Lobiye indim ve bir Hintli gördüm.Joten menin aulaan ja näin intialaisen kaverin.
Lobiye indim ve bir Hintli gördüm.그래서 저는 로비로 내려갔고, 한 인도 남자를 보았습니다.
Lobiye indim ve bir Hintli gördüm.Lementem hát az előcsarnokba, és láttam ott egy indiai pasast.
Lobiye indim ve bir Hintli gördüm.Schodzę do holu i widzę tego Hindusa.
Lobiye indim ve bir Hintli gördüm.Sono andato nella hall e ho visto questo indiano.
Lobiye indim ve bir Hintli gördüm.Tak jsem šel k recepci a uviděl jsem jednoho Inda.
Lobiye indim ve bir Hintli gördüm.Thế là tôi xuống sảnh, và tôi thấy một người Ấn.
Lobiye indim ve bir Hintli gördüm.Vojdem do hotelovej haly a vidím Inda.
Lobiye indim ve bir Hintli gördüm.Έτσι πήγα κάτω στη ρεσεψιόν, και είδα έναν Ινδό.
Lobiye indim ve bir Hintli gördüm.Така че слязох долу във фоайето, и видях един индиец.
Lobiye indim ve bir Hintli gördüm.Я спустился вниз в лобби и увидел одного индийца.
Lobiye indim ve bir Hintli gördüm.אז ירדתי ללובי, וראיתי בחור הודי.
Lobiye indim ve bir Hintli gördüm.فذهبت الى اللوبي ، ورأيت هذا الرجل الهندي.
Lobiye indim ve bir Hintli gördüm.「彼に違いない」と思いました
Neyse, en azından indim...Ah! C'est une entorse.
Oğlumu kaydırağa koydum; o da fırrrrrrr! Fırladı. Aşağı indim.Spustil som svojho dvojročného syna zo šmykľavky a on vyletel.
Sonra dönüp dağdan indim. RABbin buyruğu uyarınca, levhaları yaptığım sandığa koydum. Orada duruyorlar.››내가 돌이켜 산에서 내려와서 여호와께서 내게 명하신 대로 그 판을 내가 만든 궤에 넣었더니 지금까지 있느니라
Sonra dönüp dağdan indim. RABbin buyruğu uyarınca, levhaları yaptığım sandığa koydum. Orada duruyorlar.››Virei-me, pois, desci do monte e pus as tábuas na arca que fizera; e ali estão, como o Senhor me ordenou.
Sonra dönüp dağdan indim. RABbin buyruğu uyarınca, levhaları yaptığım sandığa koydum. Orada duruyorlar.››ואפן וארד מן ההר ואשם את הלחת בארון אשר עשיתי ויהיו שם כאשר צוני יהוה׃
Sonra dönüp dağdan indim. RABbin buyruğu uyarınca, levhaları yaptığım sandığa koydum. Orada duruyorlar.››ثم انصرفت ونزلت من الجبل ووضعت اللوحين في التابوت الذي صنعت فكانا هناك كما امرني الرب.
Sonra dönüp dağdan indim. RABbin buyruğu uyarınca, levhaları yaptığım sandığa koydum. Orada duruyorlar.››我 轉 身 下 山 、 將 這 版 放 在 我 所 作 的 櫃 中 、 現 今 還 在 那 裡 、 正 如 耶 和 華 所 吩 咐 我 的
Sonra dönüp dağdan indim. RABbin buyruğu uyarınca, levhaları yaptığım sandığa koydum. Orada duruyorlar.››我 轉身 下山 、 將這 版 放在 我 所 作 的 櫃中 、 現今還 在 那裡 、 正如 耶和華 所 吩咐 我的
Ve kendi dalışımda 18000 feet'e indim... ...tahmin ettiğim bir yere... ...deniz üstünde saf,ıssız bir bölge.잠수하면서, 전 18.000ft 구역까지 내려갔는데 전 그 지역이 해저바닥에서 오염되지 않은 깨끗한 야생지역이라고 생각했습니다.
Ve kendi dalışımda 18000 feet'e indim... ...tahmin ettiğim bir yere... ...deniz üstünde saf,ıssız bir bölge.En mi buceo bajé a los 5.400 metros, a un área que pensé sería silvestre y prístina en el fondo del mar.
Ve kendi dalışımda 18000 feet'e indim... ...tahmin ettiğim bir yere... ...deniz üstünde saf,ıssız bir bölge.Tôi đã lặn xuống độ sâu gần 5500 m, tới một khu vực mà tôi đã nghĩ sẽ là vùng bảo tồn nguyên vẹn của đáy biển.
Ve kendi dalışımda 18000 feet'e indim... ...tahmin ettiğim bir yere... ...deniz üstünde saf,ıssız bir bölge.ובצלילה שלי ירדתי לעומק 6,000 מטר, לאזור שחשבתי שיהיה שממה בתולית על קרקעית הים.
Ve kendi dalışımda 18000 feet'e indim... ...tahmin ettiğim bir yere... ...deniz üstünde saf,ıssız bir bölge.そこは 手付かずの 未知の海底であると思っていました しかしそこに着いたとき
Yaklaşık 260 metreye indim ve ışıkları kapattım.저는 880피트 아래로 내려가서 모든 조명을 껐습니다.
Yaklaşık 260 metreye indim ve ışıkları kapattım.Ich ging bis zu einer Tiefe von 270m runter und schaltete die Lichter aus.
Yaklaşık 260 metreye indim ve ışıkları kapattım.Ik daalde af tot een diepte van 270 meter en deed de lichten uit.
Yaklaşık 260 metreye indim ve ışıkları kapattım.Jeg gik ned til en dybde af 270 meter og jeg slukkede for lyset.
Yaklaşık 260 metreye indim ve ışıkları kapattım.Je suis descendue à une profondeur de 800 pieds et éteint toutes les lumières.
Yaklaşık 260 metreye indim ve ışıkları kapattım.M-am scufundat până la adâncimea de 270 metri și am aprins luminile.
Yaklaşık 260 metreye indim ve ışıkları kapattım.Mi sono immersa fino alla profondita' di 880 piedi (243.84m) e ho spento le luci.
Yaklaşık 260 metreye indim ve ışıkları kapattım.Ponorila som sa do hĺbky 270 metrov a vypla svetlo.
Yaklaşık 260 metreye indim ve ışıkları kapattım.Saya turun sampai kedalaman 880 kaki dan saya lalu mematikan lampu-lampunya.
Yaklaşık 260 metreye indim ve ışıkları kapattım.Zeszłam na głebokość 268 metrów i wyłączyłam światła.
Yaklaşık 260 metreye indim ve ışıkları kapattım.Стигнах до дълбочина 880 фута (270 метра) и изгасих светлините.
Yaklaşık 260 metreye indim ve ışıkları kapattım.Я опустилась на глубину 270 метров и выключила свет.
Yaklaşık 260 metreye indim ve ışıkları kapattım.צללתי לעומק של 880 רגל וכיביתי את האורות.
Yaklaşık 260 metreye indim ve ışıkları kapattım.نزلت الى عمق 880 قدما و اطفات الانوار.
Yaklaşık 260 metreye indim ve ışıkları kapattım.灯りを消しました 灯りを消した理由は 生物が作り出す光を
Yapıyı trendeyken gördüm ve bir sonraki durakta indim ve oradaki insanlarla tanıştım.기차를 타고 가다 우연히 이 곳을 발견하고는, 바로 다음 역에서 내려 거기 있던 사람들을 만나봤죠.
Yapıyı trendeyken gördüm ve bir sonraki durakta indim ve oradaki insanlarla tanıştım.Vi a estrutura quando viajava de comboio.
Yapıyı trendeyken gördüm ve bir sonraki durakta indim ve oradaki insanlarla tanıştım.Vonaton ülve láttam meg az épületet,
Yapıyı trendeyken gördüm ve bir sonraki durakta indim ve oradaki insanlarla tanıştım.Zobaczyłam go z pociągu.
Yapıyı trendeyken gördüm ve bir sonraki durakta indim ve oradaki insanlarla tanıştım.Это здание я увидела из окна поезда.
Yapıyı trendeyken gördüm ve bir sonraki durakta indim ve oradaki insanlarla tanıştım.אני ראיתי את המבנה בזמן שנסעתי ברכבת, וירדתי בתחנה הבאה ופגשתי שם אנשים
Yapıyı trendeyken gördüm ve bir sonraki durakta indim ve oradaki insanlarla tanıştım.رأيت البناء عندما كنت في القطار، وعندما نزلت في المحطة التالية وقابلت الناس هناك
Yapıyı trendeyken gördüm ve bir sonraki durakta indim ve oradaki insanlarla tanıştım.次の駅で降りて行ってみると そこの人たちが カタコンベのような地下へと入れてくれました