ing ile cümle

ing kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Bir kitapçıdan bir tane İngilizce kitabı aldı.He bought an English book at a bookstore.
O İngiltere'de doğdu ama Amerika'da eğitim gördü.He was born in England, but was educated in America.
İngiltere 'de doğmuş olmasına rağmen, o çok kötü İngilizce konuşuyor.Although he was born in England, he speaks English very badly.
İngiltere'ye gitmek için kararlı.He is determined to go to England.
O, İngiltere'de Cambridge'de evindeydi.He was in his home in Cambridge, England.
O bir İngiliz çocuk değildir.He is not an English boy.
O, iki kez İngiltere'de bulundu.He has been to England twice.
O İngilterelidir.He comes from England.
O İngiltere'den geldi.He comes from England.
İngiliz edebiyatında çok bilgilidir.He is well read in English literature.
İngiltere'de iyi bir eğitim aldı.He received a good education in England.
O, İngilizceyi oldukça iyi konuşur.He speaks English fairly well.
O, sınıfındaki herhangi bir öğrenci kadar akıcı şekilde İngilizce konuşmaktadır.He speaks English as fluently as any student in his class.
Toplantıda İngilizce bir konuşma yaptı.He made a speech in English at the meeting.
Kitabı Fransızcadan İngilizceye çevirdi.He translated the book from French into English.
O, İngilizceyi çok iyi konuşur.He speaks English very well.
O, biraz İngilizce konuşabilir.He can speak a little English.
Alman aksanıyla İngilizce konuşur.He speaks English with a German accent.
İngilizceyi Alman aksanıyla konuşuyor.He speaks English with a German accent.
Ne kadar da akıcı İngilizce konuşuyor!How fluently he speaks English!
O,İngilizceyi istikrarlı bir Alman aksanıyla konuşur.He speaks English with a strong German accent.
O, Fransızcayı İngilizceden çok daha fazla bilir.He knows French, much more English.
O, Fransızca ve açıkça görülüyor ki İngilizce konuşabilir.He can speak French, and obviously English.
O, Homeros'u Yunancadan İngilizceye çevirdi.He translated Homer from the Greek into English.
İngilizceyi sanki bir Amerikalıymış gibi konuşur.He speaks English as if he were an American.
İngilizcede büyük ilerleme yapıyor.He is making great progress in English.
İngilizcede büyük ilerleme kaydediyor.He is making great progress in English.
Daha çok İngilizce çalışacağını söylüyor.He says that he will study English harder.
O, Leeds'te bir İngilizce profesörüdür.He is a professor of English at Leeds.
Kendisi Leeds'te İngilizce hocası.He is a professor of English at Leeds.
İyi İngilizce ile kendini ifade etti.He expressed himself in good English.
O çok İngilizce çalışmış olmalı.He must have studied English hard.
O sonsuza kadar İngiltere'ye dönmüştü.He had returned to England forever.
O, iyi bir İngilizce konuşucusudur.He is such a good English speaker.
O, İngilizceyi çok seviyor.He likes English very much.
İngilizce, onu öğrenmesi için kolay değildir.English is not easy for him to learn.
O, hem İngilizce hem Fransızca konuşabilir.He can speak both English and French.
O, iyi derecede İngilizce iletişimine sahiptir.He has a good command of English.
O, İngilizcesinde az gelişme yaptı.He has made little progress in his English.
O,İngilizcede zayıftır.He is weak in English.
O, İngilizcede zayıf.He is weak in English.
İngilizce sevmesine rağmen, o, matematikte zayıftır.While he likes English, he is weak in mathematics.
Almanca şöyle dursun, İngilizce okuyamıyor.He can't read English, much less German.
Almanca şöyle dursun, İngilizce konuşamıyor.He cannot speak English, much less German.
O, İngilizce konuşamaz, değil mi?He can't speak English, can he?
O, İngilizce konuşur mu?Does he speak English?
O, İngilizce konuşabilir, Fransızca da.He can speak English, and French as well.
O hem Fransızca hem de İngilizce konuşuyor.He speaks French as well as English.
İngilizcede 100 üzerinden 90 puan aldı.He got 90 marks out of 100 in English.
O, kendi sınıfında İngilizcede öndedir.He is ahead of his class in English.
O, İngilizcede bizim önümüzde.He is ahead of us in English.
Kendini İngilizce olarak ifade edebilir.He can make himself understood in English.
O, İngilizce olarak kendini çok iyi ifade etti.He expressed himself very well in English.
İngilizce yazılmış bir kitap okudu.He read a book written in English.
O, İngilizce bir günlük tutar.He keeps a diary in English.
O, İngilizce tam not aldı.He got full marks in English.
Kendini İngilizce olarak ifade edemedi.He could not make himself understood in English.
O, sadece İngilizce ve Almanca konuşur, onlardan hiçbirini anlamam.He speaks only English and German, neither of which I understand.
İngilizce ve Almanca yanı sıra, İspanyolca konuşuyor.He speaks Spanish, not to mention English and German.
İngilizce ve Fransızca konuşabilir.He can speak English and French.

İlgili Sayfalar