ing ile cümle
ing kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O İngilizcede benden daha üstün.She surpasses me in English.
Bazıları İngilizcede iyiler, diğerleri ise matematikte iyiler.Some are good at English, and others are good at mathematics.
İngilizceyi anlamıyorum.I don't understand English.
Akşam yemeğinden sonra İngilizce çalışıyorum.I study English after dinner.
Ben akşam yemeğinden sonra İngilizce çalışıyorum.I study English after dinner.
Affedersiniz, İngilizce konuşur musunuz?Excuse me. Do you speak English?
Hiroşi uzun zaman Amerika'da yaşadı, ama hâlâ İngirizce konuşuyor.Hiroshi has lived in the US for a long time, but he still speaks Engrish.
İngiltere başbakanı'nın gerçek adı Alexander Boris de Pfeffel Johnson'dır.The British Prime Minister's real name is Alexander Boris de Pfeffel Johnson.
Başka farklı kültürler tanımak için İngilizce öğrenmek istiyorum.I would like to learn English to know other different cultures.
Dünyayı turlayabilirken daha fazla özgürlüğüm olması için İngilizce öğrenmek istiyorum.I would like to learn English to have more freedom to be able to travel the world.
Acaba İngilizceyi neden bu kadar çok öğrenmek istiyorsun?I wonder why you would love so much to learn English.
ABD'yi tanımak için İngilizce öğrenmek istiyorum.I would like to learn English to know the United States.
Amerika Birleşik Devletleri'ni tanımak için İngilizce öğrenmek istiyorum.I would like to learn English to know the United States.
Emek piyasasında daha iyi bir özgeçmişim olması için İngilizce öğrenmek istiyorum.I would like to learn English to have a better resume in the job market.
Başka kültürler tanımak için İngilizce öğrenmek istiyorum.I would like to learn English to know other cultures.
Bütün dünyayla iletişim kurabilmek için İngilizce öğrenmek istiyorum.I would like to learn English to be able to communicate with the whole world.
İş için İngilizce öğrenmek istiyorum.I would like to learn English for work.
Yeni kültürler öğrenmek için İngilizce öğrenmek istiyorum.I would like to learn English to know new cultures.
Çeşitli sebeplerden dolayı İngilizce öğrenmek istiyorum.I would like to learn English for several reasons.
Uluslararası seyahat için İngilizce öğrenmek istiyorum.I would like to learn English for international travel.
İş olanakları için İngilizce öğrenmek istiyorum.I would like to learn English for job opportunities.
Neden İngilizce öğrenmek istiyorsunuz?Why would you like to learn English?
Fransızcadan İngilizceye çeviri yapabilir misin?Can you translate from French to English?
İngilizce cümleler yazmaya yeterince cesaretim yok ve muhtemelen yazmamalıyım.I don't have enough courage to write sentences in English and I probably shouldn't.
Her pazar İngilizce dersimiz var.We have English lesson every Sunday.
İngilizceyi zor yapan şey tahmin edilemezliğidir.What makes English difficult is its unpredictability.
Fransızca ya da İngilizce biliyor musun?Do you know how to speak either French or English?
Fransızca veya İngilizce konuşmayı biliyor musun?Do you know how to speak either French or English?
Hem İngilizce hem Fransızca konuşmasını biliyor musun?Do you know how to speak both French and English?
Hem İngilizce hem de Fransızca biliyor musun?Do you know how to speak both French and English?
Bu kitap İngiltere'deki yaşam hakkında.This book is about life in England.
Savaş başladığında İngiltere'de yaşıyordu.She was living in England when the war started.
Savaş patlak verdiğinde İngiltere'de yaşıyordu.She was living in England when the war broke out.
Brian, sen İngilizcenin nasıl konuşulduğunu bilir misin?Brian, do you know how to speak English?
Ana dili İngilizce olan biriyle İngilizce çalışmak istiyordu.He wanted to study English with a native English speaker.
Kitabı Türkçeden İngilizceye çevirdi.He translated the book from Turkish into English.
İngilizceyi çok kötü konuştuğu için çoğu zaman yanlış anlaşılıyor.He speaks English so badly that he is often misunderstood.
İngilizceyi oldukça iyi konuşuyor, değil mi?He speaks English fairly well, doesn't he?
Sınıfındaki diğer tüm öğrencilerden daha iyi İngilizce konuşuyor.He speaks English better than any of the other students in his class.
İngilizce uluslararası iletişim için temel bir araçtır.English is a basic tool for international communication.
İngilizceni geliştirmen için güzel bir fırsat.It's a wonderful opportunity for you to improve your English.
George Soros 1992'de bir İngiliz sterlini vurgunu yaptı.In 1992, George Soros broke the British pound.
Fransız mısın yoksa İngiliz misin?Are you French or English?
İngilizce'yi böyle öğrendim.That's how I learned English.
Cümleyi anlamca ilgisiz İngilizce cümleden ayırıp yeni bir çeviriye bağladım.I unlinked this from the unrelated English sentence and linked it to a new translation.
İngilizce kelimeler çoğu zaman yazıldıklarından çok daha farklı telaffuz edilirler.English words are often pronounced very differently than they are written.
Bu çocuk İngilizce konuşabilir.This child can speak English.
İngilizcede söz dizimi Fincedekinden daha sıkıdır.In English the word order is stricter than Finnish.
Bu moda İngiltere'den gelme.This fashion came from England.
Japonya'da büyümüş olmasına rağmen mükemmel İngilizce konuşabiliyor.Although she grew up in Japan, she can speak perfect English.
Japonya'da büyümüş olmasına karşın mükemmel İngilizce konuşabiliyor.Although she grew up in Japan, she can speak perfect English.
Yeni Zelanda'da İngilizce konuşulur.In New Zealand, people speak English.
Yakın geçmişte Almanca öğrenmek İngilizce öğrenmek kadar önemliydi.Learning German was as important as learning English in the recent past.
Yakın gelecekte Çince öğrenmek İngilizce öğrenmek kadar önemli olabilir.Learning Chinese might be as important as learning English in the near future.
Tom resmen İngilizceye tepki olarak doğmuş.Tom's grammar is an absolute rebellion against the English language.
Yazdıklarım İngilizce değil.What I wrote isn't English.
İngilizcede nasıl telaffuz edilir?How do you pronounce "about" in English?
İngilizce, ABD'de konuşulur.English is spoken in the US.
Maisie İngilizce konuşulan bir ülkede yaşıyor.Maisie lives in an English-speaking country.
Hiroşi uzun zamandır Kanada'da yaşıyor, ama hâlâ İngirizce konuşuyor.Hiroshi has been living in Canada for a long time, but he still speaks Engrish.