Tom Mary'nin kendi işiyle ilgilenmesini rica etti.Tom asked Mary to mind her own business.
Tom'un senin eski MP3 çalıcını almakla ilgilenmesinin pek mümkün olmadığını düşünüyorum.I think it's highly unlikely that Tom would be interested in buying your old MP3 player.
Tom, Mary'nin, çocuklarıyla ilgilenmesini istedi.Tom wanted Mary to take care of his kids.
Sami birinin onunla ilgilenmesini istedi.Sami wanted somebody to take care of him.
Mr.Bean, Irma'nın sadece kendisi ile ilgilenmesini ister.Hirano Nami must give herself an order.
Ve biliyorsunuz, çocuğu olanlarımız çocuklarının müzikle ilgilenmesini isterler.And you know, those of us with kids often want our kids to take music.
Demek dedemin ilgilenmesinin bir sebebi varmış.There was a reason that my Grandpa was so interested.
Bill'i ilgilenmeye iten ve hayatı boyunca ilgilenmesini sağlayan senaryonun ne olduğunu bilmiyorum.I don't know what the playbook is for getting Bill to engage and stay engaged throughout life.
Kitap Ruiz Cortines'in siyasetle ilgilenmesini sağladı.This book motivated Ruiz's interest in politics.
Mr.Bean, Irma'nın sadece kendisi ile ilgilenmesini ister.Solo il dottor Inukai si fida di lei.
Bu yüzden Charlie'den amcasıyla ilgilenmesini rica eder ve sevgilisinin yanına döner.Ea este preocupată de viitorul fiului ei și îl lasă să plece cu Jedi.
Bill'i ilgilenmeye iten ve hayatı boyunca ilgilenmesini sağlayan senaryonun ne olduğunu bilmiyorum.Eu não conheço o manual que consiga levar o Bill a integrar-se e a manter-se integrado ao longo da vida.
Bill'i ilgilenmeye iten ve hayatı boyunca ilgilenmesini sağlayan senaryonun ne olduğunu bilmiyorum.Ich kenne nicht die Anleitung dafür, dass Bill Arbeit findet und sein Leben lang behält.
Bill'i ilgilenmeye iten ve hayatı boyunca ilgilenmesini sağlayan senaryonun ne olduğunu bilmiyorum.Jeg ved ikke hvad drejebogen er her for at få Bill engageret og forblive engageret igennem hele livet.
Bill'i ilgilenmeye iten ve hayatı boyunca ilgilenmesini sağlayan senaryonun ne olduğunu bilmiyorum.저는 빌이 고용되고 일생동안 일하도록 하기 위해 필요한 계획이 무엇인지 모릅니다.
Bill'i ilgilenmeye iten ve hayatı boyunca ilgilenmesini sağlayan senaryonun ne olduğunu bilmiyorum.Neviem, načo je príručka, keď radí Billovi, aby sa zamestnal a zostal tak celý život.
Bill'i ilgilenmeye iten ve hayatı boyunca ilgilenmesini sağlayan senaryonun ne olduğunu bilmiyorum.Nevím, jakým pravidlem přimět Billa, aby byl a zůstal aktivní celý život.
Bill'i ilgilenmeye iten ve hayatı boyunca ilgilenmesini sağlayan senaryonun ne olduğunu bilmiyorum.Nie znam podręcznika mówiącego o tym, jak sprawić, aby Bill angażował się i był angażowany przez całe życie.
Bill'i ilgilenmeye iten ve hayatı boyunca ilgilenmesini sağlayan senaryonun ne olduğunu bilmiyorum.Non so quale sia il piano per tenere Bill occupato per tutta la vita.
Bill'i ilgilenmeye iten ve hayatı boyunca ilgilenmesini sağlayan senaryonun ne olduğunu bilmiyorum.No sé cuál es el manual para hacer que Bill se emplee y se mantenga empleado durante su vida.
Bill'i ilgilenmeye iten ve hayatı boyunca ilgilenmesini sağlayan senaryonun ne olduğunu bilmiyorum.Nu știu ce trebuie făcut ca Bill să-și dorească participarea și s-o continue toată viața.
Bill'i ilgilenmeye iten ve hayatı boyunca ilgilenmesini sağlayan senaryonun ne olduğunu bilmiyorum.Tôi không biết phải có một cuốn sách chiến lược như thế nào để giữ Bill tồn tại trong nền kinh tế này
Bill'i ilgilenmeye iten ve hayatı boyunca ilgilenmesini sağlayan senaryonun ne olduğunu bilmiyorum.Δεν ξέρω ποια είναι η στρατηγική που θα απασχολήσει τον Μπιλ και θα τον διατηρήσει έτσι σε όλη του τη ζωή.
Bill'i ilgilenmeye iten ve hayatı boyunca ilgilenmesini sağlayan senaryonun ne olduğunu bilmiyorum.Не знам какъв е сценария, по който да намерим работа на Бил през целия му живот.
Bill'i ilgilenmeye iten ve hayatı boyunca ilgilenmesini sağlayan senaryonun ne olduğunu bilmiyorum.Я не знаю, какой должна быть схема, чтобы вовлечь Билла в экономику и удерживать его там.
Bill'i ilgilenmeye iten ve hayatı boyunca ilgilenmesini sağlayan senaryonun ne olduğunu bilmiyorum.אני לא יודע מה ספר ההנחיות לגבי לגרום לביל להיות מעורב, ולהישאר מעורב לאורך כל החיים.
Bill'i ilgilenmeye iten ve hayatı boyunca ilgilenmesini sağlayan senaryonun ne olduğunu bilmiyorum.أنا لا أعرف ما القواعد التي ستجعل "بيل" يلتزم ويصمد طوال الحياة.
Bill'i ilgilenmeye iten ve hayatı boyunca ilgilenmesini sağlayan senaryonun ne olduğunu bilmiyorum.一生涯 働けるようにする戦略が どんなものかは分かりませんが 教育が戦略の 大きな要なのは分かります
Büyük bir şirketin sizinle ilgilenmesini olası şirket satışıyla karıştırmayın.유명 기업이 여러분에게 관심을 보이는 것과 잠재적인 유동성 사태를 혼동하지 마세요
Büyük bir şirketin sizinle ilgilenmesini olası şirket satışıyla karıştırmayın.Nie dajcie się zwieść dużym firmom, które potrzebują was tylko po to by zapewnić sobie płynność środków.
Büyük bir şirketin sizinle ilgilenmesini olası şirket satışıyla karıştırmayın.No confundan que una empresa de gran nombre se interese por ustedes con un posible evento de liquidez.
Büyük bir şirketin sizinle ilgilenmesini olası şirket satışıyla karıştırmayın.Не плутайте зацікавленість великої компанії щодо Вас, як потенційно оборотний елемент.
Büyük bir şirketin sizinle ilgilenmesini olası şirket satışıyla karıştırmayın.لا تخلط بين شركة كبرى مهتمة بك مع أي حالة سيولة محتملة.
Büyük bir şirketin sizinle ilgilenmesini olası şirket satışıyla karıştırmayın.ほとんどのパートナーシップは失敗に終わり そうでない場合は担当者が優秀なのです
Demek dedemin ilgilenmesinin bir sebebi varmış.C'è un motivo se mio nonno era così interessato.
Demek dedemin ilgilenmesinin bir sebebi varmış.Có một lý do làm ông mình thích nó đến vậy.
Demek dedemin ilgilenmesinin bir sebebi varmış.De aceea era bunicul atat de interesat.
Demek dedemin ilgilenmesinin bir sebebi varmış.Det fanns en orsak varför min farfar blev intresserad.
Demek dedemin ilgilenmesinin bir sebebi varmış.Er was een reden dat mijn opa zo geïnteresseerd was.
Demek dedemin ilgilenmesinin bir sebebi varmış.Es gab einen Grund, weshalb mein Großvater so interessiert war.
Demek dedemin ilgilenmesinin bir sebebi varmış.Il y avait une raison pour laquelle mon grand-père était si intéressé.
Demek dedemin ilgilenmesinin bir sebebi varmış.Itulah alasan mengapa Kakekku begitu tertarik
Demek dedemin ilgilenmesinin bir sebebi varmış.Wię to był powód, dla którego dziadek był taki zainteresowany.
Demek dedemin ilgilenmesinin bir sebebi varmış.Zdaj vem, zakaj je moj dedek pokazal takšno zanimanje.
Demek dedemin ilgilenmesinin bir sebebi varmış.Υπήρχε λόγος που ο παππούς μου ενδιαφέρθηκε τόσο.
Demek dedemin ilgilenmesinin bir sebebi varmış.Так вот по какой причине дедушка был так заинтересован.
Demek dedemin ilgilenmesinin bir sebebi varmış..בדיוק מה שחשבתי, זו הסיבה שסבא שלי התעניין בזה כל כך
Demek dedemin ilgilenmesinin bir sebebi varmış.كان هناك سبب لجدي ليكون مهتما بذلك
Demek dedemin ilgilenmesinin bir sebebi varmış.ホントにあなたにぞっこんなのよ
Ve biliyorsunuz, çocuğu olanlarımız çocuklarının müzikle ilgilenmesini isterler. Ben de istisna değilim.Und wisst ihr, wir wollen oft, dass unsere Kinder Musik lernen. ich bin da keine Ausnahme.
Ve biliyorsunuz, çocuğu olanlarımız çocuklarının müzikle ilgilenmesini isterler.Ci, którzy mają dzieci, chcą je posyłać na lekcje muzyki.
Ve biliyorsunuz, çocuğu olanlarımız çocuklarının müzikle ilgilenmesini isterler.아이를 가진 부모들은 종종 자녀들에게 음악을 가르치려 합니다.
Ve biliyorsunuz, çocuğu olanlarımız çocuklarının müzikle ilgilenmesini isterler.Lo sapete, quelli di noi che hanno figli spesso desiderano che facciano musica.
Ve biliyorsunuz, çocuğu olanlarımız çocuklarının müzikle ilgilenmesini isterler.Mensen met kinderen willen vaak dat hun kinderen muziek leren.
Ve biliyorsunuz, çocuğu olanlarımız çocuklarının müzikle ilgilenmesini isterler.Nhiều người trong chúng ta thường muốn con cái mình cảm thụ âm nhạc.
Ve biliyorsunuz, çocuğu olanlarımız çocuklarının müzikle ilgilenmesini isterler.Știți, aceia dintre noi care avem copii deseori ne dorim ca aceștia să ia ore de muzică.
Ve biliyorsunuz, çocuğu olanlarımız çocuklarının müzikle ilgilenmesini isterler.Y saben, muchos de nosotros que tenemos hijos, queremos que a nuestros hijos les interese la música.
Ve biliyorsunuz, çocuğu olanlarımız çocuklarının müzikle ilgilenmesini isterler.Знаете ли, онези от нас, които имат деца, често искат децата им да вземат уроци по музика.
Ve biliyorsunuz, çocuğu olanlarımız çocuklarının müzikle ilgilenmesini isterler.Многие из нас, у кого есть дети, хотят, чтобы те занимались музыкой.
Ve biliyorsunuz, çocuğu olanlarımız çocuklarının müzikle ilgilenmesini isterler.ואתם יודעים, אלו מאיתנו עם ילדים לעיתים תכופות רוצים שהם ילמדו מוזיקה.