insanlarım ile cümle
insanlarım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Bunun için ölmeye hazırım. Bunun benim insanlarım için yapılabileceğini biliyorum.Ik ben bereid hiervoor te sterven omdat ik weet wat het kan doen voor mijn volk.
Bunun için ölmeye hazırım. Bunun benim insanlarım için yapılabileceğini biliyorum.Я готов умереть, потому что знаю, что оно может дать моему народу.
"Bu yedi nesil sonraki insanlarımızı nasıl etkiler?""이것이 우리의 7대손들에게 어떤 영향을 미칠까?"
"Bu yedi nesil sonraki insanlarımızı nasıl etkiler?""Che effetti avrà questa decisione sulle prossime sette generazioni?"
"Bu yedi nesil sonraki insanlarımızı nasıl etkiler?""¿Cómo afectará esta decisión a nuestra gente dentro de siete generaciones?"
"Bu yedi nesil sonraki insanlarımızı nasıl etkiler?""Como é que esta decisão vai afetar o nosso povo daqui a sete gerações?"
"Bu yedi nesil sonraki insanlarımızı nasıl etkiler?""Cum o să afecteze acestă decizie poporul nostru de acum peste șapte generații?"
"Bu yedi nesil sonraki insanlarımızı nasıl etkiler?""Ez a döntés hogyan befolyásolja a népünket hét generációval később?"
"Bu yedi nesil sonraki insanlarımızı nasıl etkiler?""Jak ta decyzja wpłynie na nasz lud za siedem pokoleń?"
"Bu yedi nesil sonraki insanlarımızı nasıl etkiler?""Quyết định này sẽ ảnh hưởng đến 7 thế hệ con cháu của chúng ta như thế nào?
"Bu yedi nesil sonraki insanlarımızı nasıl etkiler?""Wat voor gevolgen heeft dit besluit voor ons volk over 7 generaties?"
"Bu yedi nesil sonraki insanlarımızı nasıl etkiler?""Wie wird sich diese Entscheidung auf unser Volk sieben Generationen später auswirken?"
"Bu yedi nesil sonraki insanlarımızı nasıl etkiler?""Πως αυτή η απόφαση μας θα επηρεάσει τις ζωές των ανθρώπων μετά από επτά γενιές;"
"Bu yedi nesil sonraki insanlarımızı nasıl etkiler?""Как това решение ще повлияе на хората 7 поколения напред?"
"Bu yedi nesil sonraki insanlarımızı nasıl etkiler?""איך ההחלטה הזו משפיעה על העם שלנו 7 דורות קדימה?"
"Bu yedi nesil sonraki insanlarımızı nasıl etkiler?""كيف يؤثر هذا القرار على شعبنا لسبعة أجيال قادمة؟"
"Bu yedi nesil sonraki insanlarımızı nasıl etkiler?"今日では 大きな決断は- 特にアフリカのことではなく
Demokrasi, daha önce söylediğim gibi, insanlarımızdan önce,Democracia, foi o que eu disse, então, ao nosso povo
Demokrasi, daha önce söylediğim gibi, insanlarımızdan önce,Demokracia, ako som nedávno hovoril pred našimi ľuďmi...
Demokrasi, daha önce söylediğim gibi, insanlarımızdan önce,,דמוקרטיה ,כמו שאמרתי לא מזמן לעם שלי
Demokrasi, daha önce söylediğim gibi, insanlarımızdan önce,リンカーンの単純な定義です 現実するのは大変です
Dışarıdan insanlar değillerdi. Bizim insanlarımızlardı.היו אנשים מהקהילות שלנו.
Eğer yakında evlenirlerse insanlarımız için bir umut doğabilir.Car si ces deux-là se marient bientôt, une lueur d'espoir naîtra peut-être pour notre peuple.
Eğer yakında evlenirlerse insanlarımız için bir umut doğabilir.Denn wenn diese beiden den Bund eingehen, könnte daraus die Hoffnung für unser Volk geboren werden.
Eğer yakında evlenirlerse insanlarımız için bir umut doğabilir.For hvis disse to gifter sig er der måske stadig håb for vort folk.
Eğer yakında evlenirlerse insanlarımız için bir umut doğabilir.Gifter dom två dig snart, kan det kanske föda nytt hopp bland vårt folk.
Eğer yakında evlenirlerse insanlarımız için bir umut doğabilir.Ha ők ketten hamarosan egybekelnek, akkor megszülethet a remény a népünknek.
Eğer yakında evlenirlerse insanlarımız için bir umut doğabilir.Jeśli tych dwoje pobierze się wkrótce, będzie jeszcze nadzieja dla naszego ludu.
Eğer yakında evlenirlerse insanlarımız için bir umut doğabilir.Porque si ellos dos llegaran a casarse pronto, tal vez nazca la esperanza para nuestro pueblo.
Eğer yakında evlenirlerse insanlarımız için bir umut doğabilir.Pretože keď sa títo dvaja oženia skoro, možno sa pre náš ľud narodí nádej.
Eğer yakında evlenirlerse insanlarımız için bir umut doğabilir.Protože když se tihle dva ožení brzy, možná se pro náš lid ještě narodí naděje.
Eğer yakında evlenirlerse insanlarımız için bir umut doğabilir.Se estes dois casarem logo, ainda pode nascer esperança para nosso povo.
Eğer yakında evlenirlerse insanlarımız için bir umut doğabilir.Se si sposassero presto, potrebbe nascere una nuova speranza per il nostro popolo.
Eğer yakında evlenirlerse insanlarımız için bir umut doğabilir.Want als deze twee snel trouwen, kan er nog hoop geboren worden voor ons volk.
Eğer yakında evlenirlerse insanlarımız için bir umut doğabilir.Γιατί αν αυτοί οι δυο παντρευτούν σύντομα, μπορεί ακόμα να γεννηθεί ελπίδα για το λαό μας.
Eğer yakında evlenirlerse insanlarımız için bir umut doğabilir.Ибо если эти двое скоро вступят в брак, они могут успеть родить надежду для нашего народа.
Eğer yakında evlenirlerse insanlarımız için bir umut doğabilir.希望が生まれます さもなければ-
"Eskiden insanlarımız kafelere futbol seyretmeye giderlerdi." ya da "soccer"(futbol) Amerikadaki tabiriyle"우리나라 사람들은 카페에 모여서 풋볼, 또는 미국사람들이 말하듯이 사커를
"Eskiden insanlarımız kafelere futbol seyretmeye giderlerdi." ya da "soccer"(futbol) Amerikadaki tabiriyle"Nuestro pueblo solía ir a los cafés para ver el fútbol" -o "soccer", como decimos en Estados Unidos-
"Eskiden insanlarımız kafelere futbol seyretmeye giderlerdi." ya da "soccer"(futbol) Amerikadaki tabiriyle"Unser Leute trafen sich immer in Cafés zum Fußballgucken" - hier in Amerika sagen wir dazu ja "soccer" -
"Eskiden insanlarımız kafelere futbol seyretmeye giderlerdi." ya da "soccer"(futbol) Amerikadaki tabiriyle"Ο λαός μας πήγαινε σε καφετέριες για να δει ποδόσφαιρο" ή soccer, όπως λέμε στην Αμερική,
"Eskiden insanlarımız kafelere futbol seyretmeye giderlerdi." ya da "soccer"(futbol) Amerikadaki tabiriyle"Наші люди зазвичай збиралися в кафе, щоб дивитися футбол" - чи то сокер, як ми кажемо в Америці -
"Eskiden insanlarımız kafelere futbol seyretmeye giderlerdi." ya da "soccer"(futbol) Amerikadaki tabiriyle"Раньше наши люди ходили в кафе, чтобы смотреть футбол", — или соккер, как мы говорим в Америке, —
"Eskiden insanlarımız kafelere futbol seyretmeye giderlerdi." ya da "soccer"(futbol) Amerikadaki tabiriyle"Хората се събираха в кафенетата да гледат футбол" - или сокър, както казваме в Америка, -
"Eskiden insanlarımız kafelere futbol seyretmeye giderlerdi." ya da "soccer"(futbol) Amerikadaki tabiriyleבמדינה שלנו אנשים נהגו להיאסף יחד בבתי קפה ולצפות בכדורגל או כדור-רגל כמו שאנו אומרים באמריקה
"Eskiden insanlarımız kafelere futbol seyretmeye giderlerdi." ya da "soccer"(futbol) Amerikadaki tabiriyle"تعوّد الناس الاجتماع في المقاهي لمشاهدة كرة القدم" -- أو "سوكر" كما نسميها في أمريكا --
"Eskiden insanlarımız kafelere futbol seyretmeye giderlerdi." ya da "soccer"(futbol) Amerikadaki tabiriyleアメリカでいうサッカーですが "今は集まって 議会を見るのだよ "
Fakat bizim filmlerimizde, insanlarımızın kendileriyle özdeşleştirebileceği hikayeler var.Dar filmele noastre sunt poveşti cu care oamenii se identifică.
Fakat bizim filmlerimizde, insanlarımızın kendileriyle özdeşleştirebileceği hikayeler var.그런데 놀리우드의 영화는 사람들끼리 서로 연결 되어 있는 이야기지요.
Fakat bizim filmlerimizde, insanlarımızın kendileriyle özdeşleştirebileceği hikayeler var.Lancelot Imasen: Aber unsere Filme, sie sind Geschichten, mit denen sich unsere Leute identifizieren können.
Fakat bizim filmlerimizde, insanlarımızın kendileriyle özdeşleştirebileceği hikayeler var.Lancelot Imasen: Onze films vertellen verhalen die herkenbaar zijn voor de mensen.
Fakat bizim filmlerimizde, insanlarımızın kendileriyle özdeşleştirebileceği hikayeler var.Ma i nostri films, rappresentano storie in cui la nostra gente può identificarsi
Fakat bizim filmlerimizde, insanlarımızın kendileriyle özdeşleştirebileceği hikayeler var.Mais dans nos films, il y a des histoires dans lesquelles les gens peuvent s'identifier.
Fakat bizim filmlerimizde, insanlarımızın kendileriyle özdeşleştirebileceği hikayeler var.Nasze filmy to historie, które przemawiają do widzów.
Fakat bizim filmlerimizde, insanlarımızın kendileriyle özdeşleştirebileceği hikayeler var.Pero nuestras películas son historias con las que nuestra gente se puede identificar.
Fakat bizim filmlerimizde, insanlarımızın kendileriyle özdeşleştirebileceği hikayeler var.Ланселот Имасен (продюсер и режиссёр): "Но в наших фильмах истории таких же людей, как и наши зрители.
Fakat bizim filmlerimizde, insanlarımızın kendileriyle özdeşleştirebileceği hikayeler var.Но нашите филми, те са истории, с които нашите хора могат да се свържат.
Fakat bizim filmlerimizde, insanlarımızın kendileriyle özdeşleştirebileceği hikayeler var.לאנשלוט אימאסן: אבל הסרטים שלנו, אלו סיפורים שאנשי עמנו יכולים לייחס לעצמם.
Fakat bizim filmlerimizde, insanlarımızın kendileriyle özdeşleştirebileceği hikayeler var.لكن أفلامنا, إنها أفلام يحس أهلنا بإنتمائها لهم
Fakat bizim filmlerimizde, insanlarımızın kendileriyle özdeşleştirebileceği hikayeler var.地元の人々が共感できる物語だ 地元の人々についての 彼らのための映画なんだ
İlgili Sayfalar