ilişkisinin ile cümle
ilişkisinin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
11
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
Dania, Fadil ile olan ilişkisinin ilk yılında hamile kaldı.In the first year of her relationship with Fadil, Dania became pregnant.
Fadıl, Leyla'yla olan ilişkisinin derecesi hakkında yalan söylüyor olabilir.Fadil might be lying about the extent of his relationship with Layla.
Sami'nin kız arkadaşıyla olan ilişkisinin gelgitleri vardı.Sami's relationship with his girlfriend was up and down.
Bir yıl sonra, Casagemas başarısız bir aşk ilişkisinin ardından umutsuzluğa düşerek intihar etti.A year later, Casagemas became hopelessly miserable from a failed love affair and committed suicide.
Manga'da Kurumi, Kyosuke ile Hikaru'nun ilişkisinin sona ermesini istemektedir.In the manga Kurumi wants Kyōsuke to end up with Hikaru.
Onların ilişkisinin en acı, muğlak anlarını kapsamaktadır.The evil of their course appears pleasing to them.
Superman ile ilişkisinin olmaması öfkesini artırır.His nonexistent relationship with Superman only adds to this anger.
Mal varlığı ile sorumluluk, borç ilişkisinin niteliğine göre iki biçimde olabilir.A pecuniary or proprietary interest can arise in two ways.
Şarkı Swift'in bir ilişkisinin renklerle olan bağlantısını kuruyor.The song was written about the breakup of a relationship by Taylor Swift.
Kesinlikle hiçbir ilişkisinin olmadığını söylediler .They proved to be not related.
Kennedy ise bir yandan, Willow'un Saga Vasuki ile olan ilişkisinin cinsel kısmından bihaberdir.Kennedy is unaware of the sexual aspect of Willow's relationship with Saga Vasuki.
Ve bana kendisinin babası ile olan ilişkisinin de tamamen aynı olduğunu söyledi.And he said that he had had basically exactly the same relationship with his father.
Fakat dünyada bunu yapanlardan çok fazla ilişkisinin kopmuş olduğunu farketti.But she realized that she was much too detached from the world doing that.
O, gerçek insan ilişkisinin bir örneğiydi!Here is an example of a truly human relationship to other people!
Pusula ve gerçek yatakları ilişkisinin genel denklemiThe general equation relating compass and true bearings is
Bu doğrudan göreli enerji-momentum ilişkisinin bir sonucudur.This is a direct consequence of the relativistic energy-momentum relation
Yönetim ilişkisinin ana uygulaması, durum atamaktır.The main application of the government relation concerns the assignment of case.
Konser, İSO'nun popüler müzik endüstrisi ile olan ilişkisinin başlangıcını işaret ediyor.The concert marks the beginning of ISO's association with the popular music industry.
Mikrop-konak ilişkisinin türleriTypes of microbe-host relationships
Kātyāyana, kelime-anlam ilişkisinin insanların ortak düşüncesinin bir sonucu olmadığına inanıyordu.Kātyāyana believed, that the word-meaning relationship was not a result of human convention.
Başka bir iddiaya göre Keçi Adam bir insanın ve keçinin cinsel ilişkisinin sonucudur.Das Prestige eines Mannes ergibt sich aus der Anzahl seiner Rinder und Frauen.
Bir yıl sonra, Casagemas başarısız bir aşk ilişkisinin ardından umutsuzluğa düşerek intihar etti.Ein Jahr später beging er aus Liebeskummer Selbstmord.
Bu eseri bilinen tek aşkı olan ressam Suzanne Valadon ile ilişkisinin bitmesi üzerine yazdı.Eine Liebesbeziehung verband ihn mit seinem Modell, der späteren Malerin Suzanne Valadon.
Clemm ile Poe'nun ilişkisinin karı kocadan çok ağabey kardeş ilişkisine benzediği fikri de ortaya atılmıştır.Il a été suggéré que Clemm et Poe auraient plutôt eu des relations de frère à sœur que de mari à femme.
Kesinlikle hiçbir ilişkisinin olmadığını söylediler .Elle constate qu'ils n'ont pas de conversation.
Bu, siyaset ve savaş ilişkisinin ele alınma biçimiyle bağıntılıdır.Il est associé en tant que de besoin à la définition de la Politique étrangère et de sécurité commune.
TRT-Siyaset İlişkisinin Dünü, Başlık Yayınları, 2011.Le Juste nom de l’amitié, Nouvelles Éditions Lignes, 2011.
Onla ilişkisinin Aralık 2000'de bittiğini ifade etmiştir.Leur relation a pris fin en 2000.
Bir yıl sonra, Casagemas başarısız bir aşk ilişkisinin ardından umutsuzluğa düşerek intihar etti.Il souhaite en effet se suicider à cause d'une déception amoureuse.
Bir yıl sonra, Casagemas başarısız bir aşk ilişkisinin ardından umutsuzluğa düşerek intihar etti.De vida tortuosa, se suicidó por un desengaño amoroso.
Bu, zihin ve beden arasındaki neden sonuç ilişkisinin yer almadığı bir olaydır.¿Cómo puede ser que entre mente y materia no se produzcan efectos recíprocos?
Senet genelde bir mali (borçlanma) veya mülkiyet ilişkisinin (tapu, hissedarlık) kabulü şeklindedir.Se añade una cantidad generosa de ajo o jugo de éste (mujdei) y se sirve templado.
Bu davranışlar çift ilişkisinin sürdürülmesi ya da baskın hiyerarşinin kurulması olarak görülebilir.Estas luchas pretenden conservar o transformar la relación de fuerzas instituida.
Manga'da Kurumi, Kyosuke ile Hikaru'nun ilişkisinin sona ermesini istemektedir.Nel manga Kurumi vorrebbe che il fratello si mettesse con Hikaru.
Daha sonra bu görüşleri Rus sosyalist çevrelerle de ilişkisinin bozulmasına yol açacaktı.В скором времени обнаружила идейные разногласия с русскими социал-демократами.
Bir yıl sonra, Casagemas başarısız bir aşk ilişkisinin ardından umutsuzluğa düşerek intihar etti.بعد سنة ، أصبح كازاجماس بائس ميؤوس منه من قصة حب فاشلة وانتحر.
Asıl borç ilişkisinin varlığı tek başına yeterli değildir.واجب الوجود لذاته لا لمعنى.
Kartlar arasında sebep-sonuç ilişkisinin olup olmadığına bakılır.Tussen oorzaak en gevolg bestaat een causale relatie.
Bu, siyaset ve savaş ilişkisinin ele alınma biçimiyle bağıntılıdır.Istotnym zadaniem jest zatem ustanowienie relacji pomiędzy religią a polityką.
Senet genelde bir mali (borçlanma) veya mülkiyet ilişkisinin (tapu, hissedarlık) kabulü şeklindedir.Są grube i zebrane w parach wyprostowanych względem siebie lub rozwartych.
Bu dönemde Theodora ile ilişkisinin devam ettiğine dair kanıt yoktur.Det finns inga tecken på att Theodora återupptog sitt förhållande med honom.
Sonuçların nedenlerle hiçbir ilişkisinin olmadığını belirtir.Pliktetikern skulle säga att konsekvenserna inte spelar någon roll.
Mal varlığı ile sorumluluk, borç ilişkisinin niteliğine göre iki biçimde olabilir.Protože jde o rozdíl příjmů a výdajů, lze pracovat s oběma položkami.
Kısaca, köyde bulunan Tahtacı aşiretlerinin birçok kültür çevresi ile ilişkisinin olduğu söylenebilir.Al doilea, se poate observa că unele părți ale maramei de pe capul țărăncii se confundă cu tonul fondului.
Başka bir iddiaya göre Keçi Adam bir insanın ve keçinin cinsel ilişkisinin sonucudur.Ennek egyik oka lehet, hogy az ugatás fő funkciója az ember és a kutya közötti kommunikációban keresendő.
Başka bir iddiaya göre Keçi Adam bir insanın ve keçinin cinsel ilişkisinin sonucudur.Ένα άλλο μπορεί να είναι η πεποίθηση κάποιου σχετικά με τη σχέση ανάμεσα στην ψυχή και το σώμα.
Şarkı Swift'in bir ilişkisinin renklerle olan bağlantısını kuruyor.Dalam lagu ini, Swift mengungkapkan emosi tentang sebuah hubungan dalam berbagai warna.
Kesinlikle hiçbir ilişkisinin olmadığını söylediler .交際は無かったと否定している。
Oysa şaşaalı zamanlarında Goebbels'le bile bir ilişkisinin olduğu söylenmektedir.特にゲーテとは深い親交があったと言われる。
Geleneksel yöntemler, kapılama (İng. gating) ve en yakın komşu ilişkisinin (İng.他們伴隨著傳統音樂和有節奏的傳統歌謠,一致地踩踏著腳。
Sonuçların nedenlerle hiçbir ilişkisinin olmadığını belirtir.它们的起因将会变得与结果没有联系。
Şarkı Swift'in bir ilişkisinin renklerle olan bağlantısını kuruyor.Pjesma pronalazi Swift kako se igra s idejom boja u odnosu na njezine emocije o vezi.
Bır anda yüzü aydınlandı. Ve bana kendisinin babası ile olan ilişkisinin de tamamen aynı olduğunu söyledi.Se prendió como un foco de luz y me dijo que él había tenido exactamente la misma experiencia con su padre.
Bır anda yüzü aydınlandı. Ve bana kendisinin babası ile olan ilişkisinin de tamamen aynı olduğunu söyledi.Он засветился, как лампочка, и сказал, что у него были такие же отношения с отцом.
Fakat dünyada bunu yapanlardan çok fazla ilişkisinin kopmuş olduğunu farketti.Aber sie stellte fest, dass sie zu weit von der Welt entfernt war, um dies zu tun.
Fakat dünyada bunu yapanlardan çok fazla ilişkisinin kopmuş olduğunu farketti.Ale uświadomiła sobie, że robiąc to była zbytnio odsunięta od świata.
Fakat dünyada bunu yapanlardan çok fazla ilişkisinin kopmuş olduğunu farketti.Dar şi-a dat seama că era prea detaşată de lume, făcând asta.
Fakat dünyada bunu yapanlardan çok fazla ilişkisinin kopmuş olduğunu farketti.하지만 그녀는 스스로가 세상의 일에서 너무 동떨어져 있다는 것을 깨달았습니다.
Fakat dünyada bunu yapanlardan çok fazla ilişkisinin kopmuş olduğunu farketti.Maar ze besefte dat ze daardoor wat te ver van de wereld stond.
Fakat dünyada bunu yapanlardan çok fazla ilişkisinin kopmuş olduğunu farketti.Mais elle s'est rendue compte qu'elle était bien trop détachée du monde en faisant cela.