ile ile cümle

ile kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
O güzel bir kız ile evlendi.He married a pretty girl.
O, Kathy ile evlenmeye karar verdi.He made up his mind to marry Kathy.
O tırnağı ile kolunu tırmaladı.He scratched his arm with the nail.
Birkaç kelime ile görüşünü ifade etti.He expressed his opinion in a few words.
Onun konu ile ilgisi olduğunu sanmıyorum.I don't think he has anything to do with the matter.
O, bu makineyi kullanmada iyi ilerleme kaydetti.He made good progress in handling this machine.
Onun bu işle ile hiçbir bağlantısı yoktur.He has no connection with this affair.
Hayatında hiç böyle bir ikilem ile karşılaşmamıştı.Never in his life had he encountered such a dilemma.
Erkek kardeşi ile önemsiz şeyler hakkında sık sık tartışır.He often quarrels with his brother about trifles.
O bir sıçrama ile suya atladı.He jumped into the water with a splash.
O, tamamen şans eseri Sam ile karşılaştı.He met Sam purely by chance.
O salata ve rulo ile birlikte tavuk yedi.He ate chicken, along with salad and rolls.
O, Mary ile sık sık buluşur.He often dates Mary.
Takım elbisesi ve kravatı ile oldukça yakışıklı görünüyordu.He looked quite handsome in his suit and tie.
O, aile ile akrabadır.He is related to the family.
O, profesörün konuşma şekli ile alay etti.He mocked the way the professor speaks.
O, para ile birlikte kaçtı.He absconded with the money.
O bir hile ile parayı ondan aldı.He got the money from her by a trick.
Bir balta ile büyük ağacı kesip devirdi.He cut down the big tree with an ax.
Aktör ile tanıştı.He became acquainted with the actor.
O, taklitini orijinali ile karşılaştırdı.He compared the imitation with the original.
O, konu ile ilgili bir rapor yazdı.He wrote a paper on the subject.
Ünlü şarkıcı ile tokalaştı.He shook hands with the famous singer.
Hikaye ile çocukları eğlendirdi.He amused the children with the story.
O, daha ileriye yürüyemedi.He could not walk any further.
Genellikle köpeği ile birlikte parka gider.He usually goes to the park with his dog.
O, bir havlu ile kendini kuruladı.He dried himself with a towel.
O, az önce buraya taksi ile geldi.He has just come here by taxi.
O, kendisini bir baston ile destekledi.He supported himself with a stick.
O, akşam yemeği partisi ile ilgili bir dakikalık açıklama verdi.He gave a minute description of the dinner party.
O, teniste büyük bir ilerleme kaydetti.He has made a big improvement in tennis.
O, sol eli ile kapı kolunu çevirdi.He turned the doorknob with his left hand.
O, bazen araba ile işe gider.He sometimes goes to work by car.
Daha ileriye gidemeyecek kadar çok yorgundu.He was too tired to walk any farther.
O bıçak ile ağaçtan ince bir dal kesti.He cut a twig from the tree with his knife.
O, Nancy ile özel olarak konuşmanın bir yolunu buldu.He contrived a means of speaking to Nancy privately.
O nefret ile ona baktı.He stared at her with hatred.
O, bir gülümseme ile omuzumu okşadı.He patted me on the shoulder with a smile.
Ağzında bir boru ile konuştu.He spoke with a pipe in his mouth.
O şişeyi su ile doldurdu.He filled the bottle with water.
O espri ile öyle söyledi.He said so with humor.
O bahçesini bir hortum ile suladı.He was watering his garden with a hose.
O, araba ile otele doğru gitti.He drove down to the hotel.
Bir yabancı ile otel odasını paylaşmak zorunda kaldı.He had to share the hotel room with a stranger.
İyi bir kahvaltı ile gününe başladı.He started his day with a good breakfast.
Espirili bir anekdot ile dersine başladı.He began his lecture with a humorous anecdote.
O bir şaka ile başladı.He began with a joke.
Onun bu öğleden sonra Mary ile bir randevusu var.He has a date with Mary this afternoon.
Onlar Mary ile alay ettiler.They made fun of Mary.
Onlar Mary ile alay etti.They made fun of Mary.
İngilizcede büyük ilerleme yapıyor.He is making great progress in English.
İngilizcede büyük ilerleme kaydediyor.He is making great progress in English.
O bir eğe ile pası sildi.He rubbed the rust off with a file.
O yavaşça ilerledi.He slowly moved forward.
O, raketi ile topa vurdu.He hit the ball with his racket.
İyi İngilizce ile kendini ifade etti.He expressed himself in good English.
Bir dakika ile son treni kaçırdı.He missed the last train by a minute.
Bir dakika ile treni kaçırdı.He missed the train by one minute.
O, iyi derecede İngilizce iletişimine sahiptir.He has a good command of English.
Mükemmel bir İngilizce iletişimi var.He has a perfect command of English.

İlgili Sayfalar