inandırmaya ile cümle

inandırmaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
55
ÖRNEK CÜMLE
11
HARF
5
HECE
11
ORT. KELİME
Tom'u nasıl inandırmaya çalışırız?How do we reason with Tom?
Ve kendimizi ikna etmeye çalışırız -- gerçekten kendimizi doğru olmadıklarına inandırmaya çalışırız.And we try to convince ourselves -- we really try to convince ourselves they're wrong.
Bunun bir aşk olduğuna inandırmaya çalısır.Que representa una confesión de amor.
Bunun bir aşk olduğuna inandırmaya çalısır.Обоим показалось, что это любовь.
Rallo ise Superman olduğunu söyleyerek insanları kendine inandırmaya çalışır.Тем временем, Рэллоу пытается стать, как Супермен.
Bunun bir aşk olduğuna inandırmaya çalısır.Це мусить бути те, що ми іменуємо коханням!
Bunun bir aşk olduğuna inandırmaya çalısır.Přesto právě oni potřebují cítit, že jsou milováni.
Bunun bir aşk olduğuna inandırmaya çalısır.Kappale kertoo uskon menettämisestä rakkauteen.
Bunun bir aşk olduğuna inandırmaya çalısır.Dette fører til et kjærlighetsforhold.
Bunun bir aşk olduğuna inandırmaya çalısır.Nghi Lâm là kết quả của tình yêu này.
Bunun bir aşk olduğuna inandırmaya çalısır.她卻不知道這就是愛情。
Bilgisayar sorgulayıcıyı, kendisinin insan olduğuna inandırmaya çalışacak şekilde programlanmıştır.그녀는 자신이 그 생명체가 된다는 느낌으로 연구를 하는 따뜻한 사람이었다.
Bunun bir aşk olduğuna inandırmaya çalısır.그리고 그러한 사랑이 가능하다고 역설하였다.
Bunun bir aşk olduğuna inandırmaya çalısır.Предполага се, че това е свързано с вярването, че те са любовници.
Bunun bir aşk olduğuna inandırmaya çalısır.Ta arvab, et see on armastus.
Bunlar kurgu, masal ya da sizi inandırmaya çalışmam değil. Bunlar yalansız, güçlü bilimsel gerçekler.Asta nu este ficțiune, nu e poveste, nu este fantezie; este știință rece, exactă.
Bunlar kurgu, masal ya da sizi inandırmaya çalışmam değil. Bunlar yalansız, güçlü bilimsel gerçekler.Bukan fiksi, bukan cerita dongen, bukan agar Anda percaya; ini adalah ilmu pasti.
Bunlar kurgu, masal ya da sizi inandırmaya çalışmam değil. Bunlar yalansız, güçlü bilimsel gerçekler.Ce n'est pas de la fiction, ce n'est pas des histoires, ce n'est pas des fadaises ; c'est de la science pure.
Bunlar kurgu, masal ya da sizi inandırmaya çalışmam değil. Bunlar yalansız, güçlü bilimsel gerçekler.Das ist keine Fiktion, kein Märchen, keine Phantasie; es ist unempfindliche, scharfe Wissenschaft.
Bunlar kurgu, masal ya da sizi inandırmaya çalışmam değil. Bunlar yalansız, güçlü bilimsel gerçekler.Ez nem képzelgés, nem mese, nem kitaláció; ez rideg, kemény tudomány.
Bunlar kurgu, masal ya da sizi inandırmaya çalışmam değil. Bunlar yalansız, güçlü bilimsel gerçekler.Não é ficção, não é conto de fadas, não é faz-de-conta; é ciência nua e crua.
Bunlar kurgu, masal ya da sizi inandırmaya çalışmam değil. Bunlar yalansız, güçlü bilimsel gerçekler.No es ficción, no es un cuento, no intento convencerles; es ciencia pura y fría.
Bunlar kurgu, masal ya da sizi inandırmaya çalışmam değil. Bunlar yalansız, güçlü bilimsel gerçekler.Non sono storie, racconti, non sto cercando di convincervi; sono puri dati scientifici.
Bunlar kurgu, masal ya da sizi inandırmaya çalışmam değil. Bunlar yalansız, güçlü bilimsel gerçekler.Tohle není fikce, tohle není pohádka, tohle není výmysl; to je chladná, nelítostná věda.
Bunlar kurgu, masal ya da sizi inandırmaya çalışmam değil. Bunlar yalansız, güçlü bilimsel gerçekler.To nie jest fikcja, bajka ani wymysł, to bezlitosna nauka.
Bunlar kurgu, masal ya da sizi inandırmaya çalışmam değil. Bunlar yalansız, güçlü bilimsel gerçekler.Δεν είναι επιστημονική φαντασία, δεν είναι ιστορίες, είναι απλώς επιστήμη.
Bunlar kurgu, masal ya da sizi inandırmaya çalışmam değil. Bunlar yalansız, güçlü bilimsel gerçekler.Не вымысел, не сказки, не выдумки; это холодная, точная наука.
Bunlar kurgu, masal ya da sizi inandırmaya çalışmam değil. Bunlar yalansız, güçlü bilimsel gerçekler.Не е фантастика, не са приказки, не е измислица; а е студена, истинска наука.
Bunlar kurgu, masal ya da sizi inandırmaya çalışmam değil. Bunlar yalansız, güçlü bilimsel gerçekler.Це не вимисел, не казки і не вигадки; це холодна, точна наука.
Bunlar kurgu, masal ya da sizi inandırmaya çalışmam değil.Dit is geen fictie, dit zijn geen sprookjes, dit zijn geen verzinsels.
Bunlar kurgu, masal ya da sizi inandırmaya çalışmam değil.그것은 허구가 아닙니다, 이야기가 아닙니다, 믿게 하려는게 아닙니다;
Bunlar kurgu, masal ya da sizi inandırmaya çalışmam değil.ואלו, חברים, הן עובדות.
Bunlar kurgu, masal ya da sizi inandırmaya çalışmam değil.ليس خيالا، أو قصصا خرافية، أو وهما،
Bunlar kurgu, masal ya da sizi inandırmaya çalışmam değil.唔喺古仔,唔喺亂噏,可能沒人信。
Bunlar kurgu, masal ya da sizi inandırmaya çalışmam değil.客観的で理路整然とした科学です
Fakat The Times bizi herhangi bir kimsenin de bu haberi aynı şekilde yapacağına inandırmaya çalıştı.뉴욕 타임즈의 반응은 마치 누구나 그 소식을 전한다면 똑같이 했을거라는 얘기와도 같았지요.
Fakat The Times bizi herhangi bir kimsenin de bu haberi aynı şekilde yapacağına inandırmaya çalıştı.Nu sunt de acord cu asta!
Fakat The Times bizi herhangi bir kimsenin de bu haberi aynı şekilde yapacağına inandırmaya çalıştı.Но "Таймз" преподнесло это так, что любой рассказал бы эту историю так, как сделали это они.
Fakat The Times bizi herhangi bir kimsenin de bu haberi aynı şekilde yapacağına inandırmaya çalıştı.אבל ה"טיימס" מציג זאת כאילו כל אחד אחר היה מדווח על אותו אירוע באותה הצורה.
Fakat The Times bizi herhangi bir kimsenin de bu haberi aynı şekilde yapacağına inandırmaya çalıştı.و لكن صحيفة (التايمز) جعلتها كما لو أن أي شخص سيقوم بهذا التحقيق سينشره بنفس الطريقة.
Fakat The Times bizi herhangi bir kimsenin de bu haberi aynı şekilde yapacağına inandırmaya çalıştı.誰でもこのような報道をしたはずだと 言っているように聞こえます 私は そうは思いません
Ve kendimizi ikna etmeye çalışırız -- gerçekten kendimizi doğru olmadıklarına inandırmaya çalışırız.E proviamo davvero a convincerci di aver sbagliato.
Ve kendimizi ikna etmeye çalışırız -- gerçekten kendimizi doğru olmadıklarına inandırmaya çalışırız.Et d'essayer de se comvaincre-- on essaye vraiment de se convaincre qu'ils sont faux.
Ve kendimizi ikna etmeye çalışırız -- gerçekten kendimizi doğru olmadıklarına inandırmaya çalışırız.I próbujemy przekonać samych siebie -- naprawdę próbujemy przekonać samych siebie, że są niepoprawne.
Ve kendimizi ikna etmeye çalışırız -- gerçekten kendimizi doğru olmadıklarına inandırmaya çalışırız.그리고는 우리 스스로를 설득 시켜야 하고- 우리는 그게 틀렸다고 계속해서 스스로를 설득하는 방법을 씁니다-
Ve kendimizi ikna etmeye çalışırız -- gerçekten kendimizi doğru olmadıklarına inandırmaya çalışırız.Megpróbáljuk meggyőzni magunkat, komolyan megpróbáljuk, hogy ezek az elméletek tévesek.
Ve kendimizi ikna etmeye çalışırız -- gerçekten kendimizi doğru olmadıklarına inandırmaya çalışırız.Og vi prøver at overbevise os selv -- vi prøver virkelig at overbevise os selv at vi tager fejl.
Ve kendimizi ikna etmeye çalışırız -- gerçekten kendimizi doğru olmadıklarına inandırmaya çalışırız.Şi încercăm să ne convingem -- chiar încercăm să ne convingem că sunt eronate.
Ve kendimizi ikna etmeye çalışırız -- gerçekten kendimizi doğru olmadıklarına inandırmaya çalışırız.We proberen onszelf ervan te overtuigen -- dat ze verkeerd zijn.
Ve kendimizi ikna etmeye çalışırız -- gerçekten kendimizi doğru olmadıklarına inandırmaya çalışırız.Wir versuchen uns selbst zu überzeugen - wirklich uns selbst zu überzeugen, dass sie falsch sind.
Ve kendimizi ikna etmeye çalışırız -- gerçekten kendimizi doğru olmadıklarına inandırmaya çalışırız.И се опитваме да се убедим -- наистина се опитваме да се убедим, че са грешни.
Ve kendimizi ikna etmeye çalışırız -- gerçekten kendimizi doğru olmadıklarına inandırmaya çalışırız.Пытаясь убедить себя... Мы на самом деле мы пытаемся убедить себя что модели неверны.
Ve kendimizi ikna etmeye çalışırız -- gerçekten kendimizi doğru olmadıklarına inandırmaya çalışırız.ואנחנו מנסים לשכנע את עצמנו - אנחנו ממש מנסים לשכנע את עצמנו שהם לא נכונים.
Ve kendimizi ikna etmeye çalışırız -- gerçekten kendimizi doğru olmadıklarına inandırmaya çalışırız.و حين نحاول إقناع أنفسنا -- نحاول حقا إقناع أنفسنا أنها خاطئة
Ve kendimizi ikna etmeye çalışırız -- gerçekten kendimizi doğru olmadıklarına inandırmaya çalışırız.私たちは本当に誤りがあるはずだと 自分自身を信じ込ませます もし間違いを見つけることが出来たら それは進歩です

İlgili Sayfalar