inanmıyorum ile cümle
inanmıyorum kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
11
HARF
5
HECE
5
ORT. KELİME
O zaman onu görmediğine inanmıyorum.I cannot believe you did not see him then.
Artık ona inanmıyorum.I don't believe him any longer.
Sana inanmıyorum. Her zaman yalan söylüyorsun.I don't believe you. You're always telling lies.
O ne söylerse söylesin ona inanmıyorum.Whatever she says, I don't believe her.
Böyle şeylerin var olduğuna inanmıyorum.I don't believe such things exist.
O ismi duyduğuma inanmıyorum.I don't believe I've heard that name.
Noel Babanın hayali olduğuna inanmıyorum.I don't believe that Santa Claus is imaginary.
Çocuğun Tokyo'ya yalnız geldiğine inanmıyorum.I don't believe the child came to Tokyo alone.
Ben ona hiç inanmıyorum.I don't believe him at all.
Onunla karşılaştığına inanmıyorum.I don't believe you've met him.
Cinayetle ilgili suçlu olduğuna inanmıyorum.I believe he is not guilty of the crime.
Bu dünyada kötü insan olduğuna inanmıyorum.I don't believe that there is any evil person in this world.
Naomi'ye inanmıyorum. Sanırım o yalan söylüyor.I don't believe Naomi. I think she's lying.
Allahın'ın varlığına inanmıyorum.I do not believe in the existence of God.
Ben kimseye inanmıyorum.I don't believe just anyone.
Ondan hoşlanıyorum fakat aynı zamanda ona gerçekten inanmıyorum.I like him, but at the same time I don't really trust him.
Ben onun hikayesine inanmıyorum.I don't trust his story.
Dine inanmıyorum.I don't believe in religion.
Allah'ın var olduğuna inanmıyorum.I do not believe that God exists.
O bir şey görmediğini söylüyor. Fakat onun söylediğinin doğru olduğuna inanmıyorum.He says that he saw nothing. However, I don't believe what he says is the truth.
Onun bir avukat olduğuna inanmıyorum.I don't believe he is a lawyer.
Onların hepsi öyle söylüyor fakat onların hiçbirine inanmıyorum.All of them say so, but I believe none of them.
Ben, hayaletlerin var olduklarına inanmıyorum.I don't believe that ghosts exist.
Gelecek hafta havanın kötüleşeceğine inanmıyorum.I do not believe the weather will change for the worse next week.
Buna inanmıyorum!I don't believe it!
Ne söylersen söyle sana inanmıyorum.Regardless what you say, I don't believe you.
Tanrıya inanmıyorum.I don't believe in God.
İnsanların onun hakkında söylediklerinin tek kelimesine inanmıyorum.I don't believe a word of what people have been saying about her.
Resmen tanıştırıldığımıza inanmıyorum.I don't believe we've been formally introduced.
Ben söylentilere inanmıyorum. Sen onlara inanıyor musun?I don't believe the rumours. Do you believe them?
Ben şimdiye kadar onu duyduğuma inanmıyorum.I don't believe I've ever heard of her.
O, onun hakkında bir şey bilmediğini iddia ediyor fakat ona inanmıyorum.She claims that she knows nothing about him, but I don't believe her.
Kara kedilerin kötü şans getirdiklerine inanmıyorum.I don’t believe that black cats cause bad luck.
Ben artık buna inanmıyorum.I don't believe it any longer.
Ben peri masallarına inanmıyorum.I don't believe in fairy tales.
Tom'un böyle bir şey söylemiş olabileceğine inanmıyorum.I don't believe that Tom could have said such a thing.
Ona inanmıyorum.I don't buy that.
Ne yazık ki, onun başarılı olacağına inanmıyorum.Unfortunately, I don't believe she'll succeed.
Onun anlayacağına inanmıyorum.I don't believe she would understand.
Ona hâlâ inanmıyorum!I still don't believe it!
Bazen seni tanıdığıma inanmıyorum.Sometimes I don't believe I know you.
Dürüst konuşmak gerekirse bunun bir eser hırsızlığı olduğuna inanmıyorum.Honestly, I don't believe it is a matter of plagiarism.
Sana inanmıyorum.I don't believe you.
Ben size inanmıyorum.I don't believe you.
Buna inanmıyorum.I don't believe that.
Tom'a inanmıyorum.I don't believe Tom.
İnanmıyorum işte.I just don't believe it.
Sadece buna inanmıyorum.I just don't believe it.
"Sen tom'u biliyor musun?" "Ben yapabileceğime inanmıyorum""Do you know Tom?" "I don't believe I do."
Bana onun bir yalancı olduğunu söyledi, ama ben ona inanmıyorum.He told me he was a liar, but I don't believe him.
Ben bunların hiçbirine inanmıyorum.I don't believe any of this.
Tom'un söylediği hiçbir şeye inanmıyorum.I don't believe anything Tom says.
Tom'un Fransızcayı tam öğrenebileceğine inanmıyorum.We don't believe that Tom will be able to master French.
"Tom'un yanına oturdum." "Sana inanmıyorum.""I sat down next to Tom." "I don't believe you."
Atlantis'in şimdiye kadar var olduğuna inanmıyorum.I don't believe Atlantis ever existed.
Beni hala sevdiğini söylüyor, ama ona hiç inanmıyorum.He says still loves me but I don't believe him at all.
O şimdi biriyle çıkmadığını söylüyor ama ona inanmıyorum.She says she's not dating anyone now, but I don't believe her.
Aslında ona inanmıyorum.I don't actually believe that.
Tom'u gerçekten incitmek istediğine inanmıyorum.I don't believe you really want to hurt Tom.
Buna inanmıyorum. Mantığın hatalı ve örneğin saçma.I don't buy that. Your logic is faulty, and your example is nonsense.