Bu sadece yazılı müziğin icrasından ibarettir; yorumlamak yok."Det handlar om att spela den skrivna musiken. Ingen tolkning."
Bu sadece yazılı müziğin icrasından ibarettir; yorumlamak yok."E doar executarea muzicii scrise, fără vreo interpretare."
Bu sadece yazılı müziğin icrasından ibarettir; yorumlamak yok."Es geht nur um die Ausführung der Musik, so wie sie geschrieben ist, nicht um Interpretation."
Bu sadece yazılı müziğin icrasından ibarettir; yorumlamak yok."Ez csak az írott zene kivitelezése, nem az értelmezése."
Bu sadece yazılı müziğin icrasından ibarettir; yorumlamak yok."Het is alleen de uitvoering van de uitgeschreven muziek, zonder interpretatie."
Bu sadece yazılı müziğin icrasından ibarettir; yorumlamak yok."Ini hanya eksekusi dari musik yang tertulis, tidak ada interpretasi."
Bu sadece yazılı müziğin icrasından ibarettir; yorumlamak yok."Jsme tu kvůli realizaci napsané hudby, ne kvůli interpretaci."
Bu sadece yazılı müziğin icrasından ibarettir; yorumlamak yok."적혀있는 음악을 연주할 뿐이야. 해석은 없어."
Bu sadece yazılı müziğin icrasından ibarettir; yorumlamak yok."Se trata sólo de ejecutar la música escrita, no de interpretación".
Bu sadece yazılı müziğin icrasından ibarettir; yorumlamak yok."To tylko wykonanie zapisanej muzyki, bez interpretowania."
Bu sadece yazılı müziğin icrasından ibarettir; yorumlamak yok."Είναι απλά η εκτέλεση της γραμμένης μουσικής, όχι ερμηνεία".
Bu sadece yazılı müziğin icrasından ibarettir; yorumlamak yok."А само за изпълнението на писана музика, никакви интерпретации."
Bu sadece yazılı müziğin icrasından ibarettir; yorumlamak yok."Это только исполнение уже написанной музыки, а не ее интерпретация".
Bu sadece yazılı müziğin icrasından ibarettir; yorumlamak yok."זו רק ההוצאה לפועל של המוזיקה הכתובה, ללא פרשנות.
Bu sadece yazılı müziğin icrasından ibarettir; yorumlamak yok."انها فقط تنفيذ للموسيقى المكتوبة ".بلا أى ترجمة
Genç müzisyenlerin pratik yapmaktan çok, icra etmesini teşvik edin.Alienten a los jóvenes músicos a jugar, más que a practicar.
Genç müzisyenlerin pratik yapmaktan çok, icra etmesini teşvik edin.Bátorítsuk a fiatal zenetanulókat, hogy többet játszanak, mint gyakoroljanak.
Genç müzisyenlerin pratik yapmaktan çok, icra etmesini teşvik edin.- Encoragem os músicos jovens a tocar, mais do que a praticar.
Genç müzisyenlerin pratik yapmaktan çok, icra etmesini teşvik edin.Encouragez les jeunes musiciens à jouer plus que ce qu'ils ne pratiquent.
Genç müzisyenlerin pratik yapmaktan çok, icra etmesini teşvik edin.Ermutige junge Musiker dazu, mehr zu spielen, als sie üben.
Genç müzisyenlerin pratik yapmaktan çok, icra etmesini teşvik edin.Încurajaţi-i pe micii muzicieni să se joace, în loc să exerseze.
Genç müzisyenlerin pratik yapmaktan çok, icra etmesini teşvik edin.Khích lệ nhạc sỹ trẻ chơi nhiều hơn là tập.
Genç müzisyenlerin pratik yapmaktan çok, icra etmesini teşvik edin.어린 음악가들이 연습보단 연주하게 독려해 주세요.
Genç müzisyenlerin pratik yapmaktan çok, icra etmesini teşvik edin.Moedig jonge muzikanten aan meer te spelen dan te oefenen.
Genç müzisyenlerin pratik yapmaktan çok, icra etmesini teşvik edin.Ενθαρρύνετε τους νέους μουσικούς να παίζουν περισσότερο απ' όσο εξασκούνται.
Genç müzisyenlerin pratik yapmaktan çok, icra etmesini teşvik edin.Насърчавайте младите музиканти да свирят повече, отколкото да се упражняват.
Genç müzisyenlerin pratik yapmaktan çok, icra etmesini teşvik edin.Пусть начинающие музыканты играют больше, чем упражняются.
Genç müzisyenlerin pratik yapmaktan çok, icra etmesini teşvik edin.עודדו מוזיקאים צעירים לנגן יותר מאשר הם מתאמנים.
Genç müzisyenlerin pratik yapmaktan çok, icra etmesini teşvik edin.「練習」ではなく 「演奏」を楽しませること
Haciz, icra dairesinin gelirinizin bir kısmına borç ödemesi için el koyma hakkının olması demektir.La saisie signifie que les autorités ont le droit de prélever une partie de vos revenus pour payer la dette.
Haciz, icra dairesinin gelirinizin bir kısmına borç ödemesi için el koyma hakkının olması demektir.Ulosotto tarkoittaa sitä, että viranomaisella on oikeus ottaa osa tuloistasi velkojen maksuun.
Haciz, icra dairesinin gelirinizin bir kısmına borç ödemesi için el koyma hakkının olması demektir.Utmätning betyder att myndigheten har rätt att ta en del av dina inkomster för betalning av skulder.
Haciz, icra dairesinin gelirinizin bir kısmına borç ödemesi için el koyma hakkının olması demektir.Это означает, что данный орган будет вправе взыскать часть ваших доходов на погашение долга.
Haciz, icra dairesinin gelirinizin bir kısmına borç ödemesi için el koyma hakkının olması demektir.هيئة التحصيل والجباية تعني أن السلطات لديها الحق في أخذ جزء من دخلك لدفع الديون.
Hangi ben onur başkanı olması her yasa ile ortak olduğu şehirde icra dairesi어떤 내가 영광 머리 있어야 다른 모든 법의 공통점입니다 시내의 집행 사무실
Hangi ben onur başkanı olması her yasa ile ortak olduğu şehirde icra dairesiВ общих с любой другой закон органов офис в городе оборудованная в минуту
Hangi ben onur başkanı olması her yasa ile ortak olduğu şehirde icra dairesiУ спільних з будь-якої іншої закон органів офіс в місті обладнана в хвилину
Hangi ben onur başkanı olması her yasa ile ortak olduğu şehirde icra dairesiשיש לי את הכבוד להיות בראש הוא במשותף עם כל דין אחר משרד האכיפה בעיר
Hangi ben onur başkanı olması her yasa ile ortak olduğu şehirde icra dairesiالذي يشرفني أن يكون رئيس هو مشترك مع كل قانون آخر مكتب إنفاذ في مدينة
Hangi ben onur başkanı olması her yasa ile ortak olduğu şehirde icra dairesi他のすべての法と共通である 市内の執行機関 分に装備
Hayatım boyunca pratik olarak hukuk mesleğini hiç icra etmedim. Buna izin verilmemişti zaten.Jeg har aldrig udøvet jura en gang i mit liv; jeg fik mere eller mindre ikke lov til det.
Hayatım boyunca pratik olarak hukuk mesleğini hiç icra etmedim. Buna izin verilmemişti zaten.Nie praktykowałem prawa nawet przez jeden dzień w życiu, w zasadzie mi nie pozwolili.
Hayatım boyunca pratik olarak hukuk mesleğini hiç icra etmedim.Cả đời tôi chưa bao giờ hành nghề luật được một ngày
Hayatım boyunca pratik olarak hukuk mesleğini hiç icra etmedim.Egy napig sem dolgoztam jogi területen.
Hayatım boyunca pratik olarak hukuk mesleğini hiç icra etmedim.En ole päivääkään toiminut lakimiehenä.
Hayatım boyunca pratik olarak hukuk mesleğini hiç icra etmedim.Ich habe keinen einzigen Tag in meinem Leben als Anwalt praktiziert.
Hayatım boyunca pratik olarak hukuk mesleğini hiç icra etmedim.Ik heb geen dag het beroep van advocaat uitgeoefend.
Hayatım boyunca pratik olarak hukuk mesleğini hiç icra etmedim.Je n'ai pas pratiqué le droit un seul jour de ma vie.
Hayatım boyunca pratik olarak hukuk mesleğini hiç icra etmedim.저는 법률 업무를 하지는 않았습니다.
Hayatım boyunca pratik olarak hukuk mesleğini hiç icra etmedim.Non ho mai praticato legge in vita mia.
Hayatım boyunca pratik olarak hukuk mesleğini hiç icra etmedim.Nu am practicat dreptul nici măcar o zi din viaţa mea.
Hayatım boyunca pratik olarak hukuk mesleğini hiç icra etmedim.Nunca exerci Direito um único dia na minha vida.
Hayatım boyunca pratik olarak hukuk mesleğini hiç icra etmedim.Nunca he ejercido Leyes en mi vida.
Hayatım boyunca pratik olarak hukuk mesleğini hiç icra etmedim.Právní praxi jsem nevykonával ani den.
Hayatım boyunca pratik olarak hukuk mesleğini hiç icra etmedim.Právnu prax som nevykonával ani deň.
Hayatım boyunca pratik olarak hukuk mesleğini hiç icra etmedim.Saya tak pernah jadi praktisi hukum sehari pun seumur hidupku.
Hayatım boyunca pratik olarak hukuk mesleğini hiç icra etmedim.Δεν εξάσκησα τη δικηγορία ούτε μέρα στη ζωή μου.
Hayatım boyunca pratik olarak hukuk mesleğini hiç icra etmedim.Никога не съм практикувал право - нито ден през живота си.
Hayatım boyunca pratik olarak hukuk mesleğini hiç icra etmedim.Я ані дня не займався юридичною практикою.
Hayatım boyunca pratik olarak hukuk mesleğini hiç icra etmedim.Я ни дня не занимался юридической практикой.