inançla ile cümle

inançla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
İnançlar şu şekilde olabilir: boşlukta kollarım nerede?Ilyenek lehetnek: hol is helyezkednek el a karjaim a térben?
İnançlar şu şekilde olabilir: boşlukta kollarım nerede?이런 겁니다. '내 팔이 어디에 있지?'
İnançlar şu şekilde olabilir: boşlukta kollarım nerede?Le convinzioni possono essere: dove sono le mie braccia nello spazio?
İnançlar şu şekilde olabilir: boşlukta kollarım nerede?Les croyances pourraient concerner la place de mes bras dans l'espace.
İnançlar şu şekilde olabilir: boşlukta kollarım nerede?Například: kde se v prostoru nacházejí mé ruce?
İnançlar şu şekilde olabilir: boşlukta kollarım nerede?Niềm tin có thể là: những mục tiêu của tôi ở đâu trong vũ trụ này?
İnançlar şu şekilde olabilir: boşlukta kollarım nerede?Np. gdzie w przestrzeni są moje ręce?
İnançlar şu şekilde olabilir: boşlukta kollarım nerede?Overtuigingen kunnen zijn: waar in de ruimte bevinden mijn armen zich?
İnançlar şu şekilde olabilir: boşlukta kollarım nerede?Podem ser: onde estão os meus braços no espaço?
İnançlar şu şekilde olabilir: boşlukta kollarım nerede?Vorstellungen könnten sein: Wo sind meine Arme im Raum?
İnançlar şu şekilde olabilir: boşlukta kollarım nerede?Θα μπορούσαν να είναι: πού βρίσκονται τα χέρια μου στον χώρο;
İnançlar şu şekilde olabilir: boşlukta kollarım nerede?Віра може бути у усвідомленні того де мої руки у просторі?
İnançlar şu şekilde olabilir: boşlukta kollarım nerede?Те могат да бъдат: Къде в пространството са ръцете ми?
İnançlar şu şekilde olabilir: boşlukta kollarım nerede?Убеждениями могут быть: где расположены мои руки в пространстве?
İnançlar şu şekilde olabilir: boşlukta kollarım nerede?אמונות יכולות להיות: היכן נמצאות זרועותיי בחלל?
İnançlar şu şekilde olabilir: boşlukta kollarım nerede?يمكن أن تكون المعتقدات : أين ذراعيَّ في الفضاء؟
İnançlar şu şekilde olabilir: boşlukta kollarım nerede?自分が見ているのは猫なのか狐なのか といったものです
İnsanlar bu inançları için hiçbir ispat sunamıyorlar, ancak onlar hala normalmiş gibi muamele görüyorlar.Mucha gente cree que los políticos están corruptos, y aún así apoyan un sistema que los permite.
İnsanlar bu inançları için hiçbir ispat sunamıyorlar, ancak onlar hala normalmiş gibi muamele görüyorlar.Ако се разхождате без дрехи, защото просто не ви харесва, ще ви арестуват.
İnsanlar kendilerini inançlarıyla öylesine sıkıca sarıp sarmalıyorlar ki, onları serbest bırakamıyorsunuz.As pessoas refugiam-se nas suas crenças, e fazem-no tão apertadamente que não as conseguimos libertar.
İnsanlar kendilerini inançlarıyla öylesine sıkıca sarıp sarmalıyorlar ki, onları serbest bırakamıyorsunuz.Az emberek a hitükbe bugyolálják magukat, olyan szorosan, hogy nem lehet őket megszabadítani.
İnsanlar kendilerini inançlarıyla öylesine sıkıca sarıp sarmalıyorlar ki, onları serbest bırakamıyorsunuz.Die Leute hüllen sich in ihren Glauben, und zwar so eng, dass man sie nicht befreien kann.
İnsanlar kendilerini inançlarıyla öylesine sıkıca sarıp sarmalıyorlar ki, onları serbest bırakamıyorsunuz.사람은 자신을 자신의 믿음으로 둘러쌉니다. 그들이 매우 단단히 둘러싸기 때문에, 여러분은 그들을 자유롭게 못 합니다.
İnsanlar kendilerini inançlarıyla öylesine sıkıca sarıp sarmalıyorlar ki, onları serbest bırakamıyorsunuz.La gente se envuelve en sus creencias, y lo hacen tan apretadamente que no puedes liberarlos.
İnsanlar kendilerini inançlarıyla öylesine sıkıca sarıp sarmalıyorlar ki, onları serbest bırakamıyorsunuz.Le persone si intrappolano in quello che credono, e lo fanno con tanta forza che non riusciamo a liberarli.
İnsanlar kendilerini inançlarıyla öylesine sıkıca sarıp sarmalıyorlar ki, onları serbest bırakamıyorsunuz.Les gens s'enferment dans leurs croyances de façon si étanche que vous ne pouvez les libérer.
İnsanlar kendilerini inançlarıyla öylesine sıkıca sarıp sarmalıyorlar ki, onları serbest bırakamıyorsunuz.Lidé se zabalí do svých přesvědčení, a to tak pevně, že je nejde osvobodit.
İnsanlar kendilerini inançlarıyla öylesine sıkıca sarıp sarmalıyorlar ki, onları serbest bırakamıyorsunuz.Ľudia sa zahrabávajú do svojich presvedčení, a to tak hlboko, že je priam nemožné ich vyslobodiť.
İnsanlar kendilerini inançlarıyla öylesine sıkıca sarıp sarmalıyorlar ki, onları serbest bırakamıyorsunuz.Ludzie otoczają się swoimi wierzeniami i robią to tak mocno, że nie sposób ich od tego uwolnić.
İnsanlar kendilerini inançlarıyla öylesine sıkıca sarıp sarmalıyorlar ki, onları serbest bırakamıyorsunuz.Mensen hangen hun geloofspunten met zo'n hartstocht aan dat het haast onmogelijk is om ze ervan te bevrijden.
İnsanlar kendilerini inançlarıyla öylesine sıkıca sarıp sarmalıyorlar ki, onları serbest bırakamıyorsunuz.Oamenii se cramponează fanatic de convingerile lor, încât nu-i mai poţi elibera.
İnsanlar kendilerini inançlarıyla öylesine sıkıca sarıp sarmalıyorlar ki, onları serbest bırakamıyorsunuz.Люди опутывают себя предрассудками настолько плотно, что их уже не освободить.
İnsanlar kendilerini inançlarıyla öylesine sıkıca sarıp sarmalıyorlar ki, onları serbest bırakamıyorsunuz.Хората се обвиват в техните вярвания и го правят толкова здраво, че не можеш да ги освободиш.
İnsanlar kendilerini inançlarıyla öylesine sıkıca sarıp sarmalıyorlar ki, onları serbest bırakamıyorsunuz.אנשים עוטפים את עצמם באמונות שלהם, והם עושים את זה כל כך חזק, עד שלא ניתן לשחרר אותם.
İnsanlar kendilerini inançlarıyla öylesine sıkıca sarıp sarmalıyorlar ki, onları serbest bırakamıyorsunuz.الناس يقوقعوا أنفسهم في معتقداتهم , ويفعلون ذلك بمهاره حتى إنكم لا تستطيعون عتقهم وإعادتهم للحرية .
İnsanlar kendilerini inançlarıyla öylesine sıkıca sarıp sarmalıyorlar ki, onları serbest bırakamıyorsunuz.手が付けられないほどに固執しています 真実をもってしても 変えられないのです
İşte bu yeni duruma adapte olmak için bütün yükleri, kesin inançları attığınız zamandır.Acesta e momentul în care arunci tot balastul, toate certitudinile, pentru a te adapta noii situaţii.
İşte bu yeni duruma adapte olmak için bütün yükleri, kesin inançları attığınız zamandır.C'est le moment de larguer tout son lest, toutes ses certitudes pour s'adapter à la nouvelle situation.
İşte bu yeni duruma adapte olmak için bütün yükleri, kesin inançları attığınız zamandır.Dan gooi je alle ballast overboord, alle zekerheden om je aan de nieuwe situatie aan te passen.
İşte bu yeni duruma adapte olmak için bütün yükleri, kesin inançları attığınız zamandır.Det är då du kastar ut all din ballast, alla säkerheter, för att lyckas anpassa sig till den nya situationen.
İşte bu yeni duruma adapte olmak için bütün yükleri, kesin inançları attığınız zamandır.Đó là lúc bạn gỡ bỏ những hành trang nặng nề, những điều chắc chắn, để thích nghi với tình huống mới.
İşte bu yeni duruma adapte olmak için bütün yükleri, kesin inançları attığınız zamandır.En ese momento uno arroja todo el lastre todas las certezas para adaptarse a la nueva situación.
İşte bu yeni duruma adapte olmak için bütün yükleri, kesin inançları attığınız zamandır.É nesse momento que deitamos fora todo o lastro, todas as certezas, para nos adaptarmos à nova situação.
İşte bu yeni duruma adapte olmak için bütün yükleri, kesin inançları attığınız zamandır.Il momento in cui getti via tutta la zavorra, tutte le certezze, per adattarti alla nuova situazione.
İşte bu yeni duruma adapte olmak için bütün yükleri, kesin inançları attığınız zamandır.그 순간이 되면 여러분들은 모래주머니들, 즉 가지고 있는 확신들을 모두 던져 버리고 새로운 환경을 직면할 수 있을 것입니다.
İşte bu yeni duruma adapte olmak için bütün yükleri, kesin inançları attığınız zamandır.Tehdy vyhodíte všechnu přítěž, všechny ty jistoty, abyste se přizpůsobili nové situaci.
İşte bu yeni duruma adapte olmak için bütün yükleri, kesin inançları attığınız zamandır.Vtedy vyhodíte všetku záťaž, všetky istoty, aby ste sa prispôsobili novej situácii.
İşte bu yeni duruma adapte olmak için bütün yükleri, kesin inançları attığınız zamandır.Wtedy właśnie wyrzucasz cały balast, wszystkie pewniki, aby dostosować się do nowej sytuacji.
İşte bu yeni duruma adapte olmak için bütün yükleri, kesin inançları attığınız zamandır.Тогава изхвърляш целия баласт, всички сигурности, за да се адаптираш към новата ситуация.
İşte bu yeni duruma adapte olmak için bütün yükleri, kesin inançları attığınız zamandır.אז אתה זורק את כל הזבורית, את כל הדברים הבטוחים, כדי להתאים את עצמך למצב החדש.
İşte bu yeni duruma adapte olmak için bütün yükleri, kesin inançları attığınız zamandır.هنا يتوجب عليك ان تلقي كل الاحمال التي تحملها كل القناعات لكي تتأقلم مع الوضع الجديد
İşte bu yeni duruma adapte olmak için bütün yükleri, kesin inançları attığınız zamandır.確実性を捨て去り 新しい状況に対応するのです 実際
iyi muamele görmeye (hastaların insanlık değerlerine, inançlarına ve mahremiyetlerine saygı gösterilmelidir),hyvään kohteluun: potilaan ihmisarvoa, vakaumusta ja yksityisyyttä täytyy kunnioittaa
iyi muamele görmeye (hastaların insanlık değerlerine, inançlarına ve mahremiyetlerine saygı gösterilmelidir),Recibir un trato adecuado: se deberán respetar la dignidad humana, las creencias y la privacidad del paciente
iyi muamele görmeye (hastaların insanlık değerlerine, inançlarına ve mahremiyetlerine saygı gösterilmelidir),till ett gott bemötande: patientens människovärde, övertygelse och integritet ska respekteras
iyi muamele görmeye (hastaların insanlık değerlerine, inançlarına ve mahremiyetlerine saygı gösterilmelidir),في الحصول على معاملة جيدة: فيتوجب احترام الكرامة الإنسانية للمريض ومعتقداته وخصوصيته.
Kriz zamanında yaptıkları şey, geleneklerine, inançlarına ve dini liderlerine dönmekti.En temps de crise, elles revenaient à leurs traditions, à leur foi, et à leurs chefs religieux.
Kriz zamanında yaptıkları şey, geleneklerine, inançlarına ve dini liderlerine dönmekti.În acele vremuri de criză, oamenii s-au întors la tradiții, la credință și la liderii lor religioși.
Kriz zamanında yaptıkları şey, geleneklerine, inançlarına ve dini liderlerine dönmekti.In Krisenzeiten kehrten sie zurück zu ihren Traditionen, ihrem Glauben und ihren Religionsführern.
Kriz zamanında yaptıkları şey, geleneklerine, inançlarına ve dini liderlerine dönmekti.Quindi in un momento di crisi, sono ritornati alle loro tradizioni, alla loro fede, e ai loro capi religiosi.
İlgili Sayfalar