Ama bence öğrendiğimiz en önemli şey bu ikisinin birbirlerinden farklı olduğu.Pääopetus, minkä olemme oppineet, on, että ne ovat hyvin erilaisia.
Ama bence öğrendiğimiz en önemli şey bu ikisinin birbirlerinden farklı olduğu.Selon moi, la leçon principale que nous ayons apprise, c'est que ces deux entités sont très différentes.
Ama bence öğrendiğimiz en önemli şey bu ikisinin birbirlerinden farklı olduğu.Şi cred că lecţia principală pe care am învăţat-o, este faptul că sunt realmente diferite.
Ama bence öğrendiğimiz en önemli şey bu ikisinin birbirlerinden farklı olduğu.Và bài học lớn nhất mà tôi nghĩ rằng chúng tôi đã học được, đó là chúng rất khác nhau.
Ama bence öğrendiğimiz en önemli şey bu ikisinin birbirlerinden farklı olduğu.Y la principal lección que creo que hemos aprendido, es que son realmente diferentes.
Ama bence öğrendiğimiz en önemli şey bu ikisinin birbirlerinden farklı olduğu.Και το κύριο δίδαγμα που νομίζω πως πήραμε, είναι ότι είναι πραγματικά διαφορετικοί.
Ama bence öğrendiğimiz en önemli şey bu ikisinin birbirlerinden farklı olduğu.И главный урок, я думаю, который мы усвоили, это то, что они действительно очень отличаются друг от друга.
Ama bence öğrendiğimiz en önemli şey bu ikisinin birbirlerinden farklı olduğu.И основният урок, който мисля, че сме научили, е, че те са наистина различни.
Ama bence öğrendiğimiz en önemli şey bu ikisinin birbirlerinden farklı olduğu.ואני סבור שהמסר המרכזי שלמדנו, הוא שהם מאוד שונים.
Ama bence öğrendiğimiz en önemli şey bu ikisinin birbirlerinden farklı olduğu.والدرس الرئيسي الذي أعتقد أننا تعلمناه، هو أنهما مختلفتان حقاً.
Ama bence öğrendiğimiz en önemli şey bu ikisinin birbirlerinden farklı olduğu.ある人の人生の満足度を測る事はできても そこから その人が
Ama bu, her ikisinin de tamamen yanlış olduğu durumunu değiştirmiyor(gülüşmeler)Aber das verhindert nicht, dass beide völlig falsch sind.
Ama bu, her ikisinin de tamamen yanlış olduğu durumunu değiştirmiyor(gülüşmeler)Ale nie oznacza to, że obie nie mogą być całkowicie fałszywe. (Śmiech)
Ama bu, her ikisinin de tamamen yanlış olduğu durumunu değiştirmiyor(gülüşmeler)Ale to jim nebrání v tom, aby byly obě naprosto mylné. (Smích)
Ama bu, her ikisinin de tamamen yanlış olduğu durumunu değiştirmiyor(gülüşmeler)Dar asta nu le împiedică pe ambele să fie complet false. (Râsete).
Ama bu, her ikisinin de tamamen yanlış olduğu durumunu değiştirmiyor(gülüşmeler)De ez nem akadálya annak, hogy teljesen hamisak legyenek. (Nevetés)
Ama bu, her ikisinin de tamamen yanlış olduğu durumunu değiştirmiyor(gülüşmeler)하지만 그렇다고 두 사실 모두를 완전히 틀린 것으로 간주해서는 안 됩니다. (웃음)
Ama bu, her ikisinin de tamamen yanlış olduğu durumunu değiştirmiyor(gülüşmeler)Maar dat weerhoudt hen niet om allebei volslagen verkeerd te zijn. (Gelach)
Ama bu, her ikisinin de tamamen yanlış olduğu durumunu değiştirmiyor(gülüşmeler)Mais ça ne les empêche pas d'être toutes les deux complètement fausses. (Rires)
Ama bu, her ikisinin de tamamen yanlış olduğu durumunu değiştirmiyor(gülüşmeler)Ma questo non impedisce ad entrambe di essere completamente false. (Risate)
Ama bu, her ikisinin de tamamen yanlış olduğu durumunu değiştirmiyor(gülüşmeler)Mas isso não impede que ambas sejam totalmente falsas. (Risos)
Ama bu, her ikisinin de tamamen yanlış olduğu durumunu değiştirmiyor(gülüşmeler)Nhưng điều này không có nghĩa là cả hai không hoàn toàn sai (Tiếng cười)
Ama bu, her ikisinin de tamamen yanlış olduğu durumunu değiştirmiyor(gülüşmeler)Pero eso no las libra a ambas de ser completamente falsas. (Risas)
Ama bu, her ikisinin de tamamen yanlış olduğu durumunu değiştirmiyor(gülüşmeler)To ale nebráni tomu, aby boli obe tieto myšlienky totálne nepravdivé. (smiech)
Ama bu, her ikisinin de tamamen yanlış olduğu durumunu değiştirmiyor(gülüşmeler)Αλλά αυτό δεν εμποδίζει και τα δύο στο να είναι ΕΝΤΕΛΩΣ ΕΣΦΑΛΜΕΝΑ.
Ama bu, her ikisinin de tamamen yanlış olduğu durumunu değiştirmiyor(gülüşmeler)Но това не им пречи да бъдат и двете абсолютно погрешни. (Смях)
Ama bu, her ikisinin de tamamen yanlış olduğu durumunu değiştirmiyor(gülüşmeler)Хотя это абсолютно не значит, что обе эти мысли не могут быть в корне неверны. (смех)
Ama bu, her ikisinin de tamamen yanlış olduğu durumunu değiştirmiyor(gülüşmeler)אבל זה לא מפריע לשניהם להיות לגמרי לא נכונים. (צחוק)
Ama bu, her ikisinin de tamamen yanlış olduğu durumunu değiştirmiyor(gülüşmeler)ولكن لا يمنع أن يكونا الأمرين زائفين بشكل كلي. (ضحك)
Ama bu, her ikisinin de tamamen yanlış olduğu durumunu değiştirmiyor(gülüşmeler)(笑) どちらも間違っています
Ama bu ikisinin özelliklerine bakarsak, zevk; zamana, nesneye ve yere bağlıdır.Avšak, ak sa dívate na charakteristiky týchto dvoch, pôžitok závisí od času, od objektu, od miesta.
Ama bu ikisinin özelliklerine bakarsak, zevk; zamana, nesneye ve yere bağlıdır.Dar, dacă analizaţi caracteristicile acestor două concepte, plăcerea depinde de timp, de obiectul său, de loc.
Ama bu ikisinin özelliklerine bakarsak, zevk; zamana, nesneye ve yere bağlıdır.Jeśli przyjrzymy się ich cechom, przyjemność zależy od czasu, obiektu i miejsca.
Ama bu ikisinin özelliklerine bakarsak, zevk; zamana, nesneye ve yere bağlıdır.Jos tutkimme näiden ominaispiirteitä, mielihyvä riippuu ajasta, kohteesta ja paikasta.
Ama bu ikisinin özelliklerine bakarsak, zevk; zamana, nesneye ve yere bağlıdır.하지만, 이 둘의 성격을 가만히 살펴보면, 쾌락은 시간과 장소, 그리고 대상에 의해 좌지우지됨을 알 수 있습니다.
Ama bu ikisinin özelliklerine bakarsak, zevk; zamana, nesneye ve yere bağlıdır.Ако погледнете отличителните белези на двете, удоволствието зависи от момента, от обекта, от мястото.
Ama bu ikisinin özelliklerine bakarsak, zevk; zamana, nesneye ve yere bağlıdır.Посмотрим на свойства каждого. Удовольствие обусловлено временем, объектом, местом.
Ama bu ikisinin özelliklerine bakarsak, zevk; zamana, nesneye ve yere bağlıdır.אבל, אם תסתכלו על המאפיינים של שני אלה, תענוג תלוי בזמן, תלוי במושאו, תלוי במקום.
Ama bu ikisinin özelliklerine bakarsak, zevk; zamana, nesneye ve yere bağlıdır.لكن , لو نظرتم إلى خصائص كل منهما , النشوة تتوقف على الوقت , تتوقف على الغرض , أو على المكان .
Ama bu ikisinin özelliklerine bakarsak, zevk; zamana, nesneye ve yere bağlıdır.喜びは 時間 目的 場所に左右されます その本質は変わりうるものです
Ama ikisinin de müşteri sorunlarını çözüp kazanım sağlaması gerektiğini unutmayın.Ale pamiętaj o tym, że te obie formy muszą rozwiązywać bolączki i przynosić korzyści twoim klientom.
Ama ikisinin de müşteri sorunlarını çözüp kazanım sağlaması gerektiğini unutmayın.하지만 양자 모두 고객의 편익과 고충 해결이 우선이라는 걸 명심하세요
Ama ikisinin de müşteri sorunlarını çözüp kazanım sağlaması gerektiğini unutmayın.Pero recuerden, los dos tienen que resolver problemas y generar beneficios para su consumidor.
Ama ikisinin de müşteri sorunlarını çözüp kazanım sağlaması gerektiğini unutmayın.Але запам'ятайте, що обидві вони повинні вирішувати всі проблеми для вашого клієнта.
Ama ikisinin de müşteri sorunlarını çözüp kazanım sağlaması gerektiğini unutmayın.لكن تذكر كلتا المعرفتين يجب أن تحل مشكلات العميل.
Ama onları gizlice dinleyen Merve de bu bilgiyi istiyor ve ikisinin mesajlarına ulaşabilir. . .Ale špiónka Eve chce tyto informace také a je schopna zachytit jejich zprávy.
Ama onları gizlice dinleyen Merve de bu bilgiyi istiyor ve ikisinin mesajlarına ulaşabilir. . .Cela les oblige à se transmettre des informations privées à distance.
Ama onları gizlice dinleyen Merve de bu bilgiyi istiyor ve ikisinin mesajlarına ulaşabilir. . .Dock, en tjuvlyssnare som heter Eve vill ha dessa information med, och orkar avlyssna deras meddelanden.
Ama onları gizlice dinleyen Merve de bu bilgiyi istiyor ve ikisinin mesajlarına ulaşabilir. . .Je tam ale Eva, ktorá ich odpočúva, ktorá tiež chce tieto informácie a je schopná zachytiť ich správy.
Ama onları gizlice dinleyen Merve de bu bilgiyi istiyor ve ikisinin mesajlarına ulaşabilir. . .그러나 이브라는 도청자가 있습니다 이 정보를 원하고 있죠. 그리고 메시지를 가로챌 능력도 가지고 있습니다
Ama onları gizlice dinleyen Merve de bu bilgiyi istiyor ve ikisinin mesajlarına ulaşabilir. . .Naja, eine Spionin namens Eve möchte diese Information auch und kann ihre Nachricht abfangen.
Ama onları gizlice dinleyen Merve de bu bilgiyi istiyor ve ikisinin mesajlarına ulaşabilir. . .Totusi, cineva pe nume Eve vrea de asemenea aceasta informatie si are abilitatea de a le intercepta mesajele.
Ama onları gizlice dinleyen Merve de bu bilgiyi istiyor ve ikisinin mesajlarına ulaşabilir. . .אבל אווה, "המצותתת", מעוניינת במידע הזה אף היא ובאמצעותה כלים לצותת למידע העובר ביניהם.
Ama onları gizlice dinleyen Merve de bu bilgiyi istiyor ve ikisinin mesajlarına ulaşabilir. . .على كل هناك متصنتة اسمها ايف وهي ترغب في الحصول على تلك المعلومات ولديها القدرة على اعتراض رسائلهما
Ama onları gizlice dinleyen Merve de bu bilgiyi istiyor ve ikisinin mesajlarına ulaşabilir. . .二人のあいだで、その通話を 盗聴しようとしています。 そこでアリスは
Ampirik formülünüzün bu ikisinin oranı olurdu.Czyli twój empiryczny wzór pokazuje stosunek ilości tych dwu.
Ampirik formülünüzün bu ikisinin oranı olurdu.Die Summenformel ist also das Verhältnis der beiden.
Ampirik formülünüzün bu ikisinin oranı olurdu.Jadi rumus empiris Anda adalah rasio dari dua.
Ampirik formülünüzün bu ikisinin oranı olurdu.그래서 여러분의 실험식은 그 두 물질간의 비율일 것입니다.
Ampirik formülünüzün bu ikisinin oranı olurdu.Portanto, sua fórmula empírica é a relação entre os dois.