ilgilenmez ile cümle

ilgilenmez kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Sanatla hiç ilgilenmez.He is not interested in art at all.
Bizim ülkemizin gençliği siyasetle ilgilenmez.The youth of our land are not interested in politics.
Tom politika ile hiç ilgilenmez.Tom isn't interested in politics at all.
Tom Mary ile ilgilenmezdi.Tom wouldn't be interested in Mary.
Bush petrolle ilgilenmez.Bush isn't interested in oil.
Erkekler genellikle kadınlar kadar artistik buz pateni ile ilgilenmezler.Men aren't usually as interested in figure skating as women are.
O her zaman çok sıradan giyinir ve renk veya stille ilgilenmez.He always dresses very casually, and doesn't care about color or style.
Bu iletişim kuralı politika ve anahtar yönetimiyle ilgilenmez, bunlar protokol dışında halledilir.The protocol does not handle policy and key management, which are handled outside the protocol.
Başta Nick ilgilenmez.Initially Sarah is not interested.
Bilim varlık var mıdır gibi sorularla ilgilenmez.There's No Such Thing as a Social Science.
Artık kimse kendisiyle ilgilenmez.No one cares anymore.
Scrum takım içinde rol dağılımıyla ilgilenmez.Denies any involvement in spying.
Gerçek dünyaya döndüklerinde babaları bu hikâyelere inanmaz, zaten çok da fazla ilgilenmez.When his father returns from the war he hardly recognises him.
“Salt Kimlik” model, kesin bir şekilde bu özelliklerin harici anlamlarıyla ilgilenmez.A "pure identity" model is strictly not concerned with the external semantics of these properties.
Ama siz yolsuzlukların ortaya çıkardığı problemlerle ilgilenmezseniz, bunu kim yapacak.You're great designers, but your designs are selfish.
-Peki. TPB (The Pirate Bay) müzikerle ve filmlerle ilgilenmez.TPB isn't interested in music and movies.
Benimle ilgilenmezdin ki, Harry.You little hypocrite. I ever held you back once from doing anything?
Bir kahraman, alkolik bir serseri olup olmadığınızla ilgilenmez.A hero doesn't care if you're a bunch of Scary alcoholic bums
Kadınlar, futbolla ilgilenmez.Women aren't into soccer much.
Bu tarz şeylerin sınırları ile ilgilenmezsiniz.You're not interested in the limits of these things.
"Yoksulun yiyeceği ile ilgilenmezdi."Nor urged others to feed the poor.
Fakirleri doyurmaz, onların ihtiyaçlarıyla ilgilenmezdik.And did not feed the needy,
Bu unvanlara sahip olanlar, Hindistan’dakinin aksine hiçbir meslekle ilgilenmezler.Diese Titel haben jedoch im Gegensatz zu Indien nichts mit Berufen zu tun.
Başta Nick ilgilenmez.Nick hat hiervon anfangs keinerlei Kenntnis.
Olayların perde arkasıyla ilgilenmez.Arbeit hinter den Kulissen.
Artık kimse kendisiyle ilgilenmez.Niemand nimmt sie mehr ernst.
Ancak, genç kadın şeytanla ilgilenmez ve başka bir adamla evlenmeye karar verir.Damit der Kleine nicht vaterlos aufwächst, hatte sie sich jedoch entschlossen, einen anderen Mann zu heiraten.
Jung haricinde kimse bu olayın içyüzüyle ilgilenmez.Außer Jill wird das Phänomen jedoch optisch von niemandem wahrgenommen.
Kadının kim olduğu hakkında ilgilenmez ve güzelse sıradakı kurbanını seçer.Er kümmert sich nicht darum, ob sein Handeln schön ist und wie würdig die begehrte Person ist.
De minimis non curat prætor Preator'lar küçük şeylerle ilgilenmezler.Voir De minimis non curat prætor.
Monique onun küçük olduğunu söyler ve pek ilgilenmez.Emily lui explique qu'elle est lesbienne, et pas intéressée.
Okul idaresi ile ilgilenmez oldu ve zamanla okulun eski başarısı ortadan kalktı.No falta el entusiasmo, y de ahí los primeros éxitos de la Escuela.
Scrum takım içinde rol dağılımıyla ilgilenmez.No guarda relación con la pieza de Kilty.
Ancak, genç kadın şeytanla ilgilenmez ve başka bir adamla evlenmeye karar verir.Purtroppo l'ufficiale la dimentica e si sposa con un'altra donna.
Kimse bir çocukla annesi kadar ilgilenmez.Никто не заботится о ребенке так, как мама
Ali gibiler maaşına ve avantasına bakar, seçimi kimin kazandığıyla ilgilenmez.Таких людей, как Александр, заботят только зарплата и прибыль, им не интересно, кто победил на выборах.
Artık kimse kendisiyle ilgilenmez.Лично мне вы больше не нужны.
Bundan dolayı zaman kaybı olarak değerlendirdiği hiçbir şeyle ilgilenmez.«Нет такого понятия, как трата времени впустую.
Fakat Ruggiero onlarla hiç ilgilenmez ve aklı sıf Alçına'dadır.Однако Хироко чувствует себя ненужной и страдает от этого.
Şeyh Cüneyd posta oturuncaya kadar Erdebil Şeyhleri siyasetle ilgilenmez, sadece dinsel işlerle uğraşırlardı.До шейха Джунейда Ардебильские шейхи не интересовались политикой, занимались только религиозными делами.
Artık kimse kendisiyle ilgilenmez.لا أحد يهتم الآن باستثناءه.
Sunucular da istemcilerde bulunan kullanıcı durumuyla ilgilenmezler.جل المستخدمين لا يهتمون بالإجابة في صفحات نقاشهم عن أسئلة المستخدمين.
Başta Nick ilgilenmez.Inicialmente, ele é questionado por Nick.
Sunucular da istemcilerde bulunan kullanıcı durumuyla ilgilenmezler.O servidor não cumpre uma das condições que o solicitante coloca na solicitação.
Başta Nick ilgilenmez.Tom is eerst niet geïnteresseerd in haar.
Olayların perde arkasıyla ilgilenmez.De buren zien alles vanachter de gordijnen.
Artık kimse kendisiyle ilgilenmez.Dobrze wiecie, że nikt już go nie chce.
Isıbilgisi kuramı istatistikler varyasyonlarla ilgilenmez.Badania nad rodzajem Neomys Kaup.
Artık kimse kendisiyle ilgilenmez.Більше його не цікавить ніхто.
Casper ile pek ilgilenmez.S Dempseym se nemají moc rádi.
Kurt adam olmadan önce onunla hiç ilgilenmezdi ancak kurt adam olduktan sonra ona ilk bakışında mühürlendi.Zprvu není nebezpečný, ale po přeměně ve vlkodlaka už ano.
Okul idaresi ile ilgilenmez oldu ve zamanla okulun eski başarısı ortadan kalktı.Tämä ei kuitenkaan ollut kovin kiinnostunut filosofiasta, ja koulun opetus alkoi vähitellen taantua.
Bilim varlık var mıdır gibi sorularla ilgilenmez.Δεν έχει κανένα θεμέλιο στις επιστημονικές αρχές.
Olayların perde arkasıyla ilgilenmez.Những việc chính yếu không bị xếp lại phía sau.
Soyut cebir aksine temel cebir, cebirsel yapı ile ilgilenmez, reel sayı ve karmaşık sayılarla ilgilenir.Khác với đại số trừu tượng, đại số sơ cấp không quan tâm tới cấu trúc đại số ngoài số thực và số phức.
Dişi alageyik yavrusuyla pek fazla ilgilenmez.自身が連れている赤ん坊の純くんについてはあまり語らない。
Scrum takım içinde rol dağılımıyla ilgilenmez.横スクロールのアクション面では装備できない。
Bilim varlık var mıdır gibi sorularla ilgilenmez.科学者としての才能は皆無である。
Olayların perde arkasıyla ilgilenmez.회의 등에는 별로 참가하지 않는다.
Başta Nick ilgilenmez.처음에는 Peer가 하나도 없을 수 있다.
İlgili Sayfalar