Ben onun duygularını incitmiş olabilirim.I may have hurt his feelings.
Tom düşmüş ve kendini incitmiş gibi görünüyordu.It looked like Tom had fallen down and hurt himself.
Tom Mary'nin duygularını incitmiş olmaktan korkuyordu.Tom was afraid he had hurt Mary's feelings.
Ben senin duygularını incitmiş olabilirim, ama benim niyetim bu değildi.I may have hurt your feelings, but that was not my intention.
Ayağını incitmiş olmalısın.You must've hurt your foot.
Onların gülmeleri gururunu incitmiştir ve bir gün geri dönmek üzere intihar eder.本人は殺害を否定しており、いつか脱出すると心に誓っている。
Kaç insan onu incitmiştir?¿A cuánta gente le habrá roto el alma?