczedildi,, İtalya'yı terk etti ve sonunda intihar etmek zorunda kaldı.Scelsi kieltäytyi noudattamasta lakeja, ja lopulta hän joutui lähtemään Italiasta.
Piso, intihar etmek zorunda bırakıldı.Spade teki itsemurhan.
Bu korkuyu yenebilmenin ve korkusuz olabilmenin tek yolu ise intihar etmektir.Ο μόνος τρόπος για να "ξεπλύνει" κάποιος αυτήν την ντροπή ήταν η αυτοκτονία.
Mülkü haczedildi,, İtalya'yı terk etti ve sonunda intihar etmek zorunda kaldı.De insisterede på at komme til Italien, hvilket til sidst skete.
Piso, intihar etmek zorunda bırakıldı.墜樓自殺身亡。
Kimseyi suçlamayın, sadece intihar etmek istedim."我们并没打算冒犯他人,只是想让大家都笑起来”。
Çok içer sarhoş halde intihar etmek için bir çatıya çıkar.과다한 음주로 인해 낙마하여 숨을 거둔다.
Piso, intihar etmek zorunda bırakıldı.워드는 자살기도를 하기도 했다.
Kimseyi suçlamayın, sadece intihar etmek istedim."לא יכולתי להאשים אלא את עצמי בלבד".
Theseus büyük bir yeis içindedir ve intihar etmek istemektedir.כדי שאיאס יפסיק את הבושה הוא חייב להתאבד.
Dolabella saldırıya geçti ancak ihanete uğrayarak yenilince intihar etmek zorunda kaldı.Dolabella je napao ali su ga saveznici izdali što ga je navelo da počini samoubojstvo.
Dolabella saldırıya geçti ancak ihanete uğrayarak yenilince intihar etmek zorunda kaldı.Dolabella zaútočil, no bol zradený svojimi spojencami a prinútený spáchať samovraždu.
Ama artık intihar etmekle aynı şey.하지만 이젠 자살행위죠.
Ama artık intihar etmekle aynı şey. Ne yazık ki, sürü halinde dolaşmadıkları halde,Infelizmente, apesar de não andar em cardumes, o Molas pode ser apanhado nas redes de arrasto.
Ama artık intihar etmekle aynı şey.אבל כיום משמעותה התאבדות עבורם.
Ama artık intihar etmekle aynı şey.ولكن هذا الانتحار بالنسبة للأسماك الآن.
Ama artık intihar etmekle aynı şey.しかし不幸にもマンボウは群れをなさなくても
Bir telefon geliyor, çocuk intihar etmek üzereyken ve hemen o an bir şeyler yapmalıyım.저는 한 어린이가 자살하려고 할때도 전화를 받습니다. 저는 지금 뭔가 해야 합니다.
Bir telefon geliyor, çocuk intihar etmek üzereyken ve hemen o an bir şeyler yapmalıyım.ולא משנה כלום. אני מקבל את שיחת הטלפון כשהילד עומד להתאבד, ואני חייב לעשות משהו מייד. וב-29 שנה --
Bir telefon geliyor, çocuk intihar etmek üzereyken ve hemen o an bir şeyler yapmalıyım.子どもが自殺を図っていると 即座に何とかしなければならない この29年間 ありがたいことに 私は一度もやり損ねませんでした