Onunla ilgilenmesi zordur.He is hard to deal with.
Onların ilgilenmesi için bir sürü sorun var.There are many problems for them to deal with.
O ilgilenmesi zor bir insandır.She is a difficult person to deal with.
Tom'un ilgilenmesi gereken bitmemiş bir işi vardı.Tom had some unfinished business to attend to.
Tom Mary'nin kendi işiyle ilgilenmesini rica etti.Tom asked Mary to mind her own business.
Tom'un Mary'nin sağlık problemleri ile ilgilenmesi kolay değildi.It hasn't been easy for Tom to deal with Mary's health problems.
Tom'un senin eski MP3 çalıcını almakla ilgilenmesinin pek mümkün olmadığını düşünüyorum.I think it's highly unlikely that Tom would be interested in buying your old MP3 player.
Polisin sorunla ilgilenmesine izin vermeliydik.We should've let the police handle the problem.
Birinin ilgilenmesi ihtimaline karşın, yarın burada olmayı planlamıyorum.In case anyone's interested, I don't plan to be here tomorrow.
Birinin ilgilenmesi muhtemel.Someone is likely to be interested.
Tom'un yerle ilgilenmesine yardım edebilir misin?Can you help Tom look after the place?
Başka birinin onunla ilgilenmesine izin vereceğim.I'll let someone else deal with it.
O konuyla nasıl ilgilenmesi gerektiğini bilmiyorum.I don't know how she should deal with that issue.
Tom, çocuklarıyla ilgilenmesi için Mary'yi kiraladı.Tom hired Mary to take care of his children.
Tom, Mary'nin, çocuklarıyla ilgilenmesini istedi.Tom wanted Mary to take care of his kids.
Sami birinin onunla ilgilenmesini istedi.Sami wanted somebody to take care of him.
Gallienus, generali Aurelius Theodotus'u Aemilianus'un isyanı ile ilgilenmesi için Mısır'a gönderdi.Gallienus sent his general Aurelius Theodotus to Egypt to deal with Aemilianus.
Mr.Bean, Irma'nın sadece kendisi ile ilgilenmesini ister.Hirano Nami must give herself an order.
Ve biliyorsunuz, çocuğu olanlarımız çocuklarının müzikle ilgilenmesini isterler.And you know, those of us with kids often want our kids to take music.
Demek dedemin ilgilenmesinin bir sebebi varmış.There was a reason that my Grandpa was so interested.
Aslında yatırım bankasının kredilerle ilgilenmesine de gerek yok, bu konuyu daha sonra açıklarım.It actually doesn't even have to service the loans.
Bill'i ilgilenmeye iten ve hayatı boyunca ilgilenmesini sağlayan senaryonun ne olduğunu bilmiyorum.I don't know what the playbook is for getting Bill to engage and stay engaged throughout life.
Birleşik Devletler'in ilgilenmesi için yapabilecek bir şeyin olmadığını söyledi.There is no way the United States will ever get involved
Karanlığa bürünsün o gün, Yüce Tanrı onunla ilgilenmesin, Üzerine ışık doğmasın.Let that day be darkness. Don't let God from above seek for it, neither let the light shine on it.
BHF Eğitim Bakanlığı sorunla ilgilenmesi için bir çalışma grubu meydana getirdi.The FBiH Ministry of Education has established a working group to deal with the issue.
Hatta konuyla ilgilenmesi için Makedon Meclisinde bir komisyon bile kuruldu.A Macedonian Parliamentary Commission was established to address the issue.
Kitap Ruiz Cortines'in siyasetle ilgilenmesini sağladı.This book motivated Ruiz's interest in politics.
[4] Sezar da Pompey'in acil durumla ilgilenmesi için geri çağrılması için bir önerge sundu.Suetonius wrote that Caesar was suspended by a final decree.
Bundan ötürü John, babasının ev bakımı gibi günlük işlerle ilgilenmesi için uğraşır.Und so muss Julius die tägliche Hausarbeit erledigen.
Polisin sorunla ilgilenmesine izin vermeliydik.Avremmo dovuto permettere che la polizia si occupasse del problema.
Mr.Bean, Irma'nın sadece kendisi ile ilgilenmesini ister.Solo il dottor Inukai si fida di lei.
Bundan ötürü John, babasının ev bakımı gibi günlük işlerle ilgilenmesi için uğraşır.Джон пытается вовлечь отца в повседневную жизнь, например, в дела по дому.
Program kapsamında Brian'dan Pearl adındaki yaşlı bir kadın ile ilgilenmesi istenir.Его приговаривают к общественным работам: он должен ухаживать за старухой по имени Пёрл.
Bu bağlamda, Türkiye'yle ilgilenmesi, 1950'li yılların başlarına rastlamaktadır.هذه مهتم بها، من بين أمور أخرى، الكاراتيه اهتم به في سنوات الثلاثين.
Melanie'nin evinde Scarlett'in Ashley ile ilgilenmesi Rhett'in Scarlett'i terk etmesine neden olur.Depois de visitar Melanie em seu leito de morte, Scarlett consola Ashley, fazendo Rhett voltar para casa.
Bundan ötürü John, babasının ev bakımı gibi günlük işlerle ilgilenmesi için uğraşır.Por seu lado, o filho John aceita mal a ideia de cuidar do pai.
Bu olayla ilgilenmesi için Bonham çağrılır.M zleca Bondowi zająć się tą sprawą.
Bu yüzden Charlie'den amcasıyla ilgilenmesini rica eder ve sevgilisinin yanına döner.Ea este preocupată de viitorul fiului ei și îl lasă să plece cu Jedi.
Onların ilgilenmesi için bir sürü sorun var.Heillä on monta ongelmaa huolehdittavana.
Gallienus, generali Aurelius Theodotus'u Aemilianus'un isyanı ile ilgilenmesi için Mısır'a gönderdi.Gallienus bèn gửi tướng Aurelius Theodotus đến Ai Cập để đối phó với Aemilianus.
Melanie'nin evinde Scarlett'in Ashley ile ilgilenmesi Rhett'in Scarlett'i terk etmesine neden olur.Cái chết của Melanie khiến Scarlett bừng tỉnh.
Bu durunda güçlü devletlerin bölge ile ilgilenmesi zorunlu olmaktadır.それは、その地域の大国が注力しなければならない問題です。
Aslında yatırım bankasının kredilerle ilgilenmesine de gerek yok, bu konuyu daha sonra açıklarım.Vlastně ani nemusí.
Aslında yatırım bankasının kredilerle ilgilenmesine de gerek yok, bu konuyu daha sonra açıklarım.(それについては、後ほど学びましょう。)
Bence aynı zamanda ilginçte olabilir iki problemli konuyla ilgilenmesi, suların ve dinin yükselmesiyle.2点の問題を扱っているところです それは 海面上昇と宗教です
Bence aynı zamanda ilginçte olabilir iki problemli konuyla ilgilenmesi, suların ve dinin yükselmesiyle.A myslím, že je tiež zaujímavé, že sa zaoberá dvoma problémami, stúpaním hladiny vôd a náboženstvom.
Bence aynı zamanda ilginçte olabilir iki problemli konuyla ilgilenmesi, suların ve dinin yükselmesiyle.Cred că e interesant faptul că se confruntă cu două aspecte problematice: potopul și religia.
Bence aynı zamanda ilginçte olabilir iki problemli konuyla ilgilenmesi, suların ve dinin yükselmesiyle.아마 흥미로울 것이라고 생각이 듭니다. 두가지 해결하기 어려운 문제들을 다루었는데요, 대홍수와 종교입니다.
Bence aynı zamanda ilginçte olabilir iki problemli konuyla ilgilenmesi, suların ve dinin yükselmesiyle.Và tôi nghĩ nó cũng hấp dẫn với 2 vấn đề liên quan đến nước và tín ngưỡng.
Bence aynı zamanda ilginçte olabilir iki problemli konuyla ilgilenmesi, suların ve dinin yükselmesiyle.ואני חושב שאולי זה גם מעניין שזה מטפל עם שתי נקודות בעייתיות, שהן מים עולים ודת.
Bence aynı zamanda ilginçte olabilir iki problemli konuyla ilgilenmesi, suların ve dinin yükselmesiyle.وأعتقد أن هذا ربما مثير أيضاً لأنها تتعامل مع قضيتين إشكاليتين، وهي إرتفاع المياه والدين.
Bill'i ilgilenmeye iten ve hayatı boyunca ilgilenmesini sağlayan senaryonun ne olduğunu bilmiyorum.Eu não conheço o manual que consiga levar o Bill a integrar-se e a manter-se integrado ao longo da vida.
Bill'i ilgilenmeye iten ve hayatı boyunca ilgilenmesini sağlayan senaryonun ne olduğunu bilmiyorum.Ich kenne nicht die Anleitung dafür, dass Bill Arbeit findet und sein Leben lang behält.
Bill'i ilgilenmeye iten ve hayatı boyunca ilgilenmesini sağlayan senaryonun ne olduğunu bilmiyorum.Jeg ved ikke hvad drejebogen er her for at få Bill engageret og forblive engageret igennem hele livet.
Bill'i ilgilenmeye iten ve hayatı boyunca ilgilenmesini sağlayan senaryonun ne olduğunu bilmiyorum.저는 빌이 고용되고 일생동안 일하도록 하기 위해 필요한 계획이 무엇인지 모릅니다.
Bill'i ilgilenmeye iten ve hayatı boyunca ilgilenmesini sağlayan senaryonun ne olduğunu bilmiyorum.Neviem, načo je príručka, keď radí Billovi, aby sa zamestnal a zostal tak celý život.
Bill'i ilgilenmeye iten ve hayatı boyunca ilgilenmesini sağlayan senaryonun ne olduğunu bilmiyorum.Nevím, jakým pravidlem přimět Billa, aby byl a zůstal aktivní celý život.
Bill'i ilgilenmeye iten ve hayatı boyunca ilgilenmesini sağlayan senaryonun ne olduğunu bilmiyorum.Nie znam podręcznika mówiącego o tym, jak sprawić, aby Bill angażował się i był angażowany przez całe życie.
Bill'i ilgilenmeye iten ve hayatı boyunca ilgilenmesini sağlayan senaryonun ne olduğunu bilmiyorum.Non so quale sia il piano per tenere Bill occupato per tutta la vita.
Bill'i ilgilenmeye iten ve hayatı boyunca ilgilenmesini sağlayan senaryonun ne olduğunu bilmiyorum.No sé cuál es el manual para hacer que Bill se emplee y se mantenga empleado durante su vida.