Bu kumu toplayarak çimento imalatçılarına küçük fiyatlara satarlar.После сбора этот песок сдаётся за бесценок производителям цемента.
Mutfak hazır patates ürünleri imalatında uzmanlaşmıştır.Заметное влияние на кухню штата оказал картофель.
1811 - Elisha Otis, Amerikalı asansör imalatçısı (ö.1861 — Элиша Отис (р. 1811), изобретатель ловителя — одной из систем безопасности лифтов.
Hawaii imalat sanayinin önde gelen tekstil ihracatıdır.В настоящее время составляют основу экспорта гавайской текстильной промышленности.
İmalat sanayisi, 1962'de GSMH'nın yüzde 14,3'ünden 1987'de yüzde 30,3'üne yükselmiştir.Доля промышленного сектора в 1962 году составляла 14,3 % от ВНП, а в 1987 году — 30,3 %.
KUKA bugün endüstriyel imalat süreçlerinin otomasyonu için yenilikçi çözümler üretmeye kendini adamıştır.Сегодня KUKA концентрируется на передовых решениях в сфере автоматизации производственных процессов.
Başlıca bilimsel çalışmaları petrolün ve petrol gazlarının katalitik imalatı alanıyla ilgili olmuştur.Научные интересы сосредоточены в области эксплуатации нефтяных и газовых скважин.
Bunun yanında imalatı da 3 kat daha ucuzdu.Ещё год назад интернет в Нижнем стоил почти в семь раз дороже…..
Bunun üzerine, tüm gerekli maddeler temin edildi ve imalata başlandı.وأصبح محررًا بلا أجر, واقتراحاته كلها مرفوضة وموضوعاته كلها مردودة.
Bu dönemde kiraç imalatı yapıldığı sanılmaktadır.كما جاء وفقًا لأحد المحاسبين في ذلك الوقت.
Örnek olarak La Trappe Manastırı 1685'ten bu yana kendi bira imalathanesine sahiptir.عرفه الرحالة الدرعي بأنه فقيه مدينة الأغواط سنة 1685.
Sanayi ve imalat faaliyetleri daha küçüktü.أما أنشطة الصناعة والتصنيع فكانت صغيرة.
İmalattan veya yanlış uygulamadan kaynaklanan birçok hata mevcuttur.ومع ذلك، تحدث العديد من المشكلات فقط كنتيجة لحالات فشل أو أخطاء متعددة.
Geçmiş yıllarda Bünyan Yünlü El halısı imalatları devam etmekteydi.واستمر استبدال مدافع الهاوتزر القديمة بثبات خلال السنوات الأربع القادمة.
Geliştirilmesi Frederick Winslow Taylor ile imalat sektöründe 1880 ve 1890'lı yıllarda başlamıştır.وبدأ تطويرها على يد فريدريك وينسلو تايلور في ثمانينيات وتسعينيات القرن التاسع عشر في القطاعات الصناعية.
Mr. Walter Vincy & Mrs. Lucy Vincy — İmalatçı, saygın bir aile.Walter Vincy e Lucy Vincy – Uma família trabalhadora respeitável.
Babası bir ayakkabı imalatçısıydı.Seu pai era um sapateiro.
2006 yılında ilk kez dünyanın yarısından fazlası güneş paneli imalatında polisilikon kullandı.2006 - O uso de células de polisilício supera pela primeira vez ao resto de tecnologias fotovoltaicas.
Dünyadaki en büyük metal ürün imalatçılarından biridir.É um dos bateristas mais rápidos do metal no mundo.
Bunlar dışında mobilya imalatı da yapılıyor.Estão fora da contagem as peças de mobiliário.
KUKA bugün endüstriyel imalat süreçlerinin otomasyonu için yenilikçi çözümler üretmeye kendini adamıştır.Hoje a KUKA oferece soluções avançadas para a automação de processos industriais de produção.
Hızlı raylı imalat 21. yüzyılda gittikçe daha popüler hale geldi.A sua simplicidade continua a torná-lo popular no século XXI.
Swoosh, spor ayakkabı ve giyim imalatçısı Nike'ın logosu.O Swoosh é o logotipo da Nike, empresa americana de calçados esportivos e de vestuário.
Ayrıca beldede tarım mallarınını işleyen besin sanayi ve makine aletler sanayi imalatı kurulmuştur.É a quantidade de unidades de produto que as máquinas e equipamentos instalados são capazes de produzir.
İmalât ve ihtiyaçlarından da Tophane Nazırı mesuldü.Então tiveram seu tamanho diminuído e seu peso aumentado.
Ayrıca, silah imalatına başladı.Entrou então na Ordem dos Cartuxos.
İşçiler, üretim sırasında, maddelerin işlenmesinde ve reçine imalatında etkilenebilir.Trabalhadores podem ser expostos durante a produção direta, tratamento de materiais e produção de resinas.
Rusya 2016 yılında Tu-160 imalatına yeniden başlamayı düşünmektedir.Desde 2008 o governo russo fala sobre modernizações nos bombardeiros Tu-160.
Sadece tüketiciler için değil imalatçılar için de yiyeceklere ve diğer ürünlere tüketim sınırlaması konuldu.Licenças foram necessárias para todas as transações, exceto alimentos e medicamentos.
İmalatında yoğun olarak insan emeğinden yararlanılır.Com France, é um pouco da servilidade humana que se vai.
Teknoloji imalatla çekilir, imalata itilmez.Por imperativos técnicos, imobiliza-se a câmara.
Büyük oğul Johann Rudolf ise çikolataların imalathanesini aldı.De oudste zoon, Johann Rudolf, kreeg de chocoladefabriek.
Bu imalat kaşmir ve 140 yıldır askeri üniforma bilinmektedir.De stad is bekend vanwege de productie van kasjmier en militaire uniformen, meer dan 140 jaar.
Babası bir ayakkabı imalatçısıydı.Zijn vader was een schoenmaker.
Hafif endüstri şeker ve rom imalatı ile dikkati çekmektedir.De lichte industrie wordt gekenmerkt door suiker- en rumfabricage.
İmalât ve ihtiyaçlarından da Tophane Nazırı mesuldü.Zo werd hij gestraft voor zijn eerzucht en hybris (hoogmoed).
İlk otomobil şirketleri küçük imalathaneler biçimindeydi.De eerste klanten waren kleine bedrijven.
Bunun üzerine, tüm gerekli maddeler temin edildi ve imalata başlandı.Nadien werden de Leiedijken nog verstevigd en overal op eenzelfde hoogte gebracht.
Mağazalardaki gıda maddelerinin yüzde 60-70'i kendi imalatıdır.Zestig tot zeventig procent van de producties is voor de buitenlandse markt.
Sanayi ise çeşitli imalat alt işkollarını içermektedir.Opera ontbreekt in zijn overigens veelzijdige oeuvre.
Pek çok serpantin imalatçısı, ısı transferi ünitelerini şaşırtmalı boru sıraları şeklinde tasarlamışlardır.Diverse leveranciers van asfalt hebben hun eigen stille wegdektype ontwikkeld.
Plastik (kauçuk) imalatında.(NL) Bas van de Plassche . .
Babası Robert Quilliam saat imalatçısıydı.Jego ojcem był Robert Quilliam, producent zegarków.
Zenginleştirme ve yakıt elemanı imalatı yok.Zbędne wzbogacanie i fabrykacja elementów paliwowych.
Bu ormandaki ağaçlar kibrit ve kutu imalatına elverişlidir.Bohaterami tej animacji są zapałki i pudełka od zapałek.
Saatler Fransız imalatıdır.Język posiada francuskie naleciałości.
Hızlı raylı imalat 21. yüzyılda gittikçe daha popüler hale geldi.Wycieczki tego typu stały się jeszcze bardziej popularne w drugiej połowie wieku.
Erken dönem Avrupalı ziyaretçiler Japon işçiliğine ve metal imalatının kalitesine hayran kaldılar.Europejscy podróżnicy byli pod wrażeniem japońskiego rękodzieła i obróbki metali.
Babası bir ayakkabı imalatçısıydı.Ojciec był szewcem.
19. yüzyılda Liège Avrupa'nın en önemli çelik imalâtı merkezlerinden biriydi.W przeszłości Liège było jednym z najważniejszych centrów produkcji stali w Europie.
Babası Robert Quilliam saat imalatçısıydı.Far till Stefan Klockare.
Babası Hac Abbaskoli Tabrizi (1954'te öldü), Çarşı'da kendi imalatı yapan bir tüccar ve dini bir aktivistti.Hans far, Hajj Abbasquoli Tabrizi (död 1954), var köpman och religiös aktivist.
ABD dünyanın en büyük ticaret ülkelerinden biridir ve dünyanın ikinci büyük imalatçısıdır.USA handlar med länder från hela världen och är den största importören av varor.
NSU Motorenwerke AG, Almanya merkezli eski bir otomotiv ve makine imalatçısıydı.NSU Motorenwerke AG, vanligen NSU, var en tysk cykel-, motorcykel- och personbilstillverkare.
Örnek olarak La Trappe Manastırı 1685'ten bu yana kendi bira imalathanesine sahiptir.Bromma kyrkas klockstapel har sedan 1685 legat uppe på Kråsberget.
Bu dönemde kiraç imalatı yapıldığı sanılmaktadır.Det tolkas som att renskötsel bedrevs vid denna tid.
MicroSD biçimi, çoğunlukla mobil telefon imalatçıları tarafından desteklenir.Oftast är mikrofoner i mobiltelefoner rundtagande.
Yapılan bir deneme ve 25 adetlik seri üretimin ardından tank imalatı durduruldu.Överenskommelse om intrångsersättning eller inlösen av 57 hektar träffades med flera markägare.
Anılan sektör, tüm imalat sanayi çalışanlarının yaklaşık %30'unu içermektedir.Paret uppskattas dela drygt 30% av deras material.
Hızlı raylı imalat 21. yüzyılda gittikçe daha popüler hale geldi.Trots det, fortsatte autism att bli allt vanligare på 2000-talet.