inanmıyor ile cümle
inanmıyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Eklemlere inanmıyorum ama vücudumuzu onlar bir arada tutuyor." --体をつなげているからね』」 意味のない連想の一例です
"Eklemleri dosyalamalıyız. Eklemlere inanmıyorum ama vücudumuzu onlar bir arada tutuyor." --No creo en las articulaciones, pero evitan que el cuerpo se desarme."
Emmanuel, sizin inancınıza, ben inanmıyorum.Emmanuel, bennem nincs meg a hited.
Emmanuel, sizin inancınıza, ben inanmıyorum.Emmanuel, eu nu am credinta ta.
Emmanuel, sizin inancınıza, ben inanmıyorum.Emmanuel, ich habe nicht deinen Glauben.
Emmanuel, sizin inancınıza, ben inanmıyorum.Emmanueli, nemám tvojí víru.
Emmanuel, sizin inancınıza, ben inanmıyorum.Emmanuel, io non ho la tua fede.
Emmanuel, sizin inancınıza, ben inanmıyorum.Emmanuel, ja nie mam twojej wiary.
Emmanuel, sizin inancınıza, ben inanmıyorum.Emmanuel, je n'ai pas votre foi.
Emmanuel, sizin inancınıza, ben inanmıyorum.Emmanuel, tôi không có niềm tin như anh.
Emmanuel, sizin inancınıza, ben inanmıyorum.Emmanuel, δεν έχω την πίστη σας.
Emmanuel, sizin inancınıza, ben inanmıyorum.Эммануэль, у меня нет такой веры.
- Evet, dur, aynı fikirde değilim. Ve kaldırılması gerektiğine de inanmıyorum.Au départ, on n'a jamais eu besoin de brevets dans ce domaine pour que cette activité ait lieu.
- Evet, dur, aynı fikirde değilim. Ve kaldırılması gerektiğine de inanmıyorum.Bè, io non sono ovviamente d'accordo con questo; e non credo che il software debba mai esser rimosso.
Evlerde kameraların bir şey yaptıklarına pek inanmıyoruz.אנו לא מאמינים במצלמות שיבצעו משימות בבית.
Evlerde kameraların bir şey yaptıklarına pek inanmıyoruz.نحن بصراحة لا نعول على الكاميرات لتقوم بعمل هذه الأشياء في المنزل.
Evlerde kameraların bir şey yaptıklarına pek inanmıyoruz.これらのワイヤレスセンサーがより効果的です
Evlerde kameraların bir şey yaptıklarına pek inanmıyoruz.Chúng tôi không thực sự tin vào máy ảnh làm việc trong nhà.
Evlerde kameraların bir şey yaptıklarına pek inanmıyoruz.우린 카메라가 가정 내에서 실질적으로 도움이 될거라 보진 않습니다.
Evlerde kameraların bir şey yaptıklarına pek inanmıyoruz.Neveríme veľmi kamerám v domoch.
Evlerde kameraların bir şey yaptıklarına pek inanmıyoruz.Non crediamo nelle telecamere per svolgere queste funzioni nelle case.
Evlerde kameraların bir şey yaptıklarına pek inanmıyoruz.Nous ne croyons pas vraiment aux caméras pour faire les choses dans les maisons.
Evlerde kameraların bir şey yaptıklarına pek inanmıyoruz.Nu prea credem în camerele de luat vederi.
Evlerde kameraların bir şey yaptıklarına pek inanmıyoruz.Realmente no creemos en las cámaras para hacer cosas en casa.
Evlerde kameraların bir şey yaptıklarına pek inanmıyoruz.Wij geloven niet echt in camera's om dingen te doen in huizen.
Evlerde kameraların bir şey yaptıklarına pek inanmıyoruz.Wir glauben nicht, dass Kameras in Wohnungen gut sind.
Evlerde kameraların bir şey yaptıklarına pek inanmıyoruz.Δεν πιστεύουμε ουσιαστικά στη λειτουργικότητα των καμερών στα σπίτια.
Evlerde kameraların bir şey yaptıklarına pek inanmıyoruz.Ми проти камер вдома.
Evlerde kameraların bir şey yaptıklarına pek inanmıyoruz.Нам не нравятся камеры в доме.
Fakat ben aslında yapısal problemlerin olduğuna inanmıyorum.Ale ja nie wierzę w problemy architektoniczne.
Fakat ben aslında yapısal problemlerin olduğuna inanmıyorum.Dar eu nu cred cu adevărat în probleme arhictecturale; eu cred numai în oportunităţi.
Fakat ben aslında yapısal problemlerin olduğuna inanmıyorum.Ich glaube aber eigentlich nicht an architektonische Probleme; ich glaube nur an Möglichkeiten.
Fakat ben aslında yapısal problemlerin olduğuna inanmıyorum.하지만 저는 건축적 문제를 신뢰하지 않습니다.
Fakat ben aslında yapısal problemlerin olduğuna inanmıyorum.Maar ik geloof niet echt in architecturale problemen; ik geloof enkel in kansen.
Fakat ben aslında yapısal problemlerin olduğuna inanmıyorum.Ma io non credo troppo ai problemi architettonici; credo solo nelle opportunità.
Fakat ben aslında yapısal problemlerin olduğuna inanmıyorum.Mais je ne crois pas vraiment aux problèmes architecturaux, je crois seulement aux opportunités.
Fakat ben aslında yapısal problemlerin olduğuna inanmıyorum.Mas eu não acredito em problemas arquitectónicos;
Fakat ben aslında yapısal problemlerin olduğuna inanmıyorum.Nhưng tôi không thật sự tin tưởng vào những vấn đề kiến trúc;
Fakat ben aslında yapısal problemlerin olduğuna inanmıyorum.Tapi saya tidak benar-benar percaya pada masalah arsitektur; saya hanya percaya pada kesempatan.
Fakat ben aslında yapısal problemlerin olduğuna inanmıyorum.Αλλά δεν πιστεύω πραγματικά σε αρχιτεκτονικά προβλήματα.
Fakat ben aslında yapısal problemlerin olduğuna inanmıyorum.Но аз всъщност не вярвам в архитектурните проблеми; вярвам само във възможностите.
Fakat ben aslında yapısal problemlerin olduğuna inanmıyorum.אבל אני לא ממש מאמין בבעיות ארכיטקטואלית;
Fakat ben aslında yapısal problemlerin olduğuna inanmıyorum.ولكني في الحقيقة لا أؤمن بالمشاكل المعمارية
Fakat ben aslında yapısal problemlerin olduğuna inanmıyorum.機会だけを信じています
Fakat garip şey şu ki, bu dersi 150 sene önce öğrenemedik. Hiç birimiz gerçekten buna inanmıyor.Aber komisch ist, dass wir das 150 Jahre später immer noch nicht verdaut haben, niemand glaubt das so richtig.
Fakat garip şey şu ki, bu dersi 150 sene önce öğrenemedik. Hiç birimiz gerçekten buna inanmıyor.Je s podivem, že jsme za 150 let tuto lekci nepřijali, nikdo z nás tomu opravdu nevěří.
Fakat garip şey şu ki, bu dersi 150 sene önce öğrenemedik. Hiç birimiz gerçekten buna inanmıyor.Но странность в том, что мы не усвоили этот урок за 150 лет; никто из нас по-настоящему не верит в это.
Gerçek olduğuna inanmıyorlarNevěří tomu.
Gerçek olduğuna inanmıyorlarNie wierzą, że to prawda.
Gerçek olduğuna inanmıyorlar -Sahi mi?No creen que sea verdad. - ¿En serio?
Gerçek olduğuna inanmıyorlar -Sahi mi?Pensano sia una bufala. <i>- Davvero?
Gerçek olduğuna inanmıyorlarΔεν πιστεύουν πως είναι αληθινή;
Gerçek olduğuna inanmıyorlarНикто не верит.
Gerçek olduğuna inanmıyorlar>そうか。 >そうだ。
(Gülüşmeler) Ve ben de pek çoğunuz gibi, şüphe duyuyorum insanların geleceği görebileceklerine inanmıyorum.lui a plutôt donné des airs de Sean Connery.
-günümüzde genç bireylerin telif hakkının yanlış birşey olduğunu düşündüğüne inanmıyorum.- at unge mennesker i dag tror at ophavsret er forkert.
-günümüzde genç bireylerin telif hakkının yanlış birşey olduğunu düşündüğüne inanmıyorum.-dass junge Menschen denke, dass Copyright falsch ist.
-günümüzde genç bireylerin telif hakkının yanlış birşey olduğunu düşündüğüne inanmıyorum.- dass junge Menschen denken, Copyright sei falsch.
-günümüzde genç bireylerin telif hakkının yanlış birşey olduğunu düşündüğüne inanmıyorum.-dat jongeren van nu geloven dat auteursrecht verkeerd is.
-günümüzde genç bireylerin telif hakkının yanlış birşey olduğunu düşündüğüne inanmıyorum.-että tämän päivän nuoret uskovat että tekijänoikeudet olisivat pahasta.