Gandhi'nin İngilizleri Hindistan'dan çıkarmasını sağladı.Именно тя помогна на Ганди изгони англичаните от Индия.
Gandhi'nin İngilizleri Hindistan'dan çıkarmasını sağladı.Она помогла Ганди выгнать британцев из Индии.
Gandhi'nin İngilizleri Hindistan'dan çıkarmasını sağladı.הוא עזר לגנדי לסלק את הבריטים מהודו.
Gandhi'nin İngilizleri Hindistan'dan çıkarmasını sağladı.ساعدت غاندي في التخلص من البريطانيين في الهند.
Gandhi'nin İngilizleri Hindistan'dan çıkarmasını sağladı.キング牧師の歴史的な人種差別への勝利を助けました
Hikayeye, İngilizlerin gelişiyle değil,"Começa a história pelas setas dos americanos nativos,
Hikayeye, İngilizlerin gelişiyle değil,즉 영국인들의 미대륙 도착 대신,
Hikayeye, İngilizlerin gelişiyle değil,Wystarczy zacząć od strzał Indian, a nie od najazdu Brytyjczyków.
Hikayeye, İngilizlerin gelişiyle değil,התחילו את הסיפור עם החצים של הילידים האמריקאים,
Hikayeye, İngilizlerin gelişiyle değil,أبدأ القصة بسهام الأمريكيين الأصليين،
Hikayeye, İngilizlerin gelişiyle değil,ネイティブアメリカンの矢にすると
Hindistan'daki İngilizler'in kuyusunu kazmaya yardım edebilecek어쩌면 인도에 있던 영국을 약화시키는 것을 도와줄 지도 모르는 사람을
Hindistan'daki İngilizler'in kuyusunu kazmaya yardım edebilecekأن يلتقيه والذي قد يساعده في إضعاف
Hindistan'daki İngilizler'in kuyusunu kazmaya yardım edebilecekしてくれるであろう人だ。
İkinci Dünya Savaşı'nın sonunda geçici işgalciler esnasında --bunlar İngilizler ve Çinliler oluyor--Pod koniec II wojny światowej, kiedy Brytyjczycy i Chińczycy byli, przez pewien czas okupantami
İngilizler değersiz İngiliz parasından kurtulmak için bir satış çılgınlığına başlamışlar.Anglia popadła w szał sprzedaży aby pozbyć się bezwartościowych angielskich pieniędzy.
İngilizler değersiz İngiliz parasından kurtulmak için bir satış çılgınlığına başlamışlar.Angol és pénznem
İngilizler değersiz İngiliz parasından kurtulmak için bir satış çılgınlığına başlamışlar.Die Engländer gerieten in einen wahren Verkaufswahn, um ihr wertloses englisches Geld loszuwerden.
İngilizler değersiz İngiliz parasından kurtulmak için bir satış çılgınlığına başlamışlar.Englænderne startede med at sælge aktier som en sindssyg for at komme af med næsten værdiløse aktier.
İngilizler değersiz İngiliz parasından kurtulmak için bir satış çılgınlığına başlamışlar.Οι Βρετανοί άρχισαν να πωλούν με μανία για να ξεφορτωθούν τα άχρηστα αγγλικά χρήματα.
İngilizler değersiz İngiliz parasından kurtulmak için bir satış çılgınlığına başlamışlar.Англичаните започнали луда разпродажба, за да се отърват от безполезните английски пари.
İngilizler de Güney Bölgesi'nde bu nüfuza sahiptiler.Anh có nhiều ảnh hưởng hơn ở miền Nam.
İngilizler de Güney Bölgesi'nde bu nüfuza sahiptiler.Britové měli zase větší vliv na jihu.
İngilizler de Güney Bölgesi'nde bu nüfuza sahiptiler.영국은 남베트남에 큰 영향을 끼쳤다.
İngilizler de Güney Bölgesi'nde bu nüfuza sahiptiler.フランス人が、戻ってくる
İngilizler denizlere hakimdi.A důvod byl, že Napoleon přišel na to, že by ho stejně ztratil. Velká Británie měla to silné loďstvo.
İngilizler denizlere hakimdi. Ayrıca, bölgede koruması gereken başka birşey de kalmadı.Адже Великобританія на той час була господарем моря.
İngilizler denizlere hakimdi.그레이트 브리튼은 이 우세한 해군을 가지고 있었습니다.
İngilizler denizlere hakimdi.La Gran Bretagna aveva il suo esercito marittimo dominante.
İngilizler denizlere hakimdi.Wielka Brytania miała dominującą flotę.
"İngilizler denizlere hakim.우세한 해군을 가지고 있잖아.
"İngilizler denizlere hakim.la Gran Bretagna ha un esercito marittimo dominante.
"İngilizler denizlere hakim.Napoleon pomyślał sobie:, Hm, Wielka Brytania ma dominującą flotę.
"İngilizler denizlere hakim."Velká Británie má nejdominantnější námořnictvo.
İngilizler - güçlü deniz donanmasıGran Bretagna - esercito marittimo dominante.
İngilizler - güçlü deniz donanması그레이트 브리튼의 지배적인 해군이요.
İngilizler - güçlü deniz donanmasıVelká Británie - dominantní námořnictvo.
İngilizler - güçlü deniz donanmasıWielka Brytania ma dominującą marynarkę.
İngilizler - güçlü deniz donanmasıУ Великої Британії найбільший воєнно-морський флот.
İngilizlerin bankacılık sektöründeki deneyi evden çalışmanın hiç yoktan iyi bir uygulama olduğunu gösterdi.Au minimum, le plan bancaire britannique a montré que le télétravail peut être utile.
İngilizlerin bankacılık sektöründeki deneyi evden çalışmanın hiç yoktan iyi bir uygulama olduğunu gösterdi.Brytyjska symulacja w sektorze bankowym pokazała, że tele-praca może pomóc.
İngilizlerin bankacılık sektöründeki deneyi evden çalışmanın hiç yoktan iyi bir uygulama olduğunu gösterdi.Chí ít thì một kế hoạch ngân hàng tại Anh cho thấy rằng làm việc tại nhà có thể đem lại hiệu quả.
İngilizlerin bankacılık sektöründeki deneyi evden çalışmanın hiç yoktan iyi bir uygulama olduğunu gösterdi.Cuando menos, el plan de los bancos británicos demostró que el teletrabajo puede ser útil.
İngilizlerin bankacılık sektöründeki deneyi evden çalışmanın hiç yoktan iyi bir uygulama olduğunu gösterdi.Der britische Plan mit dem Bankwesen zeigte zumindest, dass Telearbeit hilfreich sein kann.
İngilizlerin bankacılık sektöründeki deneyi evden çalışmanın hiç yoktan iyi bir uygulama olduğunu gösterdi.Het Britse bankenplan heeft ten minste aangetoond dat telewerken nuttig kan zijn.
İngilizlerin bankacılık sektöründeki deneyi evden çalışmanın hiç yoktan iyi bir uygulama olduğunu gösterdi.최소한 영국 은행들에서 실시했던 방법은 재택근무가 도움이 된다는 사실은 보여주었습니다.
İngilizlerin bankacılık sektöründeki deneyi evden çalışmanın hiç yoktan iyi bir uygulama olduğunu gösterdi.Quantomeno, il piano britannico per le banche ha dimostrato che il telelavoro può essere utile.
İngilizlerin bankacılık sektöründeki deneyi evden çalışmanın hiç yoktan iyi bir uygulama olduğunu gösterdi.Като минимум британският план за банкиране е показал, че работата от къщи може да е от помощ.
İngilizlerin bankacılık sektöründeki deneyi evden çalışmanın hiç yoktan iyi bir uygulama olduğunu gösterdi.Опыт с банками в Великобритании показал, что целесообразно перевести сотрудников на удалённую работу.
İngilizlerin bankacılık sektöründeki deneyi evden çalışmanın hiç yoktan iyi bir uygulama olduğunu gösterdi.לכל הפחות תוכנית הבנק הבריטית הראתה לנו שעבודה מהבית יכולה לעזור.
İngilizlerin bankacılık sektöründeki deneyi evden çalışmanın hiç yoktan iyi bir uygulama olduğunu gösterdi.على الأقل الخطة البنكية البريطانية أظهرت أن العمل من المنزل ممكن أن يساعد.
İngilizlerin bankacılık sektöründeki deneyi evden çalışmanın hiç yoktan iyi bir uygulama olduğunu gösterdi.自宅勤務が有効だとしています おそらく感染の危険が減ります
İngilizlerin bir "cinai roman" teması vardır... ...bunu gerçekten çok sevmişimdir.Alors il y une espèce de sous-entendu britannique, un thème de roman policier que j'aime vraiment beaucoup.
İngilizlerin bir "cinai roman" teması vardır... ...bunu gerçekten çok sevmişimdir.Có một cách nói úp mở rất Anh quốc, một không khí ám sát - huyền bí mà tôi rất thích.
İngilizlerin bir "cinai roman" teması vardır... ...bunu gerçekten çok sevmişimdir.Een soort Brits understatement, moordmysterie-thema waar ik erg van houd.
İngilizlerin bir "cinai roman" teması vardır... ...bunu gerçekten çok sevmişimdir.Es gibt da so eine Art britische Untertreibung, ein Mord-Rätsel-Thema, das ich einfach liebe.
İngilizlerin bir "cinai roman" teması vardır... ...bunu gerçekten çok sevmişimdir.Jest tu to brytyjskie niedopowiedzenie, temat tajemniczego morderstwa, które tak uwielbiam.
İngilizlerin bir "cinai roman" teması vardır... ...bunu gerçekten çok sevmişimdir.영국식의 억제된 표현으로된 살인 추리물 같은 주제의 그림은 제가 아주 좋아하는 것입니다.
İngilizlerin bir "cinai roman" teması vardır... ...bunu gerçekten çok sevmişimdir.Quindi c'è un eufemismo molto britannico, un retrogusto di romanzo giallo che mi piace moltissimo.
İngilizlerin bir "cinai roman" teması vardır... ...bunu gerçekten çok sevmişimdir.Van benne egy kis angol szépítés, és egy kis krimi, amit nagyon szeretek.