Ana içeriğe geç
Sözlük

imkan ile cümle

imkan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Kazanman imkânsız.You can't possibly win.
Oslo'da bir daire almak çok zor, neredeyse imkansızdır.It is very difficult, almost impossible, to get an apartment in Oslo.
Fıkraları çevirmek imkansız değilse de çok zordur.It is very difficult, if not impossible, to translate jokes.
Sanırım bu imkansız.I guess that's impossible.
Bu şirket, işçilerinin evden çalışmalarına imkan veriyor.This company allows its workers to work from home.
Tom imkansızı istiyor.Tom is asking for the impossible.
Tom'u memnun etmek imkansız.Tom is impossible to satisfy.
Bir sarhoşu ikna etmeye çalışmak imkansızdır.It's impossible to reason with a drunk.
Tom bunun imkansız olacağını söyledi.Tom said it would be impossible.
Fransızlar hiçbir şeyin imkansız olduğuna inanmıyor.The French believe that nothing is impossible.
Daha imkanın varken uzaklaş.Get out while you can.
Kazanabilmen imkansız.There's no way you can win.
Yarına kadar onu yaptırabilmemiz imkansız.There's no way we can get that done by tomorrow.
Tom'un yaptığını söylediği şeyi yapmış olmasının imkanı yok.There's no way Tom would've done what you say he did.
Sanırım bu imkansız değil.I suppose it's not impossible.
Tom'un bunu tek başına yapabilmesinin imkanı yok.There's no way Tom could've done this by himself.
Tom'un yardım olmadan bunu yapabilmiş olmasının imkanı yok.There's no way Tom could've done this without help.
Tom'un yarışı kazanmasının imkanı yok.There's no way Tom will win the race.
Tom'u burada bulmamın imkanı yok.There's no way I'm going to find Tom in this place.
Bazı şeyler imkansızdır.Some things are impossible.
Sigarayı bırakmak onun için imkansızdır.It's impossible for him to give up smoking.
Bu kütüphaneye erişim imkânım var.I have access to this library.
Tom her zaman imkansızı yapmaya çalışıyor.Tom is always trying to do the impossible.
Tom'u durdurmanın imkânı yok.There's no stopping Tom.
Tom'u durdurmanın imkanı yoktu.There was no stopping Tom.
Artık kalmam imkânsız.I can't possibly stay any longer.
Daha fazla kalmama imkân yok.I can't possibly stay any longer.
Kalmam imkânsız.I can't possibly stay.
Bunun imkansız olduğunu anlamayacak mısın?Can't you understand that it's impossible?
Bu oldukça imkansız.It's highly improbable.
Bu imkansız olabilir.That might be impossible.
Her zaman imkansız olmuştur.It's always been impossible.
Bu fiziksel olarak imkansız olurdu.That would be physically impossible.
İnanmak neredeyse imkansız.That's almost impossible to believe.
Onları durdurmanın imkanı yoktu.There was no stopping them.
Bu imkansız bir durum.It's an impossible situation.
Bunu tamir etmek imkansız.It's impossible to fix it.
Bunu Tom'suz yapmanın imkanı yok.There's no way to do this without Tom.
Benden imkansızı yapmamı istiyorsunuz.You are asking me to do the impossible.
Tom "imkansız" kelimesini kullanmadı.Tom didn't use the word "impossible."
O imkansız bir görevdi.It was an impossible task.
Tek başıma bununla başa çıkabilmemin imkanı yok.There's no way I can handle this by myself.
Bu olası değil ama imkansız değil.It's unlikely, but not impossible.
Onlar bunun imkansız olduğunu söylüyorlar.They say it's impossible.
Tom bana bunun imkansız olduğunu söylüyor.Tom told me that it's impossible.
Onun imkansız olduğunu biliyorum.I know that's impossible.
İmkansızı yapamayız.We can't do the impossible.
Onun olabilmesinin imkanı yok.There's no way that could happen.
Bu zor olabilir ama imkansız değil.It may be difficult, but not impossible.
Bu ovada sürpriz bir saldırı neredeyse imkansızdır.A surprise attack is almost impossible in this plain.
Bunu düzeltmek imkansız.It's impossible to fix.
Bu telefonla bir şehirler arası konuşma yapmak imkansızdır.It's impossible to make a long-distance call with this phone.
Seni yakalayabilmemin imkanı yok.There's no way I can catch you.
Onları yakalayabilmemin imkanı yok.There's no way I can catch them.
Onu yakalayabilmemin imkanı yok.There's no way I can catch him.
Tom'u yenmek imkansızdır.Tom is impossible to beat.
Tom'un onu kendinin yapmasının imkanı yok.There's no way Tom did that himself.
Rusça öğrenmesi zor, kaybetmesi kolay ve unutması imkansız.Russian is hard to learn, easy to lose, and impossible to forget.
Birinin annesinden daha yaşlı olması imkansızdır.It's impossible for someone to be older than his mother.
Eğer bir zaman makinesi yoksa, birinin annesinden daha yaşlı olması imkansızdır.It's impossible for someone to be older than his mother, unless he has a time machine.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
imkan ile cümle - Sayfa 5 - imkan kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App