Tıpkı Temel Reis'in dünyaya inmiş haline benziyordu.הוא נראה כמו פופאיי המלח, שקם לתחייה.
Tıpkı Temel Reis'in dünyaya inmiş haline benziyordu.しかめたような笑顔と ふさふさの胸毛をして
Ve babamın anlattığına göre uçaktan inmiş ve bu yemeğe gitmiş ve orada bu inanılmaz ziyafet varmış.A můj táta vyprávěl, že vysedl z letadla a šel na tento oběd kde byla ohromná spousta jídla.
Ve babamın anlattığına göre uçaktan inmiş ve bu yemeğe gitmiş ve orada bu inanılmaz ziyafet varmış.Dan ayah saya mengatakan dia turun dari pesawat dan pergi ke makan siang ini dan ada begitu banyak hidangan.
Ve babamın anlattığına göre uçaktan inmiş ve bu yemeğe gitmiş ve orada bu inanılmaz ziyafet varmış.E mio padre dice che è sceso dall'aereo ed è andato a questo pranzo e c'era un sacco di roba.
Ve babamın anlattığına göre uçaktan inmiş ve bu yemeğe gitmiş ve orada bu inanılmaz ziyafet varmış.És édesapám azt mondja, leszállt a repülőről és elment erre az ebédre, és óriási volt a választék.
Ve babamın anlattığına göre uçaktan inmiş ve bu yemeğe gitmiş ve orada bu inanılmaz ziyafet varmış.Et mon père dit qu'il est descendu de l'avion et est allé au repas et qu'il y avait cet énorme buffet.
Ve babamın anlattığına göre uçaktan inmiş ve bu yemeğe gitmiş ve orada bu inanılmaz ziyafet varmış.Iar tata povesteşte că a coborât din avion şi s-a dus la aceasă masă care era un imens festin.
Ve babamın anlattığına göre uçaktan inmiş ve bu yemeğe gitmiş ve orada bu inanılmaz ziyafet varmış.그리고 제 아버지가 비행기에서 내려서 이 오찬을 드시러 갔고, 거기에는 이런 진수성찬이 있었습니다.
Ve babamın anlattığına göre uçaktan inmiş ve bu yemeğe gitmiş ve orada bu inanılmaz ziyafet varmış.Mein Vater sagte, dass er das Flugzeug verlies und zum Essen ging und dort gab es diese große Vielfalt.
Ve babamın anlattığına göre uçaktan inmiş ve bu yemeğe gitmiş ve orada bu inanılmaz ziyafet varmış.Mijn vader zegt dat hij uit het vliegtuig stapte en naar de lunch ging. Er was een gigantisch aanbod.
Ve babamın anlattığına göre uçaktan inmiş ve bu yemeğe gitmiş ve orada bu inanılmaz ziyafet varmış.Och min pappa berättade att han klev av planet och gick på lunchen och att det fanns ett dignande bord där.
Ve babamın anlattığına göre uçaktan inmiş ve bu yemeğe gitmiş ve orada bu inanılmaz ziyafet varmış.O meu pai diz que saiu do avião e foi a esse almoço. Havia uma mesa enorme.
Ve babamın anlattığına göre uçaktan inmiş ve bu yemeğe gitmiş ve orada bu inanılmaz ziyafet varmış.Takže vystúpil z lietadla a šiel na tento obed a tam bola obrovská kopa jedla.
Ve babamın anlattığına göre uçaktan inmiş ve bu yemeğe gitmiş ve orada bu inanılmaz ziyafet varmış.Tata trafił z pokładu prosto na ten lunch, składający się z ogromnej ilości jedzenia.
Ve babamın anlattığına göre uçaktan inmiş ve bu yemeğe gitmiş ve orada bu inanılmaz ziyafet varmış.Và ba tôi rời máy bay và đến bữa ăn trưa và có một bữa tiệc linh đình.
Ve babamın anlattığına göre uçaktan inmiş ve bu yemeğe gitmiş ve orada bu inanılmaz ziyafet varmış.Y papá dice que bajó del avión y fue a este almuerzo y había gran variedad de alimentos.
Ve babamın anlattığına göre uçaktan inmiş ve bu yemeğe gitmiş ve orada bu inanılmaz ziyafet varmış.Και ο πατέρας μου λέει ότι κατέβηκε από το αεροπλάνο, πήγε στο γεύμα και υπήρχε ένα τεράστιο τραπέζι.
Ve babamın anlattığına göre uçaktan inmiş ve bu yemeğe gitmiş ve orada bu inanılmaz ziyafet varmış.И баща ми ми разказваше как слязъл от самолета и отишъл на обяда, и там видял едно изобилство.
Ve babamın anlattığına göre uçaktan inmiş ve bu yemeğe gitmiş ve orada bu inanılmaz ziyafet varmış.И мой отец говорит, что он сошел с самолета и пошел на этот обед и там был огромный размах.
Ve babamın anlattığına göre uçaktan inmiş ve bu yemeğe gitmiş ve orada bu inanılmaz ziyafet varmış.ואבא שלי מספר שהוא ירד מהמטוס והוא הלך לסעודה הזאת והיה שם מבחר ענקי.
Ve babamın anlattığına göre uçaktan inmiş ve bu yemeğe gitmiş ve orada bu inanılmaz ziyafet varmış.وكان والدي قد خرج من الطائرة الى هذا العشاء .. وكان هناك الكثير من الطعام
Ve babamın anlattığına göre uçaktan inmiş ve bu yemeğe gitmiş ve orada bu inanılmaz ziyafet varmış.ものすごい量の料理が並んでいて パンがあり 小さなディルピクルスがあり
Ve bu yüzden; iyi, biz ölmek için doğmuş. 'Çok geç Tis, o gece inmiş olacak:그래서 난 한, 잘, 우리는 죽는 태어났습니다. '너무 늦게 살, 그녀는 밤에 내려와 않을거야 :
Ve bu yüzden; iyi, biz ölmek için doğmuş. 'Çok geç Tis, o gece inmiş olacak:وهكذا فعلت ؛ جيدا ، وكنا قد ولدوا للموت. 'تيس في وقت متأخر جدا ، وقالت انها سوف لن ينزل من الليل :
Ve bu yüzden; iyi, biz ölmek için doğmuş. 'Çok geç Tis, o gece inmiş olacak:私はあなたを約束、しかしあなたの会社のために、私は時間前にベッドになっていたはずだ。
Ve insanların yaşadığı alan bugüne kıyasla sadece birkaç küçük bölgeye inmişti.Der Lebensraum der Menschen reduzierte sich auf ein paar Flecken, verglichen damit, was wir heute haben.
Ve insanların yaşadığı alan bugüne kıyasla sadece birkaç küçük bölgeye inmişti.E l'habitat umano era ridotto a poche piccole aree, rispetto a quelle di oggi.
Ve insanların yaşadığı alan bugüne kıyasla sadece birkaç küçük bölgeye inmişti.Et l'habitat humain était réduit à seulement quelques groupes comparé à ce que l'on a aujourd'hui.
Ve insanların yaşadığı alan bugüne kıyasla sadece birkaç küçük bölgeye inmişti.Habitat manusia berkurang jadi beberapa kantong kecil saja, dibandingkan apa yang kita miliki saat ini.
Ve insanların yaşadığı alan bugüne kıyasla sadece birkaç küçük bölgeye inmişti.그리고 인간의 서식지는 몇 개의 작은 지역으로 감소되었습니다. 오늘날 우리가 가지고 있는 것에 비하면.
Ve insanların yaşadığı alan bugüne kıyasla sadece birkaç küçük bölgeye inmişti.Liczebność siedlisk ludzi zmalała do zaledwie kilku przyczółków, w porównaniu do tego, co mamy dziś.
Ve insanların yaşadığı alan bugüne kıyasla sadece birkaç küçük bölgeye inmişti.Şi habitatul uman a fost redus la doar câteva mici insule în comparaţie cu ce avem astăzi.
Ve insanların yaşadığı alan bugüne kıyasla sadece birkaç küçük bölgeye inmişti.Y el hábitat humano estaba reducido a sólo unas pequeñas regiones comparado con lo que tenemos hoy.
Ve insanların yaşadığı alan bugüne kıyasla sadece birkaç küçük bölgeye inmişti.И места обитания людей сократились до нескольких очагов, по сравнению с тем, что мы имеем сегодня.
Ve insanların yaşadığı alan bugüne kıyasla sadece birkaç küçük bölgeye inmişti.И човешките местообитания намалели само до няколко малки области, в сравнение със сегашните.
Ve insanların yaşadığı alan bugüne kıyasla sadece birkaç küçük bölgeye inmişti.וסביבת המגורים האנושית הצטמצמה למספר קטן של אזורים בהשוואה למה שיש לנו היום.
Ve insanların yaşadığı alan bugüne kıyasla sadece birkaç küçük bölgeye inmişti.والمساكن البشرية انحصرت في مناطق قليلة صغيرة مقارنة بما لدينا اليوم
Ve insanların yaşadığı alan bugüne kıyasla sadece birkaç küçük bölgeye inmişti.ほんの数ヶ所になってしまった 遺伝子のデータによると
Ve sanki gökten yardım inmiş gibi, işler yoluna girdi ve devrim şeklini almaya başladı.Als door God beslist, kwamen dingen bijeen om deze revolutie vorm te helpen geven.
Ve sanki gökten yardım inmiş gibi, işler yoluna girdi ve devrim şeklini almaya başladı.Ca prin interventie divina, lucrurile s-au combinat pentru a ajuta aceasta revolutie sa ia forma.
Ve sanki gökten yardım inmiş gibi, işler yoluna girdi ve devrim şeklini almaya başladı.E come per intercessione divina , le cose conversero per far prendere forma a questa rivoluzione.
Ve sanki gökten yardım inmiş gibi, işler yoluna girdi ve devrim şeklini almaya başladı.És mint egy isteni közbeavatkozás hatására a dolgok kezdtek összeállni hogy ez a kis forradalom létrejöhessen.
Ve sanki gökten yardım inmiş gibi, işler yoluna girdi ve devrim şeklini almaya başladı.I jakby za sprawą boskiego wstawiennictwa wszystko się ułożyło do kupy i nasza rewolucja nabrała kształtów.
Ve sanki gökten yardım inmiş gibi, işler yoluna girdi ve devrim şeklini almaya başladı.그리고 마치 신성한 어떤 것이 개입한 듯 무언가 일들이 함께 일어났습니다. 혁명이 모양을 갖추는 것을 돕기 위해서 말입니다
Ve sanki gökten yardım inmiş gibi, işler yoluna girdi ve devrim şeklini almaya başladı.Och som om högre makter hjälpte till- -allt föll på plats- -och revolutionen formades.
Ve sanki gökten yardım inmiş gibi, işler yoluna girdi ve devrim şeklini almaya başladı.Y como por intervención divina las cosas convergieron para dar forma a esta revolución.
Ve sanki gökten yardım inmiş gibi, işler yoluna girdi ve devrim şeklini almaya başladı.И словно по вмешательству свыше все сложилось таким образом, чтобы помочь оформиться этой революции.
Ve sanki gökten yardım inmiş gibi, işler yoluna girdi ve devrim şeklini almaya başladı.И сякаш с божа помощ, нещата се наредиха, за да помогнат на тази революция да се заформи.
Ve sanki gökten yardım inmiş gibi, işler yoluna girdi ve devrim şeklini almaya başladı.וכמו בהתערבות אלוהית, הדברים התממשו כדי לגרום למהפכה הזו לקרום עור וגידים.
Ve sanki gökten yardım inmiş gibi, işler yoluna girdi ve devrim şeklini almaya başladı.وكما لو كان ذلك بتدخل سماوي، تضافرت الأمور بحيث ساعدت هذه الثورة على الظهور
Ve sanki gökten yardım inmiş gibi, işler yoluna girdi ve devrim şeklini almaya başladı.物事がまとまっていき この革命が形となりました 点が線になりました まず