Pico, Tanrı'nın yaratmış olduğu güzel ve sırlı kâinatı idrak edebilecek bir varlık arzuladığını ileri sürdü.Pico afirmó que Dios deseaba un ser capaz de comprender el universo, hermoso y complicado, que había creado.
Pico, Tanrı'nın yaratmış olduğu güzel ve sırlı kâinatı idrak edebilecek bir varlık arzuladığını ileri sürdü.Pico beweerde dat God nood had aan een wezen dat zijn mooie en complexe universum kon begrijpen.
Pico, Tanrı'nın yaratmış olduğu güzel ve sırlı kâinatı idrak edebilecek bir varlık arzuladığını ileri sürdü.Pico khẳng định Chúa muốn có 1 giống loài có thể hiểu được vẻ đẹp và sự phức tạp của vũ trụ mà Ngài tạo ra.
Pico, Tanrı'nın yaratmış olduğu güzel ve sırlı kâinatı idrak edebilecek bir varlık arzuladığını ileri sürdü.Pico sądził, że Bóg pragnie bytu zdolnego do zrozumienia wspaniałego wszechświata, który stworzył.
Pico, Tanrı'nın yaratmış olduğu güzel ve sırlı kâinatı idrak edebilecek bir varlık arzuladığını ileri sürdü.Пико твърдял, че Бог искал същество, способно да разбира красивата и сложна Вселена, която е създал.
Pico, Tanrı'nın yaratmış olduğu güzel ve sırlı kâinatı idrak edebilecek bir varlık arzuladığını ileri sürdü.Пико утверждал, что Бог хотел создать существо, способное постичь красоту Вселенной, которую он сотворил.
Pico, Tanrı'nın yaratmış olduğu güzel ve sırlı kâinatı idrak edebilecek bir varlık arzuladığını ileri sürdü.פיקו טען שאלוהים רצה בישות שיכולה להבין את היופי והמורכבות את היקום שהוא יצר.
Pico, Tanrı'nın yaratmış olduğu güzel ve sırlı kâinatı idrak edebilecek bir varlık arzuladığını ileri sürdü.وادعى بيكو أن الله أراد مخلوقاً قادرا على استيعاب جمال و تعقيد الكون كما خلقه.
Pico, Tanrı'nın yaratmış olduğu güzel ve sırlı kâinatı idrak edebilecek bir varlık arzuladığını ileri sürdü.自分が創造した 美しく 複雑な宇宙を理解できる 生き物が欲しかったという それが人間の創造につながり
Tam olarak öyle olmasa bile, meditasyon ile de bu tür bir idraksal değişim çokça yaşanmaktadır.Ačkoli to není totéž. Je to změna ve vnímání, která může často připomínat určitý meditativní prožitek.
Tam olarak öyle olmasa bile, meditasyon ile de bu tür bir idraksal değişim çokça yaşanmaktadır.C'est un saut cognitif, qui peut très souvent produire ce type d'expérience méditative.
Tam olarak öyle olmasa bile, meditasyon ile de bu tür bir idraksal değişim çokça yaşanmaktadır.مع أنه ليس هكذا تماما، إنه نقلة معرفية تنتج عادة هذا النوع من التجربة التأملية
Ve bizim sağlık hizmeti adına en temel isteklerimizi idrak etme inancı, yeteneği ve etkisiyle ayrılıyorlar.그들이 떠날때 쯤엔 확신과, 능력, 그리고 능률로 건강복지를 위한 가장 기본적인 염원을 깨닫게 되죠.
Ve bizim sağlık hizmeti adına en temel isteklerimizi idrak etme inancı, yeteneği ve etkisiyle ayrılıyorlar.ועוזבים עם הידיעה, היכולת והיעילות לממש את השאיפות הבסיסיות שלנו למערכת הבריאות.
Ve bizim sağlık hizmeti adına en temel isteklerimizi idrak etme inancı, yeteneği ve etkisiyle ayrılıyorlar.ويغادرون مع القناعة، والقدرة والكفاءة في تحقيق احتياجاتنا الأساسية و تطلعاتنا للرعاية الصحية.
Ve bizim sağlık hizmeti adına en temel isteklerimizi idrak etme inancı, yeteneği ve etkisiyle ayrılıyorlar.最も基本的な理想を実現する為の 信念と能力と実力を身につけて ここを卒業していきます これらの人々はすでに何千人も存在しているのです
Ve sonrasında olan şey idrakımız daralmıyor genişliyor yani그러면 우리의 의식은 줄어드는 것이 아니고 오히려 확장되어
Ve sonrasında olan şey idrakımız daralmıyor genişliyor yaniY lo que sucede, en esos casos, no es que la conciencia se contrae, todo lo contrario, se expande.
Ve sonrasında olan şey idrakımız daralmıyor genişliyor yaniמה שקורה הוא לא שהמודעות שלנו מתכווצת, אלא היא מתרחבת,
Ve sonrasında olan şey idrakımız daralmıyor genişliyor yaniفما يحدث عندئذ أن وعينا لا يضيق، بل يتسع،
Ve sonrasında olan şey idrakımız daralmıyor genişliyor yani広がっていく感じ パリで過ごす3日間が
Ve yetişkinlerin dikkat ve idrakı bir sahne ışığı gibi duruyor.A atenção e consciência dos adultos funciona como um foco.
Ve yetişkinlerin dikkat ve idrakı bir sahne ışığı gibi duruyor.A felnőtt figyelme és tudatossága olyasmi mint a reflektorfény.
Ve yetişkinlerin dikkat ve idrakı bir sahne ışığı gibi duruyor.Atentia si constiinta in adulti e ca un fel de punct luminos.
Ve yetişkinlerin dikkat ve idrakı bir sahne ışığı gibi duruyor.Dan perhatian dan kesadaran orang dewasa seperti sebuah titik sorot cahaya.
Ve yetişkinlerin dikkat ve idrakı bir sahne ışığı gibi duruyor.E l'attenzione e la coscienza degli adulti sono un po' come un riflettore.
Ve yetişkinlerin dikkat ve idrakı bir sahne ışığı gibi duruyor.Et l'attention et la conscience de l'adulte ressemble à une sorte de projecteur.
Ve yetişkinlerin dikkat ve idrakı bir sahne ışığı gibi duruyor.I uwaga dorosłych oraz świadomość wygląda jak światło reflektora.
Ve yetişkinlerin dikkat ve idrakı bir sahne ışığı gibi duruyor.성인의 주의력과 의식은 마치 일종의 스포트라이트 같아 보입니다.
Ve yetişkinlerin dikkat ve idrakı bir sahne ışığı gibi duruyor.La atención y la conciencia de los adultos se parece a un reflector.
Ve yetişkinlerin dikkat ve idrakı bir sahne ışığı gibi duruyor.lijkt op een schijnwerper.
Ve yetişkinlerin dikkat ve idrakı bir sahne ışığı gibi duruyor.Og voksnes opmærksomhed og bevidsthed ligner lidt et spotlys.
Ve yetişkinlerin dikkat ve idrakı bir sahne ışığı gibi duruyor.Pozornost a vědomí dospělých vypadají tak trochu jako bodový reflektor.
Ve yetişkinlerin dikkat ve idrakı bir sahne ışığı gibi duruyor.Pozornosť a vedomie dospelého vyzerajú trochu ako svetlo baterky.
Ve yetişkinlerin dikkat ve idrakı bir sahne ışığı gibi duruyor.Pozornost in zavest odraslega izgledata kot žaromet.
Ve yetişkinlerin dikkat ve idrakı bir sahne ışığı gibi duruyor.Sự chú ý và ý thức của người lớn giống như một đốm sáng.
Ve yetişkinlerin dikkat ve idrakı bir sahne ışığı gibi duruyor.Und die Aufmerksamkeit und das Bewusstein von Erwachsenen sieht irgendwie aus wie ein Scheinwerfer.
Ve yetişkinlerin dikkat ve idrakı bir sahne ışığı gibi duruyor.Vuxnas uppmärksamhet och medvetande fungerar ungefär som en spotlight.
Ve yetişkinlerin dikkat ve idrakı bir sahne ışığı gibi duruyor.Η προσοχή και η επίγνωση των ενηλίκων είναι σαν τον προβολέα.
Ve yetişkinlerin dikkat ve idrakı bir sahne ışığı gibi duruyor.Внимание и сознание взрослого человека напоминает прожектор.
Ve yetişkinlerin dikkat ve idrakı bir sahne ışığı gibi duruyor.При тях вниманието и осъзнаването изглежда като светлина от прожектор.
Ve yetişkinlerin dikkat ve idrakı bir sahne ışığı gibi duruyor.Увага й усвідомлення дорослого виглядають наче прожектор.
Ve yetişkinlerin dikkat ve idrakı bir sahne ışığı gibi duruyor.המודעות ותשומת הלב של המבוגרים נראים כמו סוג של אלומת אור.
Ve yetişkinlerin dikkat ve idrakı bir sahne ışığı gibi duruyor.فوعي الشخص البالغ وإدراكه يبدو نوعا ما كضوء كشاف مسلط.
Ve yetişkinlerin dikkat ve idrakı bir sahne ışığı gibi duruyor.スポットライトのようなものです 大人が何か関連のあることや
Yani çok yoğun, amaca yönelik bir idrakımız var.Ca urmare, dispunem de un fel de atentie foarte localizata pe motivele noastre.
Yani çok yoğun, amaca yönelik bir idrakımız var.Chúng ta có một sự chú ý rất tập trung, có mục đích.
Yani çok yoğun, amaca yönelik bir idrakımız var.Jadi, kita mempunyai perhatian yang sangat fokus, terarah.
Yani çok yoğun, amaca yönelik bir idrakımız var.그래서 우리는 매우 집중하고 목적에 따라 주의를 기울이게 됩니다.
Yani çok yoğun, amaca yönelik bir idrakımız var.Máme teda veľmi sústredený, cieľavedomý druh pozornosti.
Yani çok yoğun, amaca yönelik bir idrakımız var.Máme tedy velmi zaměřenou pozornost orientovanou na cíl.
Yani çok yoğun, amaca yönelik bir idrakımız var.Nous avons donc un type d'attention très concentré, et centré sur un but.
Yani çok yoğun, amaca yönelik bir idrakımız var.Por lo tanto, tenemos una atención muy enfocada, dirigida a un propósito.
Yani çok yoğun, amaca yönelik bir idrakımız var.Quindi abbiamo un'attenzione molto focalizzata e guidata da uno scopo.
Yani çok yoğun, amaca yönelik bir idrakımız var.Så vi har en meget fokuseret, formålsdreven form for opmærksomhed.
Yani çok yoğun, amaca yönelik bir idrakımız var.Så vi har en väldigt fokuserad, ändamålsinriktad uppmärksamhet.
Yani çok yoğun, amaca yönelik bir idrakımız var.Tehát igen erősen fókuszált, céltudatos figyelmünk van.
Yani çok yoğun, amaca yönelik bir idrakımız var.Temos portanto uma atenção muito focada, voltada para um propósito.
Yani çok yoğun, amaca yönelik bir idrakımız var.Torej imamo zelo osredotočeno in namensko vrsto pozornosti.
Yani çok yoğun, amaca yönelik bir idrakımız var.We hebben dus een heel geconcentreerde, op het doel gerichte aandacht.