Her iki köpek uykuda.Both dogs are asleep.
Onlar koridorda iki numarada.They're in aisle two.
Onu ben iki yıl önce bir yerde gördüm.I saw her somewhere two years ago.
Seni son gördüğümden beri iki yıl geçti.Two years have passed since I last met you.
O iki kez sözünden döndükten sonra ona hâlâ güveniyor musun?Do you still trust him after he broke his promise twice?
İlk bakışta bu iki otobüs birbirine benziyor.The two buses resemble each other at first glance.
Her ikisi de hayattalar.Both are alive.
Onlar otobüsten indiler ve sıcak güneşte iki kilometre yürüdüler.They got out of the bus and walked two kilometres in the hot sun.
Gemide iki kadın vardı.There were two women on board.
Caddede oynayan iki çocuk vardı.There were two children playing on the street.
Aşk iki kişi arasındaki büyümeye başladı.Love began to grow between the two.
Bu ikisinin görüşü arasında büyük bir uçurum vardı.There was a great gap between the views of the two.
O ikisinden daha çalışkan olanıdır.He is the more diligent of the two.
Bu, iki kişi için oldukça çok şey gibi görünüyor.That looks like an awful lot for two people.
Siz ikiniz gitmeye hazır mısınız?Are both of you ready to go?
Onların her ikisi de çok heyecanlı.They are both very excited.
Lütfen bugünden itibaren iki hafta içerisinde tekrar gel.Please come again two weeks from today.
O iki hafta içinde iyileşecek.He will get better in two weeks.
Bizim iki hafta boyunca tek bir damla yağmurumuz olmadı.We have not had a single drop of rain for two weeks.
Kendimi aniden kötü hissettiğim sırada, iki saattir çalışıyordum.I had been working for two hours when I suddenly felt sick.
Ben iki saat içinde döneceğim.I'll be back within two hours.
Sadece iki saat uyudum. Uykusuz olduğuma şaşmamalı.I slept only two hours. No wonder I'm sleepy.
Saat iki uçağını kaçırdım.I missed the two o'clock plane.
Biz saat ikide geç bir öğle yemeği yedik.We had a late lunch at two.
Mola vermeden saat ikiden beri yazı yazıyorum.I have been writing since two o'clock without a break.
Saat ikiden beri sizi bekliyorum.I've been waiting for you since two o'clock.
Yangında iki ev yandı.Two houses were burned down in the fire.
Üst katta iki yedek odamız var, bunlardan hiçbiri yıllardır kullanılmıyor.We have two spare rooms upstairs, neither of which has been used for years.
Nehrin iki mil yukarısında bir köprü var.There is a bridge two miles upstream.
O, yaklaşık iki mildir.It's about two miles.
On altının dördüncü dereceden kökü ikidir.Two is the fourth root of sixteen.
İki kere iki dört eder.Twice two is four.
Kimse bir defada iki şeyi yapamaz.Nobody can do two things at once.
Lütfen iki aylık kira depozitosu öde.Please pay a deposit of two month's rent.
2020 yılına kadar, bu şehrin nüfusu iki katına çıkmış olacak.By the year 2020, the population of this city will have doubled.
Geçen yıl iki yüz kişi koleradan öldü.Two hundred people died of cholera last year.
Yapraklar iki veya üç hafta içinde kızaracak.The leaves will turn red in two or three weeks.
Bir yıl on iki aya sahiptir.A year has twelve months.
Bir yılda on iki ay vardır.A year has twelve months.
Bir yılın on iki ayı vardır.A year has twelve months.
Bir ya da iki gün içinde Tokyo manzaralarını yapmak imkansız.It's impossible to do the sights of Tokyo in a day or two.
Herkes bir ya da iki kez başarısız olur.Everybody fails once or twice.
Bir tanesine gücüm yeter fakat ikisine değil.I can afford one, but not both.
On iki kişinin oturması için yeterince sandalye var mı?Are there enough chairs to seat 12 people?
On iki müzisyen bir topluluk oluşturdu.Twelve musicians constitute the society.
On iki yaşındayken nehri yüzerek geçebiliyordum.I could swim across the river when I was twelve.
On iki yıl bir köpek için yaşlıdır.Twelve years is old for a dog.
O, on iki yaşındayken sesi kırıldı.His voice broke when he was twelve.
On iki, çift bir sayıdır.Twelve is an even number.
Saat 11'den sonra misafirler ikişer ve üçer ayrılmaya başladı.After 11 o'clock the guests began to leave by twos and threes.
Ondan iki çıkarırsan sekiz kalır.Subtract two from ten and you have eight.
Ondan iki çıkarsa sekiz kalır.Two from ten leaves eight.
100 metreyi on iki saniyede koşabilir.He can run 100 meters within twelve seconds.
On iki saniyede 100 metre koşabilir.He can run 100 meters within twelve seconds.
“O kaç yaşında?” “On iki yaşında.”"How old is she?" "She is twelve years old."
"Buradan istasyona ne kadar uzak?" "Yaklaşık iki mil.""How far is it from here to the station?" "It is about two miles."
İspanyolların iki tane soyadları vardır.Spaniards have two surnames.
Erkek kardeşim benden iki yaş büyük ve üç santimetre daha kısa.My brother is two years older than I, but he is three centimeters shorter.
Ağabeyim benden iki yaş büyüktür.My brother is two years older than I am.
Kardeşlerin her ikisi de dışarıdalardı.Both the brothers were out.