Sen iliklerine kadar boşsun.You are idle to the bone.
O, iliklerine kadar ıslanmıştı.She got wet to the skin.
Yağmurdan iliklerine kadar ıslandı.He was wet to the skin from the rain.
Tom iliklerine kadar ıslandı.Tom got soaking wet.
Tom iliklerine kadar ıslanmıştı.Tom was soaked to the skin.
İliklerine kadar ıslanmışsın.You're soaking wet.
Jim'in Müslümanlara karşı iliklerine kadar işlemiş bir nefreti var.Jim had a visceral hatred for Muslims.