Liderin gerçek görevi ihtimal iklimi meydana getirecek bir iklim oluşturmaktır.De ware rol van leiderschap is klimaatbeheersing, een klimaat van mogelijkheden creëren.
Liderin gerçek görevi ihtimal iklimi meydana getirecek bir iklim oluşturmaktır.Die wahre Rolle der Führungskraft ist Klimakontrolle, das Erschaffen eines Klimas an Möglichkeiten.
Liderin gerçek görevi ihtimal iklimi meydana getirecek bir iklim oluşturmaktır.El verdadero papel del liderazgo es control de clima, creando un clima de posibilidad.
Liderin gerçek görevi ihtimal iklimi meydana getirecek bir iklim oluşturmaktır.Il vero ruolo della leadership è il controllo del clima, per creare un clima di possibilità.
Liderin gerçek görevi ihtimal iklimi meydana getirecek bir iklim oluşturmaktır.진정한 리더쉽은 분위기를 조성하고 가능성이 많은 분위기를 형성하는 겁니다.
Liderin gerçek görevi ihtimal iklimi meydana getirecek bir iklim oluşturmaktır.Le véritable rôle d'un dirigeant est celui d'un régulateur d'atmosphère, qui crée une atmosphère favorable.
Liderin gerçek görevi ihtimal iklimi meydana getirecek bir iklim oluşturmaktır.O verdadeiro papel da liderança é o controlo do clima, criando um clima de possibilidades.
Liderin gerçek görevi ihtimal iklimi meydana getirecek bir iklim oluşturmaktır.Peran sejati pemimpin adalah pengendalian iklim, menciptakan iklim yang penuh dengan kemungkinan-kemungkinan.
Liderin gerçek görevi ihtimal iklimi meydana getirecek bir iklim oluşturmaktır.Resnična vloga vodstva je v nadzoru klime, ki ustvarja ozračje možnosti.
Liderin gerçek görevi ihtimal iklimi meydana getirecek bir iklim oluşturmaktır.Rolul real al conducerii e ajustarea climatului, în crearea unui climat al posibilităților.
Liderin gerçek görevi ihtimal iklimi meydana getirecek bir iklim oluşturmaktır.Ta skutečná role vůdcovství je řízení prostředí, vytváření prostředí plného možností.
Liderin gerçek görevi ihtimal iklimi meydana getirecek bir iklim oluşturmaktır.Vai trò thực sự của lãnh đạo là kiểm soát môi trường, tạo ra một môi trường của khả năng.
Liderin gerçek görevi ihtimal iklimi meydana getirecek bir iklim oluşturmaktır.Ο πραγματικός ρόλος της ηγεσίας είναι ο έλεγχος του κλίματος, η δημιουργία ενός κλίματος δυνατοτήτων.
Liderin gerçek görevi ihtimal iklimi meydana getirecek bir iklim oluşturmaktır.Ролята на лидерството е да контролира климата, да създаде условия за реализация.
Liderin gerçek görevi ihtimal iklimi meydana getirecek bir iklim oluşturmaktır.Справжня роль лідерства - проводити клімат-контроль, створюючи клімат можливостей.
Liderin gerçek görevi ihtimal iklimi meydana getirecek bir iklim oluşturmaktır.תפקידה האמיתי של המנהיגות הוא בקרת אקלים, יצירת אקלים של אפשרות.
Liderin gerçek görevi ihtimal iklimi meydana getirecek bir iklim oluşturmaktır.الدور الحقيقي للقيادة في التحكم في الجو، بإنشاء جو من الممكن.
Liderin gerçek görevi ihtimal iklimi meydana getirecek bir iklim oluşturmaktır.可能性の風土を 作り出すことです そうしたら 人々は それに応じて
Listemdeki ikinci bir kalem de iklim değişikliği.Další položkou na mém seznamu je změna klimatu.
Listemdeki ikinci bir kalem de iklim değişikliği.Een tweede item op mijn lijst is klimaatverandering.
Listemdeki ikinci bir kalem de iklim değişikliği.멸망하고 만 겁니다. 제 체크리스트의 두 번째 항목은,
Listemdeki ikinci bir kalem de iklim değişikliği.Le deuxième point sur ma liste est
Listemdeki ikinci bir kalem de iklim değişikliği.Ένα δεύτερο στοιχείο στη λίστα μου είναι η κλιματική αλλαγή.
Listemdeki ikinci bir kalem de iklim değişikliği.שבעצם לא יכולה לייצר לעצמה ברזל. הסעיף השני הוא שינויי האקלים
Listemdeki ikinci bir kalem de iklim değişikliği.بعدم قدرتهم على تصنيع الحديد. العنصر الثاني فى قائمتي هو
Listemdeki ikinci bir kalem de iklim değişikliği.気候変動です 温暖化や寒冷化 乾燥したり湿潤になったりします
Listemdeki ikinci kalem: iklim değişikliği.Al doilea element din lista mea:
Listemdeki ikinci kalem: iklim değişikliği.Drugi czynnik: zmiana klimatu: ocieplenie i osuszenie.
Listemdeki ikinci kalem: iklim değişikliği.Tweede punt op mijn lijst: klimaatverandering.
Listemdeki ikinci kalem: iklim değişikliği.Zweiter Punkt auf meiner Checkliste:
Listemdeki ikinci kalem: iklim değişikliği.Второ в моя списък: климатична промяна.
Listemdeki ikinci kalem: iklim değişikliği.סעיף שני ברשימתי הוא שינויי אקלים.
Mesela, Birleşik Devletler'de, San Diego'da en iyi iklimde yaşaşanız, ya da당신이 미국에서 제일 좋은 기후를 가진 샌 디에이고에 살거나
Mesela, Birleşik Devletler'de, San Diego'da en iyi iklimde yaşaşanız, ya daPodnebí nehraje žádnou roli.
Mesela, Birleşik Devletler'de, San Diego'da en iyi iklimde yaşaşanız, ya daכך שאם אתה חי במזג האוויר הכי טוב, בסאן דיאגו בארה"ב,
Mesela, Birleşik Devletler'de, San Diego'da en iyi iklimde yaşaşanız, ya daاي ان كنت تعيش في مكان مناخه مميز جداً مثل سان ديغو في الولايات المتحدة الامريكية
Mesela, Birleşik Devletler'de, San Diego'da en iyi iklimde yaşaşanız, ya daサンディエゴに住んでいようと ニューヨーク バッファローの最悪の気候下であろうと
Mesela, geçen sene iklimde şimdiye kadar ki en yüksek küresel salınımı gördük.Ad esempio per il clima, l'anno scorso abbiamo registrato le più alte emissioni di sempre.
Mesela, geçen sene iklimde şimdiye kadar ki en yüksek küresel salınımı gördük.Az elmúlt évben például a valaha mért legmagasabb volt a globális káros gáz kibocsátás.
Mesela, geçen sene iklimde şimdiye kadar ki en yüksek küresel salınımı gördük.De exemplu, anul trecut am avut cel mai mare nivel al emisiunilor din toată istoria.
Mesela, geçen sene iklimde şimdiye kadar ki en yüksek küresel salınımı gördük.El año pasado, por ejemplo, tuvimos las emisiones más altas de la historia.
Mesela, geçen sene iklimde şimdiye kadar ki en yüksek küresel salınımı gördük.Ilmaston osalta, viime vuonna aiheutimme suurimmat päästöt ikinä.
Mesela, geçen sene iklimde şimdiye kadar ki en yüksek küresel salınımı gördük.예를 들어, 작년 기후에 우리에게는 지금까지 가장 높은 세계적 방출이 있었습니다
Mesela, geçen sene iklimde şimdiye kadar ki en yüksek küresel salınımı gördük.No ano passado, no âmbito do ambiente, por exemplo, tivemos as mais altas emissões globais de sempre.
Mesela, geçen sene iklimde şimdiye kadar ki en yüksek küresel salınımı gördük.Qua klimaat hadden we vorig jaar de hoogste wereldwijde uitstoot ooit.
Mesela, geçen sene iklimde şimdiye kadar ki en yüksek küresel salınımı gördük.Sebagai contoh pada tahun lalu tentang iklim kita mengeluarkan emisi global dalam jumlah terbesar.
Mesela, geçen sene iklimde şimdiye kadar ki en yüksek küresel salınımı gördük.Ví dụ, năm ngoái về môi trường, chúng ta đã thải nhiều khí nhất.
Mesela, geçen sene iklimde şimdiye kadar ki en yüksek küresel salınımı gördük.W przypadku klimatu, w zeszłym roku mieliśmy największe emisje zanieczyszczeń w historii.
Mesela, geçen sene iklimde şimdiye kadar ki en yüksek küresel salınımı gördük.Zum Beispiel hatten wir letztes Jahr beim Klima die höchsten globalen Emissionen aller Zeiten.
Mesela, geçen sene iklimde şimdiye kadar ki en yüksek küresel salınımı gördük.Πέρσι για παράδειγμα. είχαμε τις υψηλότερες στα χρονικά παγκόσμιες εκπομπές CO2.
Mesela, geçen sene iklimde şimdiye kadar ki en yüksek küresel salınımı gördük.Климат, например. В прошлом году у нас была самые высокие зарегистрированные выбросы.
Mesela, geçen sene iklimde şimdiye kadar ki en yüksek küresel salınımı gördük.בשנה שעברה על האקלים, למשל, היו לנו הפליטות העולמיות הגבוהות ביותר אי-פעם.
Mesela, geçen sene iklimde şimdiye kadar ki en yüksek küresel salınımı gördük.في السنة الماضية في المناخ، على سبيل المثال، كان لدينا أعلى معدل من الانبعاث على الإطلاق.
Mesela, geçen sene iklimde şimdiye kadar ki en yüksek küresel salınımı gördük.去年は世界のCO2排出量が最多でした 食糧や水資源 土壌や気候変動のどれも
Mevsim ve iklimdeki değişikliklere bağlı biyolojik olayların zamanlamasını gözlemlemeye 'fenoloji' denir.Наблюдение за биологическими событиями, касающимися смены времён года и климата, называется "фенология".
Mevsim ve iklimdeki değişikliklere bağlı biyolojik olayların zamanlamasını gözlemlemeye계절과 기후의 변화에 따른 생물학적 변화의 시기를 관찰하는 것을
Mevsim ve iklimdeki değişikliklere bağlı biyolojik olayların zamanlamasını gözlemlemeyeלהבחין בעיתוים של אירועים ביולוגים ביחס לשינוים בעונה ובאקלים
Montreal Protokolü uyarınca, iklim değişikliğine yol açan,Eliminarea treptată a substanţelor care distrug stratul de ozon (SDO), în conformitate cu Protocolul de
Montreal Protokolü uyarınca, iklim değişikliğine yol açan,Une bonne partie des substances réglementées en
Montreal Protokolü uyarınca, iklim değişikliğine yol açan,Utsläppen har minskat mer i EU-27 än i EU-15, de inhemska utsläppen av växthusgaser