Bu da ikisinin karekökünün çarpımı olur. - Yani 2 çarpı 5'in karekökü.Portanto será a raiz quadrada deste vezes a raiz quadrada daquele 2 vezes a raiz quadrada de 5
Bu da ikisinin karekökünün çarpımı olur. -Це буде коренем з цього помножене на корінь з того.
Bu da ikisinin karekökünün çarpımı olur. -Ще бъде корен квадратен от това по корен квадратен от онова.
Bu da ikisinin karekökünün çarpımı olur. -اي سيساوي الجذر التربيعي لهذا × الجذر التربيعي لهذا
Bu da şu ikisinin tam ortasında olması lazım. Çünkü bunu da görebilecekmişiz gibi duruyor.Si asta va fi jumatate intre acestea doar deoarece arata ca si cum va trebui sa vedem asta de asemeni
Bu da şu ikisinin tam ortasında olması lazım.Pozaznaczamy jeszcze na osi połowy dystansów pomiędzy liczbami.
Bu da şu ikisinin tam ortasında olması lazım.وهذه ستكون في المنتصف بينهما
Bu demek oluyor ki, ikisinin de hisseleri borsalarda alınıp satılıyor .Což znamená, že jejich akcie jsou obchodované na burzách.
Bu demek oluyor ki, ikisinin de hisseleri borsalarda alınıp satılıyor .To znaczy, że akcje obu firm są przedmiotem handlu na giełdzie
Bu demek oluyor ki, ikisinin de hisseleri borsalarda alınıp satılıyor .両社の株式は取引されています。 ナスダック、ニューヨーク証券取引所 または他の取引市場で上場されています。
Bu denklemlerin her ikisinin grafiğini çizelim.Заедно те са спечелили 50$.
Bu durumda zaman 2. sürat, ikisinin de kendi sürati.이 문제에서 시간은 2에요 속도는 각각 구할 수 있고요.
Bu durumda zaman 2. sürat, ikisinin de kendi sürati.I den her situation er tiden 2. Hastigheden er gennemsnitshastigheen for den enkelte person.
Bu durumda zaman 2. sürat, ikisinin de kendi sürati.W naszym przypadku, czas to 2. Mamy prędkość każdej osoby.
Bu durumda zaman 2. sürat, ikisinin de kendi sürati.В тази ситуация времето е 2. Темпото е скоростта на всеки от хората.
Bu fonksiyon, yani bu ifade, diğer ikisinin arasında.A tato funkce, tento výraz stojí mezi nima.
Bu fonksiyon, yani bu ifade, diğer ikisinin arasında.E questa funzione, questa espressione, è compressa tra le altre due.
Bu fonksiyon, yani bu ifade, diğer ikisinin arasında.I ta funkcja, to wyrażenie jest pomiędzy tymi dwoma.
Bu fonksiyon, yani bu ifade, diğer ikisinin arasında.그리고 이 함수, 이 식이 지금 두 함수 사이 사이에 위치하죠
Bu fonksiyon, yani bu ifade, diğer ikisinin arasında.Und diese Funktion, dieser Ausdruck ist in zwischen den beiden.
Bu fonksiyon, yani bu ifade, diğer ikisinin arasında.Y esta función, esta expresión, es en entre los dos.
Bu fonksiyon, yani bu ifade, diğer ikisinin arasında.Και σε αυτήν τη συνάρτηση, η έκφραση αυτή, μεταξύ των δύο.
Bu fonksiyon, yani bu ifade, diğer ikisinin arasında.והפונקציה הזו, הביטוי הזה, הוא נמצא בין השתיים.
Bu fonksiyon, yani bu ifade, diğer ikisinin arasında.وهذا الاقتران، هذه العبارة، تقع بين الاثنتين
Bu, her ikisinin de pozitif olduğu durum.이 경우는 두개 모두 양수인 경우입니다
Bu, her ikisinin de pozitif olduğu durum.Questa e' la situazione dove entrambi sono positivi.
Bu, her ikisinin de pozitif olduğu durum.Това е ситуацията, когато и двете са положителни.
Bu, her ikisinin de pozitif olduğu durum.هذه هي الحالة التي يكون كل منهما موجبان
Bu, her ikisinin de pozitif olduğu durum.または、彼ら両方が 0 未満にするつもりです。
Bu hileli bir bozuk para. Nedeni ise, ikisinin de belli bir gelme olasılığı var.C'est une pièce truquée, et la raison est, bon, chacune d'elles peuvent venir avec une certaine probabilité.
Bu hileli bir bozuk para. Nedeni ise, ikisinin de belli bir gelme olasılığı var.Det er en snyde-mønt, og grunden er, jo-- hver af dem dukker op med en vis sandsynlighed.
Bu hileli bir bozuk para. Nedeni ise, ikisinin de belli bir gelme olasılığı var.È una moneta truccata, e il motivo è, beh, ogni risultato viene con una certa probabilità.
Bu hileli bir bozuk para. Nedeni ise, ikisinin de belli bir gelme olasılığı var.Ez egy jelölt érme, az ok pedig, hogy, mindkét oldal bizonyos valószínűséggel fordul elő.
Bu hileli bir bozuk para. Nedeni ise, ikisinin de belli bir gelme olasılığı var.Je to nepoctivá mince, a důvodem je, že každá strana má určitou pravděpodobnost.
Bu hileli bir bozuk para. Nedeni ise, ikisinin de belli bir gelme olasılığı var.Je to zmanipulovaná minca, a dôvodom je, že obe strany majú istú pravdepodobnosť.
Bu hileli bir bozuk para. Nedeni ise, ikisinin de belli bir gelme olasılığı var.Това е заредена монета, и причината е, ами всяка страна се пада с определена вероятност.
Bu iki çizgi aynı. İkisinin de düz çizgiler olarak kabul ettik.Tohle by měl být válec, a kdyby byl průhledný, viděli byste tuto zadní stranu.
Bu ikisinin arasındaki fark, bu vektörden şu vektöre t'ye göre ne kadar hızlı değişildiğini gösteriyor.Това ми е кривата
Bu ikisinin arasındaki fark.Das ist der Unterschied zwischen den beiden.
Bu ikisinin arasındaki fark.Tohle je rozdíl mezi dvěma.
Bu ikisinin arasındaki fark.Αυτή είναι η διαφορά των δύο.
Bu ikisinin arasındaki fark.この現在価値は、もしあなたが、割引率で割ったら、
Bu ikisinin aynı görünmesine rağmen farklı iki kavram olduğundan haberleri yok.이 둘은 똑같아 보이지만, 대부분의 경우 거의
Bu ikisinin aynı görünmesine rağmen farklı iki kavram olduğundan haberleri yok.הם לא מבינים שהם נשמעים זהים,
Bu ikisinin aynı görünmesine rağmen farklı iki kavram olduğundan haberleri yok.إنهم لا يفهمون أن هذه الأشياء تبدو واحدة ,
Bu ikisinin aynı görünmesine rağmen farklı iki kavram olduğundan haberleri yok.全くといってよいほど違うことを分かっていないのです
Bu ikisinin aynı olduğunu kontrol edebilirsiniz. -그리고 여러분이 직접 보일수도 있죠
Bu ikisinin aynı olduğunu kontrol edebilirsiniz. -Sami si můžete vyzkoušet, že tamto a toto je to samé.
Bu ikisinin aynı olduğunu kontrol edebilirsiniz. -Y ustedes mismos pueden verificar que eso es la misma cosa como que esa.
Bu ikisinin aynı olduğunu kontrol edebilirsiniz. -ويمكنك ان تتحقق بنفسك ان هذا يعادل ذلك
Bu ikisinin aynı şey olduğunu düşünüyorum.Afirm că ambele sunt practic același lucru.
Bu ikisinin aynı şey olduğunu düşünüyorum.Fenntartom, hogy a szófa és tömeg szörfölés lényegében ugyanaz.
Bu ikisinin aynı şey olduğunu düşünüyorum.Für mich sind Couchsurfing und Crowdsurfing im Grunde das Gleiche.
Bu ikisinin aynı şey olduğunu düşünüyorum.Ik houd ze beide in ere, ze komen feitelijk op hetzelfde neer.
Bu ikisinin aynı şey olduğunu düşünüyorum.Jag menar att couchsurfing och crowdsurfing är ungefär samma sak.
Bu ikisinin aynı şey olduğunu düşünüyorum.Je suis convaincue que le couchsurfing et le slam sont en fait la même chose.
Bu ikisinin aynı şey olduğunu düşünüyorum.제게는 남의 집에서 잠자기와 대중에게 몸을 맡기는 일은 매한가지입니다.
Bu ikisinin aynı şey olduğunu düşünüyorum.Mantengo que el couchsurfing y el crowdsurfing son básicamente lo mismo.
Bu ikisinin aynı şey olduğunu düşünüyorum.Mielestäni niissä on kyse samasta asiasta.
Bu ikisinin aynı şey olduğunu düşünüyorum.Moim zdaniem couchsurfing i crowdsurfing to w zasadzie identyczne przeżycie.