Ana içeriğe geç
Sözlük

iklim ile cümle

iklim kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Değişen iklim nedeniyle tehdit altındalar.さらに、植物はこの惑星状で私たちのような者と共存している理由からも
Derler ki, iklimle ilgili en çok şeyi bilenler en çok endişelilerdir.Ada pernyataan bahwa dengan iklim, orang - orang yang paling tahu adalah yang paling khawatir.
Derler ki, iklimle ilgili en çok şeyi bilenler en çok endişelilerdir.Azt mondják az éghaljattal kapcsolatban, hogy akik a legjobban ismerik, azok aggódnak legjobban.
Derler ki, iklimle ilgili en çok şeyi bilenler en çok endişelilerdir.Ce qu'on dit du climat, c'est que ceux qui en savent le plus sont les plus inquiets.
Derler ki, iklimle ilgili en çok şeyi bilenler en çok endişelilerdir.Có người cho rằng, với khí hậu, ai biết nhiều nhất là người lo lắng nhất
Derler ki, iklimle ilgili en çok şeyi bilenler en çok endişelilerdir.기후(변화)에 대해 잘 아시는 분들께서는 기후(변화)를 가장 염려스러워 하시지만,
Derler ki, iklimle ilgili en çok şeyi bilenler en çok endişelilerdir.Man sagt, wenn es ums Klima geht, sind die, die das meiste wissen, am meisten besorgt.
Derler ki, iklimle ilgili en çok şeyi bilenler en çok endişelilerdir.Man siger, at når det kommer til klimaet, så er det dem, der ved mest, der er mest bekymrede.
Derler ki, iklimle ilgili en çok şeyi bilenler en çok endişelilerdir.Mówi się, że Ci, którzy o klimacie wiedzą najwięcej są najbardziej zmartwieni.
Derler ki, iklimle ilgili en çok şeyi bilenler en çok endişelilerdir.Over het klimaat wordt gezegd dat hoe meer je ervan weet, hoe meer zorgen je je erover maakt.
Derler ki, iklimle ilgili en çok şeyi bilenler en çok endişelilerdir.Se dice que, con el clima, los que más saben son los que están más preocupados.
Derler ki, iklimle ilgili en çok şeyi bilenler en çok endişelilerdir.Si dice che col clima, quelli che più sanno siano i più preoccupati.
Derler ki, iklimle ilgili en çok şeyi bilenler en çok endişelilerdir.Som ordspråket säger angående klimatet, de som vet mest är mest oroade.
Derler ki, iklimle ilgili en çok şeyi bilenler en çok endişelilerdir.V souvislosti s klimatem se říká, že ti, co vědí nejvíc se nejvíc obávají.
Derler ki, iklimle ilgili en çok şeyi bilenler en çok endişelilerdir.Zicala e că cu clima, cei care ştiu cel mai mult, sunt cei mai îngrijoraţi.
Derler ki, iklimle ilgili en çok şeyi bilenler en çok endişelilerdir.Το ρητό για το κλίμα λέει, πως όσοι γνωρίζουν τα περισσότερα είναι οι πιο ανήσυχοι.
Derler ki, iklimle ilgili en çok şeyi bilenler en çok endişelilerdir.Есть такая поговорка про климат: наиболее информированный наиболее обеспокоен.
Derler ki, iklimle ilgili en çok şeyi bilenler en çok endişelilerdir.Казват, че при климата онези, които знаят най-много, най-много се безпокоят.
Derler ki, iklimle ilgili en çok şeyi bilenler en çok endişelilerdir.אומרים שבכל הנוגע לאקלים, ככל שאתה יודע יותר אתה מודאג יותר.
Derler ki, iklimle ilgili en çok şeyi bilenler en çok endişelilerdir.مقولة ان الذين يعرفون الكثير عن المناخ هم الأكثر قلقاً,
Derler ki, iklimle ilgili en çok şeyi bilenler en çok endişelilerdir.識者ほどそれを憂虞し 原子力は反対に 識者ほど
Dolayısıyla, biyolojik çeşitliliğin kaybı ve ekosistemlerin bozulması, iklim değişikliğiniAsí pues, la pérdida de biodiversidad y la degradación de
Dolayısıyla, biyolojik çeşitliliğin kaybı ve ekosistemlerin bozulması, iklim değişikliğiniLesy například zajišťují pohlcování uhlíku, a tím pomáhají absorbovat emise skleníkových
Dolayısıyla hükümet iklimi korumak için, çok acı verici bir şeyi bize yaptırmak zorundadır.Also muss uns die Regierung zur Behebung der Situation schmerzhafte Massnahmen ergreifen lassen.
Dolayısıyla hükümet iklimi korumak için, çok acı verici bir şeyi bize yaptırmak zorundadır.Donc le gouvernement doit nous embarquer dans quelque chose de douloureux pour y remédier.
Dolayısıyla hükümet iklimi korumak için, çok acı verici bir şeyi bize yaptırmak zorundadır.Dus de overheid moet ons pijnlijke dingen laten doen om het op te lossen.
Dolayısıyla hükümet iklimi korumak için, çok acı verici bir şeyi bize yaptırmak zorundadır.그러니 정부는 기후를 보호하려면 우리에게 뭔가 고통스런 일을 분담시켜야 한다고 했습니다.
Dolayısıyla hükümet iklimi korumak için, çok acı verici bir şeyi bize yaptırmak zorundadır.Maka pemerintah terpaksa membuat kita melakukan sesuatu yang sulit untuk memperbaikinya.
Dolayısıyla hükümet iklimi korumak için, çok acı verici bir şeyi bize yaptırmak zorundadır.Quindi il governo deve farci fare qualcosa di spiacevole per risolvere il problema.
Dolayısıyla hükümet iklimi korumak için, çok acı verici bir şeyi bize yaptırmak zorundadır.А потому для ее решения правительство должно заставить нас пойти на жертвы.
Dolayısıyla hükümet iklimi korumak için, çok acı verici bir şeyi bize yaptırmak zorundadır.Така че правителството трябва да ни накара да направим нещо болезнено, за да го поправим.
Dolayısıyla hükümet iklimi korumak için, çok acı verici bir şeyi bize yaptırmak zorundadır.כך שממשלות צריכות לגרום לנו לבצע משהו "כואב" לתקן זאת.
Dolayısıyla hükümet iklimi korumak için, çok acı verici bir şeyi bize yaptırmak zorundadır.لذا فإن الحكومة مضطرة لفرض قوانين صارمة لحل المشكلة
Dolayısıyla hükümet iklimi korumak için, çok acı verici bir şeyi bize yaptırmak zorundadır.でも新しい理論によると 気候保全は
Dört yıl önce Al Gore TED konferansında konuşmuştu ve iklim krizinden bahsetmişti.Al Gore berbicara di Konferensi TED yang saya hadiri empat tahun lalu dan membahas tentang krisis iklim.
Dört yıl önce Al Gore TED konferansında konuşmuştu ve iklim krizinden bahsetmişti.Al Gore cũng đã thuyết trình tại hội nghị của TED 4 năm về trước về khủng hoảng khí hậu
Dört yıl önce Al Gore TED konferansında konuşmuştu ve iklim krizinden bahsetmişti.Al Gore habló en la Conferencia TED donde hablé hace 4 años y habló sobre la crisis climática.
Dört yıl önce Al Gore TED konferansında konuşmuştu ve iklim krizinden bahsetmişti.Al Gore hovoril, na tej istej TED konferencii ako ja pred štyrmi rokmi, o klimatickej kríze.
Dört yıl önce Al Gore TED konferansında konuşmuştu ve iklim krizinden bahsetmişti.Al Gore ja minä puhuimme samassa tilaisuudessa neljä vuotta sitten.
Dört yıl önce Al Gore TED konferansında konuşmuştu ve iklim krizinden bahsetmişti.Al Gore je predaval na isti TED konferenci kot jaz pred štirimi leti in govoril o podnebni krizi.
Dört yıl önce Al Gore TED konferansında konuşmuştu ve iklim krizinden bahsetmişti.Al Gore parlait à la conférence TED où je parlais il y a quatre ans et parlait de la crise du climat.
Dört yıl önce Al Gore TED konferansında konuşmuştu ve iklim krizinden bahsetmişti.Al Gore participou na conferência TED em que falei há quatro anos e falou-nos da crise climática.
Dört yıl önce Al Gore TED konferansında konuşmuştu ve iklim krizinden bahsetmişti.Al Gore sprak op de TED conferentie waar ik vier jaar geleden ook sprak, en hij sprak over de klimaatcrisis.
Dört yıl önce Al Gore TED konferansında konuşmuştu ve iklim krizinden bahsetmişti.Al Gore także przemawiał na konferencji TED'a cztery lata temu i poruszył temat kryzysu klimatycznego.
Dört yıl önce Al Gore TED konferansında konuşmuştu ve iklim krizinden bahsetmişti.Al Gore talade på TED konferensen jag talade på för fyra år sen och pratade om klimatkrisen.
Dört yıl önce Al Gore TED konferansında konuşmuştu ve iklim krizinden bahsetmişti.Al Gore talte til den TED konference jeg talte ved for fire år siden og talte om klima krisen.
Dört yıl önce Al Gore TED konferansında konuşmuştu ve iklim krizinden bahsetmişti.Τέσσερα χρόνια πριν στο συνέδριο του TED, στο οποίο μίλησα κι εγώ, μίλησε ο Αλ Γκορ για την κλιματική κρίση.
Dört yıl önce Al Gore TED konferansında konuşmuştu ve iklim krizinden bahsetmişti.Ал Гор говори на ТЕД конференцията, на която аз говорих преди четири години и разказа за кризата в климата.
Dört yıl önce Al Gore TED konferansında konuşmuştu ve iklim krizinden bahsetmişti.Ел Ґор доповідав на тій конференції TED, що і я, чотири роки тому, і він говорив про кліматичну кризу.
Dünyadaki tüm iklimler karışıyor.Bolygónk éghajlatainak rendszere felborult.
Dünyadaki tüm iklimler karışıyor.Clima este dată peste cap în toată lumea.
Dünyadaki tüm iklimler karışıyor.Em todo o mundo os climas estão baralhados.
Dünyadaki tüm iklimler karışıyor. En kötü etkilenenler de fakir insanlar.Gli sconvolgimenti climatici, in tutto il mondo, colpiscono soprattutto i poveri.
Dünyadaki tüm iklimler karışıyor.En todo el mundo, los climas están confundidos.
Dünyadaki tüm iklimler karışıyor.기후가 혼란스러워지면
Dünyadaki tüm iklimler karışıyor.Na całym świecie klimat się zmienia.
Dünyadaki tüm iklimler karışıyor.Ở khắp mọi nơi trên thế giới, khí hậu bị đảo lộn.
Dünyadaki tüm iklimler karışıyor.Over de hele wereld raakt het klimaat in de war.
Dünyadaki tüm iklimler karışıyor.Überall auf der Welt ist das Klima gestört.
Dünyadaki tüm iklimler karışıyor.Παντού στον κόσμο το κλίμα έχει αλλάξει.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
iklim ile cümle - Sayfa 39 - iklim kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App