Yalanı ancak Allah'ın âyetlerine inanmayanlar uydurur.It is those who do not believe in God’s revelations who fabricate falsehood.
İşte haddi aşanları, Rabbinin âyetlerine inanmayanları biz böyle cezalandırırız.Thus We recompense him who transgresses and does not believe in the revelations of his Lord.
Ona inanmayanlar, onun çabuk gelmesini isterler.Those who do not believe in it seek to hasten its coming.
Onda acele edenler, (gerçekte) ona inanmayanlardır.Those who do not believe in it seek to hasten its coming.
Doğrusu biz Rabbinize inanın diye inanmaya çağıran bir çağırıcıyı işittik de iman ettik.Indeed we heard a crier calling to the faith saying: "Believe in your Lord"; so we did believe.
Size asla inanmayacağız!We will not believe you.
Ona inanmayanlar onun çabucak gelmesini isterler.Those who do not believe in it seek to hasten its coming.
Ona inanmayanlar, onun çabuk kopmasını isterler.Those who do not believe in it seek to hasten its coming.
O'na inanmayanlar kıyametin çabuk gelmesini istiyorlar.Those who do not believe in it seek to hasten its coming.
İnanmayanlar azabı görünce, "şimdi miydi?" derler. "Elbette, siz onu acele istiyordunuz" denir.What! (Believe) now, when (until now) ye have been hastening it on (through disbelief)?
Ama gene de aykırılığa düştüler. İçlerinde inanan var, inanmayan var.But they differed, some of them believing and some disbelieving.
İnanmayanlarınsa dostları Şeytan'dır, onları ışıktan karanlıklara götürür.As for the faithless, their awliya are the fake deities, who drive them out of light into darkness.
Şimdi biz doğru da söylesek sen bize inanmayacaksın!”But you will not believe us even if we spoke truly.’
Ahirete inanmayanların durumu, kötüdür.Those who do not believe in the life to come are evil examples.
Allah'ın ayetlerine inanmayanları Allah doğru yola iletmez, onlar için acı bir azab vardır.God will not guide those who do not believe in His miracles. They will suffer a painful punishment.
Her birinin (inananların ve inanmayanların) yaptıkları işlerden dereceleri vardır.Everyone will have a position proportionate to the degree of his deeds.
Allah'ın ayetlerine inanmayanları Allah hidayete ulaştırmaz ve onlar için acı bir azap vardır.God will not guide those who do not believe in His miracles. They will suffer a painful punishment.
Ahirete inanmayanlar kötülük misalidirler.Those who do not believe in the life to come are evil examples.
Bağışla bizi, yarlıga bizi, acı bize, sensin yardımcımız, artık yardım et bize inanmayanlara karşı.You are our Lord. Help us against the unbelievers.
Allah'ın ayetlerine inanmayanları Allah, doğru yola sevketmez; onlara elemli bir azap var.God will not guide those who do not believe in His miracles. They will suffer a painful punishment.
Âhirete inanmayanlar için kötülük örneği var.Those who do not believe in the life to come are evil examples.
Kötü sıfat, ahirete inanmayanlar içindir.Those who do not believe in the life to come are evil examples.
İşte onlar kitaba inanırlar. Ona inanmayanlarsa ziyankarların ta kendileridir.These believe in it; and whoever disbelieves in it, these it is that are the losers.
Nuh'a vahyedildi: "Gerçekten iman edenlerin dışında, kesin olarak kimse inanmayacak.It was revealed to Noah: "None of thy people will believe except those who have believed already!
Nuh'a vahyolundu ki: Kavminden iman etmiş olanlardan başkası artık (sana) asla inanmayacak.It was revealed to Noah: "None of thy people will believe except those who have believed already!
Bu da, askerlik hizmetine inanmayanlar için sorun yaratan bir durum.This causes problems for those who do not believe in military service.
Kosova Polisi'nin reforma ihtiyacı var ve ondan sonra belki onlara inanmaya başlayabiliriz." dedi.The Kosovo Police need reform and after that maybe we can start believing them," he said.
"Hiç emin değilim; ancak Tanrı'nın var olduğuna inanmaya meyilliyim.""I am very uncertain, but I am inclined to believe in God."
İsa'nın ahlaki öğretilerine inanan fakat ilahiliğine inanmayan bir deist anlamına gelir.It refers to a deist who believes in the moral teachings—but not divinity—of Jesus.
Daha sonra, Çifte Monarşi'nin on birinci saatte harekete geçtiğine inanmaya başladı.Later on, he came to believe that the Dual Monarchy had taken action at the eleventh hour.
Tom'un bana söylediğine inanmayacaksın.Du wirst nicht glauben, was Tom mir gesagt hat!
Allah'a inanmayanlar ise Cehennem'de ebediyyen kalırlar.Die Ungläubigen müssen jedoch ewig in der Hölle bleiben.
Ezherî'ye göre zındık ahirete ve Allah'ın birliğine inanmayan demektir.Die Erfüllung, die der gläubige Mensch in Gott findet, ist nicht von dieser Welt.
İnanmayanlara, dini yanlış uygulayanlara kızar.Das gelte genauso für den Ungläubigen wie für den Gläubigen.
İsa'nın yaralarına dokunana kadar dirildiğine inanmayacağını söylemiştir.Er glaubt, mit dem Tod Jesu dessen Heilsverkündung verhindert zu haben.
Ayrıca beşeriyetin böyle bir Tanrı'ya inanmaya ihtiyacı olduğuna inanıyor.Helen bestätigt, dass sie glaube, dass Gott wolle, dass sie daran glaube.
Herkesin bir şeylere inanmaya ihtiyacı var.Tout le monde a besoin de croire en quelque chose.
Kimse ona inanmayacak.Personne ne le croira.
Duyduğunuz her şeye inanmayabilirsiniz.Vous ne pouvez pas croire à tout ce que vous entendez.
Hiç kimse Tom'a inanmayacak.Personne ne croira Tom.
Kimse Tom'a inanmayacak.Personne ne croira Tom.
Allah'a inanmayanlar ise Cehennem'de ebediyyen kalırlar.Quiconque associe à Allah (d'autres divinités) Allah lui interdit le Paradis ; et son refuge sera le Feu.
Zındık (Arapça: الزنديق), İslam kültüründe tanrıya ve ahirete inanmayan kişidir.Certes, j’ai abandonné la religion d’un peuple qui ne croit pas en Allah et qui nie la vie future».
Raiden şimşekler çıkartarak onları yenince Liu Kang, Raiden'e inanmaya başlar.Croyant que c’est Liu Kang qui doit gagner, Raiden l'encourage davantage.
Hiçbir şeye inanmayan ve hiç kimseye güvenmeyen bir kişidir.Il est impossible d'avoir confiance en quelqu'un qui n'a aucune croyance.
Ayrıca beşeriyetin böyle bir Tanrı'ya inanmaya ihtiyacı olduğuna inanıyor.Élisabeth pense qu'il faut croire pour s'approcher de Dieu.
Yenilgilerin bir felaket olmadığına inanmaya çalıştılar.Ils ont affirmé leur conviction que la misère n’est pas fatale.
Tom tekrar asla yürüyemiyeceğine inanmaya başladı.Tom empezó a creer que nunca podría volver a andar.
Buna inanmayacaksın.No te lo vas a creer.
Tom'un bana az önce söylediğine inanmayacaksın.¡No te vas a creer lo que me acaba de decir Tom!
Tom buna asla inanmayacak.Tom no se lo creerá nunca.
Yeterince yalan söylersen ona inanmaya başlarsın.Si dices una mentira lo suficiente, te la empiezas a creer.
Yanıma kimin oturduğuna inanmayacaksın.No te vas a creer quién está sentado a mi lado.
Buna kimse inanmayacak.Nadie se lo creerá.
Allah'a inanmayanlar ise Cehennem'de ebediyyen kalırlar.Alá dice: De cierto los hipócritas estarán en lo más profundo del infierno.
İnanmayanlara, dini yanlış uygulayanlara kızar.¿Cuándo han hecho justicia los infieles para los creyentes? . . .
Günümüzde, dünya nüfusunun % 2,3’ü kendini ateist, %11,9’u dinlere inanmayan olarak tanımlamaktadır.En ella se destaca que el 11.3% declara ser agnóstico, ateo o no tener ninguna religión.
Sonra dava ile ilgili bir ip ucu bulur ve Lincoln'nün masum olduğuna inanmaya başlar.Comienza a investigar para probar la inocencia de Lincoln.
Tom ona inanmayacak.Tom non ci crederà.
Onun öldüğüne inanmayan tek kişi Meryemce Ana'dır.L'unica a fermarsi davanti a lei è Mary.