il ile cümle
il kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Beyzbol oyunu ile ilgili açıklama yapmak zorunda kaldı.He had to write an account of the baseball game.
O suçlu ilan edildi.He was declared guilty.
O akşam yemeğinden önce çalışmayı ilke edinir.He makes a point of studying before supper.
O, kara yolu ile İtalya'ya gitti.He went to Italy by land.
Kendisini resmen aday olarak ilan etti.He officially announced himself as a candidate.
O, ailesi ile birlikte yaşıyor.He lives with his parents.
Sanırım onun skandalla bir ilgisi var.I think he has something to do with that scandal.
Onun tarihle ilgili çok sayıda kitabı var.He has a lot of books on history.
Treni beklerken platformda ileri geri yürüdü.He walked back and forth on the platform while waiting for the train.
Onların ilgilenmesi için bir sürü sorun var.There are many problems for them to deal with.
Onların yaptığı araştırmalar, Amerikalıların Japonya ile ilgilenmediğini gösteriyor.The research done by them shows that Americans are not interested in Japan.
Onların takımından üç puan ilerdeyiz.We are three points ahead of their team.
Onların planı bana ilginç görünüyor.Their plan sounds interesting to me.
Onların durumunda, bu ilk görüşte aşktı.In their case, it was love at first sight.
Onlar karşılıklı ilgi alanları konusunda sizinle konuşmak istiyorlar.They want to talk to you about areas of mutual interest.
Onlar 17 numaralı karayolu ile geldiler.They came by Route 17.
Onlar bu ilkel aletleri kullandılar.They used those primitive tools.
Bir yaz öğleden sonrasında ilk defa buluştular.They first met on a summer afternoon.
Onlar para tasarrufuyla ilgilenmiyor.They are not interested in saving money.
Onların komşuları ile iyi ilişkileri var.They are on good terms with their neighbors.
Onlar Jack'in saç kesimi ile alay ettiler.They made fun of Jack's haircut.
Onlar para ile ne yapmaları gerektiği hakkında konuştular.They talked about what they should do with the money.
Skandalla ilgili yapacak bir şeyleri var.They have something to do with the scandal.
Saatlerce planla ilgili konuştular.They talked over the plan for hours.
Onlar da proje ile ilgileniyorlar.They are concerned with the project also.
O olayla ilgili birkaç konvansiyonel açıklama yapmıştı.He made a few conventional remarks about the event.
Otobüse ilk onlar bindi.They were the first to get into the bus.
Onlar şimdi bir buldozer ile yol tesviye ediyor.They are now leveling the road with a bulldozer.
İlk olarak ne yapacaklarını bilmiyorlardı.They didn't know what to do first.
Onlar yavaşca ileriye doğru hareket etti.They moved ahead slowly.
İlk trene yetişmek için erken ayrıldılar.They left early to catch the first train.
İlk olarak ne yapacaklarını merak ettiler.They wondered what to do first.
Onlar batı ülkeleriyle iletişim kurdular.They communicated with the Western countries.
Onlar aileleri ile birlikte Kyoto manzaralarını gördü.They saw the sights of Kyoto with their family.
Zaman geçirmek için birbirleri ile sohbet ettiler.They chatted with each other to pass the time.
Onlar meyve ağaçlarına ilaç püskürtüyorlar.They are spraying the fruit trees.
Onlar kendilerini balıkçı olarak kamufle etti ve bir tekne ile kaçtı.They disguised themselves as fishermen and escaped in a boat.
Atama ile boş kontenjanı doldurdular.They filled the vacancy by appointment.
Onlar gazetede düğünlerinin tarihini ilan ettiler.They announced the date of their wedding in the newspaper.
Onlar müşteri ilişkilerini geliştirmek için sürekli çabalarlar.They strive constantly to improve customer relations.
Posta yoluyla birbirleriyle iletişim kurarlar.They communicate with each other by mail.
Onlar, caddenin karşısındaki yeni komşuları ile arkadaş oldular.They have made friends with their new neighbors across the street.
İlk olarak, onlar ona inanmadılar.At first, they didn't believe him.
Onlar, dün dışişleri bakanı ile görüştüler.They met with the Minister of Foreign Affairs yesterday.
Onlar sadaka ile yaşıyorlar.They are living on charity.
Bu ilacı almam için beni zorladılar.They forced me to take the medicine.
İlacı almam için beni zorladılar.They forced me to take the medicine.
Ofise bir ilave yaptılar.They built an extension to the office.
Onlar karanlıkta el yordamıyla ilerliyorlar.They felt their way in the dark.
Nehire doğru ilerlediler.They advanced to the river.
Onlar tekne ile dünya turuna çıktılar.They sailed around the world.
Onlar ileriye doğru süründü.They crept forward.
Onlar hiç ilgilenmiyorlar.They are not at all interested.
Onlar kamyonu deprem mağdurları için acil yardım malzemeleri ile yükledi.They loaded the trucks with emergency supplies for the earthquake victims.
Onlar tsunami ile ilgili uyarılmadılar.They weren't warned of the tidal wave.
Düşmanın telsiz iletişimlerini izlediler.They monitored the enemy's radio communications.
Onlar astronomi ile çok ilgili.They are very interested in astronomy.
Onlar bir demiryolu ile şehirleri birbirine bağlamayı planlıyorlar.They are planning to connect the cities with a railroad.
Onlar Güney Lehçesi ile konuşuyorlardı.They were speaking in a Southern dialect.
Onlar satılık bir ev ilanı verdiler.They advertised a house for sale.